Tuğrul Yalnızoğlu

Tuğrul Yalnızoğlu

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
66
Gösterim
Adı:
Tuğrul Yalnızoğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Sürmene, Trabzon, Türkiye, 1947
1947 yılında Sürmene’de doğan Tuğrul Yalnızoğlu, Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nden 1970 yılında mezun oldu ve Almanya Aachen Teknik Üniversitesi’nde ihtisasını sürdürdü. Düsseldorf Üniversitesi’nde başladığı çalışma hayatını Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinde sürdürürken, Musul’da bulunduğu sırada önceleri bir hobi olarak başlattığı, Ezidilerin yaşamları ve inançlarıyla ilgili araştırmalarını, sonraki yıllarda daha başka mezhepleri de kapsayacak biçimde genişleterek sürdürdü. Araştırmalarında, Asur inançlarının günümüze ulaşan etkilerini gördüğü Irak Sabiileri-Mandeenleri ve Ezidi dinlerini incelerken, Âdem’den beri varlıklarını sürdürdüklerine inanan bu insanların ritüellerini günümüze nasıl yansıttıklarını bir dinler tarihi çerçevesinde ele aldı. Yaptığı araştırmalar sırasında gnostik kökenli bu dinlerin ve mezheplerin coğrafyasını ve olağanüstü ortamlarını fotoğraflayarak görsel bir arşiv hazırladı.
Gnostiklere göre zorla bir din kabul ettirilmemelidir. Bu nedenle yapılan savaşlar ve fetihler etik yaşama ters düşer, sulh ve dostluğu bozar.
Yahudiler her yıl Yom Kipur ( kefaret, günah çıkartma günü ) gününde, kendilerine bir daha günah işletmemesi için Şeytan'a bir erkek keçi adarlar ve onu çöle bırakırlar. Buna " Günah Keçisi " denir.
Babil inançlarına göre gökyüzünde ne varsa, yeryüzünde de mutlaka bir örneği vardır ya da tam tersi yeryüzündeki her şeyin mutlaka aynısı olmasa da bir benzeri gökyüzünde bulunur. Eliade Fırat Nehri'nin Kırlangıç yıldızında, Dicle Nehri'nin Anunit yıldızında, Nippur kentinin Büyük Ayı' da olduğunu yazar.
Paganizm bilinen dinlerden farklı olarak kutsallığı doğadaki her varlığı dağıtmış, tanrısallığı gökten yere indirmiştir.
Gnostikler, dört elementin, su, ateş, toprak ve havanın temizliğine çok önem verirler. Bunların temiz tutulması için ne mümkünse yapılmalıdır. Buna çarpıcı bir örnek olarak Zerdüştlerin Sessizlik Kuleleri denilen, ölülerin görevli rahipler tarafından çıkartılıp akbabalara yedirildikleri, bu şekilde toprağın kirlenmemesini sağladıkları tapınakları sayabiliriz.
Gökyüzündeki her şeyin bir yansımasının yeryüzünde de olması fikri makrokozmos ve mikrokozmos fikrinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Buna göre insanın başı göğe, elleri toprağa, gözleri suya karşılık gelirdi ki, bu nedenle baş ağrısı göğe atılarak, el ağrısı toprağa akıtılarak tedavi edilirdi.
Şeytana, kötülüğe karşı savaşılması, cennet ve cehennem kavramları Zerdüşt dininden diğer dinlere kaynak olmuştur. Şeytan ve yanında savaşanlar yeraltı güçleri olarak anılmaya başlanmış, Tanrı ve yanındaki melekler ise göksel güçler olarak Sabii dininde yerini almıştır.
Zerdüştların kutsal kitabı Avesta, ateşi beş farklı biçimde kabul eder.
Berezisavah, ( Ateş'i Vehram ) günlük hayatta kullanılan ateş.
Vohufryana, insanların ve diğer canlıların tenlerindeki ateş.
Urvasizta, bitkilerin yapısındaki yer alan ateş.
Vazista, havadaki ve bulutlardaki ateş, yani şimşek.
Spanista, cennetteki Ahura Mazda'nın huzurunda hiç sönmeden yanan ateş. Zerdüşt tapınaklarında, hiç söndürmeden diri tutan rahiplerin, nefesleriyle kirletmemek için yüzlerine peçe takarak yaklaştıkları ateş, Spanista anlamındadır.
Ramazan Gül
Ramazan Gül Dört Kapı Kırk Makam Öğretisi ve Alevilik'i inceledi.
Henüz okumadım okuyacaklarım içine eklediğim ve büyük bir heyecanla okumayı beklediğim bir kitap.Umuyorum bu kitap beni hayal kırıklığına uğratmaz.Hadi bakalım
224 syf.
En yüce merkezî değer olan
"İNSAN"ı olgunluğa ulaştıran eğitim aşamalarının işlendiği güzel bir eser.

Herşey, insanı olgunluğa ulaştırmak içindir.
Gelmiş geçmiş nebi, resûl, eren, evliya, kitaplar hepsi insan içindir.
Dolayısıyla insandan daha değerli birşey yoktur.
Dinî-islâm insana çok büyük önem verir.
Bir hadis külliyatında okumuştum:
Resulü Ekrem efendimiz
meyyit taşıyan kalabalığı görünce
ayağa kalkar ve o esnada sahabeden biri:
Ey Allah'ın Resulü!
"Bu merasim Yahudi içindir" diyince
"Olsun, oda bir insan değil mi?" buyurur...

Bir başka Hadis-i Şerif'de:
Peygamber efendimiz; mübârek elleri ile
Kâbe’yi göstererek;

Ey Kâbe, sen Allahın evisin.
Sen mübâreksin fakat bir Müslüman,
bir mü’minin kalbini kırsa
70 defa seni yıkmaktan daha
büyük günaha girer. buyuruyor.

Gönüller Sultanı Hoca Ahmet Yesevi de
Sırrı kut'lu olsun.
Divanı Hikmet de şöyle söylüyor:

Kâfir bile olsa verme âzar
Kalp incitenden Hüda bizâr.

Kimse Kâbe'yi yıkmak istemez
ama Kâbe'yi onlarca defa yıkmaktan
daha büyük bir günah eylemi olan
Kalp kırmaktan da çekinmez...

Sözlerimi Yunus Emre'nin dizeleriyle
Bitirmek istiyorum:

Ben gelmedim dava için,
benim işim sevgi için
Dost'un evi gönüllerdir,
gönüller yapmağa geldim.

Selâm olsun gönüller yapanlara diyorum
Ve bu eserin okunmasını salık veriyorum.
Kitap gayet güzel hazırlanmış olduğu gibi
kaliteli kağıt kullanılarak da basımı yapılmış...

Yazarın biyografisi

Adı:
Tuğrul Yalnızoğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Sürmene, Trabzon, Türkiye, 1947
1947 yılında Sürmene’de doğan Tuğrul Yalnızoğlu, Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nden 1970 yılında mezun oldu ve Almanya Aachen Teknik Üniversitesi’nde ihtisasını sürdürdü. Düsseldorf Üniversitesi’nde başladığı çalışma hayatını Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinde sürdürürken, Musul’da bulunduğu sırada önceleri bir hobi olarak başlattığı, Ezidilerin yaşamları ve inançlarıyla ilgili araştırmalarını, sonraki yıllarda daha başka mezhepleri de kapsayacak biçimde genişleterek sürdürdü. Araştırmalarında, Asur inançlarının günümüze ulaşan etkilerini gördüğü Irak Sabiileri-Mandeenleri ve Ezidi dinlerini incelerken, Âdem’den beri varlıklarını sürdürdüklerine inanan bu insanların ritüellerini günümüze nasıl yansıttıklarını bir dinler tarihi çerçevesinde ele aldı. Yaptığı araştırmalar sırasında gnostik kökenli bu dinlerin ve mezheplerin coğrafyasını ve olağanüstü ortamlarını fotoğraflayarak görsel bir arşiv hazırladı.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.