Toplumsal Tarih Dergisi

Toplumsal Tarih Dergisi

Dergi
8.0/10
6 Kişi
·
14
Okunma
·
8
Beğeni
·
78
Gösterim
Adı:
Toplumsal Tarih Dergisi
Girişim Kurulu'nun çağrısıyla bir araya gelen 264 aydın tarafından Eylül 1991'de Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı adıyla kurulan Tarih Vakfı, başta tarihçiler ve toplumbilimciler olmak üzere, çeşitli meslek ve çevrelerden aydınlarımızın ortak bir girişimidir.

Tarih Vakfı, kuruluş süreci ve yapısı bakımından ülkemizdeki vakıfların büyük çoğunluğundan farklılık göstermektedir. Vakfın arkasında varlıklı bir aile, bir sermaye grubu ya da parti yoktur. Vakıf, devletten tümüyle bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Kuruluş sermayesi, kurucularının küçük çaplı katkılarıyla oluşmuştur. Bugün de proje ve yayın gelirlerinin dışında, üyelerinin ve tarih dostlarının özverili katkıları, Tarih Vakfı'nın temel dayanağı olmaya devam etmektedir.





İşlev ve Amaçları

Tarih Vakfı, Türkiye'de tarih bilincini geliştirip yaygınlaştırmayı amaçlayan ve kamu yararı için çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Tarih Vakfı, ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlar.

Tarih Vakfı, tarihselliğin bireysel ve toplumsal bilincin en önemli öğelerinden biri olduğu gerçeğinden hareketle, ülkemiz insanlarının kendi tarihleriyle en doğrudan, en geniş kapsamlı ve araçsallıktan olabildiğince uzak, yaşamlarına anlam katan bir ilişki kurmalarına yardımcı olmaya, tarihi, bir üretim alanı olarak sivil topluma mal etmeye çalışır.



Çalışma İlkeleri

Tarih Vakfı, çalışmalarını yürütürken, bilimselliği; dinsel, etnik, kültürel, cinsel ayrımcılıktan ve her türlü önyargıdan, şovenizmden uzak durmayı; farklı ülkelerden insanlar arasında karşılıklı anlayış ve dostluğu temel alan bir yaklaşımı titizlikle gözetir.

Tarih Vakfı, tarih bilincini, günün algılanmasını, geçmişin yorumunu ve geleceğin beklentilerini içeren bir bütün olarak tanımlar ve tarih bilincinin yaygınlaştırılıp derinleştirilmesini, toplumların sorunlarına çözüm üretme kapasitelerini artırmanın önemli bir bileşeni olarak değerlendirir. Tarih Vakfı, tarih çalışmalarının böyle bir yaklaşımla yürütülmesinin Türkiye'de katılımcı demokrasinin gelişmesine önemli bir katkıda bulunabileceği ve ülkemiz yurttaşları arasında çağdaş ve güçlü bir dayanışmayı olanaklı kılacağı görüşündedir.



Çalışma Alanları ve İşbirliği Yaklaşımı

Tarih Vakfı, bu toplumsal işlev ve amaçlarını, her türlü araştırma, eğitim ve kütüphanecilik-arşivcilik etkinliği ile basılı yayın, elektronik yayın, belgesel film, radyo ve televizyon programları, tarih alanında sanat ve edebiyat ürünleri üretimi, müzecilik-sergicilik, bilimsel toplantı örgütleyiciliği, kültür turizmi ve benzeri çalışmalar yaparak, yaptırarak ya da yapılmasını destekleyerek gerçekleştirir. Vakıf, işlevlerini yerine getirmek üzere yarışmalar örgütler, burslar ve ödüller verir ya da verilmesini sağlar, çeşitli kanallarla kamuoyunun daha iyi bilgilendirilmesini, eleştiri ve önerilerini ortaya koymasını olanaklı kılacak kampanyalar düzenler, düzenletir ya da bunları özendirir.

Tarih Vakfı, yurtiçinde ve yurtdışında paralel çalışmalar yapan tüm kişi, grup, girişim ve kuruluşlarla, özellikle bilim, eğitim ve sanat kurumlarıyla dayanışma içinde çalışır, bunlarla ortak projeler ve çalışmalar yapmaya çaba gösterir, ilişkilerini büyük şehirler dışına da yaymayı ve gönüllülüğe dayanan güçlü bir kamusal destek sağlamayı hedefler.



Örgütlenme İlkeleri

Tarih Vakfı, toplumsal sorumluluk sahibi yurttaşların bir ortak girişimi olarak, örgütsel yapı, işleyiş ve yönetimini öncelikle gönüllü katkı temeli üzerine kurar.

Tarih Vakfı, örgütsel yapı ve ilişkilerinde demokrasiyi ve açıklığı yaşama geçirmeyi ve varoluş nedeni olan heyecan, sorumluluk ve yaratıcılığı geliştirmeyi, kurumsal süreklilik ve kendi kendini yenileme potansiyelinin temeli sayar. Tarih Vakfı, amaçlarını paylaşan, ortak projeler gerçekleştirebileceği kişi ve kuruluşlardan gönüllü çalışma katkısı, bağış ve destek kabul eder. Bu bağış ve desteği, veriliş hedeflerine uygun olarak, en verimli biçimde kullanır, bağışçı ve destekçilerine katkılarından nasıl yararlanıldığına ilişkin olarak hesap verir.

Tarih Vakfı, büyük ölçekli ve sürdürülebilir bir varlık gösterebilmesinin, kendi kurumsal bağımsızlığını ve kamu yararı için çalışma çizgisini koruyabilmesinin, etkin bir biçimde denetlenen güçlü bir mali yapıya ve dinamik, verimli bir girişimler ağına sahip bulunmasına bağlı olduğu bilinciyle çalışır.



Sivil Toplum Hareketine Karşı Sorumlulukları

Tarih Vakfı, sivil toplum kuruluşları camiasının bir üyesi olma bilinciyle, sivil toplum hareketinin gelişmesinde ve kendi alanını örgütlemesinde üstüne düşen tüm görevleri aktif bir biçimde yerine getirir.



KISA TARİHÇE

12 kişilik Girişim Kurulu ve 264 Kurucu Mütevelli ile 1991 yılında kurulan Tarih Vakfı, 2000 yılındaki Medeni Kanun değişikliği uyarınca Vakıflara üyeliğin kaldırılmasına kadar her yıl %10 yeni üye alarak 2000 yılında üye sayısını 632'ye çıkardı. 2005 yılı Nisan ayında gerçekleştirdiği Olağanüstü Genel Kurul ile ismini Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı'ndan Tarih Vakfı'na değiştiren ve logosunu yenileyen vakıf bu güne kadar bir çok önemli etkinliğe imza attı. 25 yıla yaklaşan tarihinde yüzlerce proje, sergi, kongre, konferans, sempozyum, atölye, söyleşi ve panel gerçekleştirdi. Türkiye’nin 20 yaşını dolduran tek tarih dergisi olan Toplumsal Tarih 250. Sayısına ulaştı. 64 sayı çıkan İstanbul Dergisi’nin yanı sıra alanlarında çok büyük bir boşluğu dolduran İstanbul Ansiklopedisi ve Sendikacılık Ansiklopedisi gibi iki dev eser yayınladı. 450 başlığı geçen Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarih ve sosyal bilimler alanında ülkenin en önemli yayınevlerinden biri oldu.
Her şeyden önce müsebbip ile öncül aynı şey değildir. İlki, nedensellik ilişkisi gerektirir, oysa ikincisi sadece belirli bir olguyu ilk ortaya koymuş veya "icat" etmiş olmayı. Benim genellikle söylediğim Abdülhamid'in Osmanlı-Türk siyasi geleneğinde birkaç önemli olgunun öncüllüğünü yapmış olmasıdır. Bunlar kabaca: 1) Tanzimat'ın iyi kötü oluşturmaya çalıştığı hukuk devletini dağıtmak ve yerine kendi etrafında kümelenen keyfi ve otokratik nitelikte bir düzen kurmak; 2) Tanzimat'ın oluşturduğu - çok sorunlu da olsa- meşruti ve temsili idare şeklini bir anda kesip atmak ve otuz sene müddetle baskı altında tutmak; 3) Osmanlı İmparatorluğu’nun - gene kör topal da olsa- eşitlik kavramı üzerinden çokulusluluk denemesine son verip onun yerine Müslüman "millet-i hakime" üstünlüğüne dayalı bir sisteme dönmek; 4) bunu yaparken İslam'a dayalı bir ideolojiyi modern araçlarla yayarak imparatorluğun niteliğini bu yönde değiştirmek; (...) Bu(ve daha fazlası) olgularda Abdülhamid'in öncül bir rol oynamış olması kendinden sonra olanların müsebbibi, hele tek müsebbibi olmasını gerektirmez. (...) benim asıl vurgulamak istediğim nedensellik değil, öncüllük ve devamlılıktır. Abdülhamid'in derin devleti, devletin bekası kavramını, siyasallaşmış hukuku "icat" etmiş olması bunların sonraki dönemlerde veya bugün devam ediyor olmasını veya hortlamasın kaçınılmaz yapan bir şey değildir; ama Osmanlı ve Türk siyasi kültürünün repertuarında mevcut olduklarını ve dolayısıyla da olası hallerde gündeme gelebileceklerini gösteren bir tespittir.
Günümüzde şeyh kerameti gibi anlatılan Abdülhamid Han'ın siyasi zekasının örnekleri arasında gösterilen Çin'e veya Japonya'ya elçiler göndermek gibi tarihi vakıaların içinde, Müslüman halkı sömürge idaresine karşı direnişe teşvik etmek veya İngilizlere karşı cihat ilan etmek yoktur. Bilakis, Abdülhamid Han'ın yabancı elçilerle yaptığı görüşmelerde ve Avrupa kamuoyuna verdiği mesajlarda, kendi manevi tebaası olarak gördüğü Müslüman halkı Hristiyan hükümdarlarına itaate teşvik etmesi öne çıkmaktadır. Örneğin, Abdülhamid, Amerikan elçisi Oscar Strauss ile görüşmesinde, Amerika'nın Filipinleri işgali esnasında karşılaştıkları Müslüman direnişi için arabuluculuk yapma ve halife olarak oradaki Müslümanlardan Sulu sultanlarını işgalci Amerikan idaresiyle uzlaşmaya teşvik sözü vermişti. Amerikan başkanı McKinley, Strauss'u 1899 yılında Abdülhamid'i yazmaya ikna ettiği ve Filipinler'de Sulu Sultanlığı ile anlaşma yapmalarına vesile olan bu fikir için tebrik etmişti. (...) Otuz üç yıllık saltanatı boyunca sürekli diğer imparatorluklar ile barış içinde geçinmeye çalışan, hiçbir zaman sömürge altındaki herhangi bir Müslüman topluluğa cihat çağrısı telkininde bulunmayan, daima uluslararası hukuku işleterek Osmanlı Devleti'nin haklarını koruyan bir padişahın nasıl anti-emparyalist halife imaji kazandığı tarihsel hafıza disiplini çerçevesinde üzerinde çalışılması gereken önemli bir konudur.
2 ŞUBAT 1919 İKDAM

İspanyol nezlesi harbin son senesi zarfında İspanyada zuhur etmiş, yavaş, yavaş Fransa ve Almanya’ya sonra da bütün Avrupa’ya ve daha sonrada Amerika’ya sirayet etmiştir. Harb-i Umumiye bir badire-i uzma diyorlardı. Fakat İspanyol bütün insaniyet için daha azim bir felaket olmuştur. Şimdiye kadar İspanyada 850 bin, Amerika’da 350 bin telefat veren İspanyol nezlesi bütün dünyada 6 milyon kişinin terk-i hayat etmesine sebep olmuştur ki bu aynı müddet zarfında Harb-i Umuminin yüzünden vaki olan zayiattan pek çok fazladır.
İsmet Bozdağ tarafından yayına hazırlanan metnin tamamen sahte olduğu, hatta hatıra sahtekârlıkları tarihine geçecek kadar ilginç bir hikâyesi olduğu, bundan on küsur yıl önce yayınlanan bir makalede, üstad Ali Birinci tarafından efradını cami, ağyarını mâni bir şekilde anlatılmıştı.
6 OCAK 1919 İKDAM

Kahve fiyatı bu günlerde düşmüştür. Yunanistan'dan kahve gelmekte olduğundan okkası üç yüz elli kuruşa kadar inmiştir. Limon ve portakal da Yunanistan'dan geldiğinden bunların da fiyatı düşüyor.
Osmanlı hilafetine anti-emperyalist bir tat katan Abdülhamid değil, bugünkü tarihi hafızada neredeyse unutulan bir padişah olan Mehmed Reşad ve onun rızasıyla ülkeyi yöneten İttihat ve Terakki liderlik kadrosudur. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'deki belli muhafazakâr kesimlerin Abdülhamid merkezli bir anti-emperyalist Müslümanlık hikâyesi ve tarih hafızası kurarken, hilafete cihat soslu İngiliz karşıtlığı rengini katan Sultan Reşad’la hiç ilgilenmemeleri, üzerinde düşünülmesi gereken bir garipliktir.
Abdülhamid sonrasında, Sultan Reşad'ın halifeliği zamanında tüm Zanzibar halkı OsmanlIları Trablus Savaşları’nda desteklemek için İtalyan ürünlerini boykot etmiştir.
Cihada gelince, saltanatı boyunca Abdülhamid bu çağrıya müracaat etmekten imtina etmiştir. Onun gözünde cihat, bir korkutma ve sindirme siyasetinin parçası olarak tehdit mertebesinde kalmalıydı. Büyük devletlerle oturmuş olduğu poker masasında bir blöften ibaretti.
Sanki Abdülhamid'in 1876 yılında tahta çıktığında kendisine tevdi edilen misyonun tarifi Osmanlı topraklarının yönetimi değil de, İslam alemindeki mazlum Müslümanları Avrupa'nın haçlı zihniyetinden ve Hristiyan Batı medeniyetinin tahakkümünden korumakla görevli bir halifelikmiş gibi anlatılan tarih masalı, ironik olarak dönemin Avrupa basınındaki "Kızıl Sultan" Abdülhamid imajıyla da örtüşmektedir.
Bu konuda en ölümcül ve doğal olarak daha çok ses getiren salvo ise Alâeddin Yalçınkaya'dan geldi. Yalçınkaya önce Tarih ve Toplum dergisinde ve sonra yayınladığı bir kitapta, 1975 baskısına ilave edilen sayfaların sahte olduğunu, o dönemde Tercüman gazetesinde hattat , olarak çalışan (ve Abdülhamid'in el yazısı olarak eklenen eski harfli örnekleri bizzat kendisi yazan) Yavuz Senemoğlu’nun tanıklığına başvurarak ilan etti. Senemoğlu'nun şahitliği şüpheleri haklı çıkarmış, en azından akademisyenler için tartışmaya son noktayı koyacak bir dönüm noktası olmuştur,
250 syf.
·Puan vermedi
Sayı 300'ü inceliyorum.Tek inceleme örneği bu sayı olduğu için maalesef bu sayı üzerinden incelemek zorunda kaldım:Öncelikle merhaba.Sizi aydınlatacağını düşündüğüm bir dergiden bahsetmek istiyorum bugün:Ocak 1994'ten bu yana 25 yıldır düzenli olarak her ay çıkan bir dergi.Toplumsal Tarih dergisi.Bu ay 300.sayısı.Osmanlı'da gayrimüslim basından; 2.Meşrutiyet dönemi Filistininde Arap basını ve Filistin gazetesi,en doğru bildiğimizden kuşkulanmak;Mustafa'dan Kemâl'a Atatürk'ün isimleri,Osmanlı basınında yüz yıl önce bu ay,Türkiye solunun 1920 güzünde M.Kemal Paşaya ve milli mücadeleye bakışı,ortalama insandan tarih bilincine,iki dünya savaşı arası Anti-faşist sanat ve kukriniksi üçlüsü,Osmanlı döneminde masonluk ve siyaset üzerine izlenimler,Osmanlı coğrafyasında karantina,Oryantalizm ve Osmanlı'da Amerikan misyonerleri,türk milliyetçiliği e azınlıklar,tapınak fahişeleri,khrysopolis(Üsküdar) üzerine değerlendirme,resimde kılık kıyafet vs.Dergi içerik ve nitelik bakımından oldukça doyurucu.Tarihsever arkadaşlarıma okumalarını öneririm.
86 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Abdülhamid'i nasıl bilirdiniz başlığı altında toplanan çeşitli yazılarla bir sunum yapılıyor. Dizilerden tarih öğrenmeye meraklı kesime hitap etmeyecek ama esas onların öğrenmesini de amaçlayacak şekilde hazırlanmış yazılar mevcut. Akademik dilde (bilgi, belge, kaynak) yazılmış bir sayı. Akademik dil haricinde çoğu yer çok kolay bir şekilde anlaşılabiliyor. O yüzden okunmasında fayda var. Hamasi nutuklar nereye kadar?
85 syf.
·39 günde·Beğendi·8/10
İzmir’in bayrağı, Anadolu’da meclisin açıldığı ilk yıllarda Türk Japon ilişkilerine dair konuları öğrenmekle beraber genellikle kadın temalı bir sayı olmuş.
Dergiyi ilk defa okuyorum ve oldukça bilgi yüklü bir dergi olduğunu söyleyebilirim. Araştırma yazılarına dayalı makalelerden oluşuyor ve insana farklı bir düşünme şekli, bakış açısı kazandırıyor.
100 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"En doğru bildiğimizden kuşkulanmak Mustafa’dan Kamâl’a Atatürk’ün isimleri" Mehmet Ö. Alkan tarafında kaleme alınmış sayının ilginç yazılarından. Keyifli okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Toplumsal Tarih Dergisi
Girişim Kurulu'nun çağrısıyla bir araya gelen 264 aydın tarafından Eylül 1991'de Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı adıyla kurulan Tarih Vakfı, başta tarihçiler ve toplumbilimciler olmak üzere, çeşitli meslek ve çevrelerden aydınlarımızın ortak bir girişimidir.

Tarih Vakfı, kuruluş süreci ve yapısı bakımından ülkemizdeki vakıfların büyük çoğunluğundan farklılık göstermektedir. Vakfın arkasında varlıklı bir aile, bir sermaye grubu ya da parti yoktur. Vakıf, devletten tümüyle bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Kuruluş sermayesi, kurucularının küçük çaplı katkılarıyla oluşmuştur. Bugün de proje ve yayın gelirlerinin dışında, üyelerinin ve tarih dostlarının özverili katkıları, Tarih Vakfı'nın temel dayanağı olmaya devam etmektedir.





İşlev ve Amaçları

Tarih Vakfı, Türkiye'de tarih bilincini geliştirip yaygınlaştırmayı amaçlayan ve kamu yararı için çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Tarih Vakfı, ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlar.

Tarih Vakfı, tarihselliğin bireysel ve toplumsal bilincin en önemli öğelerinden biri olduğu gerçeğinden hareketle, ülkemiz insanlarının kendi tarihleriyle en doğrudan, en geniş kapsamlı ve araçsallıktan olabildiğince uzak, yaşamlarına anlam katan bir ilişki kurmalarına yardımcı olmaya, tarihi, bir üretim alanı olarak sivil topluma mal etmeye çalışır.



Çalışma İlkeleri

Tarih Vakfı, çalışmalarını yürütürken, bilimselliği; dinsel, etnik, kültürel, cinsel ayrımcılıktan ve her türlü önyargıdan, şovenizmden uzak durmayı; farklı ülkelerden insanlar arasında karşılıklı anlayış ve dostluğu temel alan bir yaklaşımı titizlikle gözetir.

Tarih Vakfı, tarih bilincini, günün algılanmasını, geçmişin yorumunu ve geleceğin beklentilerini içeren bir bütün olarak tanımlar ve tarih bilincinin yaygınlaştırılıp derinleştirilmesini, toplumların sorunlarına çözüm üretme kapasitelerini artırmanın önemli bir bileşeni olarak değerlendirir. Tarih Vakfı, tarih çalışmalarının böyle bir yaklaşımla yürütülmesinin Türkiye'de katılımcı demokrasinin gelişmesine önemli bir katkıda bulunabileceği ve ülkemiz yurttaşları arasında çağdaş ve güçlü bir dayanışmayı olanaklı kılacağı görüşündedir.



Çalışma Alanları ve İşbirliği Yaklaşımı

Tarih Vakfı, bu toplumsal işlev ve amaçlarını, her türlü araştırma, eğitim ve kütüphanecilik-arşivcilik etkinliği ile basılı yayın, elektronik yayın, belgesel film, radyo ve televizyon programları, tarih alanında sanat ve edebiyat ürünleri üretimi, müzecilik-sergicilik, bilimsel toplantı örgütleyiciliği, kültür turizmi ve benzeri çalışmalar yaparak, yaptırarak ya da yapılmasını destekleyerek gerçekleştirir. Vakıf, işlevlerini yerine getirmek üzere yarışmalar örgütler, burslar ve ödüller verir ya da verilmesini sağlar, çeşitli kanallarla kamuoyunun daha iyi bilgilendirilmesini, eleştiri ve önerilerini ortaya koymasını olanaklı kılacak kampanyalar düzenler, düzenletir ya da bunları özendirir.

Tarih Vakfı, yurtiçinde ve yurtdışında paralel çalışmalar yapan tüm kişi, grup, girişim ve kuruluşlarla, özellikle bilim, eğitim ve sanat kurumlarıyla dayanışma içinde çalışır, bunlarla ortak projeler ve çalışmalar yapmaya çaba gösterir, ilişkilerini büyük şehirler dışına da yaymayı ve gönüllülüğe dayanan güçlü bir kamusal destek sağlamayı hedefler.



Örgütlenme İlkeleri

Tarih Vakfı, toplumsal sorumluluk sahibi yurttaşların bir ortak girişimi olarak, örgütsel yapı, işleyiş ve yönetimini öncelikle gönüllü katkı temeli üzerine kurar.

Tarih Vakfı, örgütsel yapı ve ilişkilerinde demokrasiyi ve açıklığı yaşama geçirmeyi ve varoluş nedeni olan heyecan, sorumluluk ve yaratıcılığı geliştirmeyi, kurumsal süreklilik ve kendi kendini yenileme potansiyelinin temeli sayar. Tarih Vakfı, amaçlarını paylaşan, ortak projeler gerçekleştirebileceği kişi ve kuruluşlardan gönüllü çalışma katkısı, bağış ve destek kabul eder. Bu bağış ve desteği, veriliş hedeflerine uygun olarak, en verimli biçimde kullanır, bağışçı ve destekçilerine katkılarından nasıl yararlanıldığına ilişkin olarak hesap verir.

Tarih Vakfı, büyük ölçekli ve sürdürülebilir bir varlık gösterebilmesinin, kendi kurumsal bağımsızlığını ve kamu yararı için çalışma çizgisini koruyabilmesinin, etkin bir biçimde denetlenen güçlü bir mali yapıya ve dinamik, verimli bir girişimler ağına sahip bulunmasına bağlı olduğu bilinciyle çalışır.



Sivil Toplum Hareketine Karşı Sorumlulukları

Tarih Vakfı, sivil toplum kuruluşları camiasının bir üyesi olma bilinciyle, sivil toplum hareketinin gelişmesinde ve kendi alanını örgütlemesinde üstüne düşen tüm görevleri aktif bir biçimde yerine getirir.



KISA TARİHÇE

12 kişilik Girişim Kurulu ve 264 Kurucu Mütevelli ile 1991 yılında kurulan Tarih Vakfı, 2000 yılındaki Medeni Kanun değişikliği uyarınca Vakıflara üyeliğin kaldırılmasına kadar her yıl %10 yeni üye alarak 2000 yılında üye sayısını 632'ye çıkardı. 2005 yılı Nisan ayında gerçekleştirdiği Olağanüstü Genel Kurul ile ismini Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı'ndan Tarih Vakfı'na değiştiren ve logosunu yenileyen vakıf bu güne kadar bir çok önemli etkinliğe imza attı. 25 yıla yaklaşan tarihinde yüzlerce proje, sergi, kongre, konferans, sempozyum, atölye, söyleşi ve panel gerçekleştirdi. Türkiye’nin 20 yaşını dolduran tek tarih dergisi olan Toplumsal Tarih 250. Sayısına ulaştı. 64 sayı çıkan İstanbul Dergisi’nin yanı sıra alanlarında çok büyük bir boşluğu dolduran İstanbul Ansiklopedisi ve Sendikacılık Ansiklopedisi gibi iki dev eser yayınladı. 450 başlığı geçen Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarih ve sosyal bilimler alanında ülkenin en önemli yayınevlerinden biri oldu.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 14 okur okudu.