Suzan Cenani Alioğlu

Suzan Cenani Alioğlu

Çevirmen
8.3/10
362 Kişi
·
527
Okunma
·
0
Beğeni
·
178
Gösterim
Adı:
Suzan Cenani Alioğlu
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
141 syf.
·9/10
Eveet sonunda uzun zamandır merak ettiğim “Ölü ozanlar derneği”ni okumuş bulunuyorum. Kitabı merak etme sebeplerimden biri (en büyük sebebi) “Carpe diem” :))

Bu siteye giriş yaptıktan sonra profil ismi olarak kendi ismimi değil de en sevdiğim latince ifade olan ve benim her yerde logoma dönüşmüş olan “carpe diem”i kullanmak kararı aldım. Her şey bundan sonra başladı :Dd.
Kaç tane mesaj geldi “Ölü ozanlar derneği”ni okudunuz mu, “Ölü ozanlar derneği” filmini izlediniz mi gibisinden. Acaba neden herkes “Ölü ozanlar derneği”ni soruyor diye merak ettim açtım araştırdım kitabı. Bir de ne göreyim. “Carpe diem” kitabın esas konusu :D.

Ben bu ismi lise yıllarından bu yana bu kitaptan ve filmden hiçbir haberim olmadan kullanıyordum. Ama gel gör ki “Carpe diem” felsefesine ait çok güzel bir kitap varmış. İsmimin vesilesiyle tanıştım bu kitapla ve iyi ki tanışmışım.

Daha fazla sizin kafanızı meşgul etmeden incelememe geçeyim :))

*******
~Kitaptan bazı olaylara değineceğimden dolayı SPOİLER olabilir. Şimdiden uyaralım da sonra “Senin yüzünden spoiler yedim” gibi şeyler duymayalım :)

*******
Hepimizin içinde gizli tutkular, gün yüzüne çıkmasını bekleyen yeteneklerimiz var. Peki hepimiz bu yeteneklerimizi değerlendiriyor muyuz? Küçüklüğümüzden beri “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna kalıp haline gelmiş yanıtlar veririz: doktor, öğretmen, polis, avukat ve s. Ama hiçbir çocuğun ağzından ben yazar; oyuncu; müzisyen; ressam, olmak gibisinden şeyler pek duymadım. Belki de istemişlerdir ama çoğu zaman ebeveynler tarafından “Yazar olup da ne yapacaksın git doktor ol” gibi şeyler duyduklarından dolayı bu isteklerini dile bile getirmez olurlar. #53414619

Ebeveynlerimizin elbette üstümüzdeki haklarını ödeyemeyiz ama haklılar mı çocukları bu kadar kalıba sokmakta? Benim oğlum (kızım) öğretmen; avukat; doktor olacak derken çocuğa da fikrini sormak gerekmez mi? Yazar; oyuncu bunlar meslek değil mi? Eğer çocuğunuz bu alanda kendini iyi ve yetenekli hissediyorsa ona köstek yerine destek olmak daha iyi olmaz mı? Tabii ki de daha güzel olur.

Çocukların psikolojisini oluşturan temel unsur ailedir. Çocuklarınızı kendinizden uzaklaştırmak istemiyorsanız onlara söz hakkı tanıyın. Yeteneklerini keşfetmelerine izin verin. Bir konuda kendini iyi görüyorsa arkasında durun. Sadece maddi olarak değil manevi olarak destek olun. Yoksa onların da sonu Todd gibi olur ve sizden uzaklaşırlar( #53407779 ). Daha da ileri giderse Neil gibi bir trajedik sonla karşı- karşıya kalırsınız...

Kitabı okurken daha bir kaç sene önce sırf üniversiteyi kazanamadı diye kendini asan çocuk geldi aklıma... O çocuk o kadar çok psikolojik baskı görmüş ki hem evden, hem hocalardan üniversiteye giremediğinden dolayı canına bile kıymış #53486973 .Her sene böyle haberler duyuyoruz maalesef. Ailesinin baskısı yüzünden kendi canına kıyan yüzlerle genç var.

Bu yüzden anne babalar çocuklarının sözlerine fikirlerine saygı duymalılar. Yoksa sonunda fikirlerine saygı duyacak bir çocukları bile kalmayacak...

Kitaptaki ikinci güzel mesaj hocalara veriliyor.
Kitabı okudukca keşke bir tane bile olsa Bay Keating gibi hocam olsaydı dedim. Ama maalesef tüm hocaların ister lisede, isterse de üniversitede yaptığı tek şey kitaptaki kendilerine dayatılan konuları bize ezberletmek. #53330038
Beyni geliştirmek, çocuğun özgür düşünmesini sağlamak hiçbirinin umrunda değil. Ve bu yüzden “okumuş cahiller”in sayı günü günden artıyor.

Öğretmen çocuğa yol gösterendir. Psikolojini etkileyen ikinci etken öğretmen baskısı. Bu yüzden öğretmenler çocuk psikolojisini çok iyi bilmeli ve her çocuğa kendi psikolojisine göre davranmalı. Todd gibi nice çocuklar var kendine kapanan, fikrini söylemeye çekinen. Böyle çocuklara kitaptaki bilgiden önce kendini ifade etmesi öğretilmeli. Keşke bunu hocalar anlayabilseler ve çocuklara buna göre davransalar.

Kitap her açıdan anlaşılması ve ders çıkarılması gereken bir kitap. Okurken çok duygulandım. Özellikle ebeveynlere ve öğretmenlere okutmamız gereken bir kitap. Belki dönüp kendilerine bakarak yaptıklarını sorgulamalarına vesile olur.

Vee incelememe hayat felsefeme ve logoma dönüşmüş “carpe diem”le son vermek istiyorum :)).

“Carpe Diem”- “Anı yaşa”
Hayatımda hep bu felsefeyle yaklaşmaya çalıştım. Anı yaşamak. Bir şeyi yapmak şansımız varsa yapmalıyız. Hayat ertelemeye gelmiyor. Günü gününe yaşamak lazım hayatı. Ne demiş şair:

"Topla gül goncalarını toplayabilirken,

Zaman uçup gidiyor.

Bugün sana gülümseyen çiçekler

Yarın soluveriyor"

Ne olursa olsun hayatı sevin, hayata tutunacak bir şeyler bulun. Ve en önemlisi hep gülümseyin :)). Sizin üzülmenizi isteyenlere inat hep mutluluk olsun yüzünüzde :))
Şunları da bırakayım buraya motive olmak için:

#53473550

#53390176

#53377196

#53348546
141 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Küçükken "Büyüyünce ne olacaksın? sorusuna cevabım şu olurdu: "Öğretmen, ama kitap da yazacağım." Kitap yazma isteğimin pek ilgi görmemesinden olsa gerek, bir zaman sonra dillendirmez oldum bunu. Ne olmak istediğimi soranlara "öğretmen" diyorum, "Edebiyat yahut Türkçe var aklımda. Evet, aç kalırsam kitaplarımı yiyeceğim!" Adına "hayatın gerçeği" denilerek önüme sürülen nedenlere göre hayallerimi şekillendirmek yerine, hayatımı, hayallerimi gerçekleştirebileceğim hale koymak tercihimdir.

Ortaokulda Türkçe öğretmenimiz kompozisyon yazmamızı istemişti. Ertesi gün sınıfa geldiğinde sorduğu soru: "Saadet, ileride kitap yazmayı düşünüyor musun?" Heyecanla "evet!" dedim. Ama... "Hayatta cümlelerini "ama" ile değil, "rağmen" ile kur."
Kimi zaman bir kitap, bir insan veyahut bir öğretmen tanırsınız, hayatınız değişir. Bana yeni bir bakış açısı kazandıran ve hayallerimi gerçekleştirme hususunda yüreklendiren de Türkçe öğretmenim oldu.

Romanı okurken Keating'i Türkçe öğretmenime benzettim, Ben de roman kahramanlarından Neil'dim. Okurken onda kendimi buldum, fakat hazin sonu beni şaşkına uğrattı. Kitapla birlikte ben de bittim efendim. Beni bitiren hayallerinin bedelini hayatı ile ödeyen Neil'di.

Kitapta "carpe diem" felsefesine sık sık rastlıyoruz. Öyle ki, dün geçmiş, yarın gelmemişse, geleceğinin de garantisi yoksa; Tek zaman, şimdidir.

Kitaptan çıkartılması gereken başka şey: Öğretmen olmak, öğrencilere sadece tanjant kotanjat, dilbilgisi kurallarını öğretmek demek değil. Eğitimi bunlarla sınırlı tutar, bunları öğrenmeleri gerektiğini dayatırsak, sadece mutsuz yarış atları yetiştirmiş oluruz.
Öğretmen olarak müfredattaki konuları anlatıp işlemenin yanında, gençlere, başkası değil kendisi olması gerektiğini de fark ettirmek gerekli. Bu kitabı tüm ebeveynler, öğrenciler ve eğitimciler okumalı fikrimce. Henüz okumuş değilseniz, okuyacaklarınızın arasına ekleyin derim efendim.

Ve "anı yaşa"mayı unutmayın. Henüz zaman varken toplayın gül goncalarınızı.
141 syf.
İtiraf etmek gerekirse önce filmini seyretmiş olmanın hatasını kitabı okuduktan sonra farkettim.Zaten kitaptan uyarlama filmlerin bir çoğu kitap kadar etki yaratamıyor. Ölü ozanlar derneği’nde de olduğu gibi…

Konusu itibariyle oldukça düz bir içeriğe sahip. Bu basit olay örgüsü içerisinde kitabı güzel kılan ne? diye sormanız kuvvetle muhtemel. Ancak basit bir olay örgüsüne güzel bir felsefi perspektif getirilince durum hayli güzelleşiyor. Bir edebiyat öğretmeninin öğrenci grubu üzerindeki dönüştürücü etkisi, eğitim mantığının doğru kullanıldığı zaman nasıl yaratıcı ve özgürleştirici bir hale dönüştüğünü anlatıyor bizlere. Ancak gerçeğe dönüp baktığımızda durum tamamen distopik bir hale dönüşüyor. Kitap, empati, farklı bakış açısı, kültür-sanat gibi olguların önemini işlemesi ve bu olgular üzerinden insanın özgürleşmesi konusunu ele aldığı için oldukça değerli. Tek olumsuz tarafı ‘’olması gerekeni’’, ‘’var olanın’’ yerine koymak gibi olmayacak bir şeyi insanlar tarafından istenemsine sebep olmakta. Evet biraz karamsar bir yaklaşım olacak ancak, eğitim sistemi dünyanın neresine giderseniz gidin kurulmuş olan sistemin talep ettiği insan profilini üretmekten başka işe yaramadığını hepimiz biliyoruz. İnsanları sistematik hale getirilmiş bir öğretim programı içerisine alıp, bu program dahilinde davranış, ilişki ve düşünce tektipliğini de sistematize etmekte olan eğitim sistemi, sonunda ekonomik sisteme, çarkın dişlileri gibi birbirinin aynısı üretilmiş ve sınırlandırılmış insan yığınlarını taahhütsüz iade etmekteydi. Carpe Diem felsefesi şöyle dursun, insana empati ve faarklı bakış açıları kazandırmak dahi herhangi bir değer ve önem arz etmemekteydi. Bir dişlinin iş geliştirme dışında edinmesi gereken herhangi bir farklı bakış açısına ihtiyacı yoktu. Bununla birlikte bir de 3. Sınıf bir sistem içerisinde hayata gözlerinizi açmışsanız birer dişli olmaktan çok daha ötesine geçebilir ve birer müşteri olarak döngüye katılıp tüketebilirsiniz de. Yine bunun için herhangi bir empatiye gerek yoktur. Sonuç olarak kimse itiraz etmeyeceğine göre; oyna devam.

Carpe diem felsefesi öğrenciler kendilerini sınırlayan o dört duvarın ardına geçtikleri andan sonra başlayacak olandır aslında. Ders saati bitti yaşasın özgürlük diye algılansa da öyle değil. Toplum gibi okul da yozlaştırır. İnsanı sınırlayan herşey yok edilmelidir. Bu büyük yıkım ancak Carpe diemi doğurup insanların empati geri kazandırıp, özüne dönüşünü sağlayabilir. Nietzsche’nin dediği gibi en büyük yıkımlardan en büyük ve en yeni değerler inşa edilebilir. Var olanı düzenlemek sınırlılıktır.

Kitapta aile kavramına karşı öğrencilerin yeniden Ölü ozanlar derneğini canlandırması girişimi sistemin dışında bir özgürlük arayışı olarak yorumlanabilir. Bahsettiğim asıl özgürlük alanı için aslında bir altmesaj veriyor yazar burada. Toplum nasıl ki insanı sindirerek yozlaştırır, eğitim sistemi de insanı dişlileri arasında öğütüp sonunda sürünün bir üyesi haline getirir.
Kitap özü itibariyle ne kadar güzel olsa da, felsefeyi bir adım daha ileri taşıyarak şunu söylemek istiyorum;
Hey!
Teachers!
Leave those kid alone!

https://www.youtube.com/watch?v=YR5ApYxkU-U
141 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Hemencecik biten ama güzel izler bırakan bir kitap.. Daha önceden neden okumamışım ki diye düşündürdü. Aslında tam da izlemem gereken zamanda, yani lise birinci sınıfta filmini izlemiştim ama -o sıra aklım nerelerdeyse- almam gereken fikirlerin hiçbirini alamamışım.. Bilmiyorum belki de her şeyin doğru bir vakti vardır.

"Ormana gittim; çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan herşeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu farketmemek için."
469 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Bir Amerikan Futbolu ( Rugby ) yıldızı olan Griff Burkett şike yapmak, bahis oynamak ve bir bahisçinin katili olduğu şüphesiyle hapse düşer ve beş yıl sonra şartlı tahliye olarak özgürlüğüne kavuşur. İşsiz ve parasızdır. Dallas'ın en zengin işadamlarından birinden tuhaf bir iş teklifi alır. İşi, kötürüm iş adamının genç ve güzel karısı ile birlikte olup, kadının hamile kalmasını sağlamaktır. Kitabın konusu bir anda polisiye gerilime dönüşüyor. Akıcı bir dille yazılmış, sürükleyici ve güzel bir kitap.
224 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
"İnsanlar ben sağken beni izleyecek, öldükten sonra da belki bana tapacaklar; ama asla benim gayemi kendi gayeleri yapmayacaklar."

Mahatma Gandhi


Mahatma'nın torunu Arun tarafından yazılan kitabın orijinal adı "The Gift of Anger", yani "Öfkenin Armağanı"

Arun, 12-14 yaşları arasında sadece iki yıl dedesiyle birlikte yaşıyor ama hem gelişim çağında olduğu için, hem de dedesi o zamanlar bildiğimiz Mahatma olduğu için hayatında çok derin izler bırakıyor.

Bu kitapta da konuları çok güzel işlemiş, bir kişisel gelişim kitabı olarak da görülebilir. Başlıca 11 ders üstünde duruyor Arun Gandhi, bunları hem gerçek yaşam öyküleriyle, hem dedesinin sözleriyle, hem günümüzdeki örneklerle açıklıyor. Einstein'ın dediği gibi "Böyle bir adamın dünyadan gelip geçtiğine inanmak zor oluyor."
121 syf.
·1 günde·10/10
Hepimizin doğdumuz andan itibaren bastırılan bir tarafı var. Kimimiz astronot olmak isterken mühendis, kimimiz şair olmak isterken belki de doktor olduk. Toplumun sınırlandırdığı çizgilerden dışarıya adım atamadık. Fakat Bay Keating tüm bu sınırlamalara karşı çıkarak kendimiz olmamız gerektiğini hatırlatıyor bize bu kitapta. ⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Geleneklerine böylesine bağlı bir okulda "carpe diem" felsefesini öne sürüyor ve böylece öğrencilerin hayatına dokunuyor. Hepimizin muzdarip olduğu fakat göz ardı ettiği sorunu gün yüzüne çıkarıyor kitap. ⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Neil'in tercihleri ve seçtiği yol çok etkileyiciydi. Ayrıca Todd her ne kadar çekingen bir karakter gibi dursa da kitabın sonunda yaptığı haraket arkadaşlarına ne kadar bağlı olduğunun bir kanıtı. ⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Uzun zaman bekletmenin pişmanlığını yaşıyorum. Belki de daha önce okusam bu kadar farkındalık yaratmazdı bende. Okumayanlar, kesinlikle şans vermeli.
400 syf.
·Beğendi·5/10
Bir Şans Daha ️

Herkes bir şansa sahip olabilir mi? Sahip olduklarımızın değerini kaybedince anlamak gibi şansızlığa uğrayınca değerini anlıyoruz her şeyin. İşte bu kitapta iç kadının hayatına konuk olup, başlarından neler geçtiğini okuyoruz.
Gemma, Saffron ve Caitlin️
Gemma, Suffolk'ta harika bir hayata sahiptir harika bir eş, iki tane birbirinden değerli evlada, herkesin kıskandığı bir yuvası vardır. Evlendikten bir süre sonra iş hayatını bırakıp sadece iyi bir anne olmuştur. Son zamanlarda kendisini sadece bir anne vasfına sahip olduğunu başka bir işe yaramadığını hisseder. Gemma ve eşi bu yılbaşında evlerinde verdiği partiyle hayatları değişmeye başlayacaktır aslında.
Caitlin, bir insanın yaşabşleceği en büyük acıyı yaşıyprdır; anne acısını. Hala annesinin ölümünü kabullenememiştir ve dış dünya ile ilişkisini kesmişken eski bir dost onu evindeki partiye davet eder.
Saffron, Londra'nın gürültülü ortamından kaçıp Suffolk'ta bir kır evi kiralar ama peş peş talihsizlikler yaşayarak kendisini yılbaşı partisinde bulur.
Bu üç birbirine yabancı kadın o yılbaşı gecesi dostluklarının ilk adımlarını atarken geleceğin ne getireceğinden habersiz yeni yıl kararları alırlar.
️Harika bir hayata sahipken Gemma eşi Spencer'in geçirdiği kaza her şeyi tepetaklak yapar. O eski mutlu yuvadan eser kalmayacaktır keza sevgi dolu eşi yerine baş belası, çekilmez bir adam gelir. Spencer'a yeri geldi hak verdim ama bazı yerlerde beni deli etti. Gemma evin giderleri, çocuklar ile eşiyle ilgilenmeye çalışırken bir darbeyi eşinden alacaktır. Spencer kazadan sonra bambaşka bir adam olmuştur ve karısını yaralıyı ardından bırakıp gider. Tıpkı bir zamanlar annesinin yaptığı gibi.
Caitlineski sevgilisini ardında bırakıp tek yaptığı annesinin yasını tutar. Normal bir insan gibi olması için Londra'daki Saffron'dan bir maili ile kendisine gelmeye başlar. Hayatına çeki düzen vermelidir. Tam kendisine gelirken ailesi ve çocukluğu ile ilgili sarsıcı bir gerçekle yüz yüze gelir. Aslında sahip olduğu ailenin gerçek ailesi olmadığını öğrendiğinde Caitlin Aslı bu acıyla nasıl başa çıkacaktır? Bir de Caitlin'in kalbini amansızca artıran Harry vardır. Acaba aşkta şansı olacak mı?
Gelelim son kadınımız Saffron'a yılbaşından önce tanıştığı Max ile hızlı bir şekilde aşk yaşar fakat bunun sonucu hamilelik olur. Doğru düzgün tanımadığı zaten baba olan adama hamile olduğunu nasıl söyleyecektir. Bir de ablası yıllarca çocuk sahibi olmak için çabalamışken ona ben nasıl hamileyim diyebilir?
Sadece özel hayatı değil, iş hayatında da sorunlar vardır. Artık Londra'nın karmaşık havasından ve halka ilişkilerdeki akıllara zarar müşterilerinden ve patronundan bıkmılken nasıl bir yol bulacaktır?
Bu üç kadının mahvolan hayatlarına tekrardan güneşi geri getirmelerini okuyoruz. Birçok yerde zorlansalarda asla vazgeçmiyorlar. Sevginin, inançlarının ve sabırlarının sonuna kadar gelseler de.
Bazı bölümlerde sıkılıyor gibi olsamda dolu dolu hayattan bizden olan bir kitap okudum. Okumanızı tavsiye ederim. ️
Arun Gandhi'nin dedesi ile ilgili hatıralarını ve ondan öğrendiklerini anlattığı bu kitabı özellikle Gandhi'nin insani yönünü daha iyi anlamak ve onun şiddetsizlik felsefesinin temelinde yatan ilkeleri öğrenmek isteyenlere tavsiye ederim. Kitabın bende öfke ve şiddet konusunda büyük bir farkındalık uyandırdığını söylemeliyim.
224 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Başından sonuna ibretlik ️
Yaşam felsefesini tüm hücreleriyle benimsiyor insan.
Ve Atatürk ‘ün düşüncelerini benimsemesi de ayrı bir sevme nedeni tabii
#okudumbitti
#paralelevrenim
#52

Yazarın biyografisi

Adı:
Suzan Cenani Alioğlu

Yazar istatistikleri

  • 527 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 266 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.