1000Kitap Logosu
Tarık Tufan

Tarık Tufan

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
39,2bin
Okunma
3.782
Beğeni
132bin
Gösterim
Unvan
Türk Yazar ve Senarist
Doğum
İstanbul, Türkiye, 5 Haziran 1973
Yaşamı
Tarık Tufan 5 Haziran 1973 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü Sosyoloji Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayınlanmakta ve bazı televizyon kanallarında edebiyat-sohbet türünde programlar sunmaktadır. Yayımlanmış beş adet kitabının yanı sıra Uzak İhtimal ve Yozgat Blues filmlerinin senaristlerindendir. Edebiyat alanında beş adet kitabı mevcuttur. Kitaplarında, günlük hayat içinde insanın varoluş, kimlik sorunlarını irdeler. Uzak İhtimal ve Yozgat Blues'un senaristlerindendir. Kitaplarındaki zarif ve naif anlatım üslubunu senarist olduğu filmlerde de görmek mümkündür. "Uzak İhtimal" filmiyle 2009 yılında İstanbul Film Festivali'nde "En İyi Senaryo" ödülünü kazanmıştır. Uzak İhtimal'in ardından senaryosunu yazdığı "Yozgat Blues" filmiyle 2013 yılında Altın Koza Film Festivali'nde "En İyi Senaryo" ödülüne layık görülmüştür.
128 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kendinizi tamamen kitaba verdiğinizde bir saat gibi kısa bir sürede bitebilecek ama bittiğinde de damağınızda güzel bir tat bırakacak yalın bir hikaye. Kanser olduğunu, yaşayacak çok fazla ömrünün olmadığını öğrenen anlatıcımız otuz dört yaşında isimsiz bir beyefendi. Hikaye çok dramatik başlıyor. Uzun süredir hasta olduğunu bilerek ve tedavi olmaya çalışan hastamız sonunda ailesine durumundan bahsetmek istiyor ve eski mahallesine, anılarına, geride bıraktıklarına dönüyor. Bölümler arasında yazılmış güzel şiirleri okuduğunuzda neden her şiirin “Ben seni arıyorum.”‘la bittiğini son bir kaç sayfada iyice pekiştirebiliyorsunuz. Adı gibi Hayal Meyal gibi başlayıp giden kitap. Umut dolu kitaplara...
Hayal Meyal
8.5/10 · 3.975 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
248 syf.
·
3 günde
Yıl 2014 olması lazım İstanbul Tüyap kitap fuarında Tarık Tufan'a kitap imzalatmak için 45 dakika sırada bekledim. İmza sırasında beklerken, bir huyum vardır, imzalatacağım kitabı okumaya başlarım, sıra geldiğinde kaldığım sayfayı imzalatırım. Yine sıra geldiğinde kaldığım sayfayı koydum masasına aramızda şöyle bir konuşma geçti; T.T: Neden bu sayfayı imzalatıyorsun? Ben: Sırada beklerken buraya kadar okudum. İmza için ne kadar beklediğimi unutmamak için. T.T: Dimi, sıra baya uzun sağolsunlar Ben: Sıra uzunluğundan değilde, herkesle fotoğraf çekilip, sohbet ediyorsunuz o yüzden bekledik bu kadar. Dedim ve Tarık Tufan'ın yüzü düştü, alındı, sustu. Ben de dedim içimden, ünlü kaprisi eleştiriye gelemiyor. Ama şimdi okudukça anlıyorum o günkü kapris değildi muhtemelen, üzdük adamı. Bir insan bu kadar hüzünlü, karamsar, pesimist olabilir mi yahu? Tamam bizde hüzünlüyüz, olumsuzuz, mutsuzuz, ama Tarık Tufan başka adamın bütün kitapları böyle. Arkadaş bir kitap düşünün içinde küçük küçük bir sürü hikaye var (her biri güzel bir roman olabilecek konular) ama hepsi kötü sonla bitiyor. Ne yapıyorsun abi Emre Aydın dinleyerek, Zuhal Olcay fotoğrafına bakarak, Yeditepe İstanbul izleyerek mi yazıyorsun. Bu ne kasvet, ne yaşadın sen Allah aşkına. Olurda bir daha karşılaşırsak bu sefer laf sokmucam, sarılcam sana, sarılcam ve "abi s.ktir et çok şeyy yapma" dicem. Görüşmek üzere.
Beni Onlara Verme
8.1/10 · 3.588 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
16 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Çünkü Kuşlar Gider
` Hayat suratını asıyor Tarık Tufan'a...Kemiriyor bir sırtlan gibi ensesindeki düşünceler onu. Kayıpları var...Yitirdikleri, elinden kaçırdıkları... Annesini kaybediyor, biriciğini yitiriyor, insafsizca oluyor bu. Sevdiğini, Lolasini da kendi pençesine kaptırmamak için bir başına birakiyor. Hayata odaklanamiyor aslında ve sadece yaşamak için yaşıyor. Ne garip insan doğruların ne kadar farkında olursa olsun kendisini kandırabilme gücünü asla yitirmiyor. Arınmak istiyor. Etrafındaki eşyalar ruhunu kanatacak kadar rahatsız ediyor onu bir bir terkediyor onları da. Kendinden bile vazgeçiyor, tükeniyor her geçen gün daha da eriyerek....İşte böyle modern zamanlarin illüzyonuyla sarhoş olan insanlar için gerçeklik hep trajiktir. Yalnızlık dipsiz bir kuyu ve sen kuş olup gidersin... Mutlaka okumanız dileğiyle. calikusuzd
Ve Sen Kuş Olur Gidersin
Okuyacaklarıma Ekle
245 syf.
·
5 günde
·
8/10 puan
Beni kırıyorsun ama çok güzelsin :)
Bir yanı ile içi ısıtan tebbessüm ettiren diğer yanı ile dünyanın en ağır tabutlarını taşıyor hissi yaşatan öyküleri ile bir Tarık Tufan kitabı.. Politik argümanların havada uçuştuğu bir dönemde, derin bir duygusal kırılma yaşatan, dışarıdan bakıldığında her bir bataklığın olma ihtimali olan bir semtin, içinde yaşanan sıcak temiz hikayeler... Kısa öykü kitapları bana göre olmadığı kanısına varmışken Tarık Tufan bu önyargımı kırdı.. Okurken kendimi o mahalleden birisi gibi hissettim. Ve acaba benim hikayem hangi sayfada gelecek diye bekledim heyecanla.. Ama gelmedi.Herhalde başka kitabında yazacak beni.. :) "O vesikalık fotoğrafları ölmek için çektiriyorlar" bu cümle kalbime yük olup beni dağladı.. Çoğu iç sızlatan Türkiye'nin gerçekleri olan, yalın akıcı bir dille yazılan, kimisi yaşanması mümkün, kimisi dibine kadar malesef en imkan dahilinde olan hikayeler ile güzel bir okuma serüveniydi benim için.. Vesselam..
Beni Onlara Verme
8.1/10 · 3.588 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
2 günde
"Kendimi dışarıdan gelen etkilere karşı koruyabilmek için inşa ettiğim kaleler her geçen gün yıkılıyordu . Büyük bir tehlike çok yakınıma kadar gelmişti sanki. Korunaksız hale geliyordum." Bu kitap sayesinde Tarık Tufan kalemiyle buluşmuş bulunmaktayım. Romandan çok deneme, anlatı havası var eserde. Kendini anlattığı bu kitapta iç dünyasını çok güzel yansıtmış yazar. İç dünyasını anlatırken bir anda olaylara geçiş yapması o an ne okuyordum neye geçtik dedirtiyor ama çabuk anlaşılan bir dili olduğu için anlıyorsunuz. Babasının terkettiği ve ardından annesinin de ölüme kavuştuğu bir çocuk. Kavuşulamayan bir aşk.. Sevmediğim yönü eril dilin baskın olması. Meme kanseri olan annesine şöyle söylüyor, "Sağ göğsünü almışlardı. Kadınlığının bir parçasını almışlardı." Kadınlık bir organ parçasından ibaret midir? Trajik hikayeleri seviyorsanız, bol ajitasyonlu bu eseri okuyabilirsiniz. İyi okumalar. "Ne garip, insan doğruların ne kadar farkında olursa olsun kendisini kandırabilme gücünü asla yitirmiyor."
Ve Sen Kuş Olur Gidersin
Okuyacaklarıma Ekle
292 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Harika Bir Yapıt
Şanzelize Düğün Salonu beni duygudan duyguya götürüp beklenmedik bir bitişle yarım bıraktı. Yazarın akıcı üslûbu eseri daha anlaşılır bir hale getirirken beklenmedik kurgular ile eseri zenginleştirmiş. Eleştirilecek bir taraf varsa o da eserin kahramanına bir parça kırgınım. Şeyh evladısın ve babanı kırgınlıklar içinde dünyaya veda edişine âşkın oluşturduğu perde ile kör olmuşçasına bakıyorsun. Şeyh babasının gitme diyişi ve her seferinde nahifçe eve davetinin sonuçsuz kalması beni çok ağlattı. Tarık Tufan’ın dediği gibi hayat bu her şey olur. Alimin oğlu alim olacak diye bir kaide yok. Herkes gittiği yolun yolcusudur. Teşekkürler Tarık Abi.
Şanzelize Düğün Salonu
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Tarık Tufan'la tanışmam buradan bir alıntı paylaşan 1000k üyesi arkadaş sayesinde oldu. Özellikle " Anna " şiiri beni çok etkiledi. Daha sonra kitap alintilarini takip ettim ve okumak için çok heyecanlandım . Aynı şeyi daha önce de yaşamıstım. "İnsanı tanıma sanatı" isimli kitabı da aynı böyle bir etkiyle okumuştum. Sanırım fazla beklentiye kapılıp okuduğum kitaplar beklentimin altında kalıyor. Bu kitapta benim için öyle oldu...Çok güzel altı çizilecek cümlelere sahip,okunabilir ama hayran bırakmadı ...
Ve Sen Kuş Olur Gidersin
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.