Suphi Nejat Ağırnaslı

Suphi Nejat Ağırnaslı

Çevirmen
8.2/10
24 Kişi
·
61
Okunma
·
0
Beğeni
·
12
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
208 syf.
Spoiler İçerir..!

Damga; sosyal açıdan tamamen kabul görme vasfından men edilmiş bireyin durumunu ifade etmektedir.

Çalışma sosyal psikoloji üzerine inşa edilmiş, klinik araştırmalarla beslenmiş teorik çerçeve daima yeni kişi kategorilerine göre değişmiştir.

Çalışmada çizilen sınırlar damgayla doğrudan ilişkili olgular ile “civar olgular” arasında çizilmiştir. Damga ile sapma arasındaki ilişki netleştirilmeye çalışılmıştır.
Damga kişinin gözden düşmesidir ve toplumun kendisine uygun gördüğü kimliği kabul etmek zorundadır. İçinde yaşadığımız toplum kişileri kendinde bulundurduğu özelliklere göre kategorize eder ve her bireyin varsayılan bir toplumsal kimliği mevcuttur.

Çalışma da kullanılan “damga” kavramının niteleyici yönü kullanılmış gözükse de aslında toplumda aktörler arasındaki ilişki dilidir.

Toplum dinamik yapısının içinde hiçbir karmaşaya mahal vermeden aktörleri taşıdıkları özelliklere göre gruplandırırken, kendi anlam hiyerarşisinde itibarsızlaşmış kişileri de uygun bir ölçekle meydana getirdiği kendi yörüngesinde tutar. Damga sahibi aktör ne herkes gibidir ne de tamamen kendi olabilmektedir. Kendisi için çizilmiş yörüngede hareket alanı oluşturan damgalı birey yaşamsal fonksiyonlarını düzenleme de bir takım normlara uymak ve kendine öngörülen rolü oynamak zorundadır.

Damga tiplerini 3 ana grupta incelemek mümkündür.

1. Bedenin korkunçlukları ( fiziki deformasyonlar)

2. Zayıf irade, baskıya müstahak ya da doğal olmayan tutkular, sapkın ve katı inançlar ve ahlaksızlık olarak algılanan bireysel karakter bozukluklar,( ruh bozukluğu hapis yatmak, bağımlılık, alkolizm, eşcinsellik, işsizlik, intihara girişim ve radikal siyasi davranışlar.)

3. Irk, ulus, din gibi etnolojik olgular

Damga kavramı açıklanırken özellikle bu kavramın tanımının içine giren aktörlerin sözlü ifadelerinden faydalanılmış, “normal” olanlarla etkileşimi değerlendirilmiştir.
Bireyin toplum içinde oluşan kimliği; varsayılan kimliği ile fiili kimliği arasındaki uyuşma ya da uyuşmazlığa göre belirlenmektedir.

Damgalıların kendileri gibi aynı özellikleri taşıyan kişilerle etkileşimi yeni kurumların varlığını da beraberinde getirmiştir.

Çalışma da sosyal psikolojinin iki ana kabulünden hareketle bir takın çıkarımlarda bulunmuştur. Bunlardan ilki;

 İnsanlar kendi gerçekliklerini inşa ederler. Yani aynı ortamda bulunan, aynı kişi ile tanışan farklı bireyler hem bilişsel hem de sosyal süreçler aracılığıyla gerçekliği biçimlendirir, inşa ederler.

 Sosyal etkinin yaygın etkisi: diğer insanlar kendilerini bulunsalar da bulunmasalar da bireyin, duygu düşünce ve davranışlarını etkilerler.

Bu düşünceden hareketle; damga için bireyin toplum içindeki yeri fiillerini anlamlandırma da nedenleri niçinleri, ön kabulleri kısaca toplumu anlama, kavrama içinde var olma çabası içerisindeki belli bir kategoriye ayrılmış aktör diyebiliriz.

Yazar ikinci bölümde benlik üzerinde açığa vurulmamış itibarsızlaştırıcı bilginin idare edilişine, kısacası “ –mış, - miş gibi yapmaya, olmaya” odaklanmıştır.
İnsanın maddi ve manevi yönü olan komplike bir canlı oluşundan fiil ve davranışlarının arkasında her zaman bir anlam var olmakla birlikte aktör ne kadar yalancı olursa olsun yaşamı ne kadar zor gizli ve karmaşık olursa olsun, ya da yeni başlangıçlar ve geri dönüşler tarafından yönetilirse yöneltilsin, eylemleri tamamen anlamsız ve birbirinden kopuk olamaz.

Üçüncü bölümde toplumsal kimlik ile bireysel kimlik arasında bir ayrım yapılmıştır.
Aktör bu iki soyut tarafı ağır basan oluşum içerisinde çatışma halindedir. Zihninde kim olduğu sorusundan çok toplumun kendisini ne olarak gördüğü sorusuna cevap aramaktadır. Kendinde bizatihi hissettiği kimliği; kişinin çeşitli toplumsal deneyimler sonucunda kendi durumuna ve sürekliliğine ve karakterine ilişkin edindiği özel algıdır. Fakat bu algı toplumda oluşturduğu kimlik arasındaki mesafe kimi zaman artmakta kimi zaman ise yakınlaşmaktadır. Bu durumun yarattığı gerilim insanı psikolojik olarak içinden çıkılmaz sorunlara sürüklemekte damgalı bireyin tamamen içine kapanık toplumdan uzak bir hayat sürmesine sebep olmaktadır.
Toplumda oluşan normlar da damgalı kişilerin aşamadığı engellerden sadece biridir. Zira toplumsal beklentiler her aktör için oluşturulmuş bir normdur ve sana uygun görülen kategori ne ise onu yapmak toplum içinde varlığını sürdürebilmen için hayati bir önem arz etmektedir.

Dördüncü bölümde damgalanmış kişinin ve bu duruma karşı verdiği tepki incelenmiştir. Temel hipotez ise farklılığı anlamak için farklı olana değil olağan olana bakmak gerekir.

Beşinci bölümde sapkınlık üzerinde durulmuş ve tanımı yapılmıştır.
Sapkınlık, bir takım değerleri paylaşan ve kişisel sıfatlar ve davranma şekillerine ilişkin belli bir toplumsal normlar bütününe riayet eden bir grup bireyden hareketle, bağlılık göstermeyen her üye için kullanılan bir kavramdır. Bütünleşmiş sapkın ve toplumsal sapkın olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Tabi aynı zamanda bu kategorilerde sınırlar net ifadelerle belli olmayıp belirtilen özellikler her zaman geçerliliğini koruyamamaktadır.

Sonuç olarak yazar sosyal psikoloji üzerine yoğunlaşarak “damgalı” olarak nitelendirdiği insan tipolojisi üzerinde analitik bir yaklaşım sergilemiş bu kişilerin içsel tutumlarını da göz önüne alarak topluma yansıyan fiillerin arkasında yatan anlamları açıklamaya çalışmıştır. Damgalı bireyler toplumla ve kısmen de kendiyle çoğu zaman çatışma halinde olup kendi için ön görülen yaşamsal zeminde toplumdan kopmadan çok fazla içli dışlı da olmadan bazen –mış –miş gibi yaparak hayatını sürdürme çabası içerinde olmalıdır.
353 syf.
·Beğendi·8/10
Tek kelime ile "EFSANE" bir kitap. Ekonomi anlamında bir yığın bilgi var kafamda ama neden, niçin bağdaştıramıyorum , neden-sonuç ilişkisi kuramıyorum diyorsanız tam size göre bir kitap. Özellikle olayların tarih sırasıyla verilmesi kafanızdaki pek çok şeyi yerli yerine oturtuyor. Sıkıcı bir ekonomi kitabı olmaktan uzak oluşu ve renkli baskısıyla çok keyif veren bir kitap . Hiç bir bilginiz yokken bir anda sizi ekonomi profesörü yapacağını vadetmiyorum tabiki ama nerden başlamalıyım sorusuna güzel bir cevap bu kitap.
197 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Blanquie, 76 yıllık ömrünün tam kırk yılını hapishanelerde geçirdi. Komplocu, darbeci ve safi bir eylem adamı olarak bilinse de; bu kitapçık okunduğunda teorik, felsefik ve politik fikirlerinin hiç de azımsandığı kadar olmadığı görülebilir. Hatta bugün kendisini Marksist zanneden birçok kişi, idealist tarih yorumu nedeniyle eğitime verdiği öncelik, ekonomi ve sınıflar mücadelesini üretimden değil tüketimden yola çıkarak yorumlayış, dinsel meseleleri politikanın merkezine koymak ve aşırı iradecilik bakımlarından hık deyip Blanquie'nin burnundan düştüklerini öğrenseler şaşıracaklardır. Blanquie ve içinde bulunduğu çağ için ileri sayılabilecek bu noktalar, bugün kendine Marksist deyenler açısından yüz kızartıcıdır orası ayrı...
Ama "proleterya diktatörlüğü" kavramının ilk kez kullanılışı, ütopyacılığın reddi, profesyonel devrimcilik, öncü parti, sürekli devrim gibi marksizmi önceleyen fikirlerin de sahibidir. Bizzat Marx, Blanquie için "Fransa'daki proleterlerin başı ve yüreği" demiştir... Paris Komünü'ne dair okumalarımda keyifle yuttuğım bu kitapçık, kolay okunur ve akıcı bir şekilde anlatıyor bu büyük devrimciyi... ve insan üzülmeden edemiyor, Komün isyanından sadece 20 gün önce taraftarları tarafından erken bir ayaklanmaya sürüklenen, ve yaşamı boyunca beklediği Komün'ü hapiste karşılayıp uğurlayan bu büyük devrimci için...
208 syf.
·Beğendi·8/10
Damgayı, damgalıyı açıklayan ve anlatan bir sosyal-psikoloji kitabı olarak nitelendirilecek kitap benim çok hoşuma gitti. Akademik düzeyde bir kitap olduğunu bilmenizde fayda var. Dili ağır değil diye hatırlıyorum ama emin değilim. Çok kitap okuyan biriyseniz bu kitaptan da öğreneceğiniz çok bilgiler olduğuna emin olabilirsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Suphi Nejat Ağırnaslı

Yazar istatistikleri

  • 61 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 198 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.