Takiyyuddin En-Nebbani

Takiyyuddin En-Nebbani

Yazar
9.5/10
10 Kişi
·
20
Okunma
·
6
Beğeni
·
192
Gösterim
Adı:
Takiyyuddin En-Nebbani
Unvan:
Yazar, İslam Alimi
Doğum:
Hayfa, 1909
Ölüm:
Beyrut, 20 Haziran 1977
Adı: Muhammed Takiyyuddin b. İbrahim b. Mustafa b. İsmail b. Yusuf en-Nebhani, Baba Adı: İbrahim, Soyadı: Nebhani.

Takiyyuddin en-Nebhani, Filistin'de yerleşen bedevi arap kabilelerinden biri olan Nebhan oğulları kabilesine mensuptur. Bu kabile, Filistin'in kuzeyinde Hayfa şehrine bağlı İczim köyünde yerleşmiştir.

Doğumu ve Yetişmesi: Takiyyuddin en-Nebhani, 1909'da İczim köyünde fakih bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi hep ilimle ve dinle meşgul idi. Babası Filistin'de şer'i ilimler müderrisi idi. Annesi ve babası Şeyh Yusuf en-Nebhani'den şer'i ilimler öğrendiler. Dedesi Şeyh Yusuf en-Nebhani, Osmanlı Devleti'nde en önemli alim ve kadılardan birisi, Sultan Abdulhamid'in gözdelerindendi. Edebiyatçı ve şairdi. Dedesi Yusuf en-Nebhani'nin hayatı hakkında Hayrettin Zirikli "Alimler Fihristi" isimli kitabında şunları söyler: "Yusuf b. İsmail b. Hasan b. Muhammed en-Nebhani, 'Ebu'l Mehasin' lakabını aldı. Şafii mezhebinde fakihtir. Edebiyatçı, şair ve mutasavvıf olan Yusuf en-Nebhani aynı zamanda da Yüksek Kadı idi. Filistin'de Cinin kasabasında kadılık yaptı. Daha sonra İstanbul'a göçtü. Ardından Musul vilayetine bağlı Suriye'deki "Yekva" ilçesine kadı olarak tayin edildi. Lazkiye'de Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptı. Daha sonra Kudüs'e ve Beyrut Hukuk Mahkemesi Başkanlığı'na tayin edildi. 48 kitap yazdı."

Takiyyuddin en-Nebhani böyle bir çevrede yetiştiği için, çevresi onun yetişmesinde etkili oldu. Onüç yaşına basmadan Kur'an'ı ezberledi. Dedesinin ilminden çok etkilendi. Ayrıca önemli siyasî konuları kavradı ve öğrendi. Çünkü dedesi Yusuf en-Nebhani'nin Osmanlı Devleti'nde adamları ile sağlam ve samimi ilişkisi vardı.

Takiyyuddin en-Nebhani, dedesinin yaptığı ilmî ve fıkhî oturumları, münazaraları ve münakaşaları dinliyordu. Onun bu davranışları dedesinin dikkatini çekti ve El-Ezher'e gönderilmesi için babasını ikna etti.

Tahsili ve İlmî Hayatı: Dedesinden ve babasından şer'i ilimlerin temelini öğrendi. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi. İlkokulu İczim köyünde, Liseyi de Akka'da okudu. Liseyi bitirmeden dedesinin isteğine binaen Mısır'a gidip 1928'de Ezher'in Lise bölümüne girdi. Ezher'in lise bölümünü birincilikle bitirip diplomasını aldı. Ardından Ezher'e bağlı Dar'ul Ulum'a devam etmeye başladı. Dedesinin tavsiyesi üzerine Ezher alimlerinden Muhammed Hader Hüseyin'in derslerine devam etti. Ezher'in eski programını okuduğu gibi Ezher'de okutulan yeni programa göre de okudu. Üstünlük gösterip bütün dersleri birincilikle geçen Takiyyuddin en-Nebhani, hocalarının ve okul arkadaşlarının dikkatini çekti. Fikirleri derin, görüşleri olgundu. Bu özelliğinden dolayı Kahire'de yüksek okullarda fikrî münazaralara ve münakaşalara katılıyordu. Böylece hüccetli, delilleri kuvvetli bir kişi olarak tanındı.

1932 yılında Dar'ul Ulum ve Ezher'i bitirdi. Arapça ilimleri, fıkıh, fıkıh usulu, hadis ve hadis usulu, tefsir, tevhid ve kelam ilimlerini ve diğer ilimleri okudu. Bu ilim derslerine katılan en uyanık ve derin düşünen kişi olarak tanındı. Delilleri ince bir şekilde kavrayıp anlatıyordu. Fikir, münakaşa ve münazaralarda ikna edici delillere sahip idi. Ciddiyette, çalışkanlıkta, ilmi tahsil etmekte ve vaktini en iyi bir şekilde değerlendirmekte özen gösteren bir talebe olarak bilindi.

Çalışma Alanı: Tahsilini bitirip Mısır'dan Filistin'e Hayfa'daki Devlet Liselerine Şer'i İlimler hocası olarak tayin edildi. Aynı anda Hayfa İslam Okulunda da hocalık yapmaya başladı. 1932'den 1938 yılına kadar bir kaç şehre geçti ve bir kaç okulda öğretmenlik yaptı. Şer'i mahkemelerde çalışmak için müracaat etti. Filistin'de Bisan Mahkemesi'ne katip olarak tayin edildi. Sonra Taberiye'de aynı görevde çalıştı. 1940'da Hayfa Şer'i Mahkemesi'ne başkatip olarak tayin edildi. Ardından da aynı mahkemeye başkatip ve adlî müşavir olarak tayin edildi. 1945'e kadar bu görevde kaldı. 1945 yılında Remle Şer'i Mahkemesi'ne kadı olarak tayin edildi. 1948'de Filistin'in Yahudiler tarafından işgal edilmesine kadar bu görevini sürdürdü. 1948'de Filistin Yahudiler tarafından işgal edilince Şam'a geçti. Arkadaşı Prof. Enver el-Hatib'in Kudüs Mahkemesi'ne kadı olarak tayin talebi üzerine aynı yıl Kudüs'e geri dönerek Şer'i Mahkeme kadısı olarak tayin edildi. Ardından Şer'i Mahkemeler Müdürü ve Şer'i Yargıtay Başkanı Şeyh Abdülhamidt es-Saih tarafından Şer'i Yargıtay Üyeliğine tayin edildi. 1950'ye kadar yargıtay kadısı olarak görev yaptı. 1950 yılında bu görevinden istifa ederek 1951 yılından itibaren İslâmi İlimler Fakültesi'ne bağlı okullarda dersler vermeye başladı. Nablus'un büyük camii olan Mescid-i Kebir'de bir hutbe verdikten sonra dönemin Ürdün Kralı Abdullah (Kral Hüseyin'in dedesi) tarafından çağrılarak sorguya çekildi. Bunun üzerine Kral Abdullah'a şu cevabı verdi: "Allah'ı dost edineni dost edineceğime, Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık yapacağıma dair Allah'a söz verdim." Ardından Kral Abdullah tarafından hapse atıldı. Araya bölgenin etkili alimlerinin girmesi ile hapisten çıkartıldı. Sonra Kudüs'e dönüp yüklendiği devlet görevlerinin tümünden istifa ederek şöyle dedi: "Benim gibi insanların herhangi bir devlet görevinde çalışması doğru değildir."

Devlet memuriyetinden istifa edip ayrıldıktan sonra ölümüne kadar geçen süre içerisinde hayatını İslâm mücadelesi ile geçirdi.

23 Receb 1398 (20 Haziran 1977) yılında Beyrut'ta vefat etti. Vefat edince mütevazi bir törenle Beyrut'taki İmam'ı Evzai Mezarlığına defnedildi. Allah rahmet etsin. Alim, mütefekkir ve aynı zamanda da müctehid olan Takiyyuddin en-Nebhani'nin eserlerinden bazıları şunlardır:

Eş-Şahsiyyetü'l İslamiyyetü (3 cilt)

Nizam el-Hüküm fi'l İslam

Nizam el-İktisad fi'l İslam

Nizam el-Ukubat fi'l İslam

Nizam el-İctima'i fi'l İslam

Et-Tefkir (Düşünme Metodu adı ile dilimize çevrildi)

Sür'at'ül Bedihe (Kıvrak Zeka adı ile dilimize çevrildi)

Es-Siyase el-İktisadiyye el-Müsla

El-Fikrü el-İslami
Kişi, akıl yürütmeyi insan,kainat ve hayat üçlüsünün üzerinden yoğunlaşarak gerçekleştirir ise daha sağlığı verimler alır.
İnsanın hayata bakış açısı, onun yaşamı açısından çok önemlidir. Çünkü süreceği yaşam onun hayat hakkındaki anlayışına göre şekil alır. Temel dinamik ve kişinin hayat hakkında kabul ettiği temel fikir ne olursa, süreceği yaşam da onun üzerine bina edilecektir. Kişi hayatiyet taşıyan ‘nasıl yaratıldığı’ gibi soruları kendisine sormalı, cevap verirken de insaflı davranmalı, cevaplarda kesinlik ve katiyet aramalıdır. Bu kesinlik ve katiyet onda imanı meydana getirecektir. İman kelimesi şeksiz, şüphesiz emin olma anlamına gelir.
Zekâ, çabucak sezme ve çabucak bağlantı kurma yetisidir. Diğer bütün tanımlar gereksiz detaylara girer .
İslâm, diğer şahsiyetlerden tamamen farklı ve seçkin bir şahsiyet oluşturmakla insanı eksiksiz bir şekilde tedavi etmiştir. 
Kıvrak zekâ; bir konuyu seri biçimde kavrayıp konu hakkında yıldırım hızıyla yargıya varmaktır.
Aklı oluşturan unsurlar : Duyu organları, vakıa, sağlıklı beyin ve önbilgidir . Bu kavramların bir tanesi bile eksik olsa akıl dediğimiz şey yoktur demektir . Sağlıklı düşünülmesi için gereken unsurlar işte bunlardır.
Yunan'dan önce ve sonra insanlar, düşünme olgusunu elde etmek amacıyla tüm performanslarını kullanarak “mantık” denen kavramı ve birtakım düşünceleri gün yüzüne çıkarmayı başarmışlardır. Fakat bilgiyi deforme etmişlerdir. Mantık, hedeflendiği gibi bilgiye götüren bir araç ve bilginin doğruluğunu kanıtlayan bir kıstas olmak yerine, bilgi için kötü sonuçlar doğuran bir araç olmuştur. 
Aklın tanımını en doğru biçimde idrak etmemi sağlayan ve yazarın elinden son derece muazzam düşüncelerle donatılmış bir kitap . Aklın tanımında bile yaratıcının varlığını kanıtlayan aynı zamanda içinde nice bilgilerle mevcut bir kitap. Tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Adı:
Takiyyuddin En-Nebbani
Unvan:
Yazar, İslam Alimi
Doğum:
Hayfa, 1909
Ölüm:
Beyrut, 20 Haziran 1977
Adı: Muhammed Takiyyuddin b. İbrahim b. Mustafa b. İsmail b. Yusuf en-Nebhani, Baba Adı: İbrahim, Soyadı: Nebhani.

Takiyyuddin en-Nebhani, Filistin'de yerleşen bedevi arap kabilelerinden biri olan Nebhan oğulları kabilesine mensuptur. Bu kabile, Filistin'in kuzeyinde Hayfa şehrine bağlı İczim köyünde yerleşmiştir.

Doğumu ve Yetişmesi: Takiyyuddin en-Nebhani, 1909'da İczim köyünde fakih bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi hep ilimle ve dinle meşgul idi. Babası Filistin'de şer'i ilimler müderrisi idi. Annesi ve babası Şeyh Yusuf en-Nebhani'den şer'i ilimler öğrendiler. Dedesi Şeyh Yusuf en-Nebhani, Osmanlı Devleti'nde en önemli alim ve kadılardan birisi, Sultan Abdulhamid'in gözdelerindendi. Edebiyatçı ve şairdi. Dedesi Yusuf en-Nebhani'nin hayatı hakkında Hayrettin Zirikli "Alimler Fihristi" isimli kitabında şunları söyler: "Yusuf b. İsmail b. Hasan b. Muhammed en-Nebhani, 'Ebu'l Mehasin' lakabını aldı. Şafii mezhebinde fakihtir. Edebiyatçı, şair ve mutasavvıf olan Yusuf en-Nebhani aynı zamanda da Yüksek Kadı idi. Filistin'de Cinin kasabasında kadılık yaptı. Daha sonra İstanbul'a göçtü. Ardından Musul vilayetine bağlı Suriye'deki "Yekva" ilçesine kadı olarak tayin edildi. Lazkiye'de Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptı. Daha sonra Kudüs'e ve Beyrut Hukuk Mahkemesi Başkanlığı'na tayin edildi. 48 kitap yazdı."

Takiyyuddin en-Nebhani böyle bir çevrede yetiştiği için, çevresi onun yetişmesinde etkili oldu. Onüç yaşına basmadan Kur'an'ı ezberledi. Dedesinin ilminden çok etkilendi. Ayrıca önemli siyasî konuları kavradı ve öğrendi. Çünkü dedesi Yusuf en-Nebhani'nin Osmanlı Devleti'nde adamları ile sağlam ve samimi ilişkisi vardı.

Takiyyuddin en-Nebhani, dedesinin yaptığı ilmî ve fıkhî oturumları, münazaraları ve münakaşaları dinliyordu. Onun bu davranışları dedesinin dikkatini çekti ve El-Ezher'e gönderilmesi için babasını ikna etti.

Tahsili ve İlmî Hayatı: Dedesinden ve babasından şer'i ilimlerin temelini öğrendi. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi. İlkokulu İczim köyünde, Liseyi de Akka'da okudu. Liseyi bitirmeden dedesinin isteğine binaen Mısır'a gidip 1928'de Ezher'in Lise bölümüne girdi. Ezher'in lise bölümünü birincilikle bitirip diplomasını aldı. Ardından Ezher'e bağlı Dar'ul Ulum'a devam etmeye başladı. Dedesinin tavsiyesi üzerine Ezher alimlerinden Muhammed Hader Hüseyin'in derslerine devam etti. Ezher'in eski programını okuduğu gibi Ezher'de okutulan yeni programa göre de okudu. Üstünlük gösterip bütün dersleri birincilikle geçen Takiyyuddin en-Nebhani, hocalarının ve okul arkadaşlarının dikkatini çekti. Fikirleri derin, görüşleri olgundu. Bu özelliğinden dolayı Kahire'de yüksek okullarda fikrî münazaralara ve münakaşalara katılıyordu. Böylece hüccetli, delilleri kuvvetli bir kişi olarak tanındı.

1932 yılında Dar'ul Ulum ve Ezher'i bitirdi. Arapça ilimleri, fıkıh, fıkıh usulu, hadis ve hadis usulu, tefsir, tevhid ve kelam ilimlerini ve diğer ilimleri okudu. Bu ilim derslerine katılan en uyanık ve derin düşünen kişi olarak tanındı. Delilleri ince bir şekilde kavrayıp anlatıyordu. Fikir, münakaşa ve münazaralarda ikna edici delillere sahip idi. Ciddiyette, çalışkanlıkta, ilmi tahsil etmekte ve vaktini en iyi bir şekilde değerlendirmekte özen gösteren bir talebe olarak bilindi.

Çalışma Alanı: Tahsilini bitirip Mısır'dan Filistin'e Hayfa'daki Devlet Liselerine Şer'i İlimler hocası olarak tayin edildi. Aynı anda Hayfa İslam Okulunda da hocalık yapmaya başladı. 1932'den 1938 yılına kadar bir kaç şehre geçti ve bir kaç okulda öğretmenlik yaptı. Şer'i mahkemelerde çalışmak için müracaat etti. Filistin'de Bisan Mahkemesi'ne katip olarak tayin edildi. Sonra Taberiye'de aynı görevde çalıştı. 1940'da Hayfa Şer'i Mahkemesi'ne başkatip olarak tayin edildi. Ardından da aynı mahkemeye başkatip ve adlî müşavir olarak tayin edildi. 1945'e kadar bu görevde kaldı. 1945 yılında Remle Şer'i Mahkemesi'ne kadı olarak tayin edildi. 1948'de Filistin'in Yahudiler tarafından işgal edilmesine kadar bu görevini sürdürdü. 1948'de Filistin Yahudiler tarafından işgal edilince Şam'a geçti. Arkadaşı Prof. Enver el-Hatib'in Kudüs Mahkemesi'ne kadı olarak tayin talebi üzerine aynı yıl Kudüs'e geri dönerek Şer'i Mahkeme kadısı olarak tayin edildi. Ardından Şer'i Mahkemeler Müdürü ve Şer'i Yargıtay Başkanı Şeyh Abdülhamidt es-Saih tarafından Şer'i Yargıtay Üyeliğine tayin edildi. 1950'ye kadar yargıtay kadısı olarak görev yaptı. 1950 yılında bu görevinden istifa ederek 1951 yılından itibaren İslâmi İlimler Fakültesi'ne bağlı okullarda dersler vermeye başladı. Nablus'un büyük camii olan Mescid-i Kebir'de bir hutbe verdikten sonra dönemin Ürdün Kralı Abdullah (Kral Hüseyin'in dedesi) tarafından çağrılarak sorguya çekildi. Bunun üzerine Kral Abdullah'a şu cevabı verdi: "Allah'ı dost edineni dost edineceğime, Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık yapacağıma dair Allah'a söz verdim." Ardından Kral Abdullah tarafından hapse atıldı. Araya bölgenin etkili alimlerinin girmesi ile hapisten çıkartıldı. Sonra Kudüs'e dönüp yüklendiği devlet görevlerinin tümünden istifa ederek şöyle dedi: "Benim gibi insanların herhangi bir devlet görevinde çalışması doğru değildir."

Devlet memuriyetinden istifa edip ayrıldıktan sonra ölümüne kadar geçen süre içerisinde hayatını İslâm mücadelesi ile geçirdi.

23 Receb 1398 (20 Haziran 1977) yılında Beyrut'ta vefat etti. Vefat edince mütevazi bir törenle Beyrut'taki İmam'ı Evzai Mezarlığına defnedildi. Allah rahmet etsin. Alim, mütefekkir ve aynı zamanda da müctehid olan Takiyyuddin en-Nebhani'nin eserlerinden bazıları şunlardır:

Eş-Şahsiyyetü'l İslamiyyetü (3 cilt)

Nizam el-Hüküm fi'l İslam

Nizam el-İktisad fi'l İslam

Nizam el-Ukubat fi'l İslam

Nizam el-İctima'i fi'l İslam

Et-Tefkir (Düşünme Metodu adı ile dilimize çevrildi)

Sür'at'ül Bedihe (Kıvrak Zeka adı ile dilimize çevrildi)

Es-Siyase el-İktisadiyye el-Müsla

El-Fikrü el-İslami

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 20 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 8 okur okuyacak.