Son Cengiz Aydın

Son Cengiz Aydın

Yazar
7.0/10
34 Kişi
·
107
Okunma
·
11
Beğeni
·
4812
Gösterim
Adı:
Son Cengiz Aydın
Unvan:
Yazar
Doğum:
Samsun, Türkiye, 1973
Bin dokuz yüz yetmiş üç yılında, dağların kalbe ve denize paralel uzandığı Karadeniz’in duygulu şehirlerinden Samsun’da doğdum. Harfleri tanımaya başladığımdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Patron veya yönetici durumundaki insanların, somurtarak ve dudak bükerek yaptıkları söylemlere eyvallah etmeyerek, ceketimi alıp işi bıraktığım için birçok sektörde iş denemelerim oldu. Bu denemelerin bana katacağı şeyleri zamanla öğrenecek, rest çekmenin bir varoluş olduğu sivri azınlığın yaşam boyu altın kart üyesi olacaktım. Yıllar geçti… Üniversiteden dolayı tecilli olan askerliğimin tecilini ani bir kararla kaldırdım. Dört senede uzattığım, belimde ve maşallahı olan atkuyruğu saçlarımı dört dakikada kestirdikten sonra, bahriyeli er olarak donanmamızın güzide gemilerinden birinde on sekiz ay görev yaptım. Çay bardağına değen kaşık sesi ile ayrılık sonrası sessizliğin ulvi olduğuna inanırım. Atları sebepsiz, kertenkeleleri kertenkele oldukları için severim… Matematiğin bünyeme iyi gelmediğini dokuz yaşında keşfettim. Çarpım tablosunu altılardan sonrasını bilmem…

Çarpım tablosu da benim dokuz yaşımdan sonrasını bilmez. Bu bilinmeyenlerimizle mutluyuz. Üç defa iflas ettim ve ticaretin bana uygun olmadığını anladım. Ortaokulda yazdığım sürrealist bir kompozisyondan dolayı; Türkçe öğretmenimin azarlaması ve disipline göndermekle tehdit etmesinden itibaren yazmayı karşılıksız seviyorum. Sürekli güz yazılar yazıyor, kösele deriden masklar yapıyor, itina ile hüzün biriktiriyorum. Domates kabuğundan gül yapanlara da acayip özeniyorum. Beni ya sevdiler ya nefret ettiler, ortam hiç olmadı… Bu ortasızlığı seviyorum. An itibarı ile yüzde altmış beş dazlak, yüzde otuz beş kelim… Bazı kaynaklara göre de yüzde yüz amatör insan.
Kırıldıkça kendine batar insan.Yolları ayaklarına dolanır.Kalbinden beynine cenazeler kaldırılır, namazsız.
Kırıldıkça anlar insan; Herkesin mavisi farklı, siyahı tereddüttür...
Göz siyahı siyahın bağıran yasıyla birleştiğinde uçurum olur.
Yıllardır ayağı kırılan atları besliyorum aklımın ahırlarında .Tekrar koşamayacaklar biliyorum. Bunu kimsenin anlamasını da beklemiyorum... Umut böyle bir şey.
Çay içeriz, şansımız varsa yağmur da yağar. Damlalara huzur yüklemece oynarız, benim damlam seninkini alnından öper. Güzel şeyler olur. Belki de aşk bizi sever, sen gel bence...
176 syf.
·Puan vermedi
Hüzünlü Bir Ponçik ve Beni Neden Sevmedin kitaplarına benziyor.Sevmenin,gitmenin zorluğundan ve kırıldığımızda ise hiçkimseye belli etmediğimizi anlstıyor.Keyifli okumalar.
176 syf.
·Beğendi·9/10
Penceresinden kısa perdeli bir evde çoçukluk geçirenlerin adamlığı erken başlar ve eksilmek baba mirasıdır.. İyidir sakalı erken beyazlayan adamların kuru gürültülere sırtlarını dönmeleri..
.......................................................................................................................................................

Yazarın biyografisi

Adı:
Son Cengiz Aydın
Unvan:
Yazar
Doğum:
Samsun, Türkiye, 1973
Bin dokuz yüz yetmiş üç yılında, dağların kalbe ve denize paralel uzandığı Karadeniz’in duygulu şehirlerinden Samsun’da doğdum. Harfleri tanımaya başladığımdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Patron veya yönetici durumundaki insanların, somurtarak ve dudak bükerek yaptıkları söylemlere eyvallah etmeyerek, ceketimi alıp işi bıraktığım için birçok sektörde iş denemelerim oldu. Bu denemelerin bana katacağı şeyleri zamanla öğrenecek, rest çekmenin bir varoluş olduğu sivri azınlığın yaşam boyu altın kart üyesi olacaktım. Yıllar geçti… Üniversiteden dolayı tecilli olan askerliğimin tecilini ani bir kararla kaldırdım. Dört senede uzattığım, belimde ve maşallahı olan atkuyruğu saçlarımı dört dakikada kestirdikten sonra, bahriyeli er olarak donanmamızın güzide gemilerinden birinde on sekiz ay görev yaptım. Çay bardağına değen kaşık sesi ile ayrılık sonrası sessizliğin ulvi olduğuna inanırım. Atları sebepsiz, kertenkeleleri kertenkele oldukları için severim… Matematiğin bünyeme iyi gelmediğini dokuz yaşında keşfettim. Çarpım tablosunu altılardan sonrasını bilmem…

Çarpım tablosu da benim dokuz yaşımdan sonrasını bilmez. Bu bilinmeyenlerimizle mutluyuz. Üç defa iflas ettim ve ticaretin bana uygun olmadığını anladım. Ortaokulda yazdığım sürrealist bir kompozisyondan dolayı; Türkçe öğretmenimin azarlaması ve disipline göndermekle tehdit etmesinden itibaren yazmayı karşılıksız seviyorum. Sürekli güz yazılar yazıyor, kösele deriden masklar yapıyor, itina ile hüzün biriktiriyorum. Domates kabuğundan gül yapanlara da acayip özeniyorum. Beni ya sevdiler ya nefret ettiler, ortam hiç olmadı… Bu ortasızlığı seviyorum. An itibarı ile yüzde altmış beş dazlak, yüzde otuz beş kelim… Bazı kaynaklara göre de yüzde yüz amatör insan.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 107 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 68 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları