Şusaku Endo

Şusaku Endo

Yazar
7.6/10
8 Kişi
·
20
Okunma
·
2
Beğeni
·
318
Gösterim
Adı:
Şusaku Endo
Tam adı:
Shūsaku Endō
Unvan:
Japon Yazar
Doğum:
Tokyo, Japonya, 27 Mart 1923
Ölüm:
Tokyo, Japonya, 29 Eylül 1996
İşte bu deniz uçsuz bucaksız ve hüzünle uzanıyordu; tüm bu zaman zarfında, Tanrı denizin üzerinde amansız sessizliğini sürdürmüştü. “Eloi, Eloi, lama sabachthani!”
Günah ,çalmak ve yalan söylemek değildir. Günah, bir insanın diğer insanın hayatını acımasızca ayaklar altına alması ve açtığı yaralardan tamamen bihaber olmasıdır."
Ferreira: Dinden dönmemin nedeni... Bunu duymaya hazır mısın? Dinle o zaman! Buraya kapatıldım ve Tanrı'nın kendileri için hiçbir şey yapmadığı o insanların seslerini dinledim. Tanrı tek bir şey bile yapmadı. Tüm gücümle dua ettim ama Tanrı hiçbir şey yapmadı.
Portekizli rahip Rodrigues, misyoner yoldaşı Francisco Garrpe ile
birlikte çıktığı zorlu bir yolculuğun ardından Japonya'ya varır.
Bir Hristiyan, üstüne üstlük bir rahip için akıl almaz tehlikelerle dolu
bu ülkeye gelmelerinin iki amacı vardır:
Birincisi, türlü işkencelere maruz kalan Japon Hıristiyanların başıboş
kalıp savrulmalarını engellemek;
ikincisi ise hayranlık duydukları öğretmenleri Ferreira'nın, inancına ihanet
etmesinin ardındaki gerçeği öğrenmek...
Zulüm onlara hiç de uzak olmayan, eli kulağında bir gerçektir.
Bir süre sonra Garrpe ile yolları ayrılır. Rodrigues artık bir başınadır.
Onun Ferreira ile yüzleşmek üzere çıktığı bu yolculuk, sonraları kendisiyle,
inancıyla ve Tanrı'sıyla yüzleştiği bir yolculuğa dönüşecektir,
inananlar zulme uğrarken Tanrı neden hâlâ sessizdir?
Şusaku Endo
Zeplin Yayınları - Tanizaki Edebiyat Ödülü
Karanlığın bizim için dehşet verici olmasının nedeni, henüz ışığın icat edilmediği çağlarda yaşayan ilk insanların içgüdüsel korkusunun bize miras kalmış olması.
Şusaku Endo
Sayfa 199 - Zeplin
Günah, bir insanın, bir diğerinin hayatını acımasızca ayaklar altına alması ve açtığı yaralardan tamamen bihaber olmasıdır.
Şusaku Endo
Sayfa 109 - Zeplin
“Hiçbir yüksek verginin, hiçbir baskının olmadığı bir cennet hayali kuruyorlardı. Onların mutlu hayallerine kim zalimce bir son yazacaktı?”
240 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Bir tarafta hristiyanlığı yaymak adına rahiplerin ve Japonya’da onlara inanan bir avuç insanın yaşadıkları çileler, öte taraftan mevcut inançlarını (Budizm) korumak ve hristiyanlığın asla kendilerine uygun olmadığını ileri sürerek hristiyan rahiplere türlü işkenceler edip onları dinden (döndürmeye çalışırken kullandıkları yöntemler tam da Japon zekasına münhasır) döndürmeye çalışan Japon hükümeti.
İnanmak ve sorgulamak. Yanyana geldiğinde tehlikeli sonuçlara neden olabilir.
İnsan en çok dünyalık acılar karşısında çaresiz kaldığında sessiz kalan Tanrı’yı sorgular sanırım.
Sade, akıcı anlatımıyla ve anlattıklarıyla beni çok etkiledi. İnançla ilgili tekrardan düşünmemi sağladı.

“İnsanlar zulme uğrarken Tanrı neden hâlâ sessizdir.”

“Günah, genellikle sanıldığı gibi bir şey değildir; günah, çalmak ve yalan söylemek değildir. Günah, bir insanın, bir diğerinin hayatını acımasızca ayaklar altına alması ve açtığı yaralardan bihaber olmasıdır.”
240 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Japon ve Katolik olan bir yazar: Şusaku Endo. Dini ile yaşadığı kültürü birbirine uydurmakta güçlük çeken bir insan ve onun yüzyıllar öncesinin tarihini araştırarak kendi yaşadığı çıkmazları hikayeleştirerek anlattığı kitabı: Sessizlik. Kitabın kahramanı Portekizli, dinine son derece bağlı bir rahip, bu dini Japonyadaki Hıristiyanlara anlatmak için yola çıkmış bir misyoner...

Kitabın önsözünde yönetmen Martin Scorsese şöyle diyor: " Sessizlik, Tanrı'nın sevgisinin sandığından daha gizemli olduğunu, insanoğlunun yöntemlerine sandığımızdan daha fazla müsaade ettiğini ve sessizlik içindeyken bile daima var olduğunu -çok acı bir şekilde- öğrenen bir adamın hikayesidir."

Kitabı bu sitede bile okuyan bir kaç kişi olduğunu göz önüne alırsak, bu incelemeyi yazmamdaki amaç 'belki birisi bu kitaba denk gelir de incelemelerine göz atmak isterse en azından bir tane yazılmış olsun' kaygısıydı. Çünkü bazen ben de merak ettiğim bazı kitapların hiç incelemesinin bulunmadığını görünce hayal kırıklığı yaşıyorum.

Gelelim kitabın içeriğine... Öncelikle dili çok sade ve akıcı, 2 günde okunacak bir kitabı 7 günde bitirmiş olmam ise benim yoğunluğumdan kaynaklıdır. Yoksa hiç de sıkıcı olmayan bir dille ve tatlı tatlı betimlemelerle yazılmış bir kitap.

Ana karakterimiz Rodrigues, Portekiz'den Japonya'ya türlü zorluklarla geçecek olan bir yolculuğa atılmaya karar verir ve bu yolculuk sonunda da orada az da olsa bulunan Hıristiyanlara dinlerini yaşamakta yardımcı olmayı, onların acılarına merhem olmayı ve kendisinden önce oraya gitmiş olan Ferreira isimli rahibin de neden dininden döndüğünü öğrenmeyi amaçlar.

"O dönemin Avrupası'nda, Ferreira'nın dünyanın kıyısında kalmış uzak bir ülkede inancını terk etmeye zorlanmış olması, yalnızca bireysel bir başarısızlık göstergesi değil aynı zamanda inancın kendisi ve tüm Avrupa adına utanç verici bir yenilgiydi.(syf 15)

Büyük bir şevkle diğer üç arkadaşıyla birlikte çıktığı yolculuğunun Japonya'dan önceki durakta sekteye uğraması ve Japonların ülkelerine giriş çıkışı sıkı bir denetim altında tutmasından dolayı gecikmesi Rodrigues'in hayal dünyasından sıyrılmasına neden olur.

"Biz rahipler, birçok yönden üzgün bir insan topluluğuyuz. İnsanlığa hizmet etmek için dünyaya gelen fakat görevini bir türlü yerine getiremeyen bir rahipten daha yalnız kimse yoktur şu dünyada." (Syf 29)

Pek çok talihsizlikten sonra -daha sonra Hıristiyan olduğu anlaşılan- Kiçijiro adında bir Japonla tanışırlar ve Japonya'ya dikkat çekmeden varmaları için ona güvenmek zorunda kalırlar. Gerçekten de onun yardımıyla Japon topraklarına varırlar ve başlarına gelen talihsizlikler peşlerini bırakmaz hatta katalanarak artar. Bu Kiçijiro adlı Japon kendisine pek çok kez ihanet eder ve Rodrigues onu Yahuda'ya benzetir, hatta İsa'nın nasıl olup da onu yanından ayırmadığına bir türlü anlam veremez.

Japonya'daki günleri çoğunlukla kaçarak ve saklanarak geçer Rodrigues'in, tanıştığı bir kaç Hıristiyan'a dini konuda yardımcı olması dışında hiç de hayal ettiği gibi olmaz. Hatta oradaki Hıristiyanlar'ın sefil bir durumda olduğunu gördüğünde hayretler içinde kalır: "Tanrı Hıristiyanlarımıza neden böyle bir yük taşıtıyor? Bunu anlamakta güçlük çekiyorum."(syf 47)

Pek çok kaçış ve saklanıştan sonra Kiçijiro'nun ihanetiyle muhafızlar tarafından yakalanır ve diğer Hıristiyanların da bulunduğu bir hapishaneye konur. Bu günlerde kendisine işkence edileceğini tıpkı seleflerine yapıldığı gibi kuyulara sarkıtılacağını düşünse de kendisine "iyi" davranılmaktadır. Düşünecek bol bol zamanı vardır ve ara ara kendi inancını da sorgular :

"Diyelim ki Tanrı yok... Bu, korkutucu bir tahayyüldü. Eğer Tanrı olmasaydı her şey ne kadar absürt bir hale gelirdi!"( syf 88)

"Eğer böyle söylemem küfre girmeyecekse Yahuda'nın, İsa'nın ölüm kalım savaşı olan dramın şanı için kullanılan talihsiz bir kukladan başka bir şey olmadığı hissi var içimde."(syf 97)

Daha sonra rahibin, Japon sulh hakimiyle aralarında geçen bir konuşmada, Hıristiyanlığın Japonya'da yayılıp yayılamayacağı ile ilgili yazarın bir tohum ve toprak metaforu var ki oldukça hoşuma gitti okurken:

"Tek bir toprak türünde büyüyen bir ağaç, toprağı değiştirilse kuruyabilir. Peder, topraktaki ve sudaki farklılıkları hiç düşünmediniz mi?"(syf 138)

"Eğer yapraklar gelişmiyor, çiçekler açmıyorsa bu yalnızca gübrelenmediği içindir." (Syf138)

Sonraki zamanlarda kendisinden önce gelen ve dinden döndüğü bilinen rahip Ferreira ile görüştürülür ve onlar gibi giyindiğini hatta bir Japon ismi aldığını görür. Ferreira'nın görevi Rodrigues'i de dinden döndürmektir ve şöyle der ilk karşılaşmalarında:

"Yirmi yıl boyunca bu amaca hizmet ettim. Bildiğim tek şey ise dinimizin bu ülkede kök salmadığıdır. Bu ülke bir bataklık. Zamanı gelince sen de göreceksin. Hıristiyanlık fidanını işte bu bataklığa diktik biz!"(syf 182)

Burdan sonra başına ne geldiği ve hikayenin nasıl bittiğini okuyacak olanlara bırakıyorum.

Son olarak, kitabın konusu ilgi çekiciydi benim için. 1500lerin Japonya'sına, dinine ve kültürüne hafif bir dokunuş yapmıştı bana göre yazar. Dokunuş diyorum çünkü din ve inanç konusunda dili yumuşaktı, karakterin sorgulaması bile yüzeyseldi. Çünkü nerdeyse inanan herkesin hayatının bir bölümünde de olsa sorguladığı cinstendi, daha fazla derine inmediğini düşünüyorum kendi adıma. Ama zaten bu kitap din eleştirisi olarak değil, bir insanın Tanrı'dan beklentileri, kendinden beklentileri ve bunları bulamamanın hayal kırıklığı ama yine de Tanrı'yı ve yaşamı sevmekten vazgeçemeyişi olarak okunmalıdır.


Denk gelir de bu kitabı elinize alırsanız, keyifli okumalar dilerim.
240 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yayımlandığı yıl Tanizaki Edebiyat Ödülü'nü kazanan Sessizlik, çağdaş Japon edebiyatının önemli eserlerinden biri.Kitabın başında Martin Scorsese'nin önsözü yer almakta.Marin Scorsese yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanmış.İzlemeli.
Sessizlik, Şusaku Endo'nun dilimize çevrilmiş tek kitabı.Umarım devamı gelir.
17. yüzyıl başında Japonya'ya gizlice gelen iki Portekizli Cizvit rahip hem misyonerlik faaliyetlerinde bulunacak hem de daha önce Japonya'ya katolik inancını yaymak için gelen hocaları Ferreira'nın dinden dönmesinin ardındaki gerçeği öğreneceklerdir.
Kitapta, Katolik inancı ve Budizm inancı çatışması ustalıkla verilirken, Japon kültürü de gözler önüne seriliyor.
Asıl etkileyici olan inanmak ve sorgulamak arasındaki o korkunç sınırın altının çizilmesi.İnancınızı sorguladığınızda artık yitirmiş mi olursunuz inancınızı? Ne zaman sogularsınız inancınızı?Tanrı yaşananlara, çekilen acılara sessiz kaldığında belki de...
Bende öyle oluyor en azından.
Kültürler arası çatışma, bireysel çatışma ile öylesine iç içe geçmiş, başarılı bir şekilde verilmiş ki hayran oldum.Son dönemlerde okuduğum en iyi kitaplardan biri Sessizlik.
240 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Japon edebiyatının önemli bir eseri olan #sessizlik , Japonya'ya gittikten bir süre sonra dinden döndüğüne dair haber edindikleri hocaları Rahip Ferreira'nın izini bulmak ve tehlike altındaki misyonerlik faaliyetlerin tekrar canlandırmak için oraya giden Rahip Rodrigues ve Rahip Garrpe'nin yolculuğunu konu ediyor.
En önemlisi günahı kim işliyor? Dönen mi kalan mı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Şusaku Endo
Tam adı:
Shūsaku Endō
Unvan:
Japon Yazar
Doğum:
Tokyo, Japonya, 27 Mart 1923
Ölüm:
Tokyo, Japonya, 29 Eylül 1996

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 20 okur okudu.
  • 26 okur okuyacak.