Stephen W. Hawking

Stephen W. Hawking

Yazar
8.6/10
2.623 Kişi
·
8bin
Okunma
·
1.343
Beğeni
·
15,7bin
Gösterim
Adı:
Stephen W. Hawking
Tam adı:
Stephen William Hawking
Unvan:
İngiliz Fizikçi, Evrenbilimci, Astronom, Teorisyen ve Yazar
Doğum:
Oxford, İngiltere, Birleşik Krallık, 8 Ocak 1942
Ölüm:
Cambridge, İngiltere, Birleşik Krallık, 14 Mart 2018
Çocukluğu ve eğitim yılları

Hawking sekiz yaşındayken, Kuzey Londra'dan 20 mil uzaktaki St Albans'a gitti. 11 yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti. Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Hawking daha sonra kozmoloji (evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge'e gitti. O zamanlar Oxford'da evren bilimiüzerine çalışma yoktu. Cambridge'de danışman olarak Fred Hoyle'u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College'de profesör asistanı oldu. 1973'de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra HawkingUygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979'dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669'da Isaac Newton'a verilmişti. Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein'ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Hastalığından sonraki yaşamı

Stephen Hawking 1960'ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking'i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim adamı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Şu anda Hawking, bilimsel uğraşlarında ve günlük yaşantısında çevresinden veailesinden büyük destek almaktadır. Konuşmak istediği anda, elindeki elekronik aleti sıkarak, sandalyesine bağlı özel bilgisayarının ekranına, dakikada ortalama 10 kelimeyi sıralayabilmektedir. Bu sessiz konuşan dehanın, özel bilgisayarının hafızasında yaklaşık 2600 kelime bulunmaktadır. Böylece herhangi bir kelimeyi söylemek istediğinde ekrana yazabilmektedir. Sağlıklı insanların konuşmalarında kullandığı kelime sayısı da 2500 civarındadır. Dolayısıyla Hawking, duygularını ifade etmede kelime sıkıntısı çekmemektedir.

Stephen Hawking kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isimdir. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi'ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar da sattı. Hawking, hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturmaktadır. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking'e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna, süper kütle çekiminden süpersimetriye, kuantum teorisinden M-Kuramı’na ve bütünsel beyin algılanımına kadar evrenin bilinen en kışkırtıcı sırlarına kapı aralayan kitap, Einstein’in “Genel Görelelik Kuramı” ile Richard Feynman'ın çoklu geçmiş düşüncesini birleştirerek evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye çalışıyor. Okur, kitabı bir bilimsel eser olarak algılayabileceği gibi, rahatlıkla bir bilim–kurgu romanı gibi de değerlendirebilir. Hawking'in “karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisi” buna imkân tanımaktadır. 2012'de “Büyük Tasarım” adlı kitabını da çıkartmıştır. Kitaplarında genellikle bir Yaradan'ın varlığını inkar eden Stephen Hawking, Her Şeyin Teorisi (Birleştirilmiş Alan Kuramı)’ne ulaşıldığı zaman, kainat’ın yaratım sürecinde, ‘Tanrı’ kavramına ihtiyaç olmadığını da net bir dille ifade etse de daha sonraları Kanal D Londra Temsilcisi Ayşegül Ekinci'nin röportajında, ilk kez Tanrı'ın varlığını kabul etti. Röportaj sırasında sorulan bir soruya Hawking'in çalışma ekibinin de şaşırdığı görüldü. Hawking, Tanrı ile ilgili sorulan soruya "Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları'nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez..." cevabını verdi.

Stephen Hawking, Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilmektedir. 12 onur derecesi almıştır. 1982'de CBE ile ödüllendirilmiş, bundan başka birçok madalya ve ödül almıştır. Royal Society'nin ve National Academy of Sciences (Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi) üyesidir.

Stephen Hawking yazdığı çocuk kitaplarıyla birlikte çocukları etkileyip onları evrenbilime yanaştırmıştır. Yazdığı kitaplar çocukların hayal dünyasını da genişletmiştir.
Dünyanın temelinde yatan düzeni anlamayı çok istiyoruz. Bugün bile neden burada olduğumuzu ve nereden geldiğimizi bilmeye can atıyoruz. İnsanlığın bilgi için duyduğu bu en derindeki arzu, sürekli arayışımız için yeterli gerekçeyi sağlıyor. Amacımız, içinde yaşadığımız evreni eksiksiz tanımlamaktan başka bir şey değil
Gelin dünyadaki her bir kadın ve erkeğin sağlıklı yaşam sürme olanağına sahip olması, fırsatlar ve sevgiyle dolu güvenli bir yaşam sürmesi için mücadele verelim. Bizler birlikte geleceğe doğru yolculuk yapan birer zaman yolcusuyuz. Gelin geleceği hepimizin ziyaret etmek isteyeceği bir yer yapmak için birlikte çalışalım.
Afrika' nın merkezindeki Boshongo insanlarına göre başlangıçta yalnızca karanlık, su ve büyük Tanrı Bumba vardı. Bir gün Bumba karın ağrısıyla acı içindeyken Güneşi kustu. Güneş var olan suyun bir kısmını kurutup geriye toprak bıraktı. Hâlâ acı içinde olan Bumba bu sefer, Ay'ı( gezegen ), yıldızları ve ardından leopar, timsah, kaplumbağa ve en nihayetinde de insan gibi bazı hayvanları kustu.
"Bir kurbanın, eğer ki istiyorsa, kendi yaşamına son verme hakkı olmalıdır. Ancak bence bu büyük bir hatadır. Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman yapabileceğiniz bir şeyler vardır. Mutlaka başarabileceğiniz bir şeyler vardır. Yaşamın olduğu yerde, umut da vardır."
255 syf.
·Puan vermedi
Ortaçağa gidiyoruz...

Kopernik, işkenceye uğruyor.
Galileo, hapsediliyor.
Lavoisier, idam ediliyor.
Bruno, yakılıyor.

Bu bilim adamları skolastik zihniyet tarafından kurban edilenlerden bazıları...

Daha ilginç olanı ise şu, kendi kendini kurban eden birisi var.En azından ben öyle düşünüyorum.
Francis Bacon.

Bacon, soğuk bir kış gününde, bir tavuğu karla doldurma deneyi yapması sonucu donarak ölmüş...(Zatürre diyenlerde var) Keşke eserlerinde Türkleri kötüleyeceğine, yaptığı deneyine kafasını yoğunlaştırsaydı.

*
Genellikle Yakın Çağ öncesi (1789), batıda vuku bulan bu gelişmeleri bilim tarihi açısından önemli kayıplar olarak nitelendirebiliriz.

Peki Bu yazılanların şuan ne önemi var ?

Önemli olan nokta şu, okuduğum kitapta, bilim adına (fizik, evren, uzay vs) çalışma yapan genellikle bütün bilim adamları nobel veya benzeri ödüllere layık görülmüşler... Yani çalışmaları desteklenmiş.

Bilim tarihin seyri açısından güzel bir olay.

*
Stephen Hawking, Einstein'dan sonra dünyanın en zeki insanı kabul edilip, aynı çağda yaşadığımız en önemli bilim adamıydı. Özellikle yaptığı çalışmalar bilim tarihi açısından çok kıymetlidir.

2013 yılında yazdığı ve “Benim Kısa tarihim” adını verdiği otobiyografisini okuduğumuzda kendi ağzından ‘Zamanın Kısa Tarihi’ kitabının serüvenine ve incelemesine tanıklık etmekteyiz.

Kitap hakkındaki düşüncelerinden bazı pasajları sizlere kendi yorumumla sunmak istiyorum :

Kızının okul masraflarını karşılamak amacıyla evren hakkında popüler bir kitap yazma düşüncesi 1982 yılına dayanmakta.Kitabın taslağını yayınevlerine sunarken havaalanı kitapçılarında satılacak türde bir kitap olmasını söylüyor,fakat yayınevi temsilcileri bu kitabın akademisyenler ve öğrenciler tarafından iyi satın alınsa'da , beklenen satış patlamasını gerçekleştirecek düzeyde anlaşılır olmadığı öngörüyorlar.Okuyucuların daha iyi anlayabilmesi için zamanla editörler tarafından kendisine bazı yerlerin düzeltilmesi gerektiği belirtiliyor.Hatta dahada önemlisi Kitabın orijinal başlığı' Büyük Patlama’dan Kara Deliklere: Bir Zaman Tarihçesi 'olacakken, editörün bunu 'Zamanın Kısa Tarihi 'olarak değiştirmesi.

Sorunsuz basımı yapıldıktan sonra kitap,

New York Times çok satan listesinde 147 hafta, Londorı Times çok satan listesinde ise 237 hafta gibi rekor bir sürede kalıyor, 40 dile çevrilip ve dünya çapında on milyondan fazla satış yapıyor.

Kitabın amacını ise tek cümleyle özetliyor aslında ‘’ Amacım evrenin tarihini yazmaktı, kendi tarihimi değil ‘’


*
Velhasıl, okuduğumuz kitap, yazarından dolayı çok satılan, sanırım içeriğinden dolayı ise az okunan bir eser.. Dilini çok ağır buldum , ne kadar da yalın bir şekilde konuları ele alsada, uzay, evren, karadelik, kuramlar vs gibi konular hakkında altyapısı olmayanların pek anlayabileceği türden değil. Okurken zorlandım, ama güzel bir deneyim oldu.
*
Kendisine bilime yaptığı katkılardan dolayı minnettarım.
Keyifli okumalar dilerim.
255 syf.
·4 günde·9/10
Tüm dünyada bugüne kadar 10 milyon civarında satış yapan ve bestseller listesine giren ilk fizik kitabı.

Birçok kişi kitabın ilkokul veya lise seviyesinde anlaşılır olduğunu ifade etmişse de kanaatimce bu tespit doğru değildir. Anlaşılması öyle söylendiği kadar da kolay olmayan bir kitaptır. Özellikle görelilik kuramları, parçacık kuramları, kara delikler, solucan delikleri vs. anlatıldığı yerlerde kafa çok karışır. Fizik konusunda alt yapısı olmayan okurların zorlanacağı kısımlar oldukça fazladır. Ancak şu bir gerçek ki, bir bilim kitabına göre dili oldukça yalın ve akıcıdır.

Kolaylıkla başucu kitabı yapılabilir. Uyumadan önce ilaç niyetine bir bölüm okunup gözlerinizi kapadıktan sonra evrenle ilgili bilim kurgu romanlarını aratmayan rüyalar görülebilir.

Yazarı Stephen Hawking'in de açıkça kitapta yazdığı gibi kitabın konusu şudur: "Bizim amacımız çevremizdeki olayları ve kendi varoluşumuzu tam bir biçimde anlayabilmektir."

Sanırım yazarın bu sözünden sonra başka söze gerek kalmıyor. Dünya, yaşam, uzay, galaksi, fizik, din ve dünyanın sonu gibi konulara ilgi duyan okurların mutlaka okuması gereken bir eserdir.
75 syf.
Kitap Stephen Hawking tarafından kaleme alınan bir kitap değil. Kitaptaki metinler Hawking'in BBC'de yayımlanan "The Reith Lectures" serisi için yaptığı konuşmanın yazıya dökülmesinden ibaret...

Kitabın video incelemesini şuradan seyredip bana destek olabilirsiniz: https://youtu.be/MDSHqj1w8qs

Hawking'in BBC'ye verdiği röportaj 28 dakikalık iki bölümden oluşuyor. Bu röportajı şuradan İngilizce olarak dinleyebilirsiniz: https://www.bbc.co.uk/...qrkn9/episodes/guide

Kitabın 80 sayfa basılı olması, sanırım bir yayıncılık oyunu. Zira kitapta Hawking'in kara delikler hakkında yaptığı konuşmanın kapladığı alan yalnızda 24-25 sayfa civarında. Ön söz, Hawking'in metinlerinin arasındaki açıklama metinleri, kitaba ekli görseller, tanıtım fragmanları v.s. çıkartılınca geriye elimize 24-25 sayfalık bir metin kalıyor. Bu metin de ne yazık ki özellikle fizikle ilgisi yalnızca bilim kurgu filmleriyle sınırlı insanlar için, mesela benim için, çok kuramsal ve teknik bir metin. Dolayısıyla da bir fizik öğrencisinin ya da öğretmeninin okuması ile benimki tabii ki farklı olacaktır ve olmuştur. Metinde benim ilgimi çeken konular ise dolayısıyla kendi alanımla ilgili olanlar oldu. Nedir bunlar? Bilim felsefesi, görecelik, Laplace, belirlenimcilik gibi felsefe konuları...

Kitaptan benim not ettiğim en önemli konu kuarklar hakkında geçen ifadelerden oluşuyor. Şöyle ki kuarkların yorumlanamayacağı, çünkü başka bir fizik ortamın varlıkları oldukları ve bizim zihnimizin bizim fizik ortamımıza göre biçimlendiği anlatılıyor. Burada benim de derslerimde sıkça örneklediğim bir konu aklıma geldi ve dolayısıyla ilgimi çekti konu: Başka gezegende hayat ararken bizim gezegendeki koşullara göre arıyoruz. Ya da din felsefesinde bahsi geçen "vahyin mümkün olup olmadığı problemi" gene bu anlamda karşımıza çıkıyor. Çünkü "insan Tanrı ile diyaloğa girebilir mi?" sorunu, tam da burada anlatılan farklı ortamların ve varlık alanlarının varlığını bize veriyor.

Özetle ben kitabı bir çırpıda okudum; zira küçücük bir metin. Fakat üzgünüm ki pek faydalanamadım. Gene de buncacık bir kitaptan derslerimde örnekleyebileceğim en azından bir şey öğrenmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. O da az önce bahsettiğim kuarklar meselesi...

Bir sonraki incelemede görüşmek üzere...
104 syf.
·Puan vermedi
Yıl 2010

Hint yapımı olan ve başrollerini Shahrukh Khan ile Kajol'un paylaşmakta olduğu bu film vizyona girer. İzleyenler zaten bilirler.

güzel bir senaryo,
güzel oyunculuklar, the end.

Aslında anlatılmak istenilen bir sürü mesaj var, benim veya senin anladığımız ama anlamak istemeyenlerin kulaklarına pamuk tıkayıp, kafalarına at gözlüğü taktığı türden.

Dikkatimi çeken ve  okuduğum kitapla bağlantısını kurmak istediğim detay ise, asıl engellerin fiziksel değil düşüncelerimizdeki karanlık saplantıların olmasıdır.

*

Stephen Hawking

Engelli bir bedene hapsolmuş bir dehâ; sadece tek bir kasın oynayabildiği yüzdeki gülümser ifade; evrenin en tuhaf yerlerini keşfe davet eden robotik bir ses.

Bu eserinde kendi kaleminden, kendi yaşantısına eşlik ediyoruz,

Kimi zaman evindeyiz,
Kimi zaman okulda yanyana oturuyoruz.
Kimi zaman kürek takımındayız.
Kimi zaman, konferansta ön sıradayız.

Ülkemiz üzerinden İran'a yolculuk ederken, arkasında oturup konuşmalarına kulak veriyoruz.

Bazen espiri yapıyor gülüyoruz,bazen ailesiyle neşeli anlarına şahitlik ediyoruz.

Bazende sabırsızlıkla hastane önümde sağlık kontrolü sonuçlarını bekliyoruz ...

Kitabın sayfaları biterken, ömür bitiyor aslında Enstantanelere bakıyoruz, bakakalıyoruz

Ve birgün bir televizyon kanalında
son dakika veya alt yazı geçiyor... '

Ünlü fizikçi Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti. İngiliz bilim insanı 20'li yaşlarından günümüze kadar Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığıyla mücadele ediyordu...

Bilim adına geçen' engelsiz'bir ömür...

*
Kendisinden okuduğum üçüncü eser oldu. Sizleride tavsiye ederim.

Hayatını anlatan medyatik yapıtlardan veya biyografilerden ziyade, kendi kaleminden çıkan bu eserden daha fazla haz alacağınızdan şüphem yok.

*

Dünya çok tuhaf bir yer Mandira.
Ne kadar çok anlamaya çalışsam,
o kadar kafam karışıyor.


Keyifli okumalar dilerim
75 syf.
·Puan vermedi
bildiğini zannetme sanrısıdır.

Stephen Hawking

*
Fizik kavramı deyince aklımıza gelenler...

Aklımıza gelen 2 anlamı açıklıyorum.

1.Varlıkların dış görünüşü
2.Okullarda okutulan ders


Yani...

__Vay be, şu adamın fiziğine baksana.

Veya

__V=X/t

V:Hız   X:Zaman   t:yol

Yani hızı bulmak için yolu zamana bölüyoruz.

Oldu bitti, tamamdır...

Eee bu kadar mı...
Tabikide hayır...
Aslında bunlar doğru fakat eksik şeyler...

Neden eksik diyorum, şöyle izah edeyim ;

Stephen Hawking bildiğimiz gibi iyi bir fizikçi. Hatta sadece fizikçi demeyelim..

Atalarımızın çok güzel bir sözü vardır '' Yiğidi öldür ama hakkını yeme''diye.Hem bu sözü  yaşatmak adına, hemde Hawking' i daha iyi tanıyıp, bilime yaptığı katkılarından dolayı minnet duygumuzu göz ardı etmemek için onun iyi bir teorisyen, evrenbilimci,astronom, ve yazar olduğunuda hatırlatmak isterim.

Hawking'le ilgili her şey bir cazibe kaynağıdır: engelli bir bedene hapsolmuş bir dehâ; sadece tek bir kasın oynayabildiği yüzdeki gülümser ifade; evrenin en tuhaf yerlerini keşfe davet eden robotik bir ses.

Onun eserlerini okuduğumda fizik adına bildiğimiz çoğu şeyin okul tahtalarında yazan  formüllerden ibaret olmadığını, bakış açımızı en azından teorik açıdan geliştirmemiz gerektiğini, fiziğin dünyasına farklı perspektiflerden bakmamız gerektiği kanısına varıyorum. Çünkü artık dünya üzerinde yapılan çalışmalar bu doğrultuda ilerleme kaydediyor.

Yani formüllerden, karadeliğe yolculuk.
*
Kendisinden okuduğum ikinci kitap oldu.
Okuduğum ilk eserin incelemesini merak edenler için buraya ekliyorum #68719932

Bu kitabında ise anlatılmak istenilen düşünceleri, teorileri daha iyi anladım diyebilirim, kitabın dilinin oldukça yalın ve akıcı olması işimi kolaylaştırdı. Düşünce kalıplarımızın çok ötesinde farklı ve güzel bilgiler sunmakta. Okumanızı tavsiye ederim.

*

Ayaklarınıza değil, gökyüzüne bakın... gördüğünüz şeylerin mantığını anlamaya çalışın. Evren’in neden var olduğunu düşünün. Meraklı olun."

Stephen Hawking

Keyifli Okumalar Dilerim
Stephen Hawkıng'in dilinden bir çok çeviriyi daha net ve akıcı bir şekilde çeviren Barış Gönülşenin çevirdigi eşsiz bir tat. Herkezin okumasını şiddet ile tavsiye ediyorum.
200 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Stephen Hawking gibi büyük bir dahiyi anlatmadan yapılan bir incelemenin, çok güdük kalacağını söyleyerek incelememe başlamak istiyorum. Yine kitap ile yapacağım inceleme spoiler içerebilir, o yüzden bunu dikkate alarak okumanızı tavsiye ederim. Stephen Hawking, Einstein'den bu yana en parlak fizikçi kabul edilir. Hawking 21 yaşında motor nöron hastalığına yakalanmıştır. Doktorlar tarafından kendisine 2 yıl ömrü kaldığı söylenmesine rağmen , o asla pes etmemiştir. Önce Gonwille ve Cauius College'de öğretim üyesi oldu, daha sonra Newton'un 1663 yılında sahip olduğu kadro olan olan Lucas matematik ve Fizik profesörlüğü ünvanını aldı. Otuz yıl boyunca bu görevi sürdürdü. Çok sayıda onur ödülü aldı. (Bildiğim kadarıyla 12 ödül aldı.) Hawking aynı zamanda Kraliyet Derneği ve Abd Bilim Akademesi üyeliği yapmıştır. Hawking'in yazdığı kitaplardan bazıları ise sırasıyla şunlardır. Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar, Zamanın Kısa Tarihi, Kara Delikler, Büyük Tasarım, Zamanın ve Uzayın Doğası, Zamanın Kısa tarihi , Zamanın Daha Kısa Tarihi , Aforizmalar , Ceviz Kabuğundaki Evren , Benim Kısa Tarihim , Zamanın resimli kısa tarihi. Eğer bilime, fiziğe ilgili iseniz ,evrenin nasıl oluştuğunu merak ediyorsanız yukarıda yazdığım Hawking kitaplarınıda okumanızı tavsiye ederim. Neyse biz dönelim Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar kitabımıza... Hawking bu kitabında şu 10 temel soruya yanıt arıyor.
1. Tanrı var mı ?
2. Herşey nasıl başladı?
3. Evrende bizden başka akıllı yaşam var mı?
4. Geleceği öngörebilir miyiz
5. Bir kara deliğin içinde neler var?
6. Zamanda yolculuk mümkün mü?
7. Dünyada hayatta kalmayı sürdürebilecek miyiz?
8. Uzayda kolonileşmeli miyiz?
9. Yapay zeka bize üstün gelecek mi?
10. Geleceği nasıl şekillendiriyoruz?

Stephen Hawking yukarıdaki soruları yanıtlamadan önce neden büyük sorular sormalıyızı yanıtlamış kitabında. Hawking kendisinin bir bilim insanı olduğunu , fiziğe, kozmolojiye, evrene ve insanlığın geleceğine ilişkin derin bir ilgisi olduğunu ve ailesinin kendisine bilimin bizlere sunduğu pek çok soruyu araştırıp bunlara yanıt aramak için yetiştirildiğini söylüyor. Hawking bir çocuğun yetiştirilmesinde eğitimin ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatıyor. Özellikle Stephen Hawking kuramsal fizik alanında yaptığı çalışmaları asla yeterli görmüyordu. Bu konuda bilim dünyasına , küresel çalışmalara katkı sağlamak istiyordu. Stephen Hawking okulda kendisine arkadaşları tarafından Einstein lakabı takıldığını (ne kadar güzel bir lakap ) ancak ders notlarının çok iyi olmadığını bize söylüyor. Yani demem o ki çocuklarınız okulda dersleri iyi değilse bu onların dahi olmayacağı anlamına gelmiyor. Okulu çok dikkate almayın yani . Çocuğunuzun yeteneklerine bakın. Einstein , Hawking gibi insanları düşünün biraz. Neyse biz dönelim yine incelememize.
Okulda arkadaşları ile tartıştıkları büyük sorulardan biri de evrenin başlangıcı (aslında yanıtını bilime meraklı herkesin merak ettiği soru) ve bu başlangıçta bir Tanrı'nın müdahalesi var mı , yok mu? Stephen Hawking ALS hastalığını öğrendikten sonra ve hastalığı iyice ilerledikten sonra bir süre doktora çalışmalarına ara veriyor. Ancak daha sonra hastalığının ilerlemesi yavaşlayınca, çalışmalarına yeniden başlıyor. "Yaşamın olduğu yerde umut da vardır" diyerek. Asla pes etmiyor ve umudunu kaybetmiyor. Bu sırada yeni tanıştığı ve daha sonra evlendiği Jane ona çok yardımcı oluyor. 1965 yılında evleniyorlar. Stephen Hawking'in bu evlilikten üç çocuğu oluyor. Çocuklarına da her zaman büyük sorular sormayı aşılıyor. 1974 yılında Kraliyet Derneğinin üyesi seçiliyor. Üye seçildiğinde araştırma görevlisi idi. Üç yıl içinde profesörlüğe seçiliyor. Kara delikler üzerine yaptığı çalışma (Hawking Işıması) her şeyin kuramını keşfedeceğimize dair ona umut vermişti. Burada aslında kısaca Hawking Işımasından da bahsetmek isterim." Uzaydaki kara delikler, çok büyük sönmüş yıldızlardır ve çekim güçleri nedeniyle ışığın bile dışarı kaçamadığı kabul edilir. Hawking, evren Büyük Patlama ile oluşurken mikro kara deliklerin meydana geldiğini, bunların az da olsa parçacık ve ışığın kaçmasına izin verdiğini açıklar. Bu nedenle, mikro kara deliklerden çıkan ışınlara Hawking Radyasyonu ya da Hawking Işıması adı verilir."
1979 yılında Newton ile Paul Dirac'ın bulunduğu Lucas matematik profesörlüğüne seçilir ve bu O'nun moralini yükseltmiştir. 1985 yılında Stephen Hawking'in hastalığı iyice ilerlemiştir. Artık konuşamamaktadır Hawking. Ancak Walt Woltosz adında bir bilgisayar uzmanı ona bir bir bilgisayar programı vasıtasıyla tekerlekli sandalyeden, bilgisayar ekranında bulunan bir menüden elinde bulunan bir düğmeye basarak sözcükleri seçmesine olanak sağlıyordu. Daha sonra ise İntel firması tarafından geliştirilen bir sistemle ve gözlüğünde buluna küçük bir sensörün yanak hareketlerini algılaması ile kontrol ettiği acat adında bir program kullanarak konuşmasını sağladı. Stephen Hawking kendisinin sorduğu soruların kendisinde yarattığı heyecanın ve onda yarattığı heyecanı anlayabilmek ve bu yoldaki arayışın onda yarattığı coşkuyu paylaşabilmek, O'nun temel amacıdır. Yani Hawking bu sorulara yanıt bulabilmek ve onları insanlarla paylaşıp ,insanların aydınlanmasını sağlamak istiyor. Tıpkı bir aydın sorumluluğu gibi. Gelelim efendim bu temel sorulara Hawking'in verdiği yanıtlara . Aslında burda hepsini tek tek ,bu soruların yanıtlarını incelemek istemiyorum. Çünkü kitap hakkında ve bu soruların yanıtları hakkında çok bilgi vermiş oluruz. Sadece önemli gördüğüm en önemli iki soruya hepsi de önemli gerçi ama bu ikisinin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu soruların yanıtı aslında bir çok şeyinde anlaşılmasını sağlayabilir. Tanrı var mı ve Herşey Nasıl Başladı? İnsanlığın yüzyıllardır yanıtını aradığı , sorguladığı bir soru aslında. Stephen Hawking aslında net olarak şunu söylüyor. Benim Tanrı ile ( aslında olmadığını gayet net biliyor ve açıklıyor) alıp veremediğim bir şey yok. Herkes istediği şeye inanmakta özgürdür diyor ama ben ne Tanrının ne cennetin, ne de cehennemin olduğuna inanmıyorum. Herşey ama kesintisiz herşey doğa yasaları ile olmuştur diyor. Bu yasaların keşfedilişinin insanoğlunun en büyük başarısı olduğunu söylüyor. Temel soru şudur . " Evrenin başlama şekli , bizim anlayamayacağımız nedenlerden Tanrı tarafından mı seçildi yoksa bir bilim yasası tarafından mı belirlendi ? Ben bilim yasalarına inanırım diyor Hawking . Aslında söylemi gayet net ve açık. Sorulardan biriside şu(benim sorduğum bir soru bu aslında).Eğer başlangıç Tanrı tarafından yaratıldıysa , başlangıç öncesinde bir Tanrı'nın olması gerekmiyor mu? Ya da Tanrı ne zaman doğdu ?(Bu da onu kim yarattı sorusunu akla getirir) bunlara asla bir yanıt bulamazsınız . Hawking bize net olarak evrenin başlangıcını bilim yasaları ile açıklıyor. Evrenin başlangıcının büyük patlama ve kozmik genişleme ile ilgili olduğunu bize net olarak söylüyor. İkinci sorusuna yanıtı ise bize evrenin başlangıcı ile net cevaplar veriyor. Evrenin genişlemesinin keşfi 20. yüzyılda oldu. Bunun keşfi evrenin başlangıcına ait tartışmaları tamamen değiştirdi. Galaksiler günümüzde birbirinden uzaklaşıyorsa geçmişte birbirine daha yakın olmalıdır. Dolayısıyla herşeyin uzaydaki aynı noktada bulunduğu söz konusu zamanda başlamış gibi görünüyor. Stephen Hawking bize evrenin başlangıcını bilim temelinden anlamaya çalışmalıyız diyor. Stephen Hawking ve Roger Penrose Einstein'ın genel görelilik kuramından hareketle , evrenin bir başlangıcı olması gerektiğini gösteren geometrik teoremi kanıtlamayı başardılar. Hawking'e göre matematiksel bir teoreme karşı çıkmak oldukça zordur. Hawking ve Penrose'un teoremleri evrenin bir patlamayla ,eşdeyişle evrenin tamamının ve içindeki herşeyin sonsuz yoğunluktaki tek bir noktaya sıkıştığı , bir uzay zaman tekilliğiyle başladığını gösteriyordu. (bakın buralarda hiç bir Tanrının etkisi yok) Evrenin son derece yoğun bir başlangıcı olduğu fikrini destekleyen gözlemsel bir kanıt 1965 yılında , uzaydaki zayıf mikrodalga alanının keşfedilmesiyle birlikte geldi. Evenin genişlemesiyle ışıma , bugün gözlemlediğimiz sönük kalıntısına gelene dek soğumuştur. Hawking'e göre evrenin başlangıcını anlamak için Genel Görelilik Kuramı ile Belirsizlik İlkesinin birleştirilmesi gerekir. Hawking'in söylediği bir başka şey , evrenin başlangıcına bir olasılık atfetmek gerekir. Dolayısıyla evren , her biri kendi olasılığını içeren çok sayıda olası geçmişe sahip olmalıdır. Evrenin bir çok geçmişe sahip olduğu fikri , halihazırda bilimsel bir gerçek olarak kabul edilmektedir. Bunun mucidi ise Richard Feynman'dır. Feynman'ın fikri geleceği öngörmek adına da iyi çalışır. (Aslında bu soru Hawking'in geleceği öngörebilir miyiz sorusuna da yanıt olabilir .) Bilim adamları günümüzde Feynman'ın Çoklu Geçmişler kuramı ile , Einstein'ın Genel Görelilik Kuramını bir araya getirmeye çalışıyorlar. Hawking'in üzerinde durduğu bir başka önemli kuram ise, M Kuramı. Bütünlüklü bir birleşik kuram için en iyi adayda M kuramı ,evren için oldukça çok sayıda geçmişe izin verir. Bu kuram 5 farklı sicim kuramını birleştirmiştir. 10 yerine 11 boyutlu bir evren resmi ortaya koymuştur. Şu an bilinen 3 boyutlu evrenimizi, çok daha büyük ölçülerde daha fazla boyuttan oluşan bir uzay-zaman içinde dolaşan üç boyutlu bir zar olarak tanımlamaktadır.

Sonuç olarak Hawking'in Büyük Sorulara Kısa yanıtlar kitabını okuyarak O'nun yanıt aradığı soruların aslında çok önemli sorular olduğunu bizleri gayet net bir şekilde sorgulattığını ve aydınlattığını söyleyebiliriz. Eğer bilime, fiziğe , kozmolojiye biraz merakınız varsa ve bu soruların yanıtlarını merak ediyorsanız şiddetle okumanızı tavsiye ederim. İncelemem biraz uzun olsa da bir nebze insanları aydınlatmak görevimizi yerine getirdiğimizi düşünüyorum. Keyifli okumalar.....
255 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Her ne kadar kapak resmi ve basımıyla 'kolay' kitap gibi gözükse de konusu ve anlattıklarıyla 'zor' kitap bence. Ancak bu kesinlikle üslupla alakalı değil. Hatta aksine, içeriğine göre çok anlaşılır, terimlere boğulmadan ayrıca çok da samimi yazılmış bir kitap. Bölümler halinde ilerliyor ve son bölüm anlatılanların toparlanması niteliğinde bir sonuç bölümü. Daha sonra ise fiziğin günümüzdeki konumuna gelmesinde büyük katkısı olan üç önemli adamın kısa biyografisi yer alıyor. En sona ise sözlük eklenmiş.
Peki neden zor?
Kitap betimlemelerle dolu. Ama sandığınız gibi betimlemeler değil. 'Evren, evren olmadan önce nasıldı, sonradan bu haline nasıl geldi, bir yıldız nasıl oluşuyor, yıldızın ölümü nasıl oluyor, bir elektron nasıl davranıyor, evren nasıl genişliyor, ne zaman büzüşüyor, kara deliklere seyehat eden bir astronotun başına neler geliyor, solucan delikleri bizi geçmişe veya geleceğe nasıl götürüyor?' gibi sorulara verilen betimleyici, bilimsel cevaplar. Ancak bu cevaplar gözlemleyemediğimiz olayların, gözlemleyemediğimiz cevapları olunca fizik temeli olmayanlar kitabı okurken zorlanabilir. En azından kitabı okumadan önce klasik-modern fizik, kozmoloji, termodinamik kanunları, antropik ilkeler, atomun yapısının açıklanmasında kullanılan kimya terimleri hakkında az da olsa araştırma yaparsanız çok daha rahat okursunuz diye düşünüyorum. Gerçi ben de modern fiziğin birçok konusunu bilmeme rağmen kitabı tamamen anladığımı söyleyemem ama :)
Onun dışında üslup olsun, anlaşılması zor bir konuyu açıklamak için verilen günlük hayattan örnekler olsun, zaman zaman samimi bir şekilde tanrının sorgulanması olsun, çok değerli bir kitap. Hele bir de modern fiziğe biraz ilginiz varsa tadından okunmaz :)
75 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kara Delikler ve onların yumuşacık saçlarına kısa süreli bir keşif gezisi yapıyor, evrenin bu en merak edilen bilinmezlerini yakından tanımaya çalışıyoruz. Rehberimiz ise Hawking.. Bir dünya not alması da cabası.. Büyük sorular sormadan, büyük cevaplar elde edemeyeceğimizi biliyor, sonsuza dek yok olmadan önce ki kısa bir ana göz kırpıyoruz..
161 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
İlk olarak kitabı,konusuyla değil yazımı,kaynakçası,sözlüğü gibi özellikleriyle değerlendirmek istiyorum.
Yazım ve çevirim olarak başarılı olmuş çünkü önceki Stephen Hawking kitapları gereğinden fazla yazım hatasıyla doluydu.
Kitabın arkasındaki kaynakça da,alınan bilgileri özenle göstermiş.Alfabetik sırada ve kaynakların her sayfası yazılmış.
Sözlük konulması terimlere aşina olmayan veya hiç bilmeyenler için yardımcı olmuş benim fikrimce.Çünkü aradıklarım sözlükte vardı.


Asıl konu olarak kitabın içindeki bilgilere gelirsek eğer verdiğim bütün puanın 9/10 luk kısmı kitap içi bilgilerindendi.M-kuramını Einstein anlatır gibiydi sanki.Evrendeki bütün olayları baştan sona sıralamamışlar ki en akıllıca olay benim için bu sayılabilir.Sondan başa doğru sıralanan bir öykü düşünün.Şu andan geçmişe gitmek gibi.Çünkü nicel bilgiler şu an olarak var elimizde.Bunlardan yola çıkıp büyük patlamaya doğru geri adım atabiliriz.Kitapta da aynı bunun düşüncesi yapılmış.Evrenin şu anki genişlemesinden geriye doğru saran bir öykü gibi düşünün kitabı.
Anlatılan konulardan hoşuma giden diğer bir konu ise şu anki temel kuramların büyük patlamayı anlamaya yararı olmayacağı.Yani genel görelilik vb. Kuramları tek başına artık kullanamayız düşüncesi.Kaldı ki M-kuramı da bunu gösteriyor.Kuantum fiziğini kullanarak olasılıkları göz önünde bulundurmamızı ve çoklu evren kavramıyla görmemizi sağlıyor.Temel kuramları ancak büyük görünümlü nesnelerde kullanabiliriz ama kuantum fiziğiyle,
her nesnenin ve cismin en ufak parçasını görebiliriz.Bu da bizim büyük patlamayla başlayan Evren’in ilk halini gösterebilir.

Daha yazmak istediğim çok şey var ama en mantıklısı bu konuları sizin kitabı alarak anlamanız gerekli benim fikrimce.Kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.Bilim açısından önemli kitaplardan biri.Kesinlikle kütüphanenizde bulunmalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Stephen W. Hawking
Tam adı:
Stephen William Hawking
Unvan:
İngiliz Fizikçi, Evrenbilimci, Astronom, Teorisyen ve Yazar
Doğum:
Oxford, İngiltere, Birleşik Krallık, 8 Ocak 1942
Ölüm:
Cambridge, İngiltere, Birleşik Krallık, 14 Mart 2018
Çocukluğu ve eğitim yılları

Hawking sekiz yaşındayken, Kuzey Londra'dan 20 mil uzaktaki St Albans'a gitti. 11 yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti. Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi. Hawking daha sonra kozmoloji (evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge'e gitti. O zamanlar Oxford'da evren bilimiüzerine çalışma yoktu. Cambridge'de danışman olarak Fred Hoyle'u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College'de profesör asistanı oldu. 1973'de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra HawkingUygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979'dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669'da Isaac Newton'a verilmişti. Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein'ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Hastalığından sonraki yaşamı

Stephen Hawking 1960'ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking'i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim adamı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Şu anda Hawking, bilimsel uğraşlarında ve günlük yaşantısında çevresinden veailesinden büyük destek almaktadır. Konuşmak istediği anda, elindeki elekronik aleti sıkarak, sandalyesine bağlı özel bilgisayarının ekranına, dakikada ortalama 10 kelimeyi sıralayabilmektedir. Bu sessiz konuşan dehanın, özel bilgisayarının hafızasında yaklaşık 2600 kelime bulunmaktadır. Böylece herhangi bir kelimeyi söylemek istediğinde ekrana yazabilmektedir. Sağlıklı insanların konuşmalarında kullandığı kelime sayısı da 2500 civarındadır. Dolayısıyla Hawking, duygularını ifade etmede kelime sıkıntısı çekmemektedir.

Stephen Hawking kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isimdir. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi'ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar da sattı. Hawking, hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturmaktadır. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking'e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna, süper kütle çekiminden süpersimetriye, kuantum teorisinden M-Kuramı’na ve bütünsel beyin algılanımına kadar evrenin bilinen en kışkırtıcı sırlarına kapı aralayan kitap, Einstein’in “Genel Görelelik Kuramı” ile Richard Feynman'ın çoklu geçmiş düşüncesini birleştirerek evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye çalışıyor. Okur, kitabı bir bilimsel eser olarak algılayabileceği gibi, rahatlıkla bir bilim–kurgu romanı gibi de değerlendirebilir. Hawking'in “karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisi” buna imkân tanımaktadır. 2012'de “Büyük Tasarım” adlı kitabını da çıkartmıştır. Kitaplarında genellikle bir Yaradan'ın varlığını inkar eden Stephen Hawking, Her Şeyin Teorisi (Birleştirilmiş Alan Kuramı)’ne ulaşıldığı zaman, kainat’ın yaratım sürecinde, ‘Tanrı’ kavramına ihtiyaç olmadığını da net bir dille ifade etse de daha sonraları Kanal D Londra Temsilcisi Ayşegül Ekinci'nin röportajında, ilk kez Tanrı'ın varlığını kabul etti. Röportaj sırasında sorulan bir soruya Hawking'in çalışma ekibinin de şaşırdığı görüldü. Hawking, Tanrı ile ilgili sorulan soruya "Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları'nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez..." cevabını verdi.

Stephen Hawking, Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilmektedir. 12 onur derecesi almıştır. 1982'de CBE ile ödüllendirilmiş, bundan başka birçok madalya ve ödül almıştır. Royal Society'nin ve National Academy of Sciences (Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi) üyesidir.

Stephen Hawking yazdığı çocuk kitaplarıyla birlikte çocukları etkileyip onları evrenbilime yanaştırmıştır. Yazdığı kitaplar çocukların hayal dünyasını da genişletmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 1.343 okur beğendi.
  • 8bin okur okudu.
  • 635 okur okuyor.
  • 9,2bin okur okuyacak.
  • 506 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları