#Tarih Dergisi

#Tarih Dergisi

Dergi
8.1/10
52 Kişi
·
91
Okunma
·
7
Beğeni
·
121
Gösterim
Adı:
#Tarih Dergisi
Doğum:
Haziran 2014
Kafa Grup Yayıncılık tarafından yayınlanan bir dergidir.
Kut'ta 13.309 askerin teslim olması İngiltere için çok büyük bir utanç vesilesi oldu. 3248 destek personelinin yanı sıra 272 İngiliz ve 204 Hintli subay ile 2592 İngiliz ve 6988 Hintli er esir edildi. 1136 hasta ve yaralı İngiliz, aynı sayıdaki Türk esir ile değiştirildi. 1783 yılındaki Yorktown yenilgisinden beri imparatorluk birlikleri ilk kez böyle bir durum yaşıyordu (Bundan sonraki büyük teslim ise 1942 yılında Singapur'da meydana gelecekti).
#Tarih Dergisi
Sayfa 69 - Mehmet Tanju Akad
Sosyal bilimler bir şekilde kalkınmaya çalışırken, beşerî bilimlerin durumu özellikle Batı dünyasında kaygı verici düzeylere indi. İşin ilginç tarafı Uzakdoğu ülkeleri bu konuda hassasiyet göstererek beşerî bilimlere özel fonlar ayırıyor. Boğaziçi Üniversitesi'ni ziyaret eden Pekin Üniversitesi üst düzey yöneticileri, dünyanın gidişatına bakıldığında teknoloji ve fen bilimlerinin daha da ağırlık kazanacağını ve bu alanlarda yetişecek kişilerin kültürsüz ve geçmişten habersiz yetişmemeleri için eğitim programlarında beşerî bilimlerin özel olarak vurgulandığını belirtmişlerdi.
#Tarih Dergisi
Sayfa 114 - İsenbike Togan
Sivas'taki Gök Medrese'yi yaptıran Selçuklu veziri Sahib Ata Fahreddin Ali, yapının mimarı ise Konyalı Ermeni Kâluyan'dır. Mimar, bu İslâmî eserin cümle kapısındaki sütun başlığına adını Arap harfleriyle yazmış. Günümüzde İslâmî bir eseri Hıristiyan bir mimarın yaptığını, adını da cümle kapısına yazabileceğini düşünebilir misiniz?
#Tarih Dergisi
Sayfa 31 - Necdet Sakaoğlu
Hikâyesi eğlenceli ve kolay hatırlanır olduğundan olsa gerek, sandviçin keşfi 1762 yılında, 24 saatlik bir kumar maratonu nedeniyle akşam yemeğini masadan kalkmadan halletmek isteyen dördüncü Sandwich Earl'ü John Montagu'ya atfedilir. (...) Dahası kulüpte geç vakitlere kadar kumar oynayan diğer müdavimler de bu yiyeceği hemen benimseyerek "Bana da Sandwich'inkinden" diyerek ekmek arası yiyeceklerin adını "sandviç" koymuşlar.
#Tarih Dergisi
Sayfa 106 - Petek Çırpılı
Bernard Baruch ilk kez "soğuk savaş" tabirini kullandı. II. Dünya Savaşı sonrası Sovyetler Birliği ile ABD ve müttefikleri arasındaki ilişkiyi tarif etmek için bir konuşmasında kullandığı terimi gazeteci Walter Lippman Soğuk Savaş adlı kitabıyla popüler kültüre kazandırdı.
Goliath, Türk siperleri üzerine sabahtan akşam saatlerine dek mermi yağdırdığı için, askerler kendi aralarında "yine başladı kocakarı dırdırı" diyorlardı.
Tütün, sigara, puro, pipo... Sanatın, edebiyatın vazgeçilmez temaları. Bugün azılı tiryaki de olsa, aklı başında kimse bu öldürücü bağımlılığı savunamaz. Ancak seri katillerin, pedofillerin bile hakları kollanırken, tiryakilere zebani muamelesi yapılması, uygunsuz koşulların onlara reva görülmesi de kabul edilemez.
Suçlularla ilgili bilgi edinmek için, bir dedektifin suç dünyasına çok yakın yaşaması gerekiyordu. Bunu en iyi yapan, Fransız polisi olmuştu. Bu gelenek ilk Paris polis şefi "lieutenant de police" La Reynie'nin (1625-1709) ustalıkla yararlandığı muhbirler ağına dayanıyordu. Ancak işi modern sanat hâline getiren Eugene-François Vidocq (1775-1857) oldu. Hem polis hem özel dedektifliğin babası sayılan Vidocq, kariyerine bir suçlu olarak başlamış, kapatıldığı hapishanede muhbir olarak devam etmiş, nihayet 1811'de Paris polisine paralel olarak kurulan "Sûrete" (Emniyet) adlı yarı resmî bir birimin başına getirilmişti. Kendisi gibi sabıkalı birkaç kişiden oluşan ekibiyle büyük başarı elde ederek dedektiflik tarihinin en ünlü birkaç kişisinden biri hâline geldi.
114 syf.
·7 günde·7/10
NTV Tarih, Gezi Parkı olayları sırasında yayınla(yama)dığı Haziran sayısından sonra kapanmıştı, #Tarih de NTV Tarih'in devamı niteliğinde basılan bir "popüler" tarih dergisi. Burada popülerden kastım, derginin ana başlıklarından bazılarını gündemin tarihi olarak nakletmesi. Örneğin okuduğum bu sayı, Charlie Hebdo saldırısının hemen ardından çıkan 2015 Şubat sayısı. Ana başlıklardan birisi "Din Adına İşlenen Günahlar" adı altında tarihte din adı kullanılarak yapılan katliamlardı.

Dergide yer alan konular sadece gündemden yola çıkılarak belirlenmiyor elbette, edebiyattan sinemaya, gastronomiden mimariye birçok alanda yazılar yayımlanıyor.

Dergi hakkında olumsuz eleştiri yapabileceğim en önemli nokta, bir tarih dergisinden beklenen tarafsızlığı tam anlamıyla verememesi. Fakat görüşlerini piyasadaki diğer yayınlar gibi direkt insanın gözüne sokup tarihin bilimsel tarafını gölgede bırakmıyor #Tarih yazarları, ufaktan dokunduruyorlar diyebiliriz.

Tarihe ilginiz varsa bir göz atmanız, tarihe ilginiz yok fakat ilginizin olmasını istiyorsanız belki de kesinlikle göz atmanız gereken bir dergi #Tarih.
250 syf.
·20 günde·9/10
Bundan on yıl kadar önce -türü her ne kadar şu an okumakta olduğum dergilerden farklı olsa da- belli bir dergi okuma rutinim vardı ancak, daha sonra nedense bu alışkanlığımdan vazgeçmiştim. Yıllar sonra yeniden o tatlı okuma molalarını arar oldum ve ani bir kararla kaldığım yerden dergi yolculuğuma devam etmeye karar verdim. Bir nevi kitap kokusunu solumak kadar özlediğim dergi kokusunu da yeni baştan solumak istedim. Böylece 2017 yılı dergilerle yeniden buluşma yılım oldu ve Ocak ayındaki ilk yolculuğumu #tarihdergi ile yaptım. Şimdi haklı olarak soracaksınız "Yahu ocak mı kaldı, şubat mı? Mart bile bitti. Ocak sayısına yeni mi yorum yazıyorsun?" diye. Ha bugün ha yarın derken nihayet daha fazla beklemeden bu güzel dergiye değinmeye vakit ayırabildim. O halde, "Geç olsun da güç olmasın," diyerek, dergi hakkındaki naçizane yorumuma geçiyorum :)

#tarihdergi, yayın yolculuğuna 2009 yılında başlayan bir dergi. Aylık baskılar yapan bu güzel dergi, özellikle tarih gibi bir alanı sıkmadan, yalın bir anlatımla okuruna sevdirmeyi amaçlamış ve bugün gelinen noktada (okurlarının ilgisini gözlemlediğim kadarıyla da) bu hedefinde oldukça başarılı olmuş, köklü dergiler arasında yer alıyor. Dergiyle tanışma sayım olan 32. sayıyı esas alarak naçizane düşüncelerime değinecek olursam; her okurun kendine yer edinebileceği, kendinden bir şeyler bulabileceği bir dergi olmasının yanı sıra yalın anlatımı, zengin görsellerle desteklenmiş doyurucu içerikleriyle de okurunun hem gözüne, hem de gönlüne hitap ediyor, bilgi dağarcığına katkı sağlıyor diyebilirim.
Gastro tarihten mimari tarihe, güncel tarihten askeri tarihe, sosyal tarihten ajandaya, belgelere, nostaljik içeriklere kadar daha pek çok kategori altına toplanarak çeşitlendirilmiş yazılarla okurlarına geniş bir yelpaze sunması ve bunu her okurun rahatça algılayabileceği düzeyde, yalın bir anlatımla okuruna aktarması dergiyi bilgilendirici yönünün yanında oldukça akıcı kılmış. Öyle ki, dergiyi alırken bu kadar keyifle okuyabileceğimi, elimde su gibi akacağını hiç tahmin etmemiştim. Özellikle
kapak konusu olan Nâzım ve Şarlo yazısını, "Sahaftan" köşesinde yer verilen Aziz Nesin yazısını ve "Sosyal Tarih" köşesinde çayın tarihçesine yer verilen yazıları oldukça keyif alarak okudum ve favorilerim arasına ekledim :)
Dergideki favori yazılarıma kısaca bir göz atalım

"Nâzım'dan Şarlo'ya barışa, dostluğa ve tarihe atılan imzalar "

Nâzım Hikmet, Türk edebiyatının her şeyden önce Türkiye'nin en önemli değerlerinden biridir. #tarihdergi'nin kapak yazısı olarak büyük ustanın 115. yaş gününe özel yer verdiği bu güzel yazı, anlamlı ve bir o kadar da önemli tarihi bir detayı okurlarıyla buluşturmuş. Bir yanda Charlie Chaplin ve Nâzım Hikmet Ran gibi iki büyük ustanın hayatlarının kesiştiği Barış Ödülü'ne, Nobelli bilim insanları Frederic&Irene Juliot-Curie çiftinin de buna dahil olmasını konu alırken, öte yandan Nâzım'ın içeride geçirdiği yıllarda sadece Türkiye'de değil, Picasso, Santre, Camus, Neruda gibi dünya çapında önemli isimlerin Nâzım'ın kurtulması için seferber oluşuna yer verilmiş.Okurken insanın içini titreten, ruhunu okşayan bu güzel yazının etkisinden uzun süre çıkamayacak, iki büyük ustaya saygı ve hayranlık duymaktan kendinizi alamayacaksınız.


"Tarih yazan yaprak / Damarlarında çay dolaşan ülke: Türkiye / Çaylı Dünya Edebiyatı "

Şüphesiz ki çay Türkiye'nin damarlarında akan en özel içecekler arasında yer alıyor. Peki bu denli tüketmekten keyif aldığımız, vazgeçemediğimiz, benimsediğimiz bu lezzetli içeceğin tarihçesini merak etmiş miydiniz?
Sosyal Tarih köşesinde yer verilen çay yazıları, tiryakilerin keyifle okuyacağı enfes yazıları içeriyor. "Tarih Yazan Yaprak" başlıklı yazıyla çayın tarihçesine doyumsuz bir yolculuğa çıkarken, milli içeceğimiz olarak özdeşleştirdiğimiz çayın Türkiye'deki tüketimi ve yeri üzerine kaleme alınan bir diğer yazıyla bu güzel yolculuğa devam edeceksiniz. Eh, tarihçesine değinilir de tadına doyulur da, edebiyatına bakılmaz mı? Elbette, bakılır! #tarihdergi edebiyatseverleri de unutmamış ve "Çaylı Dünya Edebiyatı" başlığı altında çayın sadece edebiyattaki yerine değil, sanattaki yerine de yer vermiş, pek de güzel olmuş. Hem ruhunuzu, hem damağınızı şenlendirecek bu güzel yazılar fazlasıyla okunmaya değer!

"Yar bana bir eğlence MEDET!"
Ah! Aziz Nesin...
Mizah deyince Türk edebiyatında akıllara gelen ilk isimlerden biridir sevgili Aziz Nesin... Güçlü kalemi, yerinde eleştirileriyle kaleme aldığı eserleri okurken ona hayran olmamak, hak vermemek mümkün değil. #tarihdergi'nin Sahaftan köşesinde "Yar bana bir eğlence MEDET!" yazısı, Aziz Nesin'in Sabahattin Ali ile bir dönem birlikte çıkardığı Marko Paşa gazetesinin bir nevi devam niteliğinde, tek başına kaleme aldığı mizah gazetesi Medet!'i konu alıyor. Medet!, tarihte adından çok söz ettirmese de mizah ve basın özgürlüğü konusunda Türk tarihinin kilometre taşlarından biridir. Tarihin tozlu raflarında kalan Medet!, Emin Nedret İşli'nin kalemiyle #tarihdergi okurlarıyla buluşma olanağı buluyor. Okumalara doyamadığım bu güzel yazıdan yazıldığı dönemden günümüze güncelliğini koruyan bir kesiti sizlere sunarken, bu güzel dergiye mutlaka şans vermenizi tavsiye ediyorum.. Tarih kokulu, keyifli okumalar :)


Yar bana bir eğlence MEDET! yazısından Aziz Nesin'in dergide kaleme aldığı yazıdan bir kesit:

'Türkiye'de sansür yoktur' hele otosansür hiç yoktur
Birbirinden zevkli, günümüz ile örtüşen manşet ve mizah yazılarının yer aldığı Medet!'ten ibret verici bir yazı.

"Eskiden ne fena imiş, hain padişahlar, zalim padişahlar zamanında söz hürriyeti, matbuat hürriyeti yokmuş! O zamanlar sansür varmış, bütün yazıları gazetede basılmadan evvel inceler, işine gelmiyen yerleri çıkarırlarmış. Bu yüzden muharrirler hapse girmezlermiş! Aman iyi ki o günlere yetişmemişiz, şimdi sansür yok, istediğin gibi yaz, o çok şükür bu günlere! Ben yazımı yazdıktan sonra babam:
- Aman oğlum! Der- ne olur ne olmaz, bir kere bana oku da başın derde girmesin!
yazımı okuduktan sonra da:
(şurasını çıkar, şurasını da çıkar, aman burasını da çıkar!) diye yazıyı budar. Onsan sonra bir arkadaş: - Bilirim ben senin kalemini sakardır, şu yazıyı bir de bana oku, der. Ona da okurum...
- Yooo...Burasını sil, şurasını çiz...
Der. Onun da tavsiyesini dinlerim. Birkaç arkadaş daha okur;keser, biçer, onsan sonra sekreter:
-Ben seni severim, oku şu yazıyı Allah aşkına! diye ısrar eder. O da: "burasını değiştir, şurasını hafiflet!" diye öğütler verir. Onu da dinlerim. sıra yazı işleri müdürüne gelir, o haklı olarak:
- Sen hapsi göze aldınsa ben almadım, o cümleyi çıkar bir, o satırı da kaldır! der. Sonra korkularından matbaacı, baş mürettip de birer birer yazıyı dinler; (çıkar, çiz, kaldır) tavsiyelerinde bulunurlar.
- Mamafih bütün bunlara güvenemem. Bir kere de, bir avukata danışırım. O da:
- Burası olmaz, şurasını çıkar! diye çizer, bozar. Nihayet yazı kuşa benzer ve gazetede basılır. Aman efendim eskiden ne imiş o, sansür varmış, istediğin gibi yazı yazmanın imkanı yokmuş... Oh şimdi ne rahatız istediğin gibi yaz! İşte böylece yazım gazetede çıkar ve ertesi gün de mahkemeye verilir ve kodesi boylarım. Kodese girmeme şaşmam da kuşa benzemiş bu yazıları okur da nasıl gülersiniz, işte ona şaşarım!"

Aziz Nesin // Medet! gazetesinden
164 syf.
·89 günde·10/10
Çok hoşuma giden bir dergi oldu hiç bir sayfasında sıkılmadım ve hayatıma güzel bir bakış açısı kattı. Güzel şeyler öğrendiğimi düşünüyorum. Hem geçmiş hem yakın tarihi anlatması da hoşuma gitti. Her telden bir şeylerin olması güzel ve anlatış tarzlarıda hoş. Tarihe ilgisi olan biri olarak almayı sürdürmeyi düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
#Tarih Dergisi
Doğum:
Haziran 2014
Kafa Grup Yayıncılık tarafından yayınlanan bir dergidir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 91 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 92 okur okuyacak.