Svetlana Aleksiyeviç

Svetlana Aleksiyeviç

Yazar
9.0/10
101 Kişi
·
195
Okunma
·
48
Beğeni
·
2.227
Gösterim
Adı:
Svetlana Aleksiyeviç
Unvan:
Rus Araştırmacı Gazeteci, Yazar
Doğum:
31 Mayıs 1948 İvano-Frankivsk, Ukrayna
Svetlana Aleksandrovna Aleksiyeviç (Rusça: Светлана Александровна Алексиевич; Beyaz Rusça:Святлана Аляксандраўна Алексіевіч Svyatlana Alyaksandrawna Alyeksiyevich; d. 31 Mayıs 1948) Beyaz Rusyalı araştırmacı gazeteci, yazar. 2014 yılında, Ural Federal Üniversitesi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi.

Ukrayna'nın Stanislav (1962'den sonra adı Ivano-Frankivsk olan yerleşim birimi) şehrinde, Beyaz Rusyalı baba ve Ukraynalı bir annenden dünyaya geldi. Çocukluğu Beyaz Rusya'da geçen yazar, Beyaz Rusya Devlet Üniversitesi gazetecilik bölümünden 1972'de mezun oldu. Sonrasında bazı yerel gazetelerde çalıştıktan sonra,Minsk'te yayınlanan Neman isimli edebiyat dergisinin muhabiri oldu.

II. Dünya Savaşı, Sovyet-Afgan Savaşı, Çernobil faciası, SSCB'nin dağılması gibi dramatik olayları yaşamış, bu olaylara tanık olmuş kişilerle röportajlar yaptı. Bu insanlardan dinlediklerinin izlerini yazdığı kitaplarda kolayca görmek mümkündür. Yazıları Lukashenko rejimini rahatsız etti. 2000 yılında hakkında yasal kovuşturma başlatıldı. Bunun üzerine ülkesini terk etti. Hayatının sonraki on yıllık kısmını, kendisine kucak açanParis,Gothenburg ve Berlin gibi şehirlerde, siyasi sürgün olarak geçirdi. Nihayet 2011 yılında ülkesine, Minskşehrine geri döndü.
Bir şeyi kelimelere dökmeyi denediğinde felaket hissine kapılıyor. Dilsizleşiyor. O anlatmak istiyor, başkaları anlamaya meyyal, fakat herkes âciz kalıyor.
Anlatıcılar hep dinleyiciden farklı bir âlemdeler.
"Hayatın ne demek olduğunu bilmeden hayat için öluyorduk"
Her şeyi sadece kitaplarda okumuştuk .

Konakova kızları
Konuşmak istiyorum ... Konuşmak! İçimi dökmek! Sonunda birileri bizi de dinliyor. Senelerce sustuk, evde bile sustuk. Onlarca sene. Savaştan döndüğüm ilk yıl
çok konuşuyordum ben. Kimse dinlemiyordu. Ben de bıraktım ... İyi oldu geldiğin. Hep birini bekledim, birinin geleceğini biliyordum. Gelmesi gerekirdi. O vakitler gençtim. Çok genç. Yazık. Neden yazık biliyor musun?
Aklımda tutmayı bile becermedim yaşananları ...
Artık savaştan dönen insanın yalnızlığını anlıyorum. Başka gezegenden ya da öbür dünyadan dönmek gibi bir şey bu.
404 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
#spoiler#
İnsanların saçlarının bir gecede beyaza döndüğünü öğrendiğim kitap ..

Kadın gözünde savaş nedir ..
Kadın toprağını savunmak için ne fedakarlık yapar. ..
Kaç yaşındadır ..
Ögrencidir.annedir, eş_tir, tankçı topçu keskin nişancıdır. .

Svetlana aleksiyevic Rus cephesinden kadın seslerini taşımış kitabında ..
şarkı söylemeyi ,dans etmeyi ,elbise giymeyi unutmuş kadınlar ...

gülüşeri bile ağlamaya benzeyen .
40 kilo iken 80 kiloluk askerleri tehlike hattından sürükleyen ....
hayat kurtaran kadınlar..

Savaşa birde rus cephesinden bakış ..

Işgal edilmiş topraklarını, insanlarını kurtarma çabası. ..

Yılın sonuna yaklaşırken onca okuduğum kitap içinde gözümün yaş-lanmasina neden olan tek kitap. ..
anı-soylesi tarzında sanki elimizde kayıt makinasi hepsinin evinde misafirmissiniz gibi hissettiriyor size. .

Savaş ve tarihe ilginiz varsa mutlaka kütüphanenizde bu yazara yer açın

...keyifli okumalar BARIŞ-LA kalın...
404 syf.
·Beğendi·10/10
Öncelikle Ebru Ince hanımın bu iletinde (bkz: Svetlana Aleksiyeviç (2015 Nobel Konusmasi))  Aleksiyeviç'in nekadar hümanist olduğu çok net bir şekilde anlaşılıyor ve tabi eserde de bunu görmek mümkün.

II. Dünya savaşının ruhlar tarihini anlatıyor sevgili Aleksiyeviç fakat savaştan soğutulduğu düşüncesine girenler olduğu için eserin yayınlanmasına karşı çıkılmıştı. Tabi gerçekler çok daha derin, kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.

Aleksiyeviç'in 2015 Nobel Konuşmasından:

"Çağımızın hurafeleriyle, ihtirasları ve aldanışlarıyla, gazeteler ve televizyonlarla kirlenmiş olan insan ruhuna ulaşmak zor."

Hem gazeteci hem de yazar olan Svetlana hanıma fazlasıyla katılıyorum, düşünceleri de zaten beni çok etkiler.

Kadın yok savaşın yüzünde böyle sanıyorduk bizler fakat kadın tam da savaşın kalbindeymiş üstelik çok ciddi konumlarda, paylaştığım alıntılardan da anlaşılmıştır.

Eserde farklı farklı bir çok hayat hikâyesi okudum savaşa gençliklerini feda eden güzel kadınlarımın. Onlarda, hiç duymadığım görmediğim aşkları ve acıları gördüm. Sargı bezinden yada paraşütlerden yapılan gelinlikler, sokakta savaşın bağrında ölümüne öpüşen gençler, daha tüfeğin boyuna yetişemeyen cesur kızları gördüm.. Ben acılı analar da gördüm bu savaşta yavrularını o karmaşada tanıyamayan..
Birlik ve beraberlikteki gücün sancılı doğuşunu gördüm, okumanızı çok isterdim ancak bu şekilde duygularım açığa kavuşabilir... Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
528 syf.
·10/10
Sovyetler Birliği'nin çöküş dönemleri ve sonrası. Yeni Rusya...

" Elinde üç cep telefonu var, otuz saniyede bir içlerinden biri çalıyor. Günde on üç-on beş saat çalışıyor. İzin ve tatil yok. Mutluluk? Mutluluk da ne? Dünya değişti artık..." Yeryüzü cennetine demir yumruklarla adım adım. " İnsan hayatı satın alınıyor. Tanrı değilse bile tanrıcık oluyorsun!! SSCB'de doğdu hepsi ve hepsi hâlâ oralı."

" Puşkin Meydanı’nda ilk McDonald’s açıldı...  Televizyonda ilk reklam bir Türk çayının reklamı. Eskiden her şey griydi, şimdi parlak renkler, çekici tabelalar. Her şeyi istiyor insan!"

Peki nasıldı? Evet önceleri... Korkunç açlık zamanları. Barış ile savaşın arasında gümrük olmayan zamanlar. Mutfaklarda fantastik projelerin üretildiği zamanlar... Silah almaya dünden hazır olan insanlar. Şarkıların,  şiirlerin ve kitapların yasak olduğu zamanlar ve buna rağmen gizlice dinleyip okuyanlar. Ne değişti yasak gene yasak ama değişti işte, birbirleriyle alay edip, beraber yaşayan insanlar azaldı...

Önceden, özgürlük öğretilmemiş sadece özgürlük için ölüm. Şimdi de pek farklı sayılmaz ki, özgürlük öğretildi fakat ölüme devam!

 Medyanın ötesidir Svetlana. Çünkü tarihin en kanlı, hatırlamak değil de unutmak istenilen terkedilmiş hikâyelerini Lethe'den çıkaran güçlü bir kadın. Sovyetler Birliği'nin tarihi kesinlikle Aleksiyeviç'den de okunmalı. Umutla ve saygıyla!
460 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
"Çernobil 'i bir felsefe gibi kavrayacagımız günler bekliyor bizi gelecekte.."

https://youtu.be/FlQ-YpGKYXw

Bilmemizi istedikleri dışında, insanların neler yaşadığını öğrenmek isterseniz ..okuyun ...
Kesinlikle zaman kaybı diyemeyeceginiz bir yazar ...bir iç ses..kitabı "Çernobil duası "
Çok şey yazmak isterdim ama susup düşünmek istiyorum ...

Aşk' a veda edemeyen bir kadin'da kaldı aklım....adı Valentina Timofeyevna Ananaseviç... (umarım sağ ve mutludur)
392 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
#spoiler#

Svetlana Aleksiyeviç ne yazar ? nasıl yazar? derseniz ... cevap şudur "Aleksiyeviç bir duygu yazarıdır " ..... onun beynınde kayıtlı binlerce acı vardır...
ve yüzlerce insanın sesi bir kulağından bir kulağına geceler ,günler boyu gider gelir..
ve parmaklarından kitaplarına akar ...

Biz onunla.fırsat buldukça buluşuruz..o yazmışsa ben okurum ...O her ne yazarsa yazsın okurum ..içinde biriktirdigi tüm çığlıkları öylesine naif döker ki ..bu kadın mı geçmiş ateşin çemberinden ? O küçücük bedeni nasıl dayanır bu ruh yüküne? demeden gecemezsin ...

kahve ikram ederim ona... koltuğumun üzerinde yer açarım , üşüyen yüreğine kat kat sevgi sarar. ..yeni hikayeler getir bana derim ...ben gidip göremiyorum gördüğün gerçekleri ..sen getir. ..bekletme... hep getir..

Svetlana Aleksiyeviç efendim bu kez çinko çocuklar ile savrulmus Afgan toprağına..Sovyet /Afgan savaşı ..savaş da denirmi buna ..bir medeniyetleştirme operasyonu ,ne demekse bu ...biz size "medeniyet getirdik " ama birkaç bin insanınızı öldürmemiz gerekecek
_tabii canım öldürün lâfı olmaz .. ha yalnız bizde mücahitler olarak ..bu dağları, taşları iklimi sizden daha iyi bilen"medeniyetsiz" tayfası...sizi kollarınızı ve bacaklarınızı kesip "Çinko tabutlar"ile annelerinize geri göndereceğiz. ..

Işte bu sebeple "Çinko "yepyeni bir şekle bürünüyor içimde. .tabut demek artık benim sözlüğümde. .
Burnumuzun dibinde olan ne çok savaş var farkindamiyiz ???
Hâlâ insanlar ölüyor farkindamiyiz ??
Değiliz ...
Neden .
Neden umursamiyoruz ?

ALEKSİYEVİÇ bu sefer çok sert yazmış ..görevden dönen askerlerin hayata uyumsuzluğu, donemeyenlerin anıları, bir insan öldürmenin sehvetini..pişmanlığını... afyon tarlalarını...çocukları...
tozutopragi..özlemleri, 37 santimlik bir bıçakla kaburganın neresinden kalbe ulasılcağını ..psiko terapileri ..kültablasınını mesken eden kertenkelenin hikayesini yazmış ...

Son bölümde hakkını savunduğu insanların onu nasıl sırtından vurduğunu anlatmış ...kitabının mahkemeleri ..savunması , kalbinin kırıklıklarını yazmış.

"Kitapta anlatılanlar savaşta yaşananlarla karşılaştırıldığında sadece birer çiçektir " demiş
Pavel Şetko(bir Afgan )

Okuyun ...yoksa ben kitabın her sayfasını paylaşmak zorunda kalıcam :)

Bitti ...son..
293 syf.
·2 günde·9/10
2015’te Nobel Ödül Komitesinin Aleksiyeviç' i seçmesini kimse beklemiyordu. O vakte kadar sadece 5 adet kitap yazmış, bunlardan sadece iki tanesi İngilizceye çevrilmişken Aleksiyeviç'i kim bilebilirdi? Yeni bir edebi tür yarattığı gerekçesiyle ödüle layık görülen yazarın kitapları diğer dillere çevrilince ödül komitesinin kararının ne kadar yerinde olduğu da kanıtlanmış oldu. Yazarı hiç okumamış olanlar için bu yeni türün ne anlama geldiğini kısaca açıklayayım. Yazar her kitabını belgesel kitap dediğimiz bir tarzda yazıyor. TV'de izlediğimiz belgeselin yazıya dökülmüş, kitaplaştırılmış hali gibi. Yazar her kitabında aynı tekniği kullanmaktan hiç vazgeçmiyor. Kitaplarında her kesimden insana söz hakkı vererek onların hikâyelerini sonsuza dek kayıt altına alıyor.

1941 Haziranı. Güzel, güneşli bir gün. Sonra birden o uğursuz söz: "Savaş çıkmış." Kuşların yerini ölüm kusan uçaklar, bahar yağmurlarının yerini masumların kanı, çiçek kokusunun yerini barut kokusu alıyor. Savaşı yaşamamış birinin savaş hakkındaki bilgileri televizyondan gördüğü, kitaplardan okuduğu, radyodan duyduğu kadardır. Peki savaş bir çocuğa ne ifade eder? Aleksiyeviç bu romanında bu soruya cevap arıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi işgalini çocuk olarak yaşamış insanların aykırı öykülerine yer veriyor. Çocukluğa aykırı, insanlığa aykırı, güzel ve iyi olan her şeye aykırı 100 öykü. Bu öykülerin yazarları yaşları 3 ila 13 yaşında değişen çocuklar. 3 yaşında bir çocuk savaşı hatırlar mı demeyin. Hatırlarmış.

Bu yazıda benim sesimden başka yüzlerce ses var. O uğursuz şeyin tanımını biz yapmayalım, bırakalım çocukluğunu yaşayamamış bu son tanıklar yapsın:

Savaş;
900 gün açlık çekmektir,
köpeğin sahibi tarafından yeneceğini hissetmesidir,
demir olan her şeyden korkmaktır,
biberonların ateşe atılmasıdır,
bomba sesleri, kan, pislik içinde bebeklerin dünyaya gelmesidir,
şehirlerde yaşayan hayvanların sırra kadem basmasıdır,
birinin kadın ya da erkek olduğunu sesinden ayırt edilememesidir,
çocuksuz kalan sokaklardır,
kuşların uçmayı unutmasıdır,
savaş esnasında renklerin, kokuların, seslerin hiçbir zaman akıldan çıkmamasıdır,
Almanlar geliyor dendiğinde tavukların bir kerecik bile gıdaklamamasıdır,
öksüz ve yetim çocukların azar işitmeyi istemesidir,
oyuncak bebeklerin, şekerlerin, oyuncakların savaşı hatırlatmasıdır,
yabancı birine sana anne diyebilir miyim demektir,
yetimhanedeki çocukların bir yabancı gördüklerinde “o benim annem, o benim babam” diye sevinç çığlıklarıdır,
babasını, annesini başka çocuklarla paylaşmamak için, "çek elini, o benim annem, o benim babam" diyebilmektir,
savaş sarışın, mavi gözlü, yakışıklı delikanlıların yaşlıları ya da kadınları sebepsiz yere neden öldürdüğüne bir anlam verememektir.

Aleksiyeviç'in her kitabında kendime hep şu soruyu sormuşumdur: "Ben niye yaşıyorum?" Bu insanların yaşadıklarının yanında benim yaşadıklarımın ne önemi var?" Yazarın her kitabı sarsıcı, rahatsız edici, üzücü... İnsanın etkilenmemesi mümkün değil. Yazar gerçekten insanın vicdanına, insanlığına dokunmayı başarabiliyor. Okursanız pişman olmazsınız. Olsanız olsanız gerçekleri öğrendiğiniz, ne kadar kandırıldığınızı anladığınız için pişman olursunuz.
528 syf.
·128 günde·Beğendi·9/10
Hemen okuyup bitireyim kafasıyla yaklaşırsanız anlamı olmaz . Oturup sakin kafayla okunması gereken bir kitap Çünkü bunu anlamak icin bir adet beyin ve biraz zamana ihtiyacimiz var...

SSCB nin çöküşünü ve komünizmin gerçek yüzünü gösteren ...
Dünya savaşını kaybettiği için kötü görünen ( ki gerçekten çok kötü ) bir hitlerin , dünya savaşını kazandığı için iyi görünen ( ki gerçekten çok kötü ) bir stalinin birbirinden farklı olmadığını gösteren ...
Baskıcı hiç bir rejimin sonsuza kadar süremeyeceğini gösteren ...
Direnmenin ne kadar güzel olduğunu gösteren ...
Hiçbir kazanım özgürlüklerden kıymetli olmadigini gösteren...
bu kızıl bayraklı kitabın içindeki her hikayenin insana birşeyler öğrettiği ve özeleştiri yapmanıza yardımcı olacak bir eser

2015 yılında nobel ödülünü almasına yardımcı olan bu başyapıt gerçekten ödül komitesinin dediği gibi ''zamanın acılarına ve yürekliliğine adanmış bir anıt olduğunu'' tam da vurgulamıştır ve özgün bir edebi eser ...

Hiçbir sınıfsal kazanımın bedeli temel hak ve özgürlükler olmamalı...

beğendiğim alıntılar
#25275313

#25275307


iyi okumalar =))
404 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
2015 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Svetlana Aleksiyeviç'in ilk kitabı.kitap 1978 yılında yazılmaya başlanmış ve 1980 li yılların ilk döneminde basılmak istenmişse de bu mümkün olmamış,baskı izni verilmemiş,hatta yazarın başına türlü türlü işler gelmiş.basımı ancak Gorbaçov döneminde mümkün olabilmiş muhteşem bir eser. Savaşın gerçek yüzünü,bize bu derece açıkça gösteren başka bir kitap olabileceğini düşünemiyorum.çünkü bu kitap roman,hikaye veya öykü kitabı,film senaryosu değil.Tamamen savaşı yaşamış gerçek kişilerin,daha doğrusu kadınların anlattığı ve bire bir yaşadıkları olayların bir dökümüdür.Yüzlerce kadının 2.dünya savaşında yaşadıkları ve gördükleri içler acısı,yürek sızlatan,insana hayır bunlar yaşanmamıştır dedirten yüzlerce olay var bu kitapta.Kitabın ismine bakıp aldanmayın.kadın bu savaşın her yerinde var.Pilot,istihkamcı,tankçı,aşçı,çamaşırcı,hemşire,doktor,sıhhiye,piyade,süvari,muhabereci,şoför,keskin nişancı,partizan çete mensubu,mayın döşeyici,mayın temizleyici......vs aklınıza ne gelirse savaşın her yerinde, kendi özel hayatlarını bitirerek birer erkek gibi görev almışlar. canlarını vermişler,sakat kalmışlar,türlü türlü acılar çekmişler ve hepsi savaş bitiminde nasıl bir ruh hali içinde olunursa,daha kötüsünü yaşamışlar.bir de bunun üzerine ülkelerine döndüklerinde gördükleri kötü muameleleri ekleyin.işte o zaman kadının savaşın yüzünde mi ,içinde mi, gerisinde mi,yoksa sonrasında mı daha çok acı çektiğini anlamakta tamamen zorlanırsınız.bu kitabı okurken en başta Hitler ve Stalin olmak üzere,gelmiş geçmiş ve gelecekte olacak ve olmaya çalışan tüm diktatörlere lanet yağdırdım.çünkü hepsinin ortak yanı,başa geldikleri ülkelerinde insanlara hep kan,gözyaşı ve ızdırap yaşatmalarıydı.kendileri sırça köşklerinde,saraylarında refah içerisinde yaşarken ülke insanları iç veya dış savaşlarla hayatlarını kaybettiler,sakatlandılar,yuvalar yıkıldı,aileler dağıldı .... Bu durum geçmişte de böyleydi gelecekte de böyle olacak.
İnanın bana bu kitabı okurken bu duyguyu daha çok hissediyorsunuz.Onun için herkesin ama gerçekten herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap diyorum. Ve bu kitabın okunmasının, insanların, savaşın öyle şu günde şunu yaparız bu saatte bunu yaparız gibi naralar atıldığı gibi kolay bir şey olmadığını anlamaları ve gerçekleri görmeleri açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
312 syf.
·9 günde·9/10
Savaşın ve felaketlerin insanlar üzerindeki etkileri üzerine romanlar yazan yanakları sıkılası tatlı bir teyzenin kitabı

Savaş mağduru kadınlarla röportaj yapmış svetlana aleksiyeviç ''yeni bir edebi tür'' yaratmıştır. Muhalif yazar kimliği sebebiyle belli bir süre sürgün de edilmiştir...

Özgürlük için özgür insanlar gerekli...

Genç sovyet kadınlar savaşın gerçek yüzünü cephe de öğrenmişlerdir . Hemen cepheye gidip savaşmak isteyenlerin ilk düşmanı vurduktan sonra psikolojik olarak çöküntüye uğradığını göstermiştir .

Kadınlar narin varlıklardır . Bir ceylanı bile vuramazlar ama kadınları küçümsememek gerekiyor onlar size bir savaşı kazandırır (II.dünya savaşı , Kurtuluş savaşı ... )

Beğendiğim alıntılar
#26590240

#26616911

#26618458

#26648209


iyi okumalar =))
404 syf.
·Puan vermedi
...Sahi savaş deyince ilk olarak hangi cins gelir aklımıza? Kadın mı, erkek mi? Yüzyıllardır savaş meydanlarında mertliklerini konuşturan erkekler. Vatanları için savaşan ve ölen erkekler. Savaşlarda kadınsız kalan erkekler. Savaş sonrası büyük nişanları hak eden erkekler. Asker, üsteğmen, savaş pilotu, uzman çavuş, yüzbaşı… Bu terimler de kesin ve tek bir cinsi çağrıştırır bizlere. Erkek. Peki ya kadınlar... Ah tabi, onların hakları da yenmemeli. Kadınlar cephenin gerisinde hastabakıcı olarak görev aldılar neticede değil mi? Değil.
Yazılan binlerce savaş kitabına rağmen Aleksiyeviç bu konuya karşı bambaşka bir tutum sergilemiş. Savaşı, savaşta bulunan kadınların gözünden anlatmış. Sadece hastabakıcı değil; keskin nişancı, uçaksavar topçusu, uçak makinisti, çavuş, yüzbaşı, tankçı, komutan, asteğmen olan kadınların gözünden. Savaşın yüzyıllardır, kaybedince utanç kaynağı olan kazanınca ise büyük bir onur ve güç getirdiği algısına farklı perdeden bakabilen Aleksiyeviç savaşı tüm acımasız ve insan dışı yönlerini kadınsal duygularıyla gün yüzüne çıkarıyor....

Yazarın biyografisi

Adı:
Svetlana Aleksiyeviç
Unvan:
Rus Araştırmacı Gazeteci, Yazar
Doğum:
31 Mayıs 1948 İvano-Frankivsk, Ukrayna
Svetlana Aleksandrovna Aleksiyeviç (Rusça: Светлана Александровна Алексиевич; Beyaz Rusça:Святлана Аляксандраўна Алексіевіч Svyatlana Alyaksandrawna Alyeksiyevich; d. 31 Mayıs 1948) Beyaz Rusyalı araştırmacı gazeteci, yazar. 2014 yılında, Ural Federal Üniversitesi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi.

Ukrayna'nın Stanislav (1962'den sonra adı Ivano-Frankivsk olan yerleşim birimi) şehrinde, Beyaz Rusyalı baba ve Ukraynalı bir annenden dünyaya geldi. Çocukluğu Beyaz Rusya'da geçen yazar, Beyaz Rusya Devlet Üniversitesi gazetecilik bölümünden 1972'de mezun oldu. Sonrasında bazı yerel gazetelerde çalıştıktan sonra,Minsk'te yayınlanan Neman isimli edebiyat dergisinin muhabiri oldu.

II. Dünya Savaşı, Sovyet-Afgan Savaşı, Çernobil faciası, SSCB'nin dağılması gibi dramatik olayları yaşamış, bu olaylara tanık olmuş kişilerle röportajlar yaptı. Bu insanlardan dinlediklerinin izlerini yazdığı kitaplarda kolayca görmek mümkündür. Yazıları Lukashenko rejimini rahatsız etti. 2000 yılında hakkında yasal kovuşturma başlatıldı. Bunun üzerine ülkesini terk etti. Hayatının sonraki on yıllık kısmını, kendisine kucak açanParis,Gothenburg ve Berlin gibi şehirlerde, siyasi sürgün olarak geçirdi. Nihayet 2011 yılında ülkesine, Minskşehrine geri döndü.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 195 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 466 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları