Tulepbergen Kaipbergenov

Tulepbergen Kaipbergenov

Yazar
8.0/10
3 Kişi
·
9
Okunma
·
0
Beğeni
·
97
Gösterim
Adı:
Tulepbergen Kaipbergenov
Unvan:
Özbek Öğretmen, Gazeteci, Yazar
Doğum:
Karakalpakistan, Özbekistan, 1929
Ölüm:
2010
Tulepbergen Kaipbergenov, 1929'da Karakalpakistan'ın Kegeyli bölgesinde doğdu. Kariyerine 1947'de okul öğretmeni olarak başladı. Karakalpakistan Devlet Pedagoji Enstitüsünden mezun olduktan sonra uzun yaratıcı ve örgütsel geliştirme faaliyetlerini Karakalpak ulusal basına ayırdı; Karakalpakstan Gençliğinin gazetesinin yazı işleri müdürü, Karakalpakstan yayınevinin müdürü ve genel sekreterlik yaptı.

1980'den bu yana T. Kaipbergenov, Karakalpak Cumhuriyeti Yazarlar Birliği Başkanlığı görevinde verimli çalışmalar yaparak, Karakalpak edebiyat ve sanatlarının gelişmesine ve genç şairlerin ve yazarların eğitimine büyük katkı sağladı.
Karanlık bir uçurumda tutunacak bir daldır umut...Bazıları aşmayı başarır,tutunamayan uçurumun dibini boylar...Bu derin uçurum,dört katmandan ibarettir;ilki acı bir düş kırıklığı,hemen altında çaresiz bir umutsuzluk.Üçüncüsü biraz derinlerde...Burası için şöyle derler:Kişinin kendine karşı kayıtsızlığa düşmesi ve sonuncusu en dipte,arsız gülüşüyle-ölüm!..
Tulepbergen Kaipbergenov
Sayfa 122 - Evrensel Basım Yayın
Bir zamanlar Ayşe teyze genç kızlara sürekli öğütler verir,"umutlardan korkun,"derdi."Karanlık bozkırda kurt gözleri gibidir umut... Parlayan aldatıcı gözlere yürüdüğünde kurdun ağzına düşüverirsin... Karanlık bir uçurumda tutunacak bir daldır umut... Bazıları aşmayı başarır,tutunamayan uçurumun dibini boylar... Bu derin uçurum, dört katmandan ibarettir... İlki acı bir düş kırıklığı,hemen altında çaresiz bir umutsuzluk. Üçüncüsü biraz derinlerde... Burası için şöyle derler:Kişinin kendine karşı kayıtsızlığa düşmesi ve sonuncusu en dipte,arsız gülüşüyle-ölüm!.."
Belanın ölçüleri görecelidir... insana yüklenen acının gerçek ağırlığı, ona bağışlanan refahın ve mutluluğun büyüklüğüyle ölçülebilir. Geçen hafta Bay'ın cins aygırı düşmüştü. Kutımbay bunu ne dert etmiş ne de üzüntüye kapılmıştı. Biri düşer diğeri hemen satın alınırdı. Üstelik ilkinden daha iyisi... Sanem'in sıcak günlere kadar dayanamayıp çöken ocağı... Bu da bir bela... Ama yeniden yapmak için ustaya ödenecek para yok! Çünkü yemek yemeden yatacaklar, geceleyin de kulübenin içi dışarıdan farklı olmayacak. Basitçe, bir dert diğerine uzanıyor; ne başı ne de sonu geliyordu.
Tulepbergen Kaipbergenov
Sayfa 35 - Evrensel Basın Yayın
Ne ki ölümün her an,her dakika kol gezdiği bir yerde bile acı,insanoğluna sık sık ve düşüncesizce kurtuluş yolu aratıyor işte!
Tulepbergen Kaipbergenov
Sayfa 9 - Evrensel Basım Yayın
Hayal-o da canlı bir bitki...Bereketli,bakımlı bir toprakta hoş kokulu,parlak güllerle açar;susuz,külrengi kumlarda acı pelinlerle ya da dikenlerle de...
Tulepbergen Kaipbergenov
Sayfa 11 - Evrensel Basım Yayın
520 syf.
·9 günde·Puan vermedi
cumagül ve sanem. bir trajedi. oldukça gerçek. bir yansıma.

yazar kitabın içinden birisi. kitabı yazan olmaktan ziyade, kitabı doğrulayan birisi. okunan ilk kitabı. yer yer gereksiz uzadığını düşünüyor insan. yazar, adı geçen her karakterin hikayesine hiç yoktan bir kere değiniyor. köy bir meydanda toplandığı zaman bile tanıdığı isimlerden birini arıyor, birinin sesini, bir yüzü, tanıdık bir yüzü. bu bazen güzel oluyor fakat beni sıktı. başımı ayaklarımdan kaldırıp yola bakmak istediğim zaman bunu yapmama müsaade etmedi kitap. ''nereye?!'' der gibi, beni kendi karakterlerine hapsetti. dışarıda bir hayat yokmuş gibi... gerçi, kitap zaten ''böyle olacaksa olmasın bir hayat'' felsefesi dahilinde yazılmış bir kitap... bu açından oldukça başarılı. fakat insan yine de köyden başka birileriyle konuşmak istiyor. başka bir insanın ayak izini görmek istiyor. buradan daha önce başka biri geçti, şimdi bak kim geçiyor diye düşünmek istiyor en basitinden, fakat buna müsaade etmiyor kitap. yol tek bir şey için: devrim. bu yüzdende insan devrimin içinde hapsediliyor. bu araç-amaç ilişkisinde bakıldığı zaman bir bakıma kabul edilecek bir şey... ama sovyet siyasetini konu edinen diğer rus romanları okunduğunda bu kitabın eksikleri ortaya çıkacaktır zannediyorum.

okunası bir kitap. eleştirinin bir boyutunu arkada bıraktığımız zaman, diğer cephesi ile dolu bir kitap. karakalpak kültürünü anlatıp onu bir eylem unsuru haline getirmek için direnen bir kitap. bu yönüyle insanı harekete geçirmek ve ona yol göstermek için uğraşan bir kitap. kitap, bu bahsedilen unsurların parçası olan şeyleri okuyucuya yansıtan bir eser. umudu, kavgayı, eğitimi, hakkı, halkı vb... okurken bu yüzden zevk veriyor. insanı bu konularda oldukça içine çekiyor. ve kitabın ana unsuru merak güdüsü. sonunda bir devrim olduğunu bildiğin halde, nasıllığını merak ettiriyor. şimdi ne olacak diyorsun. ben beğendim. sovyet romancılığını merak edenler için, gayet güzel bir tercih olacaktır. kısaca özetlemek gerekirse: kitap ağzı açık bir kitap. tüm karakterler devrime ağzı açık bir şekilde bakar. ve gerçekten ağızları ile bakarlar.

Ahmet Kaya'nın birçok şarkısı bu kitap okunurken akla geliyor. Özellikle birinci bölümün sonlarına doğru ''penceresiz kaldım anne'' çalıyor insanın aklında. Cumagül şehre giderken ise Şafak Türküsü. Ahmet Kaya eşliğinde bir resital gibi. Okuyunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tulepbergen Kaipbergenov
Unvan:
Özbek Öğretmen, Gazeteci, Yazar
Doğum:
Karakalpakistan, Özbekistan, 1929
Ölüm:
2010
Tulepbergen Kaipbergenov, 1929'da Karakalpakistan'ın Kegeyli bölgesinde doğdu. Kariyerine 1947'de okul öğretmeni olarak başladı. Karakalpakistan Devlet Pedagoji Enstitüsünden mezun olduktan sonra uzun yaratıcı ve örgütsel geliştirme faaliyetlerini Karakalpak ulusal basına ayırdı; Karakalpakstan Gençliğinin gazetesinin yazı işleri müdürü, Karakalpakstan yayınevinin müdürü ve genel sekreterlik yaptı.

1980'den bu yana T. Kaipbergenov, Karakalpak Cumhuriyeti Yazarlar Birliği Başkanlığı görevinde verimli çalışmalar yaparak, Karakalpak edebiyat ve sanatlarının gelişmesine ve genç şairlerin ve yazarların eğitimine büyük katkı sağladı.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 8 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.