Şükrü Karakoç

Şükrü Karakoç

Tasarımcı
8.2/10
1.880 Kişi
·
3.344
Okunma
·
0
Beğeni
·
270
Gösterim
Adı:
Şükrü Karakoç
Unvan:
Tasarımcı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
298 syf.
·15 günde·9/10
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 24. kitap oldu. Alfred Bester’in daha önce de Yıkıma Giden Adam kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Kaplan! Kaplan! isimli bu kitabında da beni etkilemeyi başardı. Açıkçası Alfred Bester’in her iki kitabı da okuyan okurlar, bu kitabı Yıkıma Giden Adam’dan daha iyi bulduklarını söylüyorlar. Bende öyle olmadı. Belki de Yıkıma Giden Adam’daki “suç” kavramının işleniş şekli benim fazlasıyla hoşuma gittiği için daha çok etkilenmiş olabilirim. Ayrıca bakmayın siz okumamın günlerce sürmüş olduğuna. Aslında o kadar zorlayan bir kitap değil. Benimki tamamen yaz rehavetiydi... Gelelim kitabın içeriğine.

Işınlanma, insanoğlunun son zamanlarda sıkça üzerine düşündüğü, teknolojinin son yıllardaki gelişimiyle artık A noktasından B noktasına zaman kaybetmeksizin ulaşmak istediği bir yoldur. Bilimsel tanımıyla, bir maddenin bulunduğu ortamdan bir anda başka bir ortama aynı şekilde, bozulmaya mahal vermeksizin taşınmasıdır. Gerçekten de hayatımızı oldukça kolaylaştıracağını düşünüyoruz ışınlanmanın; ama bilmemiz gerekir ki böyle bir gelişme aynı zamanda riskleri ve birçok zorluğu da beraberinde getirecektir.

Bilimsel tanımıyla ışınlanma eylemi, bu kitapta Jauntlama adıyla derinlemesine incelenmiş. Kitabın konusu ışınlanma değil tabii; ama başlardaki bu konuya değiniş özellikle hoşuma gittiği için belirtmek istedim. Işınlanmaya ve olumlu-olumsuz sonuçlarına meraklı okurların okumak isteyeceği bir bilimkurgu eseri.

Kitabın konusuna gelirsek, 24. yüzyılda insanoğlunun artık dünya dışındaki gezegenlere yerleşmeye başladığı bir dönemde uzaydaki astroid kuşağında kendi halinde takılan bir gemi enkazında başlıyor Gully Foyle’un öyküsü. Gully Foyle dünyanın en büyük şirketlerinden birisi olan Presteign şirketine bağlı Göçebe adlı uzay gemisinin saldırıya uğramasından sonra enkazından kalan tek astronottur. Yaklaşık 6 ay boyunca uzay boşluğunda yalnız başına yaşam mücadelesi verir. Her gün umutlansa da aslında ölümü bekler. Uzayda karamsar bir şekilde beklediği günlerden birinde bir uzay gemisinin kendisine doğru hızla yaklaşmakta olduğunun fark eder. Bu uzay gemisi Vorga–T1339 isimli bir gemidir. Gully Foyle, tam kurtuldum derken Vorga kayıtsız bir şekilde yanında geçip gider. Böyle bir durumla karşılaşan Foyle ise kendi kendine intikam yemini eder ve soluk soluğa bir intikam öyküsü böylece başlamış olur. Bu noktadan sonra bilgi vermek kitabın içeriğiyle ilgili olacağı için bu kadar bilgi yeterli diye düşünüyorum.

Akıcı ve hiçbir gereksiz ayrıntıya yer vermeyen bu kitabı bilimkurguya başlamak isteyen okurlara özellikle tavsiye ediyorum. Şahsen yazın çok fazla yazılanları okuma hevesim olmadığı için sizleri de fazla yormadan bu incelemeyi sonlandırıyorum.
312 syf.
·Beğendi
Etkinlik kapsamında J.R.R Tolkien'in Hobbit isimli kitabını okumaya karar kılıp okudum. İyi mi yaptım, kötü mü yaptım?
Bunu incelemenin ilerleyen kısımlarında illaki fark edeceksiniz.

Hobbit'in beyaz perdeye uyarlanan 3 bölümünü de soluğum kesilerek izlemiş biri olarak malesef kitabı vasat buldum. Nedenine gelince yaklaşık 300 sayfalık bir kitaptan 3 uzun metrajlı Film çıkartılınca düşünün kitap size ne kadar yetersiz gelebilir.Filmdeki bazı karakterlere kitapta rastlamak mümkün değildi ve bu benim için büyük bir eksiklikti. Belki önce kitabı okusaydım Filmi abartılı bulabilirdim ama ilk Filmlerini izlediğim için umduğumu kitapta bulamadım... Kitapta kadın karakterlerden hiç söz edilmemiş dolayısı ile cüce Kili ile Elf Tauriel'in aşkından da yeller esiyordu

Film de savaş sahnelerine fazlasıyla yer verilirken kitapta çoğundan eser bile yoktu. Bu haliyle kitap daha çok çocuklara hitap etmiş. Açıkçası ben Filmi film müziklerine kadar çok sevdim. Farkındayım bu yazdıklarım eser incelemesinden çok, kitapla Film arasındaki farkları açıklar tarzda oldu, ehh idare edin artık. Okuyun efendim ya da Filmini muhakkak izleyin.Pişman olmayacaksınız...Hobbit bana göre dünya klasiği seviyesindedir.

Burdan etkinliği düzenleyen Nigra ve Ebru İnce'ye teşekkürlerimi sunuyorum.
328 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Fransız Komünist Partisi'nin, 1960-1964 yılları arasında çıkardığı dergilerde yayımlanan makalelerden oluşan kitap.
Marx'ın kurduğu felsefe ilkelerinin anlatıldığı makaleler, Marx'ın özellikle gençlik döneminde ele aldığı eserleri, yazıları irdelemekte ve bu yazıların o dönemdeki SSCB'yi (en güçlü komünist devlet olduğu için) nasıl etkilediğini göstermektedir. Elbette her makale, SSCB üzerinden gitmemektedir.
Feuerbach, Hegel kitapta isimleri sık sık geçen düşünürlerdir ve daha bir çok isim de geçmektedir. Bu isimlerin bir kısmını bilmeyen biri olarak, ilgili yerleri çok anladığımı söylemem. Zaten bu tarz kitaplar, bir kere okuyup bırakılacak cinsten olmadıkları için ilk okumamda neler kazandığıma odaklanıyorum.

Kitapta Marx'ın ekonomik anlayışı, politik anlayışı, ideolojik anlayışı bir arada verilmiş. Zaten Marksizm de bu üç kavramı bir araya getirmeye amaçlayan bir felsefedir.

Kitap Fransa odaklı olduğu için, o bölge insanına hitaben yazılmış ve bu da bizim için handikap olmuştur. Hem marksizmi, hem de 19 yy i hem de kitabın yazıldığı 1960 ların Fransası'nı bilmeyen benim gibi arkadaşlar, kitabı sıkılarak, okuyabilirler. Ama yine de okunmaya değer. Zira Marx'ın üzerinde durduğu "Kişiye Tapma, sosyalist hümanizm, fetişizm" gibi kavramları farklı biçimde ele alıyor. Özellikle tarihsel gelişim ve insan doğası da belirli biçimde ele alındığı için de okumaktan ziyade bir gün yeniden okuyacağım için daha da sevindiğim bir kitap olmuş.
Yazar; Thales'in matematikte, Galileo'nun bilimde yaptığını Marx'ın da kendi alanında yaptığını savunmakta ve sonuna kadar haklı :)
376 syf.
·Beğendi·10/10
Tersyüz öyle iyi yazılmış ki hayran kalacaksınız. Fedakar, temiz kalpli insanlar, dostluk, arkadaşlık, sevgi, aşk, hüzün... Her şey bu kitapta. Benim hayatıma bir anlam daha kattı. Bu kitabı hiç bir zaman kelimelerle tam olarak ifade edemedim. O yüzden hep sadece okuyun dedim. Lütfen sadece okuyun ve görün.
336 syf.
·Beğendi·10/10
Bu seri çok iyiydi ya.
Wattpad’de Şah’ı okumuştum. Yazar kadın ama öyle güzel tasvirliyor ki olayları yeminle sanki Uraz ben oluyordum. Az dövüşe gitmedim lise zamanlarında. :D Okurken sıkılmamıştım. Basılınca da hemen kütüphaneme aldım. Okumanızı öneririm

Bir avukat adayı tavsiyesidir.
320 syf.
·4 günde·Beğendi·2/10
DİKKAT! KİTABI OKUMAYIN! KESİN UYARIDIR.
Merhaba dostlar, bu kadar net bir giriş yapmamın elbet bir sebebi var.
Anlatayım.
Benim hayatımda benim için tartışmasız en ama en iyi kitap MARSLI kitabıdır.Sahiden dünyanın en mükemmel kitabı benim için.
Bu kitabı alırken hiç bir şekilde onun kadar mükemmel olmasını beklemedim veya onun kalitesine ulaşmasını.Hiç böyle bir beklentim yoktu.Ama yine de insan merak ediyor 'acaba onun kadar iyi yazılmış mı?' diye.Bir de kapağından da etkilenerek aldım kitabı.Ama istediğim gibi çıkmadı.
Kitap başlı başına konusuz bence.Yani bir şeyler yapmaya çalışmış ama olmamış.Ha ekstra doğaüstü bir şeyler katmaya çalışmış 'yeni bir akım yaratacağım' diye ama o da olmamış.
Kitabın başından sonun kadar neresinde ne olacağını biliyorsunuz, nerde ne sorun çıkıcağını kime ne olacağını.Yazar berbattı bu konuda.MARSLI'NIN 10000 km yakınından bile geçemez.
Kitabın tek sevdiğim özelliği sayfalarının çabuk okunmasıydı.Yani bu eziyetin çabuk bitmesiydi.
Kitaba puanım:2/10.
167 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı hakkıyla değerlendirme noktasında küçük, benim için büyük bir adım olan bu incelemeyi, nadide incelemesiyle #32644397 beni harekete sevk eden, güzel insan Büş'e ve incelemeyi paylaşıp, okumamı sağlayan, güzel insan Kyrios & Maldoror'a ithaf ediyorum...

Adem ile Havva'nın Güncesi... Kitab-ı Mukaddes(Eski Ahit ve Yeni Ahit) ana çerçevesinde gelişen, Twain'in eşsiz anlatımı ile hayal gücünün doruk noktasına ulaşan, tarif edilmesi mümkün olmayan, yoğun ve çarpıcı hisler yaratan bir eser...

Kitabımız dört ana başlıktan oluşuyor. Bunlar; Adem ile Havva'nın Güncesi, Cennetteki O Gün, Dünyadan Mektuplar, Adem Ailesinin Belgesi. Başlıklar üzerinden incelemeye giriş yapmak istiyorum.

ADEM İLE HAVVA'NIN GÜNCESİ

Adem, yanındaki yeni varlığa alışık değil. O, ayakaltında dolanıyor. Yalnız kalmak istiyor, O'nun diğer hayvanların yanına gitmesini istiyor. Adem 'ben' diyor, Havva 'biz.' Havva'nın sorgulaması, gözünün değdiği şeyleri anlamlandırması, açıklaması pek çekilecek gibi değil. Bunların hiçbir değeri, geçerliliği yok. Neyse o, bütün görünenler ve görünmeyenler. Sorgulamak gereksiz, anlamlandırmak saçmalık. O yönetecek, Havva işe yarayacak. Tanıdık geliyor öyle değil mi?

Havva, İlk Deney olduğunun farkında. Naif, meraklı, sorgulayan, üreten, şefkatli, alçakgönüllü... Öyle ki, Adem'in bilgisizliğini yüzüne vurmamak, onu tanımak, onunla vakit geçirmek için çırpınan bir varlık. İncinmesinden öylesine korkuyor ki, bazı şeyleri ona atfediyor. Kendisi ürettiği halde! Her nefes alıp, verişinde "biz" diyor. O nerede ise, ben de orada olmalıyım, beraber yaşamalıyız, diyor. Adem anlıyor geç olsa da. Haykırıyor Havva'nın mezarı başında. "O her neredeyse, Cennet orasıydı."

Twain, toplumdaki kadın-erkek rolünü, ta en baştan, Adem ve Havva'ya giderek anlatıyor. Bugünü, ilk 'akıllı' insanlara giderek anlatıyor. Bize de okuyup, hayran olmaktan başka bir çare kalmıyor. O kadar yoğun duygular içerisinde bırakıyor ki anlatılması gerçekten güç. Toplumdaki kadın ve erkek rolünün temelini anlamak istiyorsanız, bu bölümü okumanız yeterli olacaktır. Böylelikle bazı şeyleri daha kolay değerlendirebileceğimizi düşünüyorum.

CENNETTEKİ O GÜN

Bu bölümde bütün semavi dinlerde yer alan, Adem ile Havva'nın cennetten kovulma hadisesi işleniyor. Tek bir farkla. Twain usulü! Burada çok ince bir nokta belirliyor, Twain. Şeytan, Havva ile konuşuyor. Neden? Çünkü bilgiye aç olan, anlamlandırmak isteyen Havva. Şeytan, çok güzelsin, diyor. Havva, Adem'de çok güzel deyip, hemen Adem'in kafasına taç örüyor ve öpüyor. 'Kadın nedir?' sorusunun cevabını almışızdır umarım. 'Acı, korku, ölüm, sonsuz, ahlak, doğru, yanlış nedir?' Şeytan'ın sorduğu bu sorular altında ezilmek istemiyordu Havva. Çünkü o 'Gerçek Kadın' profilinin ilk temsilcisiydi, saf bir kadındı. Bilgiye açtı, elmayı yedi. Adem için fark etmezdi, yemek için yedi. Öğrendiler ama bilgi, çoğu zaman pahalıya mal oluyordu. Gocunmayacaklardı. Elma, bilimi temsil ediyordu. Bilimi cennette tatmışlar, dünyada hazmedeceklerdi. Yazgı bu şekildeydi. Şeytan ölüm dünyaya girdi, dedi. Ölüm neydi peki? Cevaplanmayan bir soru. Cevabını bulabilecekler miydi?

DÜNYADAN MEKTUPLAR

Bana göre en ağır ve çarpıcı bölüm. Twain, yaklaşık altmış sayfa, Şeytan'ın ağzından Tanrı'ya ağır bir ültimatom yazmış. Bu bölüme hakim olan, Tanrı'nın ve Kitab-ı Mukaddes'in ağır bir şekilde eleştirilip, taşlanmasıdır desem doğru demiş olurum zannımca. Rahatsız edici ve fazlasıyla geriyor. Kitab-ı Mukaddes'te yer alan çoğu hükmün yakasına yapışıp, Tanrı'dan hesap sormak istiyor. Twain, Tanrı'ya, İsa'ya, Nuh'a, Kitab-ı Mukaddes'e, insanlara oldukça sinirli. Bunu her sayfasında hissedebiliyorsunuz. En beğendiğim bölüm olduğunu belirtmek istiyorum.


ADEM AİLESİNİN BELGELERİ

Ve kitabımızın son bölümü. Bu bölümde, Kitab-ı Mukaddes'te yer alan Adem'in soyundan gelenlerin mektupları yer almakta. Bu bölümde medeniyet, ülke, vatanseverlik, cumhuriyet, hükümet, siyaset gibi bazı kavramları ele alıp içine yüklenen sığ anlamların eleştirisini yapıyor Twain. Bu kavramların da yakasına yapışıp, bi' güzel benzetmeden de bırakmıyor. :)

Naçizane incelemem bu şekilde, dilimin döndüğünce. Kitabı tavsiye ediyor, herkese keyifli ve yer yer rahatsız edici okumalar diliyorum. :)
298 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir Siberpunk romanı!
İthaki BKK 4. Kitabım, HA Rİ KAYDI ;)
1956'da yazılmış olduğuna hala inanamıyorum.. Zaman makinasını okurken de eski zaman tabirleri, kalıplaşmış kelimelerini gördüğüm için, zamanına göre güzel kurgulanmış demiştim. Ama bu kitabı,geçen sene çıkmış bir bilim kurgu olarak önüme koysalardı inanırdım. Dili, kurgusu, kurulan evrenin matematiği gerçekten takdire şayan.
Işınlanmak, insanoğlunun çook uzun yıllardır hayalini kurduğu, büyük ihtimalle de daha uzun yıllar gerçekleşmesi zor olan bir olgu iken, Alfred Bester bunun adını Jauntlamak diye de literatüre koyup, muazzam bir evren yaratmış.
Kitabın orjinal adı 'Yıldızlar İstikametim',bence Kaplan! Kaplan! İsmi daha yakışmış, ayrıca Nail Gaiman kitaptaki sonsözünde çok detaylı bir incelemesini yapmış.
Gully Foyle, uzun zaman unutamayağım karakterlerden biri olarak kalacak.
İntikam almak uğruna yaşadığı başkalaşım dizileri sırasında ahlaki yargılara sahip bir yaratığa dönüşmesini, kaplan dövmeleri yüzünden kendini kontrol etmesini izlemek çok heyecan vericiydi.
Elimden bırakamadım..
Bilim kurgu klasiklerine yeni başlayacak tüm okurlara tavsiye ederim..
Alkışlar sana Alfred Bester
Okuru bol olsun ;)
360 syf.
·Puan vermedi
Ana Dilim Aşk - 1 #starkyorumluyor
Ya ama bu yapılır mı bana? Kitabı nerede bitirdin be yazarcığım? Kitap öyle bir yerde bitti ki ikinci kitap olsa hemen başlardım. Aslında biz okuyucu olarak birşeylerden emin olduk ama yine de bir DNA testi tüm şüpheleri siler. Pardon, pardon. Ben kendimi kitaba öyle bir kaptırmışım ki biter bitmez yorum yazınca konusundan bile bahsetmeden yorumuma geçmişim.
Kitap, hayatın çelme taktığı 5 yetim arkadaşla başlıyor. Yetimhaneden reşit olduktan sonra ayrılan ve birlikte hayata başlayan bu 5 arkadaş, Eflal’in hayallerinin peşinde aynı okula yazılıyorlar. Özel bir üniversite olan bu okulda başka bir arkadaş grubuyla yaşadıkları anlatılıyor. Bu arkadaş grubu da zengin mi zengin, ünlü mü ünlü ailelerin çocukları.
Her ne kadar alışılmış bir tarz olsa da ben bu tarz kitapları çok seviyorum. Çünkü cidden gerçeği yansıtıyorlar. Ayrıca kitabın sürekli farklı kişiler tarafından anlatılması sayesinde de asla sıkılmadan okuyorsunuz. Valla ben diziymişçesine okudum. Dizi olsa böyle sahneler koyulurdu diye düşündüm.
Aşk bekledim ben biraz. Yani aşk vardı evet ama çok hissedilmiyordu sanki. Sanırım hepsinin aşkının başlangıç evresi bu kitapta olduğu için aşkı çok fazla hissedemedim. İkinci kitapta daha çok beklentim var bu konuda.
Karakterleri sevdim. Bence çok güzel işlenmişlerdi. Efsa’ya uyuz oldum. Tam bir cadı! Ama gerçekten var olan bir karakter. Hayatta bu karakterlerle ne yazık ki çok karşılaşıyoruz. Karakterlerin bu açıdan gerçekten iyi çalışıldığını ve yazıldığını düşünüyorum.
Siz de hayatın çelme taktığı bu 5 gencin yaşamla savaşını merak ediyorsanız bu kitabı öneririm. Sevgiler...
360 syf.
·Beğendi·10/10
Anaaaa bu seriyi biliyorum lan.
Mert falan vardı. Kız arkadaşım ona aşıktı. Kankam Atakan’a. Paso kavga ediyorlardı hahahhaha :D

İnternet üzerinden okuduğunda kitabı beğenmiştim. Hangi ara basıldı yahu. Gidip alayım bari.

1 yazdığına göre 2.side mi var? Ne zaman çıkacakmış?

Çok sevindim lan

Yazarın biyografisi

Adı:
Şükrü Karakoç
Unvan:
Tasarımcı

Yazar istatistikleri

  • 3.344 okur okudu.
  • 60 okur okuyor.
  • 1.930 okur okuyacak.
  • 54 okur yarım bıraktı.