Tahir Sami Eren

Tahir Sami Eren

Çevirmen
7.9/10
18 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
" Yine bir solukta biten Zweig hikayesi. Kesinlikle kısa olduğundan değil, sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamadığınızdan. 
Hem bu kadar sade bir üslupla hem de bu kadar kısa yazılmış öyküler nasıl bu kadar etkileyici olabilir ? Yazar o korkuyu, çaresizliği nasıl bu kadar hissettirebilir ? Zweig gerçekten başarıyor. Kahramanın çıkmazlarını, duygularını birebir yaşatıyor.."
 "..benim için binlerce sayfalık bir efsaneydi. Zweig’in bize aktarmayı başardığı o köpek gibi pişmanlık deyimini , ruhumuzun , benliğimizin her zerresinde yaşıyor , pişmanlığın verdiği korkunç acıyı izliyoruz adeta. İnsan bencilliğini hırsın bize vereceği zararı görüyoruz. Müthiş bir psikoloji tahlili, enfes bir konu ve ustalıkla yazabilmenin ürünü Amok Koşucusu..."
Stefan Zweig’in bu eseri yazdığı dönemde ağır psikolojik sorunlarının olduğunu düşünüyorum. Ağır,kasvetli ve sıkıcı bir roman sonunda düğüm çözülüyor fakat yazmak için yazılmış bir eser gibime geldi benim diğer eserleri daha tutarlı.
Yazarin okuduğum üçüncü kitabı oldu. Bence korku ve satranc kitaplarindan daha iyiydi. Sıkılmadan okudum. Dilide akici ve güzeldi. Tavsiye edebilirim.
Yine bir solukta biten Stephen Zweig kitabı. Kesinlikle kısa olduğundan değil, sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamadığınızdan. Amok koşucusu bence 83 sayfalık bir kitap değil çünkü hissettirdikleri 83 sayfaya sığmaz.
İçimizdeki pişmanlıkların dışa yansaması bazen bu şekilde olabiliyor. Bu kitapta o pişmanlık o kadar iyi işlenmişki kahramanın bütün duygularını içinde hissediyor insan. Onun acizliğini, korkularını, endişelerini derinlemesine hissettim kitapta. Stefan Zweig gerçekten muhteşem.
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim!!!
Her Zweig kitabı gibi bu kitabı da beğendim tabi ki. Yine psikolojik tahliller çok güzeldi. Amok koşucusunun ruh hali üzerinde durulmuş, gerçekten durumla tam örtüşen bir benzetme olmuş. Aslında benim merak ettiğim taraf karşısındakini amok koşucusu yapabilen kişinin ruh hali. Nasıl bir kibirdir, nasıl bir üstten bakmadır da karşımızdaki itaat etmeye başlıyor. Bu da çok üstün bir yetenek bence. Yazar yaşasaydı olayı bu yönüyle inceleseydi yine müthiş bir kitap çıkardı ortaya.
mutlu pazarlar herkes! gerçi pazar bitmeye yaklaştı ama, takvimde halen pazar. nasıl gidiyor umarım iyisinizdir. beni sorarsanız eh diyeyim, ortaya karışık bir şeyler. bugün size harika bir kitapla geldim, keşke daha erken gelseymişim dedim okuyunca.
AMOK KOŞUCUSU

‘betimleme nedir?’ diye bir soru sorulsa, internette, kitapta, halk arasında, orada burada hiç farketmez var olan her yerdeki tanımları sildirir, Stefan Zweig yazdırırdım. ciddiyim. Cenap Şehabettin misin be abicim o nasıl bir betimlemedir?

“aşağıdan denizin tatlı hışırtısını hissediyordum. tepemde ise dünyanın beyaz akıntısı sessiz tınısıyla geçiyordu. bu hışırtı yavaş yavaş kanıma doldu. kendimi hissedemez oldum. duyduğum kendi soluğum muydu yoksa geminin uzakta atan yüreği miydi, bilemiyordum. gece yarısı saatlerinin bu bitmek bilmeyen uğultusuna kapılıp gittim.”

yediğim en lezzetli şeyin ağzımda bıraktığı tat gibi, mayhoş bir meyve gibi, 4 gibi, r gibi. ne derseniz deyin aldı beni götürdü yanında. onunla beraber yaptığım yolculuğu, aynı gemideydik sahiden de.

izlediğim en iyi psikolojik-gerilim filmi 2017 yapımı Mother idi. okuduğum en iyi psikolojik kitap olarak da ilk 3’e Amok Koşucusunu koyabilirim.

Hepimizin Amok Koşucusu olduğu anlar var sanırım. gözümüzü karartıp, hedefe doğru koştuğumuz. ne gözümüz önümüze çıkanları görür, ne verdiğimiz zararları.

Makyevelist görüş gibi mi yani, amaca giden her yol mübah mı? hayır biricik 1K müdavimleri, gözüne bir perde iniyor ne yapıyorsan öyle yapıyorsun. delilik hali de denilebilir belki bilemiyorum. beni etkileyen, 2 saat beni alıp götüren bi kitaptı, 83 sayfa bi kitap. buyrunuz sizi de götürsün. bir diğer Zwig kitabında görüşmek dileğiyle efendim. hoşçakalınız.
olay örgüsü, kitabın akıcılığı ve yazarın ustalığına diyecek bir şey yok ama yine de kitapda geçen olaylar içime sinmedi ve bu sadece nevi şahsımamünhasır yorumumdur, başkları olay örgüsünü olayların geşilmesini beğenebilir
Şimdiye kadar en beğendiğim Stefan Zweig kitabı oldu.Doktorun vicdan azabını kendi içimde hissettim.Doktora bir o kadar kızıp bir o kadar üzüldüm.Satranç kitabı daha çok bilinse de bence Zweig okumaya Amok Koşucusuyla başlanmalı.Daha merak uyandırıcı ve sürükleyici .
Belki bir tesadüf olsa gerek,bundan önce okuduğum kitap Kürk Mantolu Madonna idi.Size ütopik bir düşünce gibi gelebilir ama ben bu iki kitabın ,birbirinden farklı olsalar bile, yine de birbirini çağrıştırdığını düşünüyorum.Hikayeyi anlatan dış ses, erkek karakterlerin dibe vuruşu, kadın karakterlerin zerafeti ve güzelliği, aşk dan ziyade büyük bir tutkunun vurgulanması,finalin hüznü v.s... Tabiki iki kitapta birbirinden değerli ve güzel.Amok Koşucusunu gerçekten çok beğendim...