Stjepan G. Mestrovic

Stjepan G. Mestrovic

Yazar
9.0/10
1 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
216
Gösterim
Adı:
Stjepan G. Mestrovic
Tam adı:
Stjepan Gabriel Meštrović
Unvan:
Amerikalı Profesör, Sosyolog, Yazar
Doğum:
12 Mart 1955
'Özgürlük,köleliktir.'' Özgürlük iyidir,kölelik ise değil. Tüketiciler yüzlerce farklı ürün,seçenek ve fikir arasından istediğini seçmekte özgür olduğu müddetçe, kölelik kaygısı taşımak da ne oluyor?
Disney fenomeni üzerine mevcut akademik literatürde, Disney Dünyası'nın Amerikanın kabesi olduğunu,Marksizmin Disney hayal ürünlerinin tüketimindeki sınıfsal bölünmeyi açıkladığını: Walt Disney'in aile geçmişinin Disney karakterlerinin kurgusal hayatlarındaki tuhaf aile ilişkilerini açıkladığını: Disney Dünyası'nın ebedi çocukluk arzusu ve sorumluluktan kurtulma gibi Amerikan değerlerinin ütopyasını temsil ettiğini: Disney Dünyası'nın Yeni Sağ'ın heteroseksüel bir dünya ütopyasını ve geleneksel kadın-erkek ilişkileri görüşlerini temsil ettiğini okuruz. Horkheimer ve Adorno,Disney çizgi filmlerine ilişkin şunları yazarlar:
''Her beyne eski bir dersi,bireysel direnişin kırılmasının bu toplumda yaşamanın koşulu olduğu fikrini kazırlar. Çizgi filmdeki Donald Duck'ın ve gerçek hayattaki talihsizlerin hesabı öyle bir görülür ki,izleyici cezası neyse çekmeyi öğrenir.''
Bütün bunların yanında Disney deneyiminin en bariz özelliği bu analizlerde görülmez: Disneyland,Disney Dünyası ve Disney Endüstrisinin yapmaya çalıştığı 'duygu imalatıdır.'' Özel olarak,Disney Dünyası yapay bir cemaat yaratma girişimidir.
Bu kitapta,hem postmodernizm ve hem de,Anthony Giddens'n aktörün bilgi ve becerisi üzerine yoğunlaşmış olan yapılaştırma (structuration) teorisi gibi modernist teorilere bir alternatif olarak yeni bir sosyolojik kavram öneriyorum: duyguötecilik. Sosyolojik teorileştirmelerin çoğundaki kayıp malzeme duyguların rolüdür. Bana göre, çağdaş Batı toplumları, sentetik sanki-duyguların,benlik,ötekiler ve bir bütün olarak kültür endüstrisi tarafından geniş çapta manipülasyonunun bir temeli haline geldiği yeni bir gelişme safhasına giriyor. Çağdaş bireyin,atalarımızın bildiğinden daha çok bildiği konusunda modernistlere katılıyorum,ama modernist teorisyenlere karşı eylemin ortaya çıkması için bilginin yeterli olmadığını savunuyorum. Eylem, duygular ve akıl arasında bir bağlantıyı varsayar,işte duyguötesi toplumlarda bu bağlantı kopmuştur.
''Toplumsal bir dönüşüm özel olarak ve tutkuyla savunulan katı ahlaki ölçütlerden toplumsal koşullara bağlı olarak,açıktan açığa ve gevşek bir biçimde savunulan standartlaşmış duygular dizisine doğru gerçekleşir.Aile,okul,yerel ve ulusal çapta politik hayat,hatta uluslararası ilişkilerde karşımıza çıkan toplumsal ilişkileri incelediğimizde,bu durum açıkça ortaya çıkar. Böylelikle,Amerikalıların laf olsun diye sorduğu ''Nasılsınız?'' sorusuna dürüstçe yanıt veren Avrupalı aynı soruya lakayıt bir yanıt alır. Kişinin ''iyi'' dediği baştan varsayılır,gerçekten ne hissettiğinin bir önemi yoktur. ''
'Sahici' çağdaş yaşamdan tamamen silinmiş değildir. Postmodernizm,duyguötecilik,öteki-yönelimlilk ve sahiciliğe karşı işler görünen öteki eğilimlere rağmen,sahicilik adacıkları varlıklarını koruyorlar. Örneğin,bir kilisede bir ayin esnasında dört yaşındaki bir çocuğun sessizliği yırtarak ''baba,çişim geldi!'' dediği oldukça tipik bir sahneyi düşünün. Şaşkın babanın verdiği alışıldık karşılık çocuktan susmasını ve ayin bitene kadar beklemesini istemektir. Ancak çocuk yine bekleneceği gibi öncekinden daha yüksek sesle ''ben şimdi gitmek istiyorum!'' der. Çocuğun anne-babası suçlu suçlu sağa sola bakıp çocuğu tuvalete götürürken,çoğu anne-baba gülümser. Bütün bu olaylar dizisi çoğu insanın aşina olduğu kolektif bir ritüele benzer ancak ritüel kendiliğindendir. Birçok çocuğun davranışı gibi bu da çağdaş zamanlara kadar varlığını korumuş bir sahicilik örneğidir. Sıradan bir örnek olsa dahi,üzerine düşünülmeye değerdir. 'Çocuğun davranışlarını sahici yapan nedir?' İlk akla gelen yanıt çocuğun başkalarından menfaat sağlamak için duygular sahnelemediğidir: o minyatür bir (Dostoyevski'nin) yeraltı adamıdır.
''Şimdi her zamankinden daha fazla doğrudur ki,mekansal konularda olduğu gibi tahayyül gücü/yaratıcılık konularında da,iç-yönelimli tiplerin aradığı sınırların aksine öteki-yönelimli tipler 'nezaket' ararlar: ''Yani,aradıkları çocuklarının nazik insanlarla karşılaşacağı nezih mahallelerdir.'' Nazik olmak cazip bir duygu,iç-yönelimli günlerden basmakalıp bir Amerikan tarzı olan yapmacık bir içtenlik ama aynı zamanda bir mesafe koyma alışkanlığına kadar uzanan,yabancılara karşı nazik ancak sakınımlı olmanın bir tür melez duygusudur. Riesman'ın keşfettiği öteki-yönelimli nezaket,Herbert Marcuse'ün modern toplumların bütünleyici bir toplumsal vasfı olan 'mutlu bilinç' nosyonunu tamamlar.Reisman'ın betimlediği şekliyle nazik çocukluk Marcuse'ün yazılarında rastladığımız mutlu yetişkinliğe çocuğu hazırlar. Nazik ve mutlu bilinç kişinin düşünmeden itaat etmesini,çekinmeden katılmasını ve muhalefet etmeden toplumun parçası olmasını temin edecektir.''
Kitabın öncelikle kapağındaki illüstrasyonda kolları göğüslerinde bağlı insanların,herhangi bir mimikleri daha doğrusu yüzleri olmasa dahi sezilen kayıtsızlıklarını sonradan,kitabı bitirdiğimde farkettim. Stjepan Mestrovic'in duyguötesi toplum'u bugün bir kısmımızın yaşarken yavaş yavaş maruz kaldığımız ve bir kısmımızınsa içine doğduğumuz toplumun ta kendisidir. Duyguötesi toplum,daha önceki çağlarda meydana gelse -çağlar denildiğine bakılmaksızın aslında yakın bir tarihten bahsedildiğini düşünüyorum- çok büyük heyecan yaratacak olaylar ve krizlere karşı insanların tepki göstermemesidir. Bireylerin bezginliği,birşeylere bulaşmamaya tövbeli hale gelmesine rağmen olayları çok iyi biçimde kavrayabilmeleridir.
Yazarın duyguötecilik tezini geliştirirken bol bol yararlandığı ve atıf yaptığı George Ritzer'in 'Toplumun McDonaldlaştırılması' kitabını ve David Riesman'ın ''Yalnız Kalabalık'' kitaplarını okumamış olmamdan kaynaklı bir tedirginlik yaşasam da yazarın gerek kitaplara yaptığı atıflardan önce gerekse sonra yaptığı açıklamalarla çok zorlanmadan okuyabildim ve fakat yine de bu iki kitabın okunmasıyla birlikte Stjepan Mestrovic'in anlatımının daha da netleşeceğini düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Stjepan G. Mestrovic
Tam adı:
Stjepan Gabriel Meštrović
Unvan:
Amerikalı Profesör, Sosyolog, Yazar
Doğum:
12 Mart 1955

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 6 okur okuyacak.