Tolga Sağlam

Tolga Sağlam

Çevirmen
8.1/10
189 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
105
Gösterim
Adı:
Tolga Sağlam
Unvan:
Türk Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
183 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Her ne kadar Romeo ve Juliet 14 yaşında olsalar da (ki bu beni çok şaşırtmıştı. Günümüze göre yorumlamıştım bu yaşı. Yapmamalıydım.) gerçekten de etkileyici bir aşk var ortada.

Okumadıysanız daha fazla geç kalmadan hemen bu aşkla tanışın! Tabi ki hiç bilmiyor değiliz hikayeyi ama bilmediğimiz yeri de çok.
353 syf.
·28 günde
Dünya klasikleri yazarlarında bu kadar güzel, yalın betimlemeler yapıp, her biri altı çizilesi cümlelerin sahibi olan Balzac'tır. Aksi düşünülemez bile!
Kimine ağır gelen betimlemeleri kimi için vazgeçilmez oluyor her sayfa bittikçe.
Benim için vazgeçilmez oldu...
Bir tarafta İngiliz kadını, bir yanda Fransız kadını... Her ikisi de ayrı ayrı aşkın olabilcek hallerini temsil ediyor.
Belki de ülkelerin iç durumu yine kadınlar üzerinde anlatıldı. Aynı Madame Bovary gibi...
Fransız kadının saf sevgisine, bedeni değil ruha aşık oluşuna karşılık, İngiliz kadının cesareti ve bedene tapan arsız duyguları...
Ve de her ikisi arasında cebelleşen bir adam.

Vadideki Zambak harikaydı.
Tek kelimeyle harikaydı.
Aşkın iki halinin anlatıldığı bu kitap fedakâr olanların yanında.

Sevgiler.
-D
224 syf.
·1 günde
Sonu mutlu bitmeyen romanlar insanın içinde ukde bırakıyor hep. Tıpkı duygularını dile getiremeden ölen kontes'in hikayesinde olduğu gibi. Hayatın içinden güzel bir hikayesi var Vadideki Zambak'ın. Aşk, iffet, erdemlilik adına çok güzel bir eser. Burjuva kesiminde geçen imkansız bir aşkın hikayesi. Roman ara ara Balzac'ın gerçek hayatından da izler barındırıyor. Sade, anlaşılır bir anlatımı var. Tavsiye ediyorum.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Balzac’ın en ünlü eseri olan bu kitabı okurken başlarda zaman zaman sıkılacaksınız sonlara doğru açılacaksınız.Kitapta imkansız bir aşk ve sonuçlarının karakterler üzerindeki etkileri anlatılıyor.Biraz yavaş akan,bolca yabancı(Fransızca,İngilizce) kelimelerin geçtiği bir kitap.Çeviri kitaplar her zaman daha az etkileyici olduğu için kitaba çok tutunamadım. Kitabın en güzel kısmı Madame de Mortsauf’un Felix’e yazdığı muazzam mektup.Bu mektupta herkesin kulağına küpe edineceği harika öğütler var mutlaka okumalısınız! Biraz Türk Filmi tadı da yok değil.Kitap değerlendirme notum 10 üzerinden “6”..
664 syf.
·54 günde·Beğendi·9/10
Merhaba,kitap dün gece bitti ama inceleme yazmak İçin sindirmem gerekiyordu. Sondan başlayayım: geçenlerde bir resim görmüştüm göğüsleri açık bir kadın yüzünde korku ifadesiyle arkasına bakıyor ve yaşlı bir adam göğüslerine uzanmış. İnsanlar cinsellik düşünüp eleştirirken biri “aslında babası açlığa mahkum edilen bir kadın muhafızlardan korkarak babasına göğsünü uzatıyor ki açlıktan ölmesin onu kurtarsın diye”bunun resmedildiği bir resim yazmıştı. Kitap tam böyle bir sahneyle bitiyor,son yok. Sonu olmayışı sizi daha da geriyor, Tom nereye gitti? Rosasharon yaşayacak mı? Çocuklar ne olacak diye düşünmekten ölüyorsunuz. Öncesinde biraz ipucu veriyor genel coğrafya adına ama kitap uzun olduğu İçin siz karakterlerle bütünleşiyorsunuz,Gece yarısı bitirdim sabaha kadar rüyalarıma girdi. Başları itibariyle betimleme çok. Bir yüz sayfa eve ulaşmaya çalışıyorsunuz lakin sonrası çok acı çok vicdan muhasebesi... çok beğendim
224 syf.
Kitaptaki karakterler hem güçlü hemde özgünler.Gerçek aşk ve sevgiyi irdeliyor ve saf sevginin ne olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz.Her karakter sevginin başka bir biçimini temsil ediyor.Hepsi hayatın içinden hepsi olagan, bununla birlikte hepsi kusurlu.
224 syf.
·Beğendi·7/10
Realizmin etkileri görünmemesine rağmen romandaki tasvirler romanı realist bir boyuta taşıyor. Yazarın kendi hayatından izler taşıyan bir eser. Gerçek hayatta uzak kalıp sevmediği ve sevilmediği annesini romanın baş karakterinde görebiliyoruz. Romanda kahraman kendinden yaşca büyük bir kadını sever. Gerçek hayatta annesinden alamadığı sevgi romanda bu şekilde ortaya çıkar.
Gerçek hayatta yazarımız Balzac'ın hayatına 3 kadın girmiştir. Eserde de kahramanımız 3 kadına aşık olur. Eserde bir aşk üçgeni bulunuyor. Roman ismini geçtiği mekan olan Tours Kasabasının zambaklı vadisinden alıyor. Kahramanımız sevdiği kadın Henriette'yi bir zambağa benzetiyor.
Klasik okumakta zorlanan insanlar için sıkıcı gelebilecek bir roman olsa da yinede olay örgüsü, olay akışı ve yaşananlar okuyucunun hoşuna gidebilir. Yazarın gerçek hayatından izler taşıyan her eserin daha güzel olduğu unutulmamalı.
416 syf.
·Beğendi·7/10
Ortaokulda "Anneler günüyle"ilgili yazdığım bir komposizyondan derece almamla bu kitap hediye edilmişti.Inanin onun mutluluğuyla eve gidip paketi hızlıca açmıştım.Kitabi görünce ilk kapağıyla karşılaşınca kapak fotoğrafı ıçime işledi.Beyaz saçlı oldukca yorgun gözlerle sempatik bir kadin yüzüyle karşılaştım. içeriğini farklı Suç ve ceza sefiller gibi felan dram ağırlıklı bekliyordum. Hatta kafamdan hikayeler kuruyordum çocukları tarafından eziyet edilen bir ana ya da yuvası dağılan bir kadının mücadelesi felan.Akşamın da okumayı denedim ama bir türlü anlamıyor ve sıkılıyordum.Karakterleri ayırt edemiyordum hiç bekledigim gibi değildi.Sonra mecburen kapağını kapatmam gerekti.Ayrica bu kitabı vermelerinin sebebi sanırım benim gibi kapağına bakıp aldanmalari oldu zannımca okumadiklarindan eminim.

Belki yaşayarak öğrenecektim ve kitapla bişekilde doğru zamanda karşılaşacağımı biliyordum. Kitap kendisi bana gelecekti dogru bir yaş ve farklı okumalarla evet nitekim öyle de oldu.

Kitapla yolumuz bir şekilde denkgeldi.Ve okuduk.Bana Ali Şeriatınin aynı fikirde olduğu izlenimleri okuduğum eserleriyle oluştu(emperyalizm egemenliğe son verme , ulusal devrim Diğeri ise sınıfsız bir toplum kurma marksist sosyalizm seklinde tek farkı Gorkiden devrimci teorilerini şiilik çevresinde, İran’a uyarlama çabasıdır. Aslında sonucunda ayni olan hapis, sürgün ve suikastle ödüllendirilmiştir.)
___ ____ ____
SÜRPRİZ KAÇIRAN (SPOİLER
___ ____ ____
Kitabin iceriginde kisaca toplumun alt sınıfından olan fakir , cahil, köyde yaşayan, yaşlı ve kadın yani pelagenin oğlu pavelin kapitalizme karşı sadece gözlemleri ile bir sosyaliste dönüştüğünün ve hayatını bile bu uğurda feda edebilecek bir olgunluğa eristiğinin hikâyesi anlatılıyor yani bir sosyolist bir devrimcinin el kitabı diyebiliriz:)

Kitabın başların da pelage şiddet gören ezilen, kocası tarafından hor görülen, dövülen, gözü açılmamış, din diye hurafelere, gerçek diye toplumsal dayatmalara inanan biridir.Kocası da alkoliğin teki.Pelage Ana karakteri hem dramatize ediliyor, hem de ana figürünün yansıttıkları, başta Rus, sonra tüm dünya halklarına sosyalizm öğesini, belki de insanın en zayıf yeri; anasıyla ilişkilendirip ortaya koyuyor.

Gorki dram üzerinden sosyalizmi anlatıyor.Neyse hikayenin devaminda kocasi sonra ölüyor. Oğlu pavel de babasının izinden gidip aynı şeyleri yapan biridir fakat sonra birgün aniden değişiyor. Annesine iyi davranmaya başlıyor.Hakaretler yağdırdığı annesine "ANA "diyor.Ogluna daha sonra sebebini soruyor pavel de yasak kitaplar okuduğunu söylüyor.Tabi pelage korkuyor oğlunu kaybetme korkusu yaşıyor.Sonra pavel takıldığı kişileri bu fikirleri aldığı fabrikadan arkadaslarini eve davet ediyor. sonra eve baskın yapılıyor.Çarlık Rusya yönetimi tarafından hapse giriyor .1 mayısta katıldığı emekci eylemden dolayi tekrar gözaltına alınıyor. pelage karşı çıktığı korktugu şeyler dinledikçe ona mantıklı geliyor bunun için mücadele veriyor oğlunu sosyalist fikirlerini haklı buluyor.Bu devrime hizmet etmek aşkıni yaşıyor..Annesindeki bu gelişimi ve değişimi sezinleyen pavel ve arkadaşları da artık bu kadını, tüm devrimcilerin Ana'sı ilan ediyor.Çünkü geleneklerden ve dayatılan fakirlik üzerine olan baskılardan uzaklaşmasini sağlamış.

bolşevik devrimiyle iktidara gelen o anlatilan işçilerin iktidarında, leninlerin stalinlerin döktükleri kan, ettikleri zulme tabiki kitapta Gorki yazmamış:))Onun yerine mevcut iktidar ve dine karşı çıkılıyor.

Kitapta benim sevdiğim kısım ve hala değişmediğini düşündüğüm Çarlik rusyasinda gecen zenginle isci sinifi arasindaki ayrımı anlatması oldu.Ve kapitalist dünyanın birey ve toplum üzerine nasıl olumsuz dışsal etki yarattığını tüm çıplaklığıyla eserinde belirtmesine okunabilir kılıyor.Özellikle hayat ve insanlarin iktidarin anlatildigi kisimlar cok güzel anlatılmış.

1902’de sormovo’da olan 1 mayıs gösterisi ve bu gösteriye katılanların yargılanmasını anlatıyormus eser.Gorki hikâyeyi olayların eylemci kahramanları yerine, bir annenin bakış açısından anlatmayı seçmiş. Bunun nedeni de işçi sınıfına daha kolay mesaj verme yaklaşımıdır. Gorki, herkesin eylemci olabileceğini ve devrime katkıda bulunabileceğini göstererek işçi sınıfı insanlarının ürkekliğini kırmayı, onları yüreklendirmeyi amaçlamıştır. ayrıca burjuva sınıfının sağladığı olanaklara sırt çevirerek mücadeleye katılan başka kadınlar da romanda önemli rol oynar. böylece devrimci mücadelenin, sadece erkeklerin değil kadınların da omuzlarında yükseldiğini gorki’nin üslubundan görüyoruz.

Yanlı kitapları pek sevmiyorum açıkçası ama fikirlerin anlaşılması o dönemin zihniyetiyle ilgili okunabilir.1984 Kitabi okunursa daha iyi anlaşılır bu eser zannımca.Gorki bana Yaşar kemalin kalemini andırdı.

Iyi okumalar..
224 syf.
·22 günde·Beğendi·8/10
Yazarın adını hep vadideki zambak kitabıyla duydum. Son günlerde de baya karşıma çıkınca alıp okudum. Konusu her ne kadar imkansız aşk olsa da kitaba ilk başladığımda ailesi tarafından dışlanan bir çocuğun hikayesi olarak devam eder diye düşündüm.. Daha sonra Felix adlı karakterimiz kendinden yaşça büyük ve evli olan bir kadına aşık oluyor. Her iki tarafta duygularına hakim olamıyor ve bu aşkı Gönüllerinde hep yaşatıyorlar.. Daha fazla anlatıp spoiler vermek istemiyorum kitabı okurken bazı yerlerde genç Werthetin acılarını okuyormuş hissine kapıldım. ancak duygu yoğunluğu bakımından kitap üst düzeyde değildi belki de okuduğum yayının çevirisinden dolayıda olabilir.. Ayrıca kitapla ilgili bazı yorumları okuduğumda betimlemelerin bunaltacak kadar çok olduğunu yazanlar olmuş. Evet, betimlemeler vardı ama bu insanı kitaptan bıktıracak düzeyde değil. Ben okurken sıkılmayanlardanım tavsiye de ediyorum umarım sizde okuyup beğenenlerden olursunuz:) şimdiden keyifli okumalar :)
325 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Goriot Baba, Baba Goriot...
Kainattaki en değerli şeyin sevgi olduğunu, en kötü şeyin de yanlış birini sevmenin olduğunu öğretti bana. Kimine göre bir dram kimine göre serüven. Kimileri için bir hayat dersi.
Paris cemiyetini, kumarbaz aşklarını, nice kumpaslarla kurulan evlilikleri, tamamen sallantı dolu hayatları, metreslikleri ve dost hayatlarını, iftiralar ve hayasızlıklarla döndürülen işleri, tek derdi kaos ortamı olan yürek çulsuzlarını ve de bildiği tek değerin sevgiden de öte sadakatin olduğu yüreklileri, şatafatlı zenginliklerin değiştiremediği kimsecikleri, hastalıktan yataklara düştüğünde bile çamaşırlarını ıslatanın kendi alınteri olduğu kişileri, gitgeller arasında bile yüreğindeki sesle doğru yolu bulanların hayatını anlatan eşsiz bir eser.
Gerçekten de Rastignac gibi 'Cemiyeti, bir insanın ayağını dokundurduğu takdirde boğazına kadar içine gömüldüğü bir çamur deryası hâlinde' göreceksiniz. Cemiyetin üç büyük ifadesini, itaati, mücadeleyi ve isyanı; yani aileyi, kibar alemini ve Vautrin'i göreceksiniz.
Kitaptan eşsiz bir tat almamı Balzac'ın kalemine yoruyorum ve de şu alıntıyla; 'Onları çok sevmek günahını fazlasıyla ödedim. Onlar da sevgimden dolayı beni fazlasıyla cezalandırdılar.' bitiriyorum.