Sława Harasymowicz

Sława Harasymowicz

Çizer
9.2/10
42 Kişi
·
94
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Sława Harasymowicz
Unvan:
Çizer
Doğum:
Polonya
Sława Harasymowicz, Londra’da yaşayan Polonyalı bir sanatçıdır. Projelerinin arasında 2012 yılında yayımlanan The Wolf Man’in (Kurt Adam, Sigmund Freud’un en ünlü vakasının çizgi romanı) ardından, Londra’da bulunan Freud Müzesi’ndeki tek kişilik sergi ve Krakow Entografya Müzesi’ndeki tek kişilik sergi (2014) yer alır. Arts Foundation Bursu’nu (2008) ve Victoria ve Albert Müzesi Çizim Ödülü’nü (2009) kazanmıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
80 syf.
·1 günde·9/10
Odamın en sevdiğim ikinci nesnesine bakarak yazıyorum bu incelemeyi (ilki tabii ki de kütüphanem). Beyaz çerçeve içinde 1000 birbirine benzer parçanın özenle ve büyük bir titizlikle birleştirilip yerini aldığı bir Starry Night. (Elbette arka planda; https://www.youtube.com/watch?v=oxHnRfhDmrk). Tam yatağımın karşısına asılmış, ışık yansır da göremem diye mat cam ile camlanmış bir tablo. Yaptığım 4. 1000 parçalık eserdi. Belki de en zoruydu fakat en kısa sürede bitirdiğimdir kendileri. Hediye olarak geldiğinde “ne kadar şanslıyım” diye düşünmüştüm. Öyle ya, yüreğimin rengini bilenler var. İşte öyle çok seviyorum Starry Night’ı. Sahiden de yüreğimin rengini yansıttığını düşünüyorum. Sadece Starry Night değil elbette, Van Gogh’un ellerinden çıkan tablolara karşı ayrı bir hayranlığım var. Sanatın özellikle bu dalıyla –aslına bakarsanız genel olarak hiçbir dalıyla- ilgili çok bilgim olmasa da.

Sevgili Van Gogh benim için bu kadar kıymetli iken Loving Vincet’ı da kaçıramazdım elbette. Filme girmeden önce “madem bugünü Van Gogh günü ilan ettim, uzun zamandır aklımda olan İşte Van Gogh’u da alayım da eşlik etsin bana filmi izlerken” diye düşündüm. Ne de iyi yapmışım. Müthiş bir arkadaş oldu bana. (Bu arada film de tek kelime ile harikaydı!) İşte Van Gogh ile tanışma hikâyemiz de böylece gelişmiş oldu. Van Gogh, delilik sınırlarında yaşasa da her daim hayata ayak uydurmaya çalışan, içindeki öfkenin kurbanı olan yüce bir ruh bana göre. Zira güçsüz insanlara karşı müthiş bir empati duyduğu da bir gerçek. Hayata çok keskin bakmıyor mu sizce de? O renklerin dansını görebiliyor doğadaki. Doğayı okuyabiliyor. Bu bile yeterli değil midir tek başına?

Kitapta, sevgili Van Gogh’un hayatının önemli noktalarına vurgu yapılıyor. Uzun ve sıkıcı bir biyografi olarak değil, herkesin ilgisini çekebilecek şekilde hazırlanmış. Bol miktarda resimlendirme mevcut. Ki kendi resimlerinden de seçkiler yapılmış. Bu resimler hakkında kendi görüşleri verilmiş, elbette büyük çoğunluğu Theo’ya yazdığı mektuplardan öğrenilmiş. Keşke bu kadar çabuk bitmeseydi diye düşündüm. Daha çok resim hakkında daha çok şey öğrenmek isterdim doğrusu. 1 puan kırmamın tek sebebi de budur tabii. Filmi izlerken, kitabı okurken sık sık düşündüm. Acaba Van Gogh bugün cüzdanlarda, telefon kılıflarında, mouse altlıklarında, kalemliklerde kendi eserlerini görseydi (ki mesela hepsi bende mevcut) ne düşünürdü acaba?
80 syf.
·34 günde·10/10
Kitabı bitirdikten sonra kapaktaki Van Gogh resmine baktım uzun süre.
Van Gogh'un hayatı, resimleri, fikirleri, hisleri anca bu kadar sade ve içten bir dille anlatılabilirdi.
İçeriğindeki tablolar, illüstrasyonlar, ressama ait sözler ve dahası... Kesinlikle güzel bir kitap ve yayınevininde hakkını teslim etmek gerekir ki bu denli kaliteli kitapları bizlere kazandırıyorlar.(Hepkitap yayınevi sadece Van Gogh değil Caravaggio, Goya gibi ünlü birçok ressamı anlatan kitapları da benzer anlayışla aslından çevirmiştir)
Kitap güzeldi. İlgilenenler zaten biliyordur ancak bilmeyenler için bir film ve bir şarkı tavsiye edeceğim.
-"Loving Vincent"https://m.sinemalar.com/...web/movieInfo/233988
Film bittikten sonra herkes toparlanırken, koltuğuma çivilenip akan yazıları uzun uzun baktım. Filmde Van Gogh'un kendisi yok ancak onu pekte tanımayan birinin (Armand) onu keşfetmesi ve öğrendiklerinden sonra duyduğu şefkat duygusu anlatılıyor. Filmin sonunda tam anlamıyla Armand oluyorsunuz.
-Don Mclean&Vincent https://youtu.be/oxHnRfhDmrk
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Van Gogh'un eserleri bilinir - özellikle de Yıldızlı Gece'si - ama hayatı da çoğu kişi tarafından ilgi çekici bulunur. Ben de bu grubun içindeyim örneğin. Yoğun duyguları, kulağını kesmesi, kendi isteğiyle akıl hastanesinde yatması, intiharı ve o melankolisi, yalnızlığı... Bu kitapta onun hayatı, kardeşlerine ve arkadaşlarına yazdığı mektuplar hariç ünlü eserleri ve bu eserler hakkında yazılar var ve inanın onları okuyunca daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü herkesin bir eserden çıkarttığı farklı anlamlar olabiliyor ama peki sanatçı ne hissetmiş? Neyi yansıtmaya çalışmış? Bence çok güzel bir kitaptı ama yine de biraz daha detaylı olabilirdi diye düşünüyorum.
80 syf.
·Beğendi·10/10
Vincent Van Gogh'un yaşam öyküsünü anlatan bu kitap çok güzel tasarlanmış.İçerik olarak sanatçının eserleri ve ruhsal durumu da iyi işlenmiş.Akıcı ve etkileyici. Bu kitapla birlikte Loving Vincent filmini izlemenizi de tavsiye ederim.
80 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bi sıralar deli gibi bir sanat kitabı okumak, o tablolarda anlatılmak isteneni, aslında ressamın ne hissederek onları yaptığını anlamak istiyordum. İşte serisinin bu kitaplarını görünce evet bu kitapları almalıyım dedim. Daha önce hiç bu tarz okumadığım için kalın sıkıcı bi kitap yerine bu eğlenceli kitapları okumamın daha kolay olacağını düşündüm. Okuduktan sonra doğru seçim yaptığımı anladım. Kitap çok güzeldi. Bi çırpıda okunup biten çok akıcı bir kitaptı. Hemde benim gibi sıfır seviyede sanat bilgisi olan birisi için gayet anlaşılır cinstendi. Van Gogh'u sadece 'sanatçı' olarak değil, 'insan' olarak da ele almış olmaları benim çok hoşuma gitti. Van Gogh'u tanıdıkça ona o kadar üzüldüm ki anlatam. 5 Haziran'da Theo'ya yazdığı "Günler akşam yemeği sipariş etmek dışında kimseyle tek bir kelime konuşmadan geçiyor." cümlesi bile ne kadar yalnız olduğunu gösteriyor. Bu yalnızlığa, duygusal çöküşlere, yaşadığı buhranlara rağmen hep zihni açıkken resim yapması, sanata olan saygı ve sevgisinin en büyük göstergesi. Bugün dünyanın en iyi ressamlarından biri olarak gösteriliyorsa sebebi budur bence. Keşke şuan ki ününü görebilseydi. Yaşadığı tüm sıkıntılara değeceğini bilseydi..:(
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Hem biyografi okumak hem de yan tarafta gösterilen tabloların hangi şartlarda çizildiğini görmek gerçekten de aydınlatıcı oluyor. Ayrıca illüstrasyonlar da çok başarılı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sława Harasymowicz
Unvan:
Çizer
Doğum:
Polonya
Sława Harasymowicz, Londra’da yaşayan Polonyalı bir sanatçıdır. Projelerinin arasında 2012 yılında yayımlanan The Wolf Man’in (Kurt Adam, Sigmund Freud’un en ünlü vakasının çizgi romanı) ardından, Londra’da bulunan Freud Müzesi’ndeki tek kişilik sergi ve Krakow Entografya Müzesi’ndeki tek kişilik sergi (2014) yer alır. Arts Foundation Bursu’nu (2008) ve Victoria ve Albert Müzesi Çizim Ödülü’nü (2009) kazanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 94 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 62 okur okuyacak.