Bildiğimizin hepi topu birer bilmeceydi. Saatlerdir birbirimize aynı bilmeceyi sorup her defasında cevabı mahsus bilemiyorduk. Gülmekten bir hal olmuştuk. O kadar çok güldük ki gözlerimizden yaş geldi.
Gülmeyi en az birbirimizi sevdiğimiz kadar çok seviyorduk.
Her seferinde o birdenbire cevabı bildi. Hiç tereddüt etmeden ben de.
Gülümsemelerimizin yüzlerimizde bıraktığı çizgilerle kös kös oturup kalmıştık. Dalında kararmış birer zeytin tanesi gibi duran simsiyah göz bebeklerini yüzme dikti.
Baktı baktı;
"Bilmek hiç eğlenceli değil." dedi.
Sayfa 88 - Ötüken Neşriyat