Susan Buck Morss

Susan Buck Morss

Yazar
7.5/10
4 Kişi
·
7
Okunma
·
2
Beğeni
·
188
Gösterim
Adı:
Susan Buck Morss
Unvan:
Amerikalı Akademisyen, Filozof, Yazar
ABD'li yazar ve akademisyen Susan Buck-Morss, Cornell Üniversitesi, Kamu Yönetimi bölümünde siyaset felsefesi ve toplumsal teori, Sanat Tarihi bölümünde de Görsel Kültür dersleri vermektedir. Frankfurt Okulu, özellikle de Adorno ve Benjamin'in eserleri hakkındaki özgün çalışmaları çok yankı uyandırmış ve birçok dile çevrilmiştir.
The Origin of Negative Dialectics: Theodore W. Adorno, Walter Benjamin and the Frankfurt Institute (1977) ve Thinking Past Terror. Islamism and Critical Theory on the Left (2003) adlı kitapların da yazarıdır.
"...[Bir insanın] varlığı ikiye ayrılır, her birine bir gezegen düşer, ama sonra bir ikinci defa, bir üçüncü defa, binlerce defa [...] on binlerce farklı şekilde daha bölünür."
Katalonya doğumlu felsefeci Louis Sala-Molins, Aydınlanma düşüncesi tarihini, 1685'te kolonilerdeki siyah köleler için hazırlanıp XIV. Louis tarafından imzalanan ve 1848'e kadar tam anlamıyla ilga edilmeyen Fransız yasası Le Code Noir'ın merceğinden bakarak yazmıştır. Sala-Molins, gerek köleliği, insanların mal muamelesi görmesini, gerekse insanlıkdışı statülerine karşı çıkmaya kalkışacak olurlarsa kölelerin damgalanmasını, işkence görmesini, fiziksel olarak sakatlanmasını ve öldürülmesini yasallaştıran bu yasayı madde madde inceler. Fransa'nın yasal yetki alanı dahil indeki tüm köleler için geçerli olan bu yasa ile Aydınlanma felsefecilerinin metinlerini yan yana koyar; böylece, bu felsefecilerin teoride köleliğe şiddetle karşı çıkmakla beraber pratikte köleliği "güzelce" görmezden geldiklerini belgeleriyle gözler önüne serer.
On yedinci yüzyılın sonlarının İngilteresi'nde moda olan köleler aristokrat hanımIara evcil hayvanlar gibi eşli k ediyordu. 1756 tarihli London Advertiser'da yayımlanan "Matthew Dycr imzalı bir ilanda "Siyahlar ya da Köpekler için gümüş asma kilitler; tasmalar vs." yapıldığı bildiriliyordu . . . İngiliz hanımlar ya evcil kuzuları, evcil köpekleri ya da evcil siyahlarıyla poz veriyordu"
Rousseau dünyanın dört bir yanındaki insanlardan bahsetmiş ama Afrikalıları atlamıştır; Danimarka'ya nakledilmenin üzüntüsünden ölen Grönland halkından bahsetmiş, ama Hint Adaları'na nakledilirken intihar eden, ayaklanan, ceza olarak kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde kaderiyle baş başa bırakılan Afrikalıların üzüntüsünü hiç anmamıştır.
Modernliğin Avrupa'yla eşanlamlı olduğunu zannedince, modem kapitalizmin önemli ölçüde, Avrupa'daki gelişmelerin pek çok açıdan ilerisinde olan koloni sisteminin ürünü olduğunu anlayamadık. Aime Cesaire şöyle yazmıştır: "Saint-Domingue'yi incelemek, Batı medeniyetinin köklerinden, kaynaklarından birini incelemek demektir". Ama bu içgörüyü muhafaza edip daha ileriye gitmemiz gerekir. Karayipli asilere haklarını verecek olursak, Batı medeniyetinin ta kendisi çözülerek asilerin içinde hareket ettiği gözenekli ve hudutsuz mekanın tarihine dönüşmüştür.
"Dünya Tarihi mutluluk tiyatrosu değildir. Mutluluk sayfaları onun içindeki boş sayfalardır, zira bunlar uyum dönemleri, yani antitezin askıda olduğu dönemlerdir" (Hegel)
Fransız Devrimi'nin koruyucu meleği olan Rousseau bile, kölelik kurumunu amansızca kınarken, gerçekten mevcut olan, Avrupalıların sahibi olduğu milyonlarca köleyi aklına getirmez.
Rousseau, "Paris'te, insanın ha bir maymunla ha siyah bir oğlanla (negrillon) eğlendiği özel oturma odaları olduğu"nu bilmiyor olamazdı.
Rousseau Tüm insanların eşit olduğunu ilan etmiş ve özel mülkiyetin eşitsizliğin kaynağı olduğunu ileri sürmüştür, ama Fransızların ekonomik kazanç elde etmek için köleliğe yönelmesinin gerek eşitlik gerekse de mülkiyet argümanları açısından merkezi bir önem taşıdığını asla tartışma konusu yapmamıştır.
Locke'un "Tüm İnsanlığın Zincirleri"ne karşı öfkesi, Yeni Dünya'daki, helede Britanya kolon ilerindeki plantasyonlarda siyah Afrikalıların köleleştirilmesine yöneltilen bir itiraz değildi. Kölelik daha ziyade, Britanya'da anayasa teorisi hakkında yapılan parlamento tartışmalarında genelde kullanıldığı şekliyle, yasal tirantığın bir metaforuydu. Carolina'daki Amerikan kolani yönetimiyle bağları olan Royal African Şirketi'nin hissedarı olan Locke, "zenci köleliğini rahatl ıkla meşrulaştırılabilecek bir kurum olarak görüyordu". Bu ikili bakışı mümkün kılan şey, siyasi toplumsal sözleşme söyleminin hane içi üretimin ekonomisinden (oikos) yalıtılmasıydı. Britanya özgürlüğü özel mülkiyetin korunması anlamına geliyordu ve köleler özel mülktü. Hane halkının yetki alanı içinde kaldıkları sürece, kölelerin statüsü yasa tarafından korunuyordu.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Susan Buck Morss
Unvan:
Amerikalı Akademisyen, Filozof, Yazar
ABD'li yazar ve akademisyen Susan Buck-Morss, Cornell Üniversitesi, Kamu Yönetimi bölümünde siyaset felsefesi ve toplumsal teori, Sanat Tarihi bölümünde de Görsel Kültür dersleri vermektedir. Frankfurt Okulu, özellikle de Adorno ve Benjamin'in eserleri hakkındaki özgün çalışmaları çok yankı uyandırmış ve birçok dile çevrilmiştir.
The Origin of Negative Dialectics: Theodore W. Adorno, Walter Benjamin and the Frankfurt Institute (1977) ve Thinking Past Terror. Islamism and Critical Theory on the Left (2003) adlı kitapların da yazarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.