Süleyman Kocabaş

Süleyman Kocabaş

YazarEditör
7.4/10
35 Kişi
·
135
Okunma
·
14
Beğeni
·
3116
Gösterim
Adı:
Süleyman Kocabaş
Unvan:
Türk Tarihçi, Araştırmacı, Yazar
Doğum:
Kayseri, Türkiye, 1950
İlkokulu Kayseri’de, Ortaokulu Pazarören’de ve Yüksek tahlisini de İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirerek Yüksek Ziraat Mühendisi olarak memuriyet hayatını sürdürüp sonra da emekli olmuştur. İngilizce ve Osmanlıca biliyor. Çeşitli ulusal gazete ve dergilerde yazdı. Bugüne kadar Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi üzerine 54 kitap yayınlamıştır. Kitapları ilmi ve akademik titizlikle yazmaya özen göstermiştir. Üslubu akıcı, güven verici. Tarafsız ve objektif tarihçi olarak bilinir. 10 kitabı (Mısır) Arapça’ya, bir kitabı da Azerice’ye (Azerbaycan) çevrilmiştir."Kendi kendini yetiştiren bilim adamlarımız"dan olan Kocabaş, 1983'te Vatan Yayınları'nı kurararak, kendi kitaplarını yayınlamaya başladı. 2001 yılı sonu itibariyle adı geçen yayınlardan 28 adet kitabı çıktı. Kocabaş, evli ve üç çocuk babasıdır.
O günlerde, belli bir zümrenin dertlerini dile getirmek bile suçtu. Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel imzası ile Başbakanlığa gönderilen bir yazıda, Cumhuriyet'te çıkan "Muallimlerin Hali Berbat" başlıklı bir yazı hakkında, "Muallimler kitlesini Cumhuriyet devrinde mağdur mevkiinde göstererek onları heyecana ve hotbinliğe sevk ederek, mesleklerine karşı bağlılıklarını sarsacak ve aralarında sendikalar teşkiline, görevler yapılmasına yol açacak (o yıllarda bunlar şiddetle yasaktı) ve öteden beri memleketimizde görülmekte olan kominizm propagandasını körükleyerek birer amil (sebep) olacağı kanaatiyle" denilerek bu tip yazılara meydan verilmemesi isteniliyordu.
Ben esasen hürriyet taraftayım.Zaten meşrutiyeti ben ilan ettim.Fakat daha sonra mebusanda iyi mebus bulunmadığından kapatmayı bu memleket için zaman daha uyun buldum...
Tabii bunu solda örgütleyen çevreler, bir yandan da bazı gençleri 'ülkücülük' adı altında örgütlediler. Kamplar kurup yetiştirdiler. İki tarafı birbirinin üzerine saldılar. Medyanın yaraları taze tutmasını sağladılar. Böylelikle sağda ve solda konumlanmış, aynı yerden silah sağlayan gençler birbirlerini kırdılar. Vahşi cinayetler işlediler. Devlet burada görünüşte taraf tuttu ama nedense bir taraf ötekini yenemedi.
II.Abdulhamid, kendi döneminde ülke ve dünya şartlarına göre realist ve akılcı bir iç ve dış politika takip ederek dört tarafından çatırdayan imparatorluğu, 33 yıllık saltanatı süresince "Yükseliş Devri" sınırlarında yaşatmayı başarmış, ondan yönetimi 1908 Jön Türk ihtilaliyle devir alan Jön Türkler, tecrübesizlikleri, ehliyetsiz ve liyakatsizlikleri sebebiyle 10 yılda (1908 - 1918) yıkarak "Kuruluş Devri" sınırlarına çekerek imparatorluğu yaşatmadaki başarısızlıklarını göstermişlerdir.
Tekin Alp adıyla 1936'da yayınladığı "Kemlaizm" isimli kitabı, adeta "İslama hücum ve toplum hayatından tecrit" özelliği taşımış, İslamiyet hakkında "kahrolsun şeriat", "kara kuvvet", " çöl hayatı", "Arap kültürü", "gericilik", "esaret hayatı", "heyula"(karaltı), "manevi esaret" vs. ifadelerini kullanmıştır.
"Allah korusun, İstanbul'un düşmesi, Paris'in Bordeux'ya taşınmasına benzemez. Bizimkiler düşünmeden "Ne olur, Konya'ya çekiliriz, müdafaa ederiz". diyorlar ama yanlış. İstanbul elden çıkınca artık bu devlette hayır kalmaz. Belki yine bir Selçuklu devleti olur. İngilizler himayelerinde Mısır'da bir hilafet tesis ederler. Bizim hanedanda hilafet kalmaz..."

(2.Abdülhamid Han'ın Selanik sürgününde iken özel doktoru Hüseyin Atıf'a söyledikleri)
Oktay Şen
Oktay Şen Dönmelik Dönmeler; Türkiye'de Gizli Tarih II'ı inceledi.
124 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yahudi dönmelerinin tarihini öğrenmek isteyenlere duyurulur.İspanyada hristiyanlaştırılmak istenen yahudiler Osmanlının kapılarını açmasıyla Selanik, İstanbul, İzmir'e yerleşiyorlar ve kendi okullarında okuyorlar. Bir çok dil biliyorlar, zenginler... Kısaca müslümanmış gibi davranıp asırlardır özünde yahudi benliğini koruyan bu tayfa Türkiyede medya, ticaret, eğitim, bakanlık gibi üst düzey alanlarda iş yapıyorlar ve günün birinde İsraile, kudüse tekrar dönme umudu taşıyorlar... Ülkeyi ne ellere vermişiz.. Çarpıcı şekilde şahit olabilirsiniz bu kitap ile.
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sarıkamış.... ( o kadar vatan evladı tek kursun dahi atmadan cetin kis sartlariyla,dogayla savasarak maglup olup hazin bir sekilde sehit olmalari.... okudukca tuylerimizin urperecegi,soğuğu  hissedecigimiz eserdir.


Tamamiyle  yazar kişisel görüşleriyle değil kaynaklardan yararlanılarak yazmıs..O zaman ki dönem de yaşayan insanların hatiralarindan  faydalanıp, tarihi kaynakların  dipnot olarak verilmesi ve yazarin objektif olması yorumu okuyucuya bırakmıştır.

Benim görüşüm ise; ortada büyük ihmallerin, hatalarin ,askeri yetersizliklerin göz önünde olduğu aşikar. Olayları  gormemezlikden gelinmesi, sırf  kisisel cikarlar dogrultusunda gözü kapalı atılmak ne akla hizmet dedittiriyor. Büyük büyük  dedeminde bu savaşta esir düşmesinden dolayı benim için   ayrı  bi onemi var.Allah bi daha o günleri yasatmamak dilegiyle... kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
112 syf.
·Beğendi·9/10
Sarıkamış faciasına farklı bir bakış açısı bir kurşun dahi atamadan aralık soğuğunda aç susuz ve yazlık kıyafetle donan doksan bin şehidin hikayesi fazla yorum yapmaya gerek yok çünkü büyük dedem de o doksan bin kişiden birisiydi o dedelerimiz hangi şartlarda ehil olmayan hangi komutanların emrinde donarak şehit olmuş daha fazlası kitabın için de ....
112 syf.
·1/10
Okurken çok şaşırdım! Yazar kendisine "tarihçi" diyor, lâkin biyografisini okuduğunuzda tarih ilmi ile bir bağlantısının olmadığını kolayca görebilirsiniz. Bu kitap en düşük puanı (1) verdiğim eserlerden birisidir. Kitapta, "tek kurşun atılmadı, 90.000 asker şehit oldu" gibi yanlış bilgiler yer alıyor.

Sarıkamış yahut Ermenilerin tehciri meseleleri üzerine okuyabileceğiniz en iyi eserleri Tarihçi Yavuz Özdemir ve Tarihçi Yusuf Halaçoğlu yazmıştır. Birinci elden alınan kaynaklar tarih öğreniminde ve anlatımında büyük önem taşır.
220 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Yazarın ilk okuduğum kitabı. İlk başta biyografi kitabı gibi hissetmiştim aslında ancak okuyunca biyografi kitabı olmadığı anlaşıldı onlarca kez Sultan Abdülhamid’in kitabını ancak bu okuduğumu daha gerçekçi hissettim. Yazar ayrıntıya çok girdiği için kitap biraz sıkıcı gelebilir ben de sıkıldım ancak son bölümü okuyunca bütün sıkkınlığım geçti. Gerçekçi bir kitap çünkü tek tek kaynaklarını göstermiştir yazar. Kitapta daha önce hiç duymadığım veya dikkatimi hiç çekmeyen bilgilere ulaştım. Şimdiden başlayacak olanlara iyi eğlenceler diliyorum yazarın yüreğine sağlık.
112 syf.
·2 günde
Sarıkamış denilince akla hemen tek bir mermi atılmadan donan askerler ya da Enver Paşa'nın suçu gibi cümleler geliyor.90 bin rakamı senelerdir dillerde ve düşmüyor.Bu olay Enver Paşa'nın Anadolu'dan uzak tutulması için dahi kullanıldı.Harekata katılan asker sayısı 76 bin iken ölen asker sayısı nasıl 90 bin şaşılacak olaydır.Donarak şehit verdiğimiz asker sayısı 15 bin,toplam şehit sayısı ise 23 bindir.Ayrıca madem kurşun atılmadı bu harekat sırasında 32 bin rus askerini kim öldürdü.Eser kaynak bakımından iyi olmakla birlikte eserin yazarı kaynakların kendine göre olan kısımlarını seçtiğini düşünüyorum.Enver'in Alman milleti hayranı olduğunu yazmış fakat Enver Paşa o dönem de diğer subaylarda da görülen bir Alman ideolünden gitmiş fakat sadece askeri olarak.Unutulmaması gereken şey 1912/1913 Balkan Harbi sırasında ki Türk ordusundan 1914/1918 yılları arasında birçok cephede savaşan bir ordu yaratan kişi Enver Paşa'dır.Onun kadroları gençleştirmesi,bu kadroların 1919/1922 arası Kurtuluş Savaş'ının idari ve askeri kadrosunu yaratmıştır.
Bir Genelleme
Bir Genelleme Yakın Tarihimizin En Büyük Sosyal Depremlerinden 1944 Türkçülük Turancılık Olayı'ı inceledi.
96 syf.
Yıllar önce kitap fuarında gezerken bir standı inceliyordum. Biraz ötede bir masada oturan yazar alıcı bir müşteri(!) olduğumu anlayacak ki zorla standına davet edip kitaplarını tanıtarak hem ücretlerini hemde birkaç kitabını birlikte alırsam indirim yapacağını da söylüyordu. Kitap fuarında değilde bir balıkçı tezgahında olduğumu hissettim. Bir yazarın bu durumda olmasına üzülerek ayıp olmasın diye almak durumunda kalmıştım. Hatta zorla imzalayarak vermişti. Neyse ki kitap yazardan bağımsız olarak o kadar da kötü değil, okunabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Süleyman Kocabaş
Unvan:
Türk Tarihçi, Araştırmacı, Yazar
Doğum:
Kayseri, Türkiye, 1950
İlkokulu Kayseri’de, Ortaokulu Pazarören’de ve Yüksek tahlisini de İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirerek Yüksek Ziraat Mühendisi olarak memuriyet hayatını sürdürüp sonra da emekli olmuştur. İngilizce ve Osmanlıca biliyor. Çeşitli ulusal gazete ve dergilerde yazdı. Bugüne kadar Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi üzerine 54 kitap yayınlamıştır. Kitapları ilmi ve akademik titizlikle yazmaya özen göstermiştir. Üslubu akıcı, güven verici. Tarafsız ve objektif tarihçi olarak bilinir. 10 kitabı (Mısır) Arapça’ya, bir kitabı da Azerice’ye (Azerbaycan) çevrilmiştir."Kendi kendini yetiştiren bilim adamlarımız"dan olan Kocabaş, 1983'te Vatan Yayınları'nı kurararak, kendi kitaplarını yayınlamaya başladı. 2001 yılı sonu itibariyle adı geçen yayınlardan 28 adet kitabı çıktı. Kocabaş, evli ve üç çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 135 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 128 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.