Turan Dursun

Turan Dursun

YazarÇevirmen
8.3/10
1.048 Kişi
·
2.915
Okunma
·
427
Beğeni
·
15,6bin
Gösterim
Adı:
Turan Dursun
Unvan:
Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü
Doğum:
Gümüştepe, Şarkışla, Sivas, 1934
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 4 Eylül 1990
Turan Dursun (1934 - 4 Eylül 1990), Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü. İbnü'r Râvendî'nin tâkipçilerindendir. Yapmış olduğu araştırmalarında İslâmiyeti ve peygamberi Hz. Muhammed'i ağır bir şekilde eleştirmiştir. Monoteistik dinler tarihi eğitimi görmüştür. Ateist olmadan önce imam ve müftü olarak çalışmıştır. Daha sonra 1966 yılında TRT'de işe başlamış ve 10 sene boyunca dini içerikli programlar yapmıştır. Emekli olduktan sonra, 1989 yılında, 2000'e Doğru dergisinde haftalık yazılar yazmaya başlamıştır. İslâm dinini açıkça eleştirdiği için köktendinci İslamcılar tarafından ölümle tehdit edilmiştir. 4 Eylül 1990'da evinin önünde köktendinciler tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

1934'te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya geldi. Ailesinin sekiz çocuğundan biriydi. Annesi Kürt, babası Türktür.[4] Beş yaşındayken bütün ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek maksadıyla göç ettiler.

Ailesi ve eğitimi
Babası, aileyi geçindirmek üzere köylerde imâmlık yapmaya başladı. Kıt kanâat geçinen babasının tek arzusu, oğlunun Basra ve Kûfe’deki din alimleri gibi, çok kuvvetli bir din eğitimi alarak eşi benzeri görülmemiş bir din âlimi olmasıydı. Bu amaca yönelik olarak babası oğlunu yatılı din okullarına, Kur'an kurslarına ve birçok ünlü hocanın yanına eğitim alması için gönderdi. Bu hocalardan dinî eğitim alabilmek için Ağrı'dan Muş'a, Adana'ya ve oradan da Türkiye'nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gitti. Biri hariç bütün hocalarından bedava ders gördü. İşte bu hocadan ders alabilmek amacıyla kendisinden istenilen, o zamanın parasıyla 100 TL'yi ödeyebilmek için hem esans satmaya, hem de hocalık yapmaya başladı. Kendisine hocalık yapan bu kişi ise daha sonraları Ankara Elmadağ Müftülüğü'ne atandı.

Diyânet İşleri Başkanlığı’nın İlâhiyat Fakülteleri’nde sürdürdüğü Sünnî-Hanefî-Mâtûridîyye İ'tikadî mezhebi ana ilkelerine dayalı olarak Monoteistik dinler tarihi eğitimi almaya karar verdi. Askerlik çağına ulaşana kadar Kürtçe, Çerkezce ve Arapça öğrendi.

Müftülük yılları
Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamadı. Bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu'nu kısa sürede dışarıdan bitirdi. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışarıdan bitirdi.

İlk imâmlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus'a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra İstanbul'da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük yapmaya başladı. İlk olarak Tekirdağ'da müftü yardımcısı olarak göreve başladı. Ardından Gemerek'te, Altındağ'da, Sivas'ta ve son olarak da Sinop'un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulundu. 1958 yılında başlayan müftülük görevi 1966'da son buldu.

Müftü iken İslâmiyeti, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırarak kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü. Yürüttüğü bu yoğun çalışmaların yanında efsaneleri ve hikâyeleri de okudu. Sürdürdüğü bu yoğun çalışmalar esnasında okuduğu efsane ve hikâyeleri kutsal metinlerdekiler ile kıyaslayan Dursun'nun dinî inancında büyük sarsıntılar meydana geldi. Neticede, dinî inancında tezâhür eden bu dilemmanın etkisi altında kalarak müftülük görevinden istifâ etti.

Prodüktörlük ve yazarlık yılları
Bir arkadaşının önerisiyle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda ambar memurluğu, malzeme memurluğu, koruma memurluğu ve evrak memurluğu gibi görevlerde çalıştı. Ardından prodüktör sınavlarına girdi ve başarılı oldu. Bundan sonra TRT Kültür Müdürlüğü'nde dinî yayınların hazırlanmasında prodüktör olarak çalıştı ve birçok yapıma imzasını attı. Bunlardan en çok yankı uyandıranlar ise şunlardır: Tarihte Türkler, Başlangıcından Bu Yana İnsanlık ve Akşama Doğru. Araştırmasını kendisinin yaptığı ama bir türlü yapımına izin verilmeyen Birinci Büyük Millet Meclisi Öncesi ve Sonrası adlı bir projesi vardı. TRT'deki 16 yıllık görevinden 1982 yılında emekliye ayrıldı.

1987 yılında Doğu Perinçek'le tanıştı ve onun yardımıyla 2000'e Doğru adlı dergide Din Bilgisi adında bir sayfada yazmaya başladı. Daha sonra Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yazdı. Bunun yanı sıra birçok kitabı yayına hazırladı. İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserini Türkçeye çevirdi. Hazırlamakta olduğu kapsamlı Kur'an Ansiklopedisi'nin ancak ilk 8 cildini tamamlayabildi.

Ölümü
Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul'da evinden işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü'ne yönelik operasyonda cinayetin çözüldüğü açıklandı. Örgüt üyesi Arif kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlattı:

“ Mesut (kod adlı İrfan Çağrıcı), yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kur'an-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benimle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak, bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benimle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşümüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık. „

Bu cinayetle ilgili yakalanan İslamî Hareket Örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapisle cezalandırılmış olup halen tutukludur. Turan Dursun cinayetinin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firardadır.

Turan Dursun anısına her yıl Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmektedir.

Uzmanlık alanları
Fıkıhçı, İslam Hukukçusu
Kelamcı, İslam Kelamcısı
Hadis Bilimcisi
Doğu Bilimcisi
Din Etnoloğu

Eserleri
Kulleteyn
Turan Dursun'un çocukluk dönemlerine ilişkin otobiyografik romanıdır. Kitabın sonraki ciltlerinin, yazarın vurulduğu 4 Eylül 1990'da evinden sivil polisler tarafından alındığı öne sürülmüştür.

Kitap, yazarın 11 yaşına kadar aldığı din eğitimi dönemini anlatır. Pek çok baskısı yapılan kitap, çizgi roman olarak da yayımlanmıştır.

Diğer
Allah
Din Bu-1 (Tanrı ve Kur'an)
Din Bu-2 (Hz. Muhammed)
Din Bu-3 (İslamda Toplum ve Laiklik)
Din ve Cinsellik
Dua
Evren Bir Şaka mı?
Kur'an
Kur'an Ansiklopedisi (8 cilt)
Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)
Müslümanlık ve Nurculuk (1971)
Şeriat Böyle
Ünlülere Mektuplar

Çevirileri
İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eseri (2 cilt)

Hakkında yazılan kitaplar
Abit Dursun, Babam Turan Dursun
Abit Dursun, Turan Dursun ve Aydınlanma
Şule Perinçek, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor
Karanlığa olabildiğince ışık tutulmalı. Neyin ne olduğunu herkes anlamalı, insanlığa daha yakışan, daha uygar, daha güzel bir dünya için başka bir yol var mı?
Görüyorum ki senin Allah’ın yalnızca senin şeyinin keyfini yerine getirmek için koşuyor.
Turan Dursun
Sayfa 141 - Buhari, tefsir/7; Tecrid, hadis no: 1721; Müslim Rıda/49,50, hadis no: 1464...
Anlatırken gerçekleri örtme yoluna gidilmemiştir. Olduğu gibi sunulmuştur her şey. Bilindiği gibi dürüstlük,açıklıkta. Kapalılıktaysa karanlık olur. "Tabu"lar karanlıkta yaşarlar.
Turan Dursun'un Türkiye'de İslamı en iyi bilen ve 8. yüzyıldan bu yana yazılmış eski Arapça eserleri en doğru okuyan düşünürlerimizden olduğu İslamcı ulema tarafından da kabul edilmiştir.
283 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
TABU CAN ÇEKİŞİYOR

İNCELEMEM KALDIRILMIŞ TEKRARDAN YAYINLAYACAĞIM!
BUNU DA SİLİN BUNU DA TEKRARDAN YAYINLAYACAĞIM!

Bu inceleme benim için ayrı bir değer ve önem taşıyor. Turan Dursun’dan alıntı yaptığım ve okuduğum için, burada büyük bir saldırı ve linç girişimine uğradım. Mesaj kutusunda ve yorumlarda aileme ve şahsıma onlarca hakaret edildi. Turan Dursun’u sevip okuduğum için, aynı Turan Dursun gibi ölmemi isteyenler dahi oldu.

(Eklemek isterim ki Kitaptan yaptığım bazı alıntılar 1000Kitap tarafından kaldırıldı.)

Ki bu bana değil sadece, bir kadına hiç olmayacak mesajlar dahi atıldı. Buna tepki göstermek varken, gidip SAHİH-İ BUHARİ’DEN ALINTI YAPAN, TURAN DURSUN OKUYAN İNSANLARI LİNÇLEME İHTİYACI DUYULDU.

Aşağıda paylaşacağım bağlantılarda göreceksiniz. Sivas’ta aydın yakan canilerin torunları, zihniyetlerinden bir şey kaybetmediklerini ve Hoşgörü denilen kavramın İslamiyet’te kesinlikle yer almadığını salyalarını akıtarak, tüm 1k kullanıcılarına kanıtlamaya çalıştılar. Bazılarını tenzih ederek yapıyorum bu yorumu.

https://hizliresim.com/tYCORA

https://hizliresim.com/b1W2Ei

https://hizliresim.com/1hw0hM

Bu olaydan sonra, Sizlerle birlikte bu gericiliğe karşı Turan Dursun Okuma etkinliği başlatmak istiyorum. Etkinliğe katılmak isteyen arkadaşlarımdan ricam, etkinliğe katıldıklarını ve hangi kitabını okuyacağını belirtmeleri.

Gelelim incelemeye ve önemli bir noktaya:

Daha önceden de şimdi de fark ettiğim gibi kritik olmasına rağmen burada, hayatında hiç açıp ayet hadis kavramının ve öneminin farkında olmayan ne olduğunu bilmeyen KİTLE (boş inanlar diyorum ben bu kitleye) çok kolay bir şekilde hadis reddi yapıyor. Hadisleri hoşlarına giden veya gitmeyen olarak ikiye ayırıyorlar. ÇOK KRİTİKTİR UYARIYORUM DİNDEN ÇIKARSINIZ! Bu hükmü ben vermiyorum üstelik.

“Hz. Peygamber'den kendisine gelen bir haberin doğru olduğuna inandığı hâlde –hayatî bir zorlama olmaksızın- onu reddeden kâfir olur.” hükmünü vermiştir.

“Hz. Peygamberin hadisi (sözü) olduğunu bildiği hâlde, onu inkâr eden kimse kâfir olur. (bk. el-Avasım ve’l-kavasım, 2/274)

Manası anlaşılmazsa bile, Kitap ve Sünnette yer alan her şeye iman etmek gerekir.”(Mecmuu’l-fetavî, 3/41).

Paylaşımlarımın altında Hadis reddi yapandan tutun da, Ahzab 51, ayetini reddeden dahi oldu. Reddedilen hadisler ise ehl-i sünnet’in kabul ettiği, kaynak aldığı ve uyguladığı, BUHARİ’NİN SAHİH, hadisleridir! İşine geleni alıp, işine geleni reddetmek çok kritiktir, İMANI SARSAR! Bu bilgilerden yoksun olup, toplumdan dışlanmama korkusuyla inanan ve hayatı boyunca araştırmayan kitle Hadis de reddeder, Kur’an’da böyle bir Ayet de yok der.

Turan Dursun en başından beri yazdığı her şeyi ayet ve hadisleri göz önüne alarak aktarır. Yorumlamaz, AKTARIR! Burada benim yaptığım gibi. Burada beni veya Turan Dursun’un kitaplarını redderek, linç girişiminde bulunarak, insanlara küfrederek, BU GERÇEKLERİ YOKMUŞ GİBİ GÖSTEREMEZSİNİZ!

GELELİM İNCELEMEYE

Kur’an tahrif edilmiş midir?

Ebu Abid dedi ki: İbrahim oğlu İsmail Eyyub’dan o da Nafi’den, o da İbn Ömer’den aktarmış olarak bize haber verdi. İbn Ömer Şöyle dedi;

Sakın herhangi biriniz Kur’an’ın tümünü elimde tutuyorum demesin! Tümünün ne (ne kadar) olduğunu kimse bilmez. Kuşku yok ki, Kur’an’dan çoğu (yok olup) gitmiştir. Onun için herhangi biriniz görünürde olanı aldım desin. ( Süyüti, el itkan, e’n- Nevu’s- Sabiu ve’l - Erbeün 2/32)

Kim bu İbn Ömer? Ömer diye anılan Abdullah, nübüvvetin üçüncü yılında Mekke’de doğdu. Hz. Peygamber’in zevcesi Hafsa ile ana baba bir kardeştir. Babasıyla birlikte müslüman oldu, yine onunla birlikte Medine’ye hicret etti.

Hadis Reddi mi yapacaksınız? Yoksa hadisi olduğu gibi aktaran insanları mı linçleyeceksiniz? Bu anlatınlar ne yalan, ne iftira, ne hakaret ne de saygısızlıktır. Olguları gerçekleri dile getirmektir.

Yetmedi mi?

Kur’an’da kimi ayetlerde, Muhammed’in ve Kur’an’ın ‘’nas’’a, yoruma göre insanlığa gönderildiği bildirilirken, En’am Suresinin 92. Ve Şüra suresinin 7. Ayetlerine göre, Yalnızca Ümmü’l- Kura yani Mekke ve Çevresine gönderildiği bildiriliyor. Hiçbir tanrı inancında rastlanmaz ki, ‘’Eksiksiz’’, ‘’Bilgisi Sonsuz’’ diye nitelenen bir tanrı, birini bir yere önce dar çevreye peygamber olarak göndersin, sonra da şimdi de seni Tüm insanlığa peygamber yaptım desin ( Turan Dursun Din Bu, Cİlt 4, Sayfa 25)

Peygamberin Eşleri ve Cariyeleri

Daha önce yukarıda ki durumları alıntı yapmıştım kimse itiraz etmediği saldırmadığı gibi beğenen
"din kardeşleri" dahi oldu, şaşkınlığımdan bu hoşgörüye teşekkür babında bir ileti dahi attım fakat gerçekliği bir gün sürdü sadece. Gelelim linç yağmuruna tutulduğum konuya. Ben veya Turan Dursun’unl değil, Buhari ve Kur’an esas alınarak yazıyorum. Hadis reddinin ne kadar kritik olduğunu, yukarıda belirttim.

Muhammed’in eşleri.

Gelelim dün ki Aişe ile olan paylaşımlar sonrasında gelen linçler ve Hz. Aişe’ye hakaret ediyormuş gibi gösterildiğim kısma.

Hz. Aişe ;

Aişe’nin aktardığına ve Hadis’te geçen kaynak alınarak. Peygamberin çok eşli olduğunu biliyoruz.

50-60 yaşında ‘’çok evlilik’’ hayatı yaşamıştır. Peygamberin çok eşli olması ile ilgili Buhari/ Tecrid 192’de şöyle bir hadis geçer;

Arkadaşlarından Enes anlatır: Peygamber 9 ya da 11 karısı varken, günün belirli saatlerinde bütün karılarını dolaşır ve hepsi ile cinsel ilişkide bulunurdu.

Enes’e sordular: Peki peygamber buna nasıl güç yetiriyordu?

Enes şöyle dedi: ‘’ Biz aramızda peygamberin 30 erkek gücünde olduğunu konuşurduk ‘’7

Bir diğer hadiste şöyle buyrulur: Hz. Muhammed karılarına eşit süre ayırır; aynı gece hepsini dolaşır; sıra kimdeyse ounla kalırdı. ( Kaynak : Müsned, c.6 s.108)

EHLİ SÜNNETİN, SAHİH ALDIĞI HADİS KİTABINDA ANLATILIYOR VE SİZ BUNLARI ALINTILAYIP PAYLAŞAN İNSANLARI LİNÇ EDİP, HADİSTE OLAN OLGUYU GÖRMEZDEN GELMEYE ÇALIŞIYOR VE REDDEDİYORSUNUZ! UYARIYORUM KRİTİKTİR DİNDEN ÇIKARSINIZ!

Diyelim ki bu hadis sahih değil (size göre ama!) Bu Hadis yalan, Buhari de Tu-kaka. Aişe’nin kıskançlıkları ve itirazları sonrası şu AYET geliyor HADİS DEĞİL AYET!

Ahzab 51;

Ey peygamber, bu hanımlardan, kimini dilersen geri bırakır, dilediğini alabilirsin. Boşandığını yeniden alman konusunda bir vebal yoktur sana....

Ve tekrardan REDDİNİ İDDİA ETTİĞİNİZ SAHİH-İ BUHARİ’DEN AKTARILIYOR. Aişe bu ayetten sonra kendini tutamayarak şöyle der:

Görüyorum ki, senin Allah’ın yalnız senin şeyinin keyfi için koşturuyor. (KAYNAK: BUHARİ, TEFSİR; TECRİD-HADİS/1721, MÜSLİM, RIDA/49-50- HADİS/1464; İBN-İ MAECE, NİKAH/ 57, HADİS 200...)

Gelelim, Muhammed’in Aişe ile 6 yaşında nikahlanıp, 9 yaşında birlikte olduğuna dair, Hz. Aişe’nin kendi sözlerinde ve Sahih olan buhari’den aktarılanlara. BURADA AKTARILAN SADECE HADİSTE GEÇENLERDİR KAYNAK ALINARAK YAZILIYOR.

o dönemde kızların erken olgunlaştığını savunanlar da oldu, Hadisi inkar edenlerde. Şimdi gelelim BUHARİ’DE anlatılanlara;

İbn Sa’d ve Müslim’de kaydedilen başka bir rivayette de “Hz. Aişe 6 veya 7 yaşında nişanlanmış, 9 yaşında da evlenmiştir.” Bazı kaynaklarda nişanlanma yaşı “6 veya 7” olarak verilmiştir. Ancak başka yazılı eserlerde de nişanlanmadan bahsedilmeksizin, direkt “9” yaş ifade edilmektedir KAYNAK; İbn Sa‘d, Muhammed b. Saʻd b. Menî el-Hâşimî el-Basrî (ö. 230/845), “etTabakâtü’l-Kübrâ”, 2. Baskı, 8. cilt, s. 62, Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye, 1418/1997, Beyrut.

Buhari’de geçen bir hadisi burada olduğu gibi yayınlıyorum;

"hadis : rivâyete göre şöyle demiştir: ben altı yaşında bir kız iken nebî salla`llahu aleyhi ve sellem beni akd ve nikâh eylemişti. (üç sene sonra) biz medîne`ye hicret ettik. hâris ibn-i hazrec oğullarının menziline indik. müteâkıben ben, sıtmaya tutuldum. bu cihetle saçım döküldü. (hastalıktan kurtulduktan sonra) saçım gürleşti, uzayıp omuzlarıma döküldü. bir kere ben, arkadaşlarımla berâber salıncakta oynarken annem ümmü rumân bana doğru geldi ve beni çağırdı. ben de annemin yanına geldim. beni ne edeceğini bilmiyordum. annem elimi tuttu. tâ evin kapısı önün (e geldiğimizde ora) da beni durdurdu. ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum. nihâyet soluğum biraz yatıştı. sonra annem biraz su aldı. onunla yüzümü, başımı sıvazladı. sonra beni eve koydu. evde ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunyordu. bunlar bana: - hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin! di(ye alkışla) dılar. annem beni bu kadınlara teslîm etti. bunlar da benim kılığımı, kıyâfetimi düzlediler ve resûlullah`a teslîm ettiler. beni hiçbir şey sıkmadı. ancak resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi habersiz görünce sıkıldım. (resûlullah bir sedir üzerine oturmuştu. yanında ensâr erkeklerinden, kadınlarından oturanlar vardı. beni resûlullah yanına oturttu). ensâr kadınları beni resûlullah`a takdîm ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım.
hadisno : 1553
buhari, e’s-sahih, kitabu menakıbi’l-ensar/44; tecrid, hadis no. 1553"

TALAK 4. AYETİYLE EVLİLİK ÇAĞI İLE İLGİLİ BİLGİ VERİLİR

Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

Ay hali başlamadan yaşları sayılmacağını iddia eden arkadaşlar olacaktır. Bu yüzden 12+7'den falan 19-20 yaşlarında olmalı diyorsunuz, ölüm tarihi ve falanca bir takım hesaplamalarla da bunu kanıtlıyorsunuz (kendinizce). Ben de yaşının 20 civarlarında olmasına inanmak istiyorum. Fakat Martin Lings’ hz.muhammed'in hayatı kitabında, hz.ayşe peygamberle evlendikten sonra, yesrib'de ateşli humma salgını başlamış. hz.ayşe babasını ziyarete gidip ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, adamlar çocuk zekasıyla hastalığı anlamayacağını düşünüp şiirle cevap vermişler. (syf:142)

Bu konuyu alıntılarken de aynı şekilde Peygambere ve dine hakaret olmadan Hadis’te aktarılanı yazdım ve bu incelemede var olan hadise dair kaynak da verdim. Reddedip, reddetmemek sizin elinizde.

KİMSEYİ HİÇBİR DİNİ HİÇBİR İNANCI VE HZ.MUHAMMED’İ YARGILAMADAN VEYA SAYGISIZLIK VE HAKARET ETMEDEN BİZİM BAKIŞ AÇIMIZA DAİR BİR ELEŞTİRİ BELİRTİYORUM;

SADECE! BÜYÜK HARFERLE YAZIYORUM. LİNÇLENMESİ GEREKEN SİZİN MANTIĞINIZA GÖRE HADİSLERİ 1000KİTAP’TA PAYLAŞAN KİŞİ!

Dün yediğim linçte Peygamber’in 30 erkek gücünde olması ve bu hadis çok tartışıldı ve REDDEDEN OLDU! ÜSTÜNE ÜSTELİK BU HADİS KUR’AN’DA BİR AYET İLE DESTEKLENMİŞ YANİ SAHİH İKEN! GEÇMİŞ OLSUN! UMARIM BU ARKADAŞLAR YAKINDA İMAN TAZELER TEVBE EDERLER. BEN İNANÇLARINA SAYGI DUYUYORUM ZARAR GÖRMELERİNİ İSTEMEM!

Zeynep ile evliliği;

Muhammed oğulluğu ve azadlı kölesi Zeyd’in karısı Zeynep ile evlenir;

Zeyd Hz. Muhammed’e der ki; Zeynep’i sevdinse hemen boşanayım. Muhammed ise cevap olarak Allah’tan kork karını boşama der ama Zeyd, eşi Zeynep’i boşar ve bunun üzerine, AHZAB SURESİ 37. AYET’TE İNER; Madem ki Zeyd onunla ilişiğini kesti; biz onu sana eş yaptık.

YORUM EKLEMEDEN, NEYSE O, AYET’TE YAZAN AKTARILIYOR!

BURAYA KADAR GELDİĞİMİZ NOKTA DA NE MUHAMMED’İN ŞAHSINA NE DE İSLAM DİNİNE DOĞRUDAN BİR HAKARET BULUNMAKTA. HADİSLERİ DOĞRUDAN AKTARAN BİRİSİNİ SEN İSLAMA HAKARET EDİYORSUN DİYE LİNÇLİYORSUNUZ. BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU DERLER ADAMA.

Kitabın özelinde diğer ufak nüanslar var. Bu incelemeyi okuduktan sonra ar damarınızın yine her zaman olduğu gibi çatlamayacağını biliyorum. Mesaj kısmından ve yorumlar da şahsıma edilen hakaretlerin hepsinin hesabı, zamanı geldiğinde Adli olarak sorulacaktır. Şimdi burada herkesin özelinde soruyorum; suç, okuduğunu ve hadisleri olduğu gibi kaynak vererek aktaranda mı oluyor? Ek olarak bu hadislerin islam’a zarar verdiğini savunanlar dahi oldu. Peki ehli sünnet, imana zarar verecekse Buhari’nin hadis kitabını ne diye kaynak alıyor. Yoksa ehli Sünnet sizin kadar düşünemiyor mu? Okuyan ve detaylı olarak anlamaya çalışanları linçleyerek, Turan Dursun’a suikast düzenleyerek, Sivas’ta aydın yakarak, ne gerçekleri, ne de var olanın üzerini örtebilirsiniz!


Cimer'e vs şikayet eden, dini bütün arkadaşlar olmuş.
Şimdi olayı açıkça tane tane anlattığıma göre beni değil, bu hadisleri aktaran Sahih-i Buhari’yi Cimer’e Emniyet Genel Müdürlüğüne falan şikayet edebilirsiniz. Hatta bu hadisleri yazan Buhari’yi halkın inançlarına saldırdığı ve Halkı Tahrik ettiğine inanarak yargılayabilirsiniz! Seçim sizin.
261 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Öncelikli incelemeye başlamadan önce yorum yapacak arkadaşları bir çift sözüm olacak; incelemede belirteceğim ayetleri ve hadisleri lütfen okumadan buraya gelip bana saldırmazsanız sevinirim:)
Turan Dursun zaten aldığı din eğitimini biliyoruz o yüzden yazdıkların kesinlikle kayda değer olduğunu düşünüyorum.Sadece kafasındaki sorulara cevaplar arıyor bu cevapları Kuran'da bulamadığını , çelişkiler gördüğünü, anlatıp bunları size sunuyor. Ayrıca arkasında durduğu düşünceleri her türlü platformda tartışmak için çalmadığı kapı kalmamış ama karşısına kimse çıkmaya cesaret edememiştir.
Çok uzun bir inceleme olacağı için başlıklar halinde gitmem daha anlaşılır olacaktır.

*Kadın-Erkek Eşitliği;

Bakara Suresi 28. Ayet
Nisa Suresi 3. ve 34. Ayet
Ahzap Suresi 50. ve 51. Ayet

Hepimiz biliyoruz ki semavi kökenli inançların hepsinde ataerkil bir yapı vardır. Kadınlar genellikle 2. planda kalmıştır. Tüm peygamberlerin erkek olması veya Tanrı denildiği zaman aklımıza hemen erkek figürünün canlanması bunlara kanıttır.

*İnsanların Maymuna Dönüştürme Cezası

Araf Suresi 163. ve 166. Ayet

Ayrıca hadislerde geçen İsrailoğullarından kaybolan bir topluluğun sıçana dönüştüğünü anlatan bir peygamber var. Bu olayın detayı için Ebu Davud Sünen/Kitabul Et-ıma/28 hadis no :3795. bakabilirsiniz.

*Kuran'ın Yakılması

Bu bölümü alıntım altında enine boyuna tartışmıştık. Sadece bir düzeltme yapmak gerekiyor; Hafsa, Ebubekir'in kızı değil Ömer'in kızı olacaktır. Tamamen benim dalgınlığından ötürü yapılan bir hatadır kusura bakmayın.
Kuran'ın yakılması olayına tekrar dönersek yazar zaten Kuran değiştirildi veya eksik veya fazla olduğunu söylemiyor. Eleştirdiği kısım ;derlenen Kuran'ın tıpatıp aynısı olan orjinal aslının niçin yaktırıldığı....Açıklamalar daha sonra bir araya getirilen Kuran'ın önceki aslının ortaya çıkmasıyla meydana gelebilecek şüpheleri yok etmek için olduğunu söylüyor. Ama bir öncekiyle aynı olan orjinalin yakılması, düşünen ,sorgulayan beyinlerde elbetteki şüphe oluşturmayacak mıdır?

*Görüş Değiştiren Tanrı

İslamın ilk dönemlerine baktığımız zaman ılımlı hoşgörülü bir politika izleyen Tanrı , İslamiyet güçlendikçe ayetlerini de hoşgörü politikasından uzaklaştırmıştır . Vereceğim örneklere bakarsanız bunu net bir biçimde görmek mümkündür.
Ilımlı ayetler:
Kafirun Suresi 6. Ayet
Bakara Suresi 256. Ayet
Gaşiya Suresi 22. ve 23. Ayet
Nur Suresi 54. Ayet
Ankebut Suresi 18. Ayet
Yasin Suresi 17. Ayet

Hoşgörüden uzak olan ayetler:
Tevbe Suresi 5. ve 73. Ayet
Tahrim Suresi 9. Ayet
Hacc Suresi 78. Ayet
Furkan Suresi 52. Ayet
Maide Suresi 35. Ayet
Tevbe Suresi 29. Ayet

Tabi bazı İslam yorumcuları bu durumu " NESH" ile açıklamaya çalışıyor.
Nesh: Sözcük anlamı, bir şeyi başka bir şeyle gidermek. İslam hukukunda ise; daha sonraki bir hükümle, daha önce var olan bir hükmün kaldırılmasıdır.
Ama NESH olayına bile baksak ayetler arasında çelişkiler meydana geliyor.
Örnek: Nisa suresi 82. Ayet diyorki "Kuran'da ayrılıklar ( çelişkiler) bulunursa , bunun, Kuran'ın Tanrı'dan olmadığına kanıt olabileceği " belirtilmekte.
Diğer ayetler için bakınız;
Kaf Suresi 29. Ayet
Ahzap Suresi 62. Ayet
Fatır Suresi 43. Ayet
Enam Suresi 34. ve 115. Ayet

NESH olayı Kuran'da ayetlerle birbiriyle çelişmektedir.

Son olarak Muhammet peygamberin Türkler hakkında söylediği dehşet verici düşünceleri aktarıp incelemeye burada son vereceğim çünkü yazmaktan yoruldum :(

- Müslümanlar, Türkler ile öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır.
- Sizinle , küçük, çekik gözlü Türkler savaşacaktır. Siz onları 3 kez önünüze katıp götüreceksiniz, süreceksiniz. Sonunda Arap yarımadasında karşılaşacaksınız. Birinci de onlardan kaçan kurtulur,ikinci de kimi kurtulur, kimi yok edilir, üçüncüsündeyse onların tümü kırılacaktır.
Bu son yazdıklarımın tamamını Ebu Müslüm, Buhari, Ebu Davud un hadis kitaplarında bulabilirsiniz.

Nuh tufanı, İsa'nın annesi Meryem, Ay'ın ikiye bölünmesi vs. birçok mucizenin temeline, dayandığı mitolojileri de açıklamış yazar ama o konulara girmeyeceğim,merak eden arkadaşlar kitabı okuyabilirler.

Bu sitede yaptığım en uzun inceleme oldu. Saygı ve sevgi çerçevesinde tartışmak isteyenler arkadaşları beklerim ama ,at gözlüğünü çıkarmamış, sorgulamadan bihaber, özgür düşünmeye cesareti olmayan arkadaşlar ne kendinizi ne de beni yormayın lütfen....
336 syf.
·2 günde·10/10
Çoğumuzun malumu olsa da hikâyeye sonundan başlayalım. Kulleteyn dinlere savaş açan eski müftü Turan Dursun’un şeriatı öğrendiği çocukluk yıllarını anlatır. Turan Dursun uzun yıllar aydınlıkçı din adamı kimliğiyle ön plana çıkmış bir müftüdür. Dinler tarihi okuması ve eleştirel yaklaşımları sonucu dinleri reddetmiş ve ateist olmayı seçmiştir. Yıllarını çalan şeriata savaş açan Turan Dursun yılların bilgi birikimini yazdığı kitaplarla insanlara duyurmak ister. Karanlığın ancak aydınlıkla yenileceğine olan inancı ile bütün tehditlere rağmen bildiklerini güncel dergilerde yazmaya devam eder. Dinin eksik ve yanlış noktalarını bir bir ele alan bu cesur insan sonunda 4 Eylül 1990’da suikaste kurban gidecektir. Fikirlerini yenemeyenler Turan’ı susturmayı seçmişlerdir.

Turan Dursun’un kendi kaleminden okuyacağımız çocukluğu boyunca Doğu Anadolu’da ağa, şeyh, molla üçlüsünün insanları din eliyle nasıl sömürdüğünü göreceğiz. Şeriata, şeyhlere, mollalara içeriden bir gözle bakacağız. Turan Dursun’un anlatımındaki yalınlık ve diyaloglardaki gerçeklik bizleri alıp 1950’lerin Anadolu köylerine götürecek. Köylerdeki o samimiyeti ve çocukluğun o saflığını hissedeceğiz.

Turan’ın nam-ı diğer Türko’nun Kürt şeyhlerinden aldığı eğitim süresince şerri kuralların nasıl işlendiğini, şeriatın ne denli yozlaştığını göreceğiz. Doğu Anadolu insanının sıcaklığını ve samimiyetini kitap boyu hissettiriyor zaten Turan bizlere. Turan’ın iç çelişkileri, tanrıya ilk serzenişlerini de okuyacağız Kulleteyn’de. Türko’nun ilk aşkından dostluklarına birçok hikâye sizleri bekliyor olacak bu kısa biyografide.



Dilerseniz Kulleteyn’in kelime manasını yazarından okuyalım;

“Kulleteyn, ‘İki kule’ (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz (‘tahir’) sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun ‘temiz’di artık. ‘Pislik’erle dolu bile olsa… Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi…. Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu…”
160 syf.
·1 günde·7/10
Bu kitaptan yaptığım alıntılar için birkaç takipçi kaybettim ama olsun, "Gerçek İslam bu değil" düşüncesinde olan insanlarla takipleşmemek her zaman daha iyidir zaten. Çünkü ne kadar görmek istemeseler de gerçek İslam bu. Din bu.

Kitap iki bölüme ayrılmış, ilk bölümde Turan Dursun'un, Tevrat ve Kur'an ağırlıklı olmak üzere cinselliğin ve seksin geçtiği ayetler ve hadisleri anlatışını okuyoruz. Bu kısımda karşılaştırma yapılırmış gibi bir anlatım var ama genele baktığımızda Tevrat'ta geçen örneğin devamında Kur'an'a nasıl yansıdığını göstermiş, yani karşılaştırma yapmışsa bile bu bağlamda yapmış.
Mesela Habil ve Kabil hikayesini Tevrat'a göre anlatmış, bu iki ismin Kur'an'da geçmediğini söyleyip bırakmamış. Neden geçmediğine dair açıklamalar getirmiş. Veya Tevrat'ta farklı Kur'an'da farklı anlatılan hikayelerin neden farklı olduklarını anlatmış, yani hikayeleri anlatıp atlamamış, gerekli açıklamaları yapmış. Bahsedilen örneklerin Sümer, Asur, Babil kökenlerini anlatmış, Yunan ve Roma'ya değinmiş, mesela Pandora efsanesini Azra Erhat'ın yorumuyla aktarmış bize. Bu açıdan çok dolu bir kitap, aramadığınız şeyleri bile bulabiliyorsunuz.

İkinci bölüm ise Turan Dursun'un yakın arkadaşı Gürbüz Tüfekçi'nin ağzından yazılmış, bu iki yakın arkadaşın yıllar boyunca aralarında geçen konuşmalar baz alınarak bir sentez oluşturulmuş ve çeşitli başlıklar altında incelenmiş. Bu başlıklar ilk bölümdeki gibi din ağırlıklı değil de daha çok tarih ve siyaset-politika odaklı. Yeri gelmiş Atatürk'ün din hakkındaki düşünceleri alıntılanmış, yeri gelmiş dinin Türk toplumlarındaki yeri Cumhuriyet öncesi ve sonrası şeklinde incelenmiş. Bu kısım daha yoruma dayalı, dini doğrularla ilgilenmiyor diyebileceğimiz bir kısımdı. Sıkıcı değildi ama bu kitapta çok da yeri yoktu, kitabın başlığına yakışmıyordu.

Kitabı sadece ilk kısmı için bile okumanızı öneririm, okuması keyifli ve düşündüren bir kitaptı. Yeni birkaç şey öğrenmekle birlikte zaten bildiğim şeylerin üzerine düşünmemi sağladı, bu kitapla dini bir kez daha sorgulama fırsatı buldum diyebilirim. Okumadan önce alıntılarıma bakıp kitapta neyle karşılaşacağınıza dair bir fikir edinebilirsiniz. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.
160 syf.
·1 günde·10/10
Anlamak ve görmek isteyene Turan Dursun kaynakları ile birlikte neyin ne olduğunu yüzümüze tokat gibi vuruyor. Ama dediğim gibi anlamak ve görmek isteyene.
93 syf.
·9/10
Hoşgörü dinine mensup olan kişiler tarafından öldürülen Turan Dursun'un akademik ve tarafsız bir incelemesi. Kısa olmasına rağmen bir çok bilgiyi kaynakları ile okuyucuya sunuyor.
Kitabın giriş kısmında ki bir paragrafı şuraya bırakmadan geçemeyeceğim.
"Bu kitabın yazan öldürüldü. Öldürülünce din kurtuldu mu? İdeolojik sorunlar, ideoloji dışı araçlarla, şiddet ve cezayla değil, demokratik bir ortamda ve ideolojik mücadeleyle çözülmelidir."

Yazarın biyografisi

Adı:
Turan Dursun
Unvan:
Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü
Doğum:
Gümüştepe, Şarkışla, Sivas, 1934
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 4 Eylül 1990
Turan Dursun (1934 - 4 Eylül 1990), Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü. İbnü'r Râvendî'nin tâkipçilerindendir. Yapmış olduğu araştırmalarında İslâmiyeti ve peygamberi Hz. Muhammed'i ağır bir şekilde eleştirmiştir. Monoteistik dinler tarihi eğitimi görmüştür. Ateist olmadan önce imam ve müftü olarak çalışmıştır. Daha sonra 1966 yılında TRT'de işe başlamış ve 10 sene boyunca dini içerikli programlar yapmıştır. Emekli olduktan sonra, 1989 yılında, 2000'e Doğru dergisinde haftalık yazılar yazmaya başlamıştır. İslâm dinini açıkça eleştirdiği için köktendinci İslamcılar tarafından ölümle tehdit edilmiştir. 4 Eylül 1990'da evinin önünde köktendinciler tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

1934'te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya geldi. Ailesinin sekiz çocuğundan biriydi. Annesi Kürt, babası Türktür.[4] Beş yaşındayken bütün ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek maksadıyla göç ettiler.

Ailesi ve eğitimi
Babası, aileyi geçindirmek üzere köylerde imâmlık yapmaya başladı. Kıt kanâat geçinen babasının tek arzusu, oğlunun Basra ve Kûfe’deki din alimleri gibi, çok kuvvetli bir din eğitimi alarak eşi benzeri görülmemiş bir din âlimi olmasıydı. Bu amaca yönelik olarak babası oğlunu yatılı din okullarına, Kur'an kurslarına ve birçok ünlü hocanın yanına eğitim alması için gönderdi. Bu hocalardan dinî eğitim alabilmek için Ağrı'dan Muş'a, Adana'ya ve oradan da Türkiye'nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gitti. Biri hariç bütün hocalarından bedava ders gördü. İşte bu hocadan ders alabilmek amacıyla kendisinden istenilen, o zamanın parasıyla 100 TL'yi ödeyebilmek için hem esans satmaya, hem de hocalık yapmaya başladı. Kendisine hocalık yapan bu kişi ise daha sonraları Ankara Elmadağ Müftülüğü'ne atandı.

Diyânet İşleri Başkanlığı’nın İlâhiyat Fakülteleri’nde sürdürdüğü Sünnî-Hanefî-Mâtûridîyye İ'tikadî mezhebi ana ilkelerine dayalı olarak Monoteistik dinler tarihi eğitimi almaya karar verdi. Askerlik çağına ulaşana kadar Kürtçe, Çerkezce ve Arapça öğrendi.

Müftülük yılları
Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamadı. Bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu'nu kısa sürede dışarıdan bitirdi. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışarıdan bitirdi.

İlk imâmlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus'a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra İstanbul'da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük yapmaya başladı. İlk olarak Tekirdağ'da müftü yardımcısı olarak göreve başladı. Ardından Gemerek'te, Altındağ'da, Sivas'ta ve son olarak da Sinop'un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulundu. 1958 yılında başlayan müftülük görevi 1966'da son buldu.

Müftü iken İslâmiyeti, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırarak kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü. Yürüttüğü bu yoğun çalışmaların yanında efsaneleri ve hikâyeleri de okudu. Sürdürdüğü bu yoğun çalışmalar esnasında okuduğu efsane ve hikâyeleri kutsal metinlerdekiler ile kıyaslayan Dursun'nun dinî inancında büyük sarsıntılar meydana geldi. Neticede, dinî inancında tezâhür eden bu dilemmanın etkisi altında kalarak müftülük görevinden istifâ etti.

Prodüktörlük ve yazarlık yılları
Bir arkadaşının önerisiyle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda ambar memurluğu, malzeme memurluğu, koruma memurluğu ve evrak memurluğu gibi görevlerde çalıştı. Ardından prodüktör sınavlarına girdi ve başarılı oldu. Bundan sonra TRT Kültür Müdürlüğü'nde dinî yayınların hazırlanmasında prodüktör olarak çalıştı ve birçok yapıma imzasını attı. Bunlardan en çok yankı uyandıranlar ise şunlardır: Tarihte Türkler, Başlangıcından Bu Yana İnsanlık ve Akşama Doğru. Araştırmasını kendisinin yaptığı ama bir türlü yapımına izin verilmeyen Birinci Büyük Millet Meclisi Öncesi ve Sonrası adlı bir projesi vardı. TRT'deki 16 yıllık görevinden 1982 yılında emekliye ayrıldı.

1987 yılında Doğu Perinçek'le tanıştı ve onun yardımıyla 2000'e Doğru adlı dergide Din Bilgisi adında bir sayfada yazmaya başladı. Daha sonra Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yazdı. Bunun yanı sıra birçok kitabı yayına hazırladı. İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserini Türkçeye çevirdi. Hazırlamakta olduğu kapsamlı Kur'an Ansiklopedisi'nin ancak ilk 8 cildini tamamlayabildi.

Ölümü
Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul'da evinden işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü'ne yönelik operasyonda cinayetin çözüldüğü açıklandı. Örgüt üyesi Arif kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlattı:

“ Mesut (kod adlı İrfan Çağrıcı), yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kur'an-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benimle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak, bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benimle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşümüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık. „

Bu cinayetle ilgili yakalanan İslamî Hareket Örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapisle cezalandırılmış olup halen tutukludur. Turan Dursun cinayetinin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firardadır.

Turan Dursun anısına her yıl Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmektedir.

Uzmanlık alanları
Fıkıhçı, İslam Hukukçusu
Kelamcı, İslam Kelamcısı
Hadis Bilimcisi
Doğu Bilimcisi
Din Etnoloğu

Eserleri
Kulleteyn
Turan Dursun'un çocukluk dönemlerine ilişkin otobiyografik romanıdır. Kitabın sonraki ciltlerinin, yazarın vurulduğu 4 Eylül 1990'da evinden sivil polisler tarafından alındığı öne sürülmüştür.

Kitap, yazarın 11 yaşına kadar aldığı din eğitimi dönemini anlatır. Pek çok baskısı yapılan kitap, çizgi roman olarak da yayımlanmıştır.

Diğer
Allah
Din Bu-1 (Tanrı ve Kur'an)
Din Bu-2 (Hz. Muhammed)
Din Bu-3 (İslamda Toplum ve Laiklik)
Din ve Cinsellik
Dua
Evren Bir Şaka mı?
Kur'an
Kur'an Ansiklopedisi (8 cilt)
Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)
Müslümanlık ve Nurculuk (1971)
Şeriat Böyle
Ünlülere Mektuplar

Çevirileri
İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eseri (2 cilt)

Hakkında yazılan kitaplar
Abit Dursun, Babam Turan Dursun
Abit Dursun, Turan Dursun ve Aydınlanma
Şule Perinçek, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor

Yazar istatistikleri

  • 427 okur beğendi.
  • 2.915 okur okudu.
  • 70 okur okuyor.
  • 2.108 okur okuyacak.
  • 40 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları