Geri Bildirim
Theodor Herzl

Theodor Herzl

7.3/10
13 Kişi
·
34
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.173
Gösterim
Adı:
Theodor Herzl
Tam adı:
Theodor Herzl
Unvan:
Politik siyonizmin kurucusu, gazeteci
Doğum:
2 Mayıs 1860, Peşte, Budapeşte, Macaristan
Ölüm:
3 Temmuz 1904, Reichenau an der Rax, Avusturya
Theodor Herzl (2 Mayıs 1860 – 3 Temmuz 1904), politik siyonizmin kurucusu, gazeteci.

Budapeşteli orta sınıf bir ailenin ferdidir. Viyana Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı.Avukat sıfatını taşısa da mesleğinin yerine yazarlık yaptı, çeşitli oyunlar yazdı. O zamanlar İsrail devleti olmadığından bir Yahudi devletinin kurulmasını tasarladı.Siyonizm üstüne kapsamlı çalışmalar yaptı. Fransa'da ortaya çıkan Dreyfus Olayısonrası artan Yahudi karşıtlığı hem onun yaşamına hem de siyonizm fikrinin seyrine yön verdi. Yahudilerin tüm dünyada ezildiği ve acı çektiği düşüncesinden hareketle "Yahudi Devleti" (Der Judenstaat) adlı kitabını yayınladı (1896). 1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın kurulmasını ve kurulduğu İsviçre'nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağlamıştır.Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanı seçilmiştir.

Teşkilatın amacına uygun olarak kutsal Siyon tepesinin bulunduğu Filistin topraklarında Yahudi Devleti'ni kurmak amacı ile önce İngilizlerle bağlantıya geçmiş, ancak Filistin topraklarının Osmanlı egemenliği altında olması çözümün adresi olarak dönemin padişahı II. Abdülhamid'i göstermiştir. Öncelikle Osmanlı ile iyi ilişkileri olması hasebiyle Alman İmparatoru II. Wilhelm ile ilişkiye geçmiş ancak umduğunu bulamamıştır. 17 Mayıs 1901 tarihinde Abdülhamid ile görüşmeyi başarmıştır. Görüşmede Herzl, padişaha "Yahudilerin vadedilmiş topraklarda "yurt" kurmasına izin verildiği takdirde Avrupa'daki Yahudi bankerlerin Osmanlı'nın tüm dış borçlarını ödeyeceğini" bildirir. Bu taahhüdü Abdülhamid "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır." cevabı ile reddetmiştir. Aslında teklif oldukça caziptir, Osmanlı Devleti moratoryum ilan etmiştir, mali açıdan çok zor durumdadır, Abdülhamid bu durumu şu sözleri ile açıklamıştır: "Kudüs taraflarından toprak satın alarak her taraftan Yahudileri oraya iskan istediler.Adeta orada bir memleket tahsis etmek isterler. Teklifleri de devletin Düyun-u Umumiyesini kamilen deruhte etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun-u Umumiye birgün gelip de borçlarımızı ödemez isek, devletin maliyesini murakebeye almak gibi bir tehlike mevcuttur." Herzl, II. Abdülhamid ile ikinci görüşmesini 4 Temmuz 1902 tarihinde yapar ancak istekleri yeniden reddedilir. Herzl vadedilmiş topraklar uğruna yaptığı savaşı sürdürürken Osmanlı Sultanı tarafından kullanıldığını acı bir şekilde anlayacaktır. Zira o dönemde Fransız finansörlerinden Osmanlı dış borçlarının kapatılmasında kullanılacak miktarın arttırılması için piyon olarak kullanılmıştır. Bu olayın üstüne Osmanlı planını rafa kaldırırken ağzından şu sözler dökülecektirTürkler gün gelecek, dilenci durumuna düşecek ve dizlerime kapanıp yalvaracaklar. Bunun üzerine İngiltere ile yeniden ilişki kurarak sorunun çözüleceği fikrinden hareketle İngiliz Sömürgeler Bakanı Chamberlein ile görüşür. Bu görüşmeden de istediği sonucu alamayan Herzl kısa bir süre sonra Londra'ya davet edilir. Bu görüşmede "Yahudi yurdu" olarak kendisineUganda teklif edilir, ancak teşkilat kongrede bunu reddeder. Filistin topraklarının "vadedilmiş topraklar" olması Herzl'in gözünü buraya çevirmesinin nedenidir.
Sağlıklı bir insan, yoğun bir şekilde günde üç buçuk saat çalışabilir.
Ailesine, dinlenmeye ve diğer meşguliyetlere ayırdığı aynı uzunlukta bir zaman aralığından sonra tekrar tamamıyla dinlenmiş olarak işe koyulabilir.
Böyle yaşayan her işçi harika şeyler yapabilir.
Neredeyse giderilmesi olanaksız bir düzeyde uzun yıllar boyunca farklı ulusların dilleriyle eridiğimize göre, biz tarihi sadece babalarımızın inancı doğrultusunda hissediyoruz.
Biz vatansız bir ulus olduğumuz sürece, bizim varlığımız nerede kabul edilir ki?
Biz, insanlarımıza bir vatan vermeliyiz. Ve bunu onlara, onları yaşayan toprağından acımasızca çekip alarak değil, onları dikkatlice, filizlerine ve köklerine zarar vermeden bulunduğu yerden alıp, daha iyi bir yere taşımalıyız.
Yahudilere karşı herhangi resmi bir haksız tavrın başlaması kalıcı bir ekonomik krizi meydana getirir.
Bu yüzden hiçbir silah etkili biçimde bize karşı kullanılamaz, çünkü bu silahlar onları kullanan ellere zarar verir.
Daha aşağıdaki basamaklara bakmamalıyız, daha yukarıya, en yukarıya bakmalıyız. Ve yükselmeliyiz.
Uğraşılıp, kazanılıp edinilmiş zenginliklerimizi terk etmeyip, onların farkına varmalıyız.
Eğer eskisinin yerine yeni bir tane ev kiralamayı istersem, inşa etmek için önce onu yıkmalıyım. Doğal düzene, işte bu yüzden bağlı kalmalıyım.
"Biz zulüm yaşadığımız yer olan bu mekânlardan (Avrupa'dan bahsediyor) göç ettik ve yeni göç ettiğimiz yerlerde zulüm kavramının varlığına neden olduk".
Theodor Herzl
Sayfa 22 - Ataç
Ben Rubi'nin Fikirleri:
.. Yahudiler daima hükümetsiz, ordusuz olarak kendilerinden nefret eden bir kalabalık arasında yaşamışlardır. Nasıl olur da onlarda Haçlıların ve Kondottilerini'nin kahramanlıklarının görülmesini istersiniz? En sonuncusuna kadar imha edilmemek için, onlar da savunma araçlarını icada mecbur kaldılar. İki tane : para ve zeka...

Evet gerçektende öyle ; para ve zeka. Bay Herzl'ı can kulağıyla dinlemiş bu pek seçkin millet. Tarihte ilahi ikazlara uymayan ve peygamberlerinin sözünden sürekli firar eden pek uyanık bu millet, Theodor otur dese oturmuş kalk dese kalmış anladığım kadarıyla. Theodor Herzl yaşasa kendiyle gurur duyardı orası kesin. Kendilerini mazlum olarak gören bu mükemmelcikler başlarına geleni misli ile bugün Müslümanlara yapıyorlar , çok onurlu! Acıma duyguları da sadece kendileri için.

Tabi tebrik edilecek noktalardan, bu ileri derecedeki azim.

>>>Benim için İsrail bir virüstür...
"Kuduz bir köpek tarafından ısırıldığınız zaman kimi suçlarsınız? Köpeği mi sahibini mi ? Kuşkusuz sahibini. Bu yüzden bütün suç İsrail gibi bir ülkeyi desteklediği için Amerika'nın. (Robert De Niro)
Theodor Herzl, İsrail devleti kurulmadan yıllar önce kaleme aldığı Yahudi Devleti, kurulacak olan İsrail devletinin genel hatlarıyla nasıl kurulacağı, kuruluş aşamasında toplumun nasıl yönlendirileceği, devletin hangi prensipler üzerine kurulacağının taslağını sunmuştur.
Dört bölüm halinde ele almış Yahudi Devletini Theodor Herzl.

Ortaçağ'dan yazıldığı döneme değin, dünya üzerindeki Yahudilerin yaşamış olduğu sıkıntıları, ancak kendi devletlerini kurdukları zaman aşa bilecekleri tezini savunuyor Herzl. Yahudileri bir ulus olarak görüp, Vaadedilmiş topraklarda hem kendileri için hemde insanlık için iyi şeyler yapabileceklerini sıralıyor.

Kuracağı devlet için Yahudilerin nasıl çalışması gerektiğini, toprakların nasıl paylaşılacağı, toplumun sınıflarını, devletin anayasası, hukuku, eğitimi, dili gibi vb. alanların nasıl doldurulması gerektiği gibi oldukça ince hatlarına kadar kurulacak İsrail devletinin taslağını çizmiş. Kitap yazıldığı dönem göze alındığı vakit Herzl'ın zihnindeki devleti; titizlikle hiçbir ayrıntısını atlamadan mükemmel bir plan dahilinde oluşturduğunu görmemek mümkün değil.

Bir Yahudi hayranı değilim ama şu bir gerçek; Amaçlarını elde etmek için her yolu deneyip yılmayan bir millet olduklarını söylemeden edemeyeceğim.
Ayrıca yazıldığı dönemden yaklaşık 50 yıl sonra devletin kurulmuş olması, Yahudilerin kendilerine ne kadar çok inandıklarının bir göstergesi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Theodor Herzl
Tam adı:
Theodor Herzl
Unvan:
Politik siyonizmin kurucusu, gazeteci
Doğum:
2 Mayıs 1860, Peşte, Budapeşte, Macaristan
Ölüm:
3 Temmuz 1904, Reichenau an der Rax, Avusturya
Theodor Herzl (2 Mayıs 1860 – 3 Temmuz 1904), politik siyonizmin kurucusu, gazeteci.

Budapeşteli orta sınıf bir ailenin ferdidir. Viyana Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı.Avukat sıfatını taşısa da mesleğinin yerine yazarlık yaptı, çeşitli oyunlar yazdı. O zamanlar İsrail devleti olmadığından bir Yahudi devletinin kurulmasını tasarladı.Siyonizm üstüne kapsamlı çalışmalar yaptı. Fransa'da ortaya çıkan Dreyfus Olayısonrası artan Yahudi karşıtlığı hem onun yaşamına hem de siyonizm fikrinin seyrine yön verdi. Yahudilerin tüm dünyada ezildiği ve acı çektiği düşüncesinden hareketle "Yahudi Devleti" (Der Judenstaat) adlı kitabını yayınladı (1896). 1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın kurulmasını ve kurulduğu İsviçre'nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağlamıştır.Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanı seçilmiştir.

Teşkilatın amacına uygun olarak kutsal Siyon tepesinin bulunduğu Filistin topraklarında Yahudi Devleti'ni kurmak amacı ile önce İngilizlerle bağlantıya geçmiş, ancak Filistin topraklarının Osmanlı egemenliği altında olması çözümün adresi olarak dönemin padişahı II. Abdülhamid'i göstermiştir. Öncelikle Osmanlı ile iyi ilişkileri olması hasebiyle Alman İmparatoru II. Wilhelm ile ilişkiye geçmiş ancak umduğunu bulamamıştır. 17 Mayıs 1901 tarihinde Abdülhamid ile görüşmeyi başarmıştır. Görüşmede Herzl, padişaha "Yahudilerin vadedilmiş topraklarda "yurt" kurmasına izin verildiği takdirde Avrupa'daki Yahudi bankerlerin Osmanlı'nın tüm dış borçlarını ödeyeceğini" bildirir. Bu taahhüdü Abdülhamid "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır." cevabı ile reddetmiştir. Aslında teklif oldukça caziptir, Osmanlı Devleti moratoryum ilan etmiştir, mali açıdan çok zor durumdadır, Abdülhamid bu durumu şu sözleri ile açıklamıştır: "Kudüs taraflarından toprak satın alarak her taraftan Yahudileri oraya iskan istediler.Adeta orada bir memleket tahsis etmek isterler. Teklifleri de devletin Düyun-u Umumiyesini kamilen deruhte etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun-u Umumiye birgün gelip de borçlarımızı ödemez isek, devletin maliyesini murakebeye almak gibi bir tehlike mevcuttur." Herzl, II. Abdülhamid ile ikinci görüşmesini 4 Temmuz 1902 tarihinde yapar ancak istekleri yeniden reddedilir. Herzl vadedilmiş topraklar uğruna yaptığı savaşı sürdürürken Osmanlı Sultanı tarafından kullanıldığını acı bir şekilde anlayacaktır. Zira o dönemde Fransız finansörlerinden Osmanlı dış borçlarının kapatılmasında kullanılacak miktarın arttırılması için piyon olarak kullanılmıştır. Bu olayın üstüne Osmanlı planını rafa kaldırırken ağzından şu sözler dökülecektirTürkler gün gelecek, dilenci durumuna düşecek ve dizlerime kapanıp yalvaracaklar. Bunun üzerine İngiltere ile yeniden ilişki kurarak sorunun çözüleceği fikrinden hareketle İngiliz Sömürgeler Bakanı Chamberlein ile görüşür. Bu görüşmeden de istediği sonucu alamayan Herzl kısa bir süre sonra Londra'ya davet edilir. Bu görüşmede "Yahudi yurdu" olarak kendisineUganda teklif edilir, ancak teşkilat kongrede bunu reddeder. Filistin topraklarının "vadedilmiş topraklar" olması Herzl'in gözünü buraya çevirmesinin nedenidir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 34 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.