T. Yılmaz Öğüt

T. Yılmaz Öğüt

YazarÇevirmen
8.5/10
39 Kişi
·
134
Okunma
·
4
Beğeni
·
333
Gösterim
Adı:
T. Yılmaz Öğüt
Tam adı:
Turhan Yılmaz Öğüt
Unvan:
Yayıncı, Çevirmen, Yazar
Mitos Boyut Yayınları' nın sahibi, aynı zamanda Tiyatro Tiyatro Dergisini de ilk birinci sahibi. Türkçede [oyun metinleri ve kuramsal kitaplarla] tiyatro yayıncılığı azimle, inatla sürdüren, bu nedenle müteşekkir olmamız gereken adam.
Tutma beni, anne!
Sinemaya gidiyorum! Esrar inlerine gidiyorum.Evet, esrar inleri, günahkârların ve suçluların takıldığı inlere, anne. Hogan Çetesi'ne katıldım, kiralık bir katilim ben, bir keman kutusunun içinde bir makineli tüfek taşıyorum! Vadide bir dizi ev işletiyorum! Bana cani diyorlar, Cani Tom Wingfield; ve ben iki yüzlü bir hayat yaşıyorum, gündüzleri ticarethanede çalışan, dürüst, basit bir mağaza işçisi, geceleri ise yeraltı dünyasının dinamik Çarı, anne. Kumarhanelere takılıyorum, rulet masasında servetler harcıyorum. Gözümün birine sahte bir maske takıyorum, bir de takma bıyık, bazan da yeşil peruk takıyorum. Bu durumlarda bana... "El Diablo", yani "İblis'in Kendisi" diyorlar! Ah, seni uykusuz bırakacak ne de çok şey anlatabilirim! Düşmanlarım burayı havaya uçurmaya hazırlanıyor. Gecenin birinde hepimizi göğe şutlayacaklar! Ben çok mutlu olacağım, tabii siz de! Siz yükselecek, süpürgenizle uçacak ve Blue Mountain'a onyedi görücüyle varacaksınız! Seni gidi, çirkin, geveze... cadı....
Halk, kendine yabancı geleni sevmez. O kişi, dünyanın en başarılı, en zeki, en güçlü adamı olsa da sevmez. Ama kendilerine sıcak gelen adamı, onları mahvedecek olsa dahi, tutup baş tacı yaparlar. Gözleri kapalı teslim olurlar ona. O, "Öleceksin!" dese, ölüme giderler.
56 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kurgan yayınlarından okuduğum "Zoraki Tabip" biraz otobiyografi tarzınıda yansıtıyor. Verdikleri bilgiler çok değerli. Piyes Moliere'nin 1666 yılında yazmış olduğu Le Medecin Malgre Lui isimli piyesinden uyarlanmıştır. Eserde üzerinde durulan husus; evlilik müessesesinin karşılıklı sevgi, saygı ve dayanışma üzerine kurulmasi gerektiğidir.
64 syf.
·2 günde·8/10
Buğday Kurdu komedi türünde yazılmış bir eser. Kurnaz bir köle olan Buğday Kurdu çevirdiği entrikalarla sahibini sevdiğine kavuşturmanın peşinde. M.Ö. ll. Yüzyılda yaşayan Plautus'un eserlerinde, Roma dönemindeki toplumsal yaşam hakkında ayrıntılarda bulabilirsiniz.
56 syf.
Ahmet Vefik paşa'nın çeviri yaparak edebiyatımıza kazandırdığı eserlendendir zoraki tabip. Ancak eser birebir çeviri değil karakter ismi ve bir takım değişiklikler ile uyarlamadır.
56 syf.
Ahmet Vefik Paşa'nın Zoraki tabib adıyla Türk hayatına uyguladığı bu Eser Moliere in1666 da yazdigi Le medecin Malgre Lui adlı komedisinin bir uyarlamasidir...
56 syf.
·Beğendi·8/10
Tanzimat Dönemi tiyatro yazarımız Ahmet Vefik Paşa’dan, dönemin en büyük modası Fransa’dan yazar Moliere’den uyarladığı La Medecin Malgre Lui adlı eserin bizdeki Zoraki Tabip adıyla uyarlamasını okuyoruz. Nasıl cümle ama? Tek seferde anladınız mı? Tebrikler.
İvaz ve Selime’nin kavgaları gerçekten de komediydi. Güzel güldürdü bizleri.
Tabi bir de anlatım tarzı var ki burada Paşa’nın kendi tarzını bulmak mümkün. Mesela Rabbim yerine İrabbim, ilazım derken Anadolu’da halen bazı kelimelerin söylenişini kolaylaştırmak için öne konulan bu harfi o da kendi anlatım tarzında sıkça kullanıyor. Buna da dikkati çekmek gerek.
Bir de burası tamamen tahmin ama Moliere’nin bizim dilimize ayrıca çevrilen Hastalık Hastası kitabının uyarlaması olduğunu düşünüyorum. Onun konusuyla bu benziyor çünkü. Orada mesleğinde başarılı olduğunu zanneden bir doktorun başından geçenler varken burada da sahte bir doktorumuzun (İvaz) olması üzerinden bağlantı kurdum. O kitapta kız doktordan başkasıyla evlenmek isterken burada doktor, kızın başkasına aşık olduğunu öğrenip bu ilişkiye göre davranmaya çalışacaktır. Orada hizmetçiden haber alınırken burada da Uşak diyebileceğimiz Daniş devrededir. Yani bayağı benzettim 2 kitabı ama yanılıyor da olabilirim tabi.
Böyle kitapları seviyorum. Hem böyle kısacık hem de komik hem de bize ait eserler olunca insan hoşlaşıyor. Hani böyle reklam arası çerez atıştırırız, bana biraz öyle geliyor ama olsun. Ben alacağım tadı alıyorum. Bana da o yeter. Huzurlu geceler, keyifli okumalar diliyorum hepinize..
88 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Norveçli büyük tiyatro yazarı Henrik İbsen'in yine ustalık döneminde kaleme aldığı bir eser... İlginç bir şekilde Kundera'nın bir annenin, oğluyla yakın ilişkisini ele aldığı "Yaşam Başka Yerde" kitabından hemen sonra okudum ve yine yakın bir anne-oğul ilişkisi çevresinde gelişen olayları okuyoruz.

İbsen'in bu dönemde yazdığı oyunlar (diğeri Bir Halk Düşmanı) temelde kapitalist sistemin insanları ve aileleri nasıl etkilediğini, toplumsal ilişkileri de değiştirdiğini analiz ediyor... İbsen'i diğer tiyatro yazarlarından ayıran en önemli özellikler de karakterlerine modern isimler vermesi ve tuhaf betimlemelerden kaçınması. Karakterler boş boş konuşmayınca, okuyucu da rahatlıkla olayların içine girebiliyor ve olayları gerçekten yaşanmış gibi hissedebiliyoruz.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
İbsen'den yine beklendiği gibi, çok özgün bir metin. Kurgunun içinde dönemin ruhunu olağanüstü yansıtıyor, insan ilişkileri yüzeysel geçilmiyor ve yazıda tempo da düşmüyor. İbsen'in sadece diyalog üstüne gitmemesi, sahneleri okuyucunun gözünde canlandırtması da alkışı alıyor.
208 syf.
·8/10
Ekşi sözlükte bir kardeşimizin daha da üzerine yorum yapılamayacak açıklaması:
evinde anaerkil bir düzen olan ve eşine inanılmaz saygı duyan ibsen abi, cesaret hapı yutmuşcasına ataerkil topluma yazmıştır oyunu.

1879 norveç'inde geçen bu oyun, oynandıktan sonra kıyametler kopmuş norveç halkı ayaklanmış, tiyatroya baskınlar düzenlenmiş..
ibsen oyunun sonunu değiştirmek zorunda kalmış sonraki temsillerde.

"nora bebek evinin kapısını kapatıp çıktığında kadın için hayatın kapısını ardına kadar açar.."
72 syf.
·2 günde·10/10
Geoethe’nin Faust’u yazarken etkilendiği bu tragedya, yazarın okuduğum ilk tragedyasıdır.
Bu eserde Faustus adında bir bilim adamının elindeki bilgilerle yetinmeyip, büyücülük yolunda ilerlemesi ve tanrının lütfundan ve merhametinden yavaş yavaş uzaklaşması konu edilir.
Bu büyücülük gücünü, ruhunu şeytana satarak kazanmıştır. Lucifer ile yaptıkları anlaşmada 24 yıl boyunca Mephistophilis’in efendisi olacak ve istekleri, şeytanlar ve cinler tarafından karşılanacaktır.
Bu anlaşma sayesinde Faustus yaşadığı bölgenin sınırlarını aşarak dünya tarafından bilinen ve saygı duyulan alimlerden biri kabul edilir. İmparatorların, kralların, soyluluk makamında en yükseklerde oturanların evlerine konuk edilir. Kimi zaman, geçmişte yaşamış tarihi karakterleri (Büyük İskender, Truvalı Helen vs) yanına çağırabilen Faustus yavaş yavaş bu gücün kölesi olmaktadır.
Pek çok kez tanrıya merhamet edip bu anlaşmanın yükümlülüklerinden kurtulabileceği halde o bunu tercih etmez ve elindeki gücü son saatine kadar kullanmayı seçer. Bu açgözlülüğün sonucunda, Lucifer ile anlaştıkları süre sona erer ve Faustus sonsuza değin cehennemlik kalır.
Büyücülüğün populer olduğu dönemlerde anlatılan bu halk masalı bilgiye ve mutluluğa ancak ve ancak tanrı inancıyla ulaşabileceğini öğütler. Sonsuz merhamet sahibi olduğu vurgulanan Tanrı ise büyücülüğe ve şeytana tapınanları affetmeyerek sert bir şekilde ders veriyor. Eserin başında cehennemden getirilen 7 günah karşısında kibirle bakan Faustus yavaş yavaş bu günahların öznesi olur.
Bir tragedyadan beklediğim her şeyi aldığım bu eser gerek konusuyla, gerek ara sıra gösterilen tarihi karakterleriyle, tanrılarıyla, şeytanlarıyla ve özellikle son kısımlarıyla beni fazlasıyla etkiledi.
Kesinlikle okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
64 syf.
·6/10
Standart bir antik yunan komedisi Platus'un.Aşk ve kavuşamamayla başlayıp sonrasında esir düşen kızın son anda kendini kurtarması.(ki Epidicus da dahil bir çok oyununda böyle). En keyifli yerlerden biriyse her zaman esir kızı ya babası ya da abisi satın alıyor bu oyunda da mutlu sona bağlanacağı için durun siz kardeşsinize bağlandı olay. özellikle oyunun ismini taşıyan Buğday Kurdunun hem karakteri hemde replikleri oyun okunasın da sizi kendine bağlıyor ve keyifli zaman geçirtiyor.Parayı bulmak için gittiği şehir se Karya uygarlığı yani Muğla oyun kahramanlarıysa büyük ihtimal ya Aydın yada Antalya da geçiyor.Anadolu kokusu hangi zamanda olursa olsun bulaşmış oyuna .
O zamana göre eleştiri açından da çok kuvvetli bir oyun bu arada.Asillerden başlayıp,sarrafları,esir tüccarlarını,mahkemeleri ciddi bir şekilde eleştiriyor,işin güzel yanı Buğday Kurdunun asalak bir tipleme olmasına rağmen tamam abi sen haklısın durumuna geçmesi :)
Oyunu okurken bir şey daha öğrendim,esir tüccarına Gidi dendiğini ki 20 sayfa falan gidi ne ya durumu söz konusuydu beynimin içinde.
Toparlayacak olursak 1 saatle rahatlıkla okunabilen keyifli bir oyun(klişe olarak söylemiyorum bunu cidden sıkmıyor valla bak :)) Son sözleri Buğday Kurdunun repliğiyle bitirelim.
Buğday Kurdu:İyileri kötülemeğe kalkmak kötü şeydir ama kötüleri de kötülemeyecek değiliz ya!Hakkını vermeli herkesin...Kötüleri kôtülemek bence iyilik etmektir.Ben senin inanmanıda istemem başka hiç bir gidininkini de istemem.Benden başka istediğin var mı Lyco?

Yazarın biyografisi

Adı:
T. Yılmaz Öğüt
Tam adı:
Turhan Yılmaz Öğüt
Unvan:
Yayıncı, Çevirmen, Yazar
Mitos Boyut Yayınları' nın sahibi, aynı zamanda Tiyatro Tiyatro Dergisini de ilk birinci sahibi. Türkçede [oyun metinleri ve kuramsal kitaplarla] tiyatro yayıncılığı azimle, inatla sürdüren, bu nedenle müteşekkir olmamız gereken adam.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 134 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 100 okur okuyacak.