Şükrü Alpagut

Şükrü Alpagut

Çevirmen
8.1/10
67 Kişi
·
174
Okunma
·
0
Beğeni
·
35
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Aman Tanrı'm! Okunması ne zor bir kitap! Hepi topu 120 sayfa, daha 20'li sayfaları bitiremeden üç kez başa döndüm anlayabilmek için. Tam bu defa kaçırmayacağım dediğimde dikkatimi dağıtan şeyin ara konuşmaları ve başka yerlere atlaması olduğunu fark ettim. Bakalım henüz mücadele ediyorum ve bitirmeyi umuyorum. İlk defa yaşıyorum böyle bir durumu.
120 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
“Biliyorsun,bu kolaydır evlat”

Kısa olmasına karşın okunması odaklanma gerektiren,yoğun bir kitaptı Saydam Şeyler.İlk Nabokov deneyimim olmasının da etkisi var elbet.
Detaylar derinlikli,karakterlerin her biri birbirinden farklı..geçmiş-gelecek-şimdi gibi belirli bir zaman sıralamasına uygunluk yok ve bu da eseri güzel kılan şey.
Özellikle sonuyla daha da parlıyor!
152 syf.
·1 günde·5/10
250-300 sene önce yazılmış olan bu eser çağdaş iktisatın ilk eseri kabul ediliyor. Okurken vay be dedirten şey 300 sene önce yazılmış. O zaman daha fazla okumalı, daha fazla çalışmalıyız..

Çeviri kısmına gelince Şükrü Alpagut beye buradan sesleniyorum "abi sen bir daha kitap çevirme" . Birebir kelimeleri almak zorunda mısın? Okurken akla karayı seçiyorum anlamak için . Ben kitabın aslı daha uzun diye seçmelerini aldım siz daha iyi bir çeviri bulursanız onu okuyun.
296 syf.
·Puan vermedi
Kitabın giriş cümlesi şöyle bitiyor: "Ah, felsefe. O şeyi asla kafam almayacak diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Olduysa, o zaman korkmayın. Hep isteyip de bulamadığınız yoğun, felsefe eğitimi burada. Gözleriniz kan çanağına dönmeden zihninizi açma olanağına nihayet kavuşacaksınız." Bu cümlelerin sonuna kadar hakkını verdiğini düşünüyorum. Anlamak çok kolay size bir konuyu anlatırken "bir şeyi anlamak için önce ne olduğunu anlamak gerekir" diyerek açıklıyor ve konusuna öyle devam ediyor. Felsefede yer alan önemli insanların hayatlarını, düşüncelerini 2-3 sayfada anlaşılır bir şekilde anlatmış. Bazen çok fazla kendimi kaptırıp "keşke bu kadar kısa anlatmasaydı" dediğim oldu. Kısaca şemalarla, fotoğraflarla, verdiği örneklerle birçok felsefi kavramı hiç sıkılmadan, zorlanmadan öğrenmiş oldum.
%10 (65/710)
·8/10
Erich Fromm'un en kaliteli kitaplarından biridir. İnsanın şiddet ve saldırganlık eğilimi uzerine teferruatlı bir çalışmanın ürünü ve her yönleri ile ele alınan insan saldırganlığı konulu değerli bir kitap. İlerleyen sayfalarda neler olur bilemiyorum fakat şuan gayet ilgimi çekmiş durumda. Psikoloji meraklıları için öneririm.
296 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı : Felsefe 101
Yazarı : Paul Kleinman
Çeviri : Şükrü Alpagut
Yayınevi : Say yayınları
Baskısı : Nisan 2018/ 288 Sayfa


Felsefe dünyasına adım atmak için önce felsefe terim ve kavramları hakkında kısa ve öz bilgiler edinmek gerekiyor. Düşünce tarihi ve devamında düşünürleri okuduğumuzda, daha verimli bir çalışma yoluna giriliyor böylece. Felsefe hakkında ön bilgi veren okuduğum bu altıncı kitap.
Bazen tekrara da kaçılsa, her yazardan, çevirmenden farklı deneyimler kazanıyor okur. Giriş için güzel bir başlangıç.
Devamında filozof ve diğer düşünürlerin dünyasına büyük bir ilgi ve merakla girmek isteyeceksiniz.
Öncelikle ülkemizin yetiştirdiği düşünürlerden başlamanızı öneririm.
Örneklendirmek gerekirse: Afşar Timuçin, Takiyettin Mengüşoğlu, Ioanna Kuçuradi,
Betül Çotuksöken
Bu kitap felsefeye ısınma turları sayılabilir. Yeni bir fikir, öneri, yöntem geliştirebilmemiz için, düşünceler tarihinde, daha önce ne tür fikirler, tartışmalar ve sonuçlar çıktığını görebilmemiz gerekiyor.
Felsefe terazisi zayıf olan, yaşamda bu eksikliği hissedecektir. Veya kendisi farkında olamasa da çevresine bunu hissettirecektir. Kimiz, burada niçin varız, nasıl olursak başarılı ve mutlu oluruz, başkalarına nasıl faydalı oluruz, toplumsal mutabakatı nasıl sağlarız, diğer evrensel canlı ve ögelerle iletişim ve etkileşimimiz nasıl olmalıdır, bilim, sanat, etik ve estetik anlayışımız nasıl olmalıdır?
Bu ve benzeri sorularda bize, felsefenin bilgi, deneyim ve metafizik dünyası yardımcı olacaktır.
Neyi bilip, neye inanıyorsanız; daha bilinçli, ona daha mutlu sarılacaksınız.
Belli bir istihdam hacmi olan resmi ve özel kurum, şirket ve kuruluşlarda üretim, kalite ve sosyal verimliliği artırmak için; endüstri mühendisi, sosyolog, psikolog ve felsefeci de görevlendirilmesi
Kurumun verim, güven ve mutluluk düzeyini artıracaktır.
İhtiyaca göre bu kadrolar ayrıca idareci, iletişimci, insan kaynakları, etik kurulu üyesi gibi tamamlayıcı görevler de yapabilirler.
Kurum; eğitim, üretim, yönetim, insan kaynakları, planlama ve gelişme süreçlerini bu takım ruhunun da desteği ile sürdürmesi yerinde olur.
Mantık zinciri içerisinde, felsefi bir öngörüye/ilkeye dayanmayan hiçbir öneri/öğreti etik değildir.
Nisan 2018’de dilimize ve kitap dünyamıza kazandırılmış bu kitap ile, yeni bir bakış açısı ile
Tanışacağınıza inanıyorum.
23.05.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis
120 syf.
·Beğendi·10/10
“İşte, istediğim kişi burada. Merhaba kişi! Beni işitmiyor.

Belki somut ve bireysel bir biçimde, normal bir beynin sezebileceği bir şey olarak, gelecek var olsaydı, geçmiş böylesine akıl çelici olmazdı; geçmişin istekleri geleceğin istekleriyle dengelenirdi. O zaman kişiler, şu ya da bu nesneyi tartıp dökerlerken, tahterevallinin orta kısmında bacaklarını açıp dengede durabilirlerdi. Eğlenceli olabilirdi.”

Bu cümlelerle başlayan Saydam Şeyler, okuduklarım içinde en zor Nabokov romanıydı.

Karanlıkta Kahkaha, Maşenka, Cinnet ve Lujin Savunması’nda kendi gerçeklikleri içinde yaşayan karakterler yaratmıştı Nabokov.

Saydam Şeyler’in Hugh Person’ı ise biraz daha uçlara gidiyor. Nabokov, zamanda seyahat için nesneleri, mekânları,insanları, koku ve tatları kısacası Saydam Şeyler’i kullanıyor.

Hugh’nun zihni şimdiki zamanda geçmişi ya da geleceği yaşıyor. Bir de uyurgezer kahramanımızın rüyaları varki durumu tamamen içinden çıkılmaz yapıyor.

Diğer romanlarında yaptığı gibi Nabokov burada da Freud’u alaycı bir şekilde eleştirmeyi ihmal etmiyor. (“Şarlatan olmadıkça kim düşleri tedavi edebilir?”) Şimdiki zamanı tanımayan zihin uyku sırasında düşle gerçeği ayırd edebilir mi? ya da ikisi arasında bir fark var mı? Zihin, zamandan ve mekandan böylesine bağımsızsa belki de;
“İnanıyorum ki bu, bedensel ölümün verdiği eziyet değil, bir varlık durumundan diğerine geçmek için gerekli zihinsel manevranın benzersiz sıkıntılarıdır.

Kitap başka bir mekana götürüyor okuyanı...
%5 (5/120)
·Puan vermedi
Yazarın bir diğer eseri Lolita’yı da çok zor okumuştum. Konu olarak bana hitap etmemişti maalesef. Bu esere de bugün sabah başladım ama sadece 20 sayfa ilerledim. Bu benim ayıbım olsun. Bir daha denediğimde daha inanarak okumaya çalışıcam.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Nabokovla tanışma kitabım .Ve övgülerini gerçekten de haketmiş bi yazar. Ayaküstü şöyle bir geçerken uğradım ya da plajda güneşleniyorum iki okuyayım nasılsa 120 sh derseniz hata olur kanımca . Borgesten sonra bu kitap beynimi yakmış olabilir
335 syf.
·35 günde·9/10
Saldırganlık ne onu anlayabilmek için birçok saldırganlık çeşidini ve bununla ilgili var olan görüşlerin,çalışmaların temelini açıklıyor. Örneğin bir saldırganlık türünün kaynağının duygusallıkla bağlantılı bir tepki olduğunu iddia eden bir görüşü dayanak noktalarıyla ortaya koyuyor. Bu bilimsel eseri sıradan bir okuyucu için keyifli kılan kısmı da bu açıklayıcı kavramlar oluyor. Sosyoloji, psikoloji ve antropoloji ile ilgilenen herkes gönül rahatlığıyla okuyabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şükrü Alpagut

Yazar istatistikleri

  • 174 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 338 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.