Süleyman Tevfik

Süleyman Tevfik

YazarDerleyen
8.0/10
39 Kişi
·
106
Okunma
·
4
Beğeni
·
669
Gösterim
Adı:
Süleyman Tevfik
Tam adı:
Süleyman Tevfik Özzorluoğlu
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1861
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1939
Süleyman Tevfik, (1861 -1939): Yazar. İstanbul'da doğdu. Soyadı Özzorluoğlu'dur. Halide Nusret Zorlutuna ve İsmet Kür yeğenleridir. Özel hocalardan ders aldı; Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca öğrendi. Antep'e Fransızca öğretmeni olarak gönderildi. Halep ve Selanik'te değişik memuriyetlerde bulunduktan sonra gazeteciliğe başladı. Sabah gazetesinin muhabiri olarak 1897'de Türk-Yunan savaşını takip etti. 1906'de Meclis-i Kebîr-i Maarif üyeliğine getirildi. Cumhuriyetin ilânından sonra değişik gazetelerin ve dergilerin yönetiminde yer aldı.

Süleyman Tevfik din, edebiyat, folklor, tarih, yemek sahalarında 150'den fazla telif, tercüme ve derleme eser vermiştir.

Hatıraları-gezi notları: Devlet-i Aliye-i Osmaniye ve Yunan Muharebesi (Abdullah Zühdi ile, 1897), Teselya'da Bir Cevelan ve Dört Aylık Seyahatim (1897).

Çok sayıda halk hikâyesini yayınladı.
224 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı çok begendim.Okurken başka hiç bir şey düşünemiyorum yani sürükleyici bir kitap.Yusuf'un rüya görmesiyle başlıyor aslında her şey.Rüyasında 11 yıldızı,ayı ve güneşi görüyor.Tabi bu rüyadan etkilenerek hemen gidip babasına anlatıyor.Babasıda bunun peygamberlik haberinin verildigini düşunür ve başka kimseye söylemezler.Sonra Yusuf'un kardeşleri bi şekilde her şeyi ögrenirler.Aslında bir çok kardeşin arasında da oldugu gibi kitapta da kardeşleri Yusuf'u kıskanırlar.Babalarının Yusuf'u daha çok sevdigini düşünürler.Bunun üzerine Yusuf'u da alıp kıra gezmeye götürüyorlar.Yusuf'u bir kuyuya atıyorlar.Babalarına da yalan söylüyorlar sonra Yusuf'u başkaları buluyorlar.Olaylar bu şekilde ilerliyor.Aslında bu anlattıklarım kitabın ilk olayları diyebilirim.Bu şekilde sürükleyici bir biçimde okudum diyebilirim.Tabi ki de herkesin okumasını isterim.
112 syf.
Öyle duygular vardır ki onların büyüklüğünü tanımlamaya "çok" kavramı az ve yersiz gelir.. Mesela "sevgi" bu duygulardandır.. O yüzden "Seni Çok Seviyorum" ifadesindeki "çok" bende yavanlığı ve az'lığı çağrıştırır.. Yalın ve koşulsuz sevgi.. İnsan ruhundan taşan, onu peşinden sürükleyen, insanın varlığından daha büyük bir duygudur.. Hele aşk, içinde kaybolduğudur insanın.. Yedi düvel biraraya gelse, bulup kendine getiremez insanı.. Peki böyle bir büyüklüğün ayağına dolanan "çok" ne.? Çok, olsa olsa hoşlantı gibi basit ve bücür bir duygunun sevgiye özenirken giydiği topuklu bir ayakkabı gibidir. Gerçek sevginin başı yalınayak bile göğe değerdi ki zaten.. Bilinen tüm duyguların az'lığına ve çok'luğuna efendilik etmiş ilahi bir tam'lıktır sevgi.. Demem o ki.. Sevginin ve aşkın tarifinde, çok'a bulaşık yıkamak bile düşmez..
240 syf.
·Puan vermedi
Bir akşam vakti arkadaşlarla toplanılır, ışıklar kapatılır, mumlar yakılır ve tutiname açılarak okunmaya başlanır. Birbirinden ilginç şark hikayeleri, bilge tuti'den insanlığa armağan öğütler, hikaye içinde hikayeye, ordan da başka hikayeye geçen kurgusu ile tutinamenin engin deryasına dalınır. Keyifli okumalar dilerim.
127 syf.
Pakize bir ask romanı qözuyle bakılırsa , Dikkat çeken bir önemli unsur da romanın sonudur.Bir sonuca bağlanmamakta; en heyecanlı yerınde bitmesidir.sanki devamı qelecekmiş qibi merak uyandırmaya çalışılmış olabileceği dusunulmektedir.
240 syf.
·6 günde·9/10
Bir papağanın ağzından aktarılan 70 masalın anlatıldığı bir kitaptı. Çok merak ettiğim bir kitap olduğu için çok da severek okudum. Kitapta tek hoşuma gitmeyen şey ön sözde kitabın nasıl biteceğine ilişkin cümlelerin olması. Herhalde bu sadece bu yayın evine ait bir durum olsa gerek başka yayın evinden çıkan kitaplarda yoktur diye düşünüyorum. Keşke bu yayın evi de bunu yapmamış olsaydı. Bu olumsuzluğu saymazsak ben kitabı çok beğendim.

Küçükken kitap okumayı hiç sevmediğim için kitap okumadım desem yalan söylemiş olmam. Bu kitabın içindeki masalları okurken çocukluğumda okumamış olduğum masal kitaplarının tadını geç de olsa aldım.

Masalların her biri ayrı ayrı dersler içeriyordu. Belki başkaları bu dediğimi düşünmeyebilir ama bana göre her masalın içinde o masalı özetleyen ve bizlere vermek istediği mesajı açık ve net ifade eden cümleler vardı. Bu cümlelerin hepsi birbirinden değerliydi ve çok da güzeldi. Kitabı bitirdikten sonra kendime dedim keşke o cümleleri bir yere not alsaydın. Bu dediğimi de tekrar okuduğumda yapayım inşallah.

Ben çok keyif alarak ve severek okudum. İyi ki de okumuşum dediğim bir kitap oldu. Her sayfası birbirinden güzel şeylerle dolu dolu bir kitaptı.
136 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Abdülhamid devrine güzel bir penceren girersiniz ve eski İstanbul sokaklarında yüzümüzde bir tebessümle okursunuz kitabı. Tirajikomiktir olaylar... Tadı damağınızda kalacak bir eser.
136 syf.
·9 günde·7/10
II.Abdülhamid dönemini bir kısmını anlatmaya çalışmış bir yapıt. Genel olarak beğenmedim.Padişahı gereksiz yere sanki ikinci plana itmiş. Şimdiki dönemde olduğu gibi o zamanda da vatan hainleri olduğu.Padişah gittikten sonra balkan savaşların patlat verdiği 1.dünya savaşın olduğu ve bizim ne kadar zarar gördüğümüzü sözde ulu hakanın gittikten sonra haklı olduğunu göstermiştir.
127 syf.
Uzun zamandır kütüphanemde beklemekte olan bu eseri okumak, karantina günlerime nasip oldu. Öncelikle eserin aslına uygun olacak şekilde anlatımının eski türkçe olması biraz gözümü korkutuyordu doğrusu. Ama daha önce okumadığım için pişmanlık duydum. Olay örgüsü gerçekten harikaydı. Yazarımız kitabın sonunu nedense açık bırakmış. Devamının geleceğine dair bir not düşmüş fakat halihazırda bu kitabın devamı yok ya da henüz osmanlıcadan çevirisi yapılmamış. Kısacası kesinlikle kendimize ait eserleri okumalı, bünyemize nakşetmeliyiz. Enfes bir kitaptı...
560 syf.
.
Kitabın ismi II. Meşrutiyetten değil I. Meşrutiyetten olmalıydı. Çünkü 50 yıllık hatıra olması için 1908 değil 1878'den başlayıp, 1923''e uzanması lazımdı. Bunun dışında devrin hayat tarzını, algılarını, beğenilerini, işleyişini ve İstanbul matbuatını göstermesi bakımından bile önemli bir eser. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine, bilhassa da Sultan II. Abdülhamid devrine ilgi duyanlar için ayrıca çekici olabilir
240 syf.
·6 günde·6/10
Merhaba,

Hoca Said deniz ticaretine atıldığında uzun süre evinden ayrı kalır. Hoca Said’ in bilge bir tuti kuşu vardır. Giderken karısını bu kuşa emanet eder. Fakat karısı bir süre sonra genç bir adama aşık olur. Tuti kuşu ise Hacı Said dönene kadar karısını her gece anlattığı hikaye ve kıssalarla evde tutup aşık olduğu adama gitmesini engellemeye çalışır.

Kitap, Binbir Gece Masalları gibi kısa hikaye ve kıssalardan oluşuyor. Çok iç içe geçmiş kıssalar olması kitabın sonlarına doğru içinden çıkılmaz bir hal aldı benim için, bitirmek için kendimi zorladım.

Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Süleyman Tevfik
Tam adı:
Süleyman Tevfik Özzorluoğlu
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1861
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1939
Süleyman Tevfik, (1861 -1939): Yazar. İstanbul'da doğdu. Soyadı Özzorluoğlu'dur. Halide Nusret Zorlutuna ve İsmet Kür yeğenleridir. Özel hocalardan ders aldı; Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca öğrendi. Antep'e Fransızca öğretmeni olarak gönderildi. Halep ve Selanik'te değişik memuriyetlerde bulunduktan sonra gazeteciliğe başladı. Sabah gazetesinin muhabiri olarak 1897'de Türk-Yunan savaşını takip etti. 1906'de Meclis-i Kebîr-i Maarif üyeliğine getirildi. Cumhuriyetin ilânından sonra değişik gazetelerin ve dergilerin yönetiminde yer aldı.

Süleyman Tevfik din, edebiyat, folklor, tarih, yemek sahalarında 150'den fazla telif, tercüme ve derleme eser vermiştir.

Hatıraları-gezi notları: Devlet-i Aliye-i Osmaniye ve Yunan Muharebesi (Abdullah Zühdi ile, 1897), Teselya'da Bir Cevelan ve Dört Aylık Seyahatim (1897).

Çok sayıda halk hikâyesini yayınladı.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 106 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 69 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.