Giriş Yap

Şule Yüksel Şenler

Yazar
7.8
2.708 Kişi
Unvan
Türk yazar ve gazeteci
Doğum
Kayseri, Türkiye, 29 Mayıs 1938
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 28 Ağustos 2019
Yaşamı
Ailesi aslen Kıbrıslıdır. Küçükken ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. Babası Hasan Tahsin ile annesi Mihriban Ümran Hanım, teyze çocuklarıydı. Altı kardeştiler: Özer, Örsel, Şule Yüksel, Gonca Gülsel, Tuncer ve Çiğdem. Babası, Sümer Fabrikası’nda görevliydi. 6 yıl sonra görevinden ayrıldı. İstanbul’a yerleştiler. Şule Yüksel, Koca Ragıp Paşa İlkokulu’na giderken ailenin ekonomik düzeni bozuldu. Şule Yüksel, ortaokula kadar okuyabildi. Annesi kalp krizi geçirip yatağa bağlanınca okuldan alındı. Bir Ermeni terzinin yanında çalışmaya başladı. Bu, onun ileride kendi başörtüsü modelini oluşturmasına yol açtı. 21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra kurulan Adalet Partisi’ne katıldı. AP Bakırköy Gençlik Kolları, Edebiyat ve Kültür Kolu Başkanı oldu. Faruk Nafiz Çamlıbel’in çıkardığı "Kadın Gazetesi"nde köşe yazmaya başladı. Asıl adı "Yüksel" idi. Ama kadın olduğunun anlaşılması için adının önüne "Şule" ekledi. Hastalanan ağabeyi Özer'in telkinleriyle Risale-i Nur toplantılarına katılmaya başladı. 1965'te tesettüre girdi. Örtünmesiyle birlikte çalıştığı yayın organı da değişti. 26 Ocak 1967 tarihinde Mehmet Şevket Eygi’nin çıkardığı "Yeni İstiklal" Gazetesi, Pakistan’da üniversiteye, ellerinde kitapları kara çarşaf içinde giden üç genç kızın fotoğrafını basıp, yanına da Şule Yüksel Şenler’in, "Müslüman kadınların örtünmesi şarttır" diyen yazısını koyunca, Türk Kadınlar Birliği dava açtı. Anadolu'yu dolaşarak verdiği konferanslarla tartışmalar başlatmıştır. Ondan etkilenen genç kızların başlarını aynı şekilde örtmeleriyle bu tarz örtü şulebaşı olarak anılmaya başlandı. Cevdet Sunay'a yazdığı bir mektup yüzünden cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı, sekiz ay cezaevinde kaldı. 32 yaşında evlendi. Eşi, ilahiyat mezunu tiyatrocu Abdullah Kars idi. Şehir şehir dolayıp İslami tiyatro yapıyordu. Evlenmelerine Risale-i Nur talebelerinden Sait Özdemir vesile olmuştu. Ancak aile içi şiddet nedeniyle 5 yıl sonra boşandılar. Hür Söz, Yeni İstiklal, Babıalide Sabah gazetelerinde kadın sayfası yaptı. Bugün gazetesinde 1967-71'de köşe yazarı idi. Seher Vakti dergisinin başyazarı oldu. 1971'de hapis yattı. "İdealist Hanımlar Derneği"ni kurdu. Manevi başkanı oldu. Bu derneğe gelen genç kızlar arasında bulunan Emine Gülbaran (Erdoğan) da vardı. Buradaki bir konferans çalışması esnasında Emine'nin Recep Tayyip Erdoğan ile tanışmasına ve 4 Temmuz 1978 tarihinde evlenmelerine vesile oldu. Bu arada kendisi de ikinci evliliğini Kanada’da yaşamış bir maden mühendisi ile yaptı. Daha önce evlenmiş ama eşini kaybeden mühendisin bir de kızı vardı. Yeni eşinin sayesinde Nakşibendi İsmailağa Cemaati ile tanıştı. O zamana dek kullandığı yeni nesil türban bu süreçte kara çarşafa dönüştü. 1980'den sonra Zaman ve Millî Gazete'de yazdı. İkinci evliliği de koca şiddeti nedeniyle 11 yıl sonra boşanmayla sonuçlandı. Boşanmasıyla birlikte, İsmailağa Cemaati kendisiyle tüm ilişkisini kesti. Babasının yanına taşındı. Ancak ağır psikolojik hasta olan babası Bakırköy Akıl Hastanesi'nde başka hastalardan dayak yiyip ölünce, kendisi de bu durumdan çok etkilendi. Yıllar süren psikolojik tedaviler gördü. Huzur Sokağı adlı romanı filme alındı. Yücel Çakmaklı'nın yönettiği Birleşen Yollar adlı filmin baş rollerinde İzzet Günay ve Türkân Şoray oynadı. Huzur Sokağı adlı romanı daha sonra aynı adla dizi olmuş ve ATV'de yayınlanmıştır. Ancak Şule Yüksel Şenler Zaman gazetesi röportaj yazarı Tuğba Kaplan'a dizinin çekiminden ilk etapta haberinin olmadığını, kendisinin de herkes gibi televizyondaki fragmanlardan öğrendiğini söylemiştir. Ayrıca hayli kırıldığını ve endişelendiğini belirtmiştir. Yaklaşık 8 ay kadar tedavi gördüğü İstanbul Bağcılar Medipol Mega Üniversite Hastanesinde 28 Ağustos 2019 tarihinde vefat eden Şule Yüksel Şenler'in mezarı, Eyüp Sultan'da, Mihrişah Valide Sultan Külliyesi haziresindedir.

İncelemeler

Tümünü Gör
Bu kitapla ilgili yapılan incelemeleri hayretle okudum. Kitap çoğu kişinin tabir ettiği gibi "saf aşk" "gerçek aşk" durumundan çok farklı bir yerde. Yıllar önce Türkiye'de yaşayan özellikle kapalı kadınları ve dinini yaşamak isteyen insanların yaşadığı durumları (!) anlatmış yazar. Bunu anlatırken Huzur Sokağı diye bir yer kullanmış. Oradaki herkes dört dörtlük Müslüman ama onun dışındaki her yerde büyük ahlaksızlıklar var. Kitap o kadar hayal dünyasında yazılmış ki gerçeklikten kopmuş. Sokağın karşısına yapılan apartmandaki kızların işi gücü yok huzur sokağında mükemmel Müslüman Bilal'i görüp "yakışıklı, eğitimli birisi nasıl böyle dindar olur?" diyerek onu elde etmeyi tartışıyorlar. Kitabın başlarında o apartmanda oturan, yazarın anlatımıyla "iğrenç, mini etekli mahluk" Feyza, sonlara doğru iyi bir Müslüman (!) olunca huzur sokağına dönüyor ve önceden gelse yüzüne bakmayacak insanlar onu mazbut kıyafetlerin içinde görünce yardım etmeye karar veriyorlar çünkü Feyza artık iyi bir Müslüman. Ve geçmek istemediğim bir nokta da şu: kitapta Bilal ve arkadaşları dini peygamberlerden hızlı yayıyor. Yazar öyle bir anlatmış ki bugün dinsiz olan insan Bilal'in sinirli ve dini konuşmasıyla ertesi gün Müslüman oluyor her şeyden elini ayağını çekiyor. Kadınların bir "mal" gibi anlatılması en sinirlendiğim noktalardan biri. Açık olan herkesi teşhir edilmiş mal olarak anlatıyor yazar ve o kişileri Hristiyan olarak görüyor. (Evet ona göre iyi bir Müslüman olmayan herkes Hristiyan çünkü onların içinde de dinsiz birisinin olamayacağını, bunun başka bir dinle alakası olmadığını bilmiyor.) Son olarak kitapta sokağın kendi başına bir devlet olması gibi hep bir ayrım olduğunu belirtmek istiyorum. Açık kadınları sevmez, köylü kadınları sevmez çünkü onların başörtüsünü bağlama şekli yazarı rahatsız ediyor çağdaş olmadığı için (bu yüzden kendisi başörtü bağlama şekli çıkarmış), kadınlar ve çocukları hep özenen varlık olarak görürken erkekler gayet nefislerine hakim olan mükemmel yaratıklar ona göre. İnsan ayrımından tutun kendi belirledikleri Müslümanlık derecesine göre bile ayrım yapma peşindeler. Bir zamanlar haksızlığa uğramış insanları bu şekilde her şeyi ayırarak, kendiniz dışındaki herkese düşman olarak savunamazsınız. Yukarıda daha çok beni sinirlendiren noktalardan bahsettim. Kitabın basit bir aşk romanı olmadığını anlamanızı istiyorum. İslam kendinden olmayana düşman, hoşgörüsüz, saygısız olacak kötü bir din değil. Kısaca, dini anlatayım derken asla örnek olmayan bir topluluk yaratmış kendince. Umarım bu kitabı ciddiye alıp kendisine yol göstermesini bekleyen kişiler yoktur. Dini bu kitaplarla, yazarın yaratmaya çalıştığı evrendeki gibi dindar olmayan herkese saldırgan bir tutum içinde anlayamazsınız.
Huzur Sokağı
7.8/10 · 12,7bin okunma
·
23 yorumun tümünü gör
Reklam
552 syf.
·
1/10 puan
Bu ülkede yetkili biri olsaydım kesinlikle toplatıp yasaklayacağım kitaplar arasında olurdu. Böylesine ayrılıkçı bir anlatım böylesine bir nefret dili görmedim. Açık bir kadınsanız 'satılık, fahişe, teşhirci' oluyorsunuz. Yazarın açık kadınlara ya özentisi var ya da aşırı bir nefreti var galiba. Kitapta 30-40 kere 'mini etek' geçiyor. Neden? Bilal'in annesi ile ilişkisi beni öldürdü, Freud mezarında ters döndü, bu nasıl bir saplantı ve bunu nasıl normal gibi anlatır aklım almadı. Kitapta 'seni sosyalist, komünist aşağılık' diye aşağılamaya çalışıp da Huzur Sokağı'nda tam bir komün kurulması da böyle bir yazarcık'a yakışan bir çelişki olurdu zaten. Bir diğer konuda İslâmiyetin Hz. Muhammed döneminden daha hızlı yayılması. Maşallah ne ikna kabiliyeti varmış bu insanlarda. Zira biri bana kitaptaki gibi 'şu kılığına bak, Batı özentisi, pantolonlu bilmem ne' dese değilsem bırak müslüman olmayı saçını başını yolarım onun :)) Biz açık kadınlar gördüğümüz her erkeği baştan çıkarmaya çalışmıyoruz, inanmazsınız ama çoğunlukla iyi hissetmek için güzel giyinip makyaj falan yapıyoruz. Kitabı okuyup da yanlış algılara düşmeyelim... Çok çok sinirliyim ben okudum siz okumayın. Berbat ötesi berbat...
Huzur Sokağı
7.8/10 · 12,7bin okunma
·
9 yorumun tümünü gör
552 syf.
·
11 günde
·
6/10 puan
Merhaba arkadaşlar; Olumsuz yönde bir bilgi vermeden şunu söyleyeyim çok büyük beklentiler içinde olmadan, akıcı bir kitap okumak istiyorsanız güzel bir eser. Ama bir olay vs bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ben yazım dili olarak beğendim. Akıcı bir kitap. Kitapla Kalın...
Huzur Sokağı
7.8/10 · 12,7bin okunma
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48