Timur Davletov

Timur Davletov

Yazar
8.5/10
8 Kişi
·
19
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.330
Gösterim
Adı:
Timur Davletov
Tam adı:
Timur B. Davletov
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kırgızistan, 1974
1974’te Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Issık-Köl Bölgesinde doğan Timur B. Davletov, 1990’da Leningrad (şimdiki St. Petersburg) Olimpiyat Rezervleri Spor Lisesi’nden mezun oldu. 1993’te girdiği İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 1997’de tamamladı. 2006’da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyoloji Anabilim Dalında “Din ve Milliyetçilik Etkileşimi Bağlamında Güney Sibirya Türklüğü” konulu yüksek lisans (M.A.) tezini savunduktan sonra halen aynı okulda Doktora (Ph.D.) tezi üzerine çalışmaktadır. 1999’dan beri Genel Sekreterliğinde çalıştığı Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)’da Sibirya Uzmanı olarak çalışmaktadır. Hakasça, Türkçe, Rusça ve İngilizce bilmekte ve uluslararası ilişkiler, enerji güvenliği, eski Türklerin sosyal siyaseti, günümüzde Türklerin inanç sistemleri ve sosyo-kültürel değişimi konularında araştırmalar yapmakta olup 105’i aşkın çeşitli yazı ve makale, 60 üzeri çeviri makale, ayrıca Türkiye’de yayınlanmış iki romanlaştırılmış destan ve Hakas Türkçesinden Anadolu Türkçesine akademik olarak aktarılan iki kahramanlık destan sahibidir.
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı. Onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Atatürk
Anadolu'ya tarih veya mevsim döngüsü bakımından yaklaşıldığında bu topraklarda Fars kültürünün etkisi gerçekten de yadsınamaz seviyededir. Bu öyle bir etkidir ki Küçük Asya'da mevsim adlarının anlamları itibarıyla kaymasına yol açmıştır. Fars kültüründen gelen bahar sözcüğü ile birlikte mevsim isimlerinde ciddi bir değişim yaşanmıştır. Bu kelime eski Türkçedeki bahar anlamına gelen jaz, yani yaz kavramının yerini almış ve bazen de ilkbahar biçiminde de anılmaya başlanmıştır. Önüne "son" eki getirilerek de Türk kültür çevresinden gelen kadim güz kavramı yerine de geçmiştir. Bunların neticesinde esasında bahar anlamına gelen yaz kavramı da Anadolu'da bir adım geriye çekilerek yaz mevsimine kaymış, eski Türkçe yaz (summer) anlamına gelen jaj, yani yay kavramı ise bir mevsim adı olarak ortadan kalmıştır neredeyse ve yerini bahar anlamına gelen yaz sözcüğüne bırakmıştır.
Prof. Dr. Kozlov'un şu sözlerine de yer verelim: "Şamanizm, dünyada mevcut bütün dinlerin ön biçimi ve hatta atasıdır."
Şamanizmi yaşatan Hakaslarda günümüzde de her 22 Nisan Toprak Ana Günü olarak kutlanmaktadır.
Herkes az ya da çok 12 Hayvanlı Türk Takvimi kavramını işitmiştir herhalde. İşte bu takvimde bile yer alan hayvanların arasında o hep pis diye kaçtığımız veya yüzümüzü kıvırdığımız tonguz, yani domuz mevcuttur. Ne olacak şimdi? Hani domuz pis idi ve önemsiz idi? Öyle bir önemsenmiş ki domuz, takvime girebilen sayılı hayvanlardan biri olarak bu önemli zaman ölçme sisteminde onurlu yerini almıştır.
Şamanizmde canlılar arasında güdülmediği için iyi ve kötü, temiz veya pis diye ayrımcılık yapılmaz. Çünkü bunların tümü de bir bütün olarak algılanmakta, hepsi de karmakarışık gerçekliğin birer ögesi olduğu kabul edilmektedir.
Örneğin kimi inançlar der ki insan öldürmek en büyük günahtır. Peki, hiç mi bu inançlara mensup insanlar başkasının hayatını söndürmemiştir acaba? Yani hangi durumlarda insanı öldürmek bir kahramanlık iken hangi durumlarda insanı öldürmek bir kahramanlık iken hangi durumlarda bu eylem hukuku ihlal etmek anlamına gelmekte ve cezai yaptırımlar kapsamına girmektedir? Ülkene saldıran insanı cephede öldürmek ile sokakta yürümekte olan birisini öldürmek arasında bir fark var mı özünde? Ya din savaşları? Hem de hoşgörü söylemini hiç bırakmayan dinlerin kendilerine mensup olmayanlara karşı savaş açmaları ne kadar örtüşmektedir "insanı öldürmek en büyük günahtır" ifadesiyle? Demek ki gerçek hayat çok karmaşık ve bu konuda yalın şematik çizgilerle yetinmek çok güçtür.
Şamanlar soyundan gelen ve Hakasça adı Çula olan Anastasia ninemin, çocukluğumda bizlere aktardığı sözleri biz de Türkçe üzerinden bütün insanlığa aktaralım:

"Şamanizmin anlayışı şudur: Esasında Doğa insana değil, insan Doğa'ya muhtaçtır, çünkü insan Doğa olmadan yaşayamaz, ancak Doğa insan olmadan çok daha rahat var olabilir, yani insan Doğa'nın dengesinde kilit öneme sahip bir halka asla değildir.
XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut, Umay'a tapan birisinin çocuğu olur demiştir. Asıl burada Türk milletinin ilk ansiklopedi müellifi alimlerinden biri olan Kaşgarlı'nın sözlerine hak vermemek elde değildir. Siz de hak verirsiniz ki bir melek çocuk doğurtamaz, bir kadın kahraman da bunu yapamaz. O halde XI. yüzyılda bile Umay'ın henüz Müslüman olmayan Türkler tarafından bir Tanrıça olarak algılanmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Sandra Ingerman'ın deyişiyle, "Şaman" "güçlü gözle" veya "kalbiyle" görerek gizli alemlere seyahat edebilen kadın veya erkektir. Şaman yardımcı ruhlarla doğrudan iletişim kurarak hastalığın ruhsal nedenini bulur ve kayıp ruh parçalarını geri getirir, kayıp gücü yerine koyar ve spiritüel engelleri kaldırır. Şaman ayrıca gizli alemlerden topluluk için haberler getirir. Şamanlar hem geçmişte hem de günümüzde şifacı, doktor, dinsel figür, psikoterapist, mistik ve hikaye anlatıcıları olarak görev yaparlar.
Eğlenceli bir kitap, Hakas Türklerinin 3000 yıllık destanını konu alıyor. Alıntılardan da anlayacağınız gibi betimlemeler çok farklı ve benim çok hoşuma gitti. İkinci mitolojik romanımdı, ilki yine aynı yazarın Han Mirgen kitabıydı. Mitoloji tarzına meraklıysanız bu kitabı seversiniz diye düşünüyorum.
Yazarımız Hakas Türk'ü olup engin bilgilere sahip bir ŞAMAN araştırmacısıdır. Şamanizm ile ilgili öğrenmek istediğiniz bir çok bilgiye yazarın sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz. Kitabımızda da tam bir destan anlatıcısı karşımıza çıkıyor. Özellikle olayların anlatımındaki betimlemeler daha önce hiç karşılaşmadığınız türden.

Yazarın biyografisi

Adı:
Timur Davletov
Tam adı:
Timur B. Davletov
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kırgızistan, 1974
1974’te Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Issık-Köl Bölgesinde doğan Timur B. Davletov, 1990’da Leningrad (şimdiki St. Petersburg) Olimpiyat Rezervleri Spor Lisesi’nden mezun oldu. 1993’te girdiği İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 1997’de tamamladı. 2006’da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyoloji Anabilim Dalında “Din ve Milliyetçilik Etkileşimi Bağlamında Güney Sibirya Türklüğü” konulu yüksek lisans (M.A.) tezini savunduktan sonra halen aynı okulda Doktora (Ph.D.) tezi üzerine çalışmaktadır. 1999’dan beri Genel Sekreterliğinde çalıştığı Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)’da Sibirya Uzmanı olarak çalışmaktadır. Hakasça, Türkçe, Rusça ve İngilizce bilmekte ve uluslararası ilişkiler, enerji güvenliği, eski Türklerin sosyal siyaseti, günümüzde Türklerin inanç sistemleri ve sosyo-kültürel değişimi konularında araştırmalar yapmakta olup 105’i aşkın çeşitli yazı ve makale, 60 üzeri çeviri makale, ayrıca Türkiye’de yayınlanmış iki romanlaştırılmış destan ve Hakas Türkçesinden Anadolu Türkçesine akademik olarak aktarılan iki kahramanlık destan sahibidir.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.