Turgay Gönenç

Turgay Gönenç

Yazar
5.7/10
3 Kişi
·
11
Okunma
·
1
Beğeni
·
60
Gösterim
Adı:
Turgay Gönenç
Turgay Gönenç, babasının görevli olarak gittiği Tokat'ta 10 Mart 1939'da ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. İlk ve ortaokulu İzmir'de, liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde okudu, yüksek öğrenimini Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde (1959-1963) yaptı. 1963-68 arasında Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü'nde çalıştı. Bu yılları kendisi "Tam bir karabasandı," diye anlatır. 1968'de görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. İzmir'de yaşamını özel matematik dersleri vererek sürdürdü. İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmakta. 1955 Nisanında İzmir'de açtığı ilk kişisel resim sergisiyle sanata ilk adımını atıyor. İlk yazarlığı `Gece Postası' gazetesine yazdığı köşe yazılarıyla başlıyor. O öğrencilik yıllarından beri dergilerde, gazetelerde şiirler, deneme ve edebiyat incelemeleri yanında resim yazıları da yazıyor. Şiir kitapları: Bozgunda (1962), Ben Severek Büyürüm (1973), Yüzün Senin (1983), Kuşların Göçerken Çizdikleri (1994) ve Oza (Andrey Voznezenzki'den çeviri şiirler), Şiirler (Abdül Vahap El-Beyati'den çeviri şiirler). Sanat günceleri: Zamanın Sularında (1989), Nedim Günsur (1993), Burhan Uygur (çıkacak). Denemeleri: Beni Irmak Boylarına Götür Anne (1998) ve Taşın İçinde Gizlenen (2000).
"İnançlarımız, onlar uğruna verdiğimiz kavga! Biz ayrımına varamadan, inancın yerini alıyordu kavga. Araç, amaca dönüşmüştü bir bakıma. Gencecik insanlarda yaşama hakkını ölüm hakkına dönüştürebiliyordu bu durum. Sanki salt kavga için yaşayan; ama ne uğruna kavga ettiklerini unutan insanların kaosuna çekilmek istenen bir toplum oluşuyordu usuldan. Yaşamın yerini umutsuzluğun, beklenmedik ve saçma ölümlerin aldığı çılgın, belleksiz toplumlar."
"İnsanlara sevinç aşılamaya çalışanların, çoğunlukla en kederli kişiler olduğunu gözledim. Özellikle şairler ve ressamlar."
"Uçurtma ve bisiklet. Bunlar benim içimde hiç yitmeyen ve özenle koruduğum çocukluğumun vazgeçilmez ögeleri olmuştur. Bisiklet yeryüzüyle kucaklaştırmıştır beni, uçurtma gökyüzüyle..."
"Yaşlılık ve ölüm kavramları ne denli iç içeyse, çocuk ve intihar kavramları o denli aykırıdır. Çocukta intihar düşüncesi yoktur. Çocuk ve intihar bir araya gelmişse, geniş boyutlu araştırılması, tartışılması, sorumluluklarının bulunması gereken, trajik bir olaydır bu. Nedenlerine inilmedikçe, toplumsal bir suç olarak, aykırı bir ölüm olarak o toplumu aşağılayacaktır. Türkiye çocuk intiharlarını suskunluk ve sorumsuzlukla karşılıyor, çocuk ölümlerinde olduğu gibi."
196 syf.
Geçmişi Şimdiki Zamana Dönüştüren Denemeler: Beni Irmak Boylarına Götür Anne

Anahtar Kelimeler: Turgay Gönenç, Beni Irmak Boylarına Götür Anne, Deneme, Anı.

Beni Irmak Boylarına Götür Anne; yazar, şair, ressam, eleştirmen, teorisyen Turgay Gönenç’in 1998 yılında Can Yayınları etiketiyle basılan ve 1950’lilerden 1998’e kadar uzanan zaman dilimini konu alan kitabı. Gönenç, kitabında geçmişe dönerek, belleğini meşgul eden anıları ve çok geniş yelpazeye yayılan konularda yazdığı denemeleri kitapta bir araya getiriyor. Kitap, deneme kategorisine sokulmasına rağmen kitaptaki çoğu başlık, anı niteliğinde. Zaman zaman bu anıların bir öykü edasıyla da sunulduğu metinlerle de karşılaşılıyor. Özetle, kitaptaki metinler için “anı-deneme” kavramını kullanmak mümkündür.

Gönenç bu kitabında, atardamarı çocukluk ve gençlik olan anı-denemelerinde, belleğinde yer etmiş görüntüleri yıllar sonra bir yetişkin gözüyle yeniden biçimlendiriyor. Bu biçimlenişte zaman zaman yükselen bir yaşama sevinci zaman zaman da derin derin çağıldayan bir umutsuzluk gözleniyor.

Kitap, başlığı içeriğe işaret eden yedi ana bölüm altında toplanan elli altı tane lirik anı-denemelerden oluşuyor:
-Gezintiler, Döünüşümler
-Çocukça
-Çağrışımlar, Ansımalar
-Konuşmalar
-Gecenin Antitezi
-Taşın İçinde Gizlenen
-Okurken Düşlerken

Gönenç kitabına İzmir sokaklarında geçen çocukluğuna dair anılarla ve bu çocukluk dönemine duyduğu özlemle başlıyor. Bu özlem, Sait Faik’i andıran bir çevre hassasiyetini, geleneksel birikimi ve yitimi, samimiyeti, çocuksu saflığın karşısında sevginin çürümüşlüğünü ve kaybolan insanlık değerlerini de içine alan kapsayıcı bir tahlil. Bu özlemin içinde eski İzmir’in şimdiki İzmir’e dolayısıyla da eski şehirlerin şimdiki beton yığını ve ruhsuz şehirlere dönüşümü üzerine yaratıcı tespitlerde bulunuyor. Örneğin insanların kendi emekleriyle yaptıkları evlere “diplomasız evler” derken mimarların yaptığı beton ruhsuzlara da “diplomalı evler” yakıştırmasında bulunuyor. Kısacası Gönenç, Sait Faik’in İstanbul’u sokak sokak dolaştığı ve Yahya Kemal’in de İstanbul’u anlattığı gibi İzmir’in sokaklarını dolaşıyor ve İzmir’i anlatıyor. İzmir’in yanında İstanbul ve Ankara’ya dair dönemi yansıtan gözlemlerin bulunması da mümkün.

Darbeler, muhtıralar ve savaşlar görmüş olan Gönenç için çocukluk bir kaçış olarak nitelenebilir. Bir yetişkin olarak Gönenç, sürekli çocukluğa dönüş metaforunun etrafında dolaşarak yetişkinliğin çürümüşlüğünden ve kirlenmişliğinden çocukluğun masumiyetine sığınmak istiyor. Dolayısıyla çocukluk metaforu, yaşadığı gayr-ı insani ortamdan rahatsız olan ve yaşadığı ülkeye yabancılaşan aydın bunalımının yöneldiği bir kaçış imgesi. Gönenç çocukluğa sığınırken içinde yaşadığı topluma olan borcunu da ödemeyi ihmal etmeyen duyarlı bir yazar. Çocuk ölümleri, çocuk intiharları, bilim insanlarının katledilmesi, gençlerin sindirilmesi, inançlar için yapılan kavgalar ve bütün bunların kanıksanması gibi toplumsal hastalıkları da cesurca yeriyor.

Çocukluğa duyulan özlemin ağır bastığı bu kitabın başlığında “anne”ye seslenilmesi de içerikle bütünleşen bir başlık seçiminin yapıldığını gösteriyor. Hem çocukluğun anneyle özdeşleşmesi hem de suyun temizleyiciliğinden ırmağa yöneliş önemli. Kitabın büyük bir bölümünde uçurtma ve bisiklet gibi çocukluğa dair nesnelerin sembolik çözümlemesi yapılırken bu sembollerin yazarın edebiyatına verdiği katkı da açıklanıyor. Bisikletin bir sanatçıya nasıl ilham verebileceğini göreceksiniz. Gönenç’in kendi şiirlerinden alıntıladığı parçalar da şairliğinin lezzetinden okura sunulan kırıntılar. Kitapta Gönenç’in edebi görüşlerine ve edebi yolculuğuna da tanık olmak mümkün.

Kitap ilerledikçe Gönenç’in edebiyatın dışında karikatürden sinemaya uzanan derin bir kültür birikimine sahip olduğu görülüyor. Kimler yok ki kitapta: Halikarnas Balıkçısı, Turgut Uyar başta olmak üzere İkinci Yeni, Melih Cevdet Anday, Cahit Külebi, Bedri Rahmi, Karacaoğlan, Luigi Pirandello, Rilke, Bach, Brahms, Bernard Russel, Tagore, John Berger, Beat Kuşağı, Charlie Chaplin, Modigliani, Antonioni… Gönenç bu isimleri anmakla kalmayıp ya bu isimlerle olan anılarına ya da bu isimlerin eserlerine değiniyor. Bazen de her ikisini birden yapıyor. Kitap, “ne okusam” ya da “ne izlesem” diye düşünenler için de bir rehber aynı zamanda.

Sonuç olarak Gönenç, deneme türünün gereği olarak sade bir dil ve samimi bir üslupla, belleğindeki sayısızca görüntü ve kavramı anı-denemelerinde çözümlüyor. Gönenç’in kitabında ölüm ve yaşam, sevda ve ayrılık, özgürlük ve tutsaklık gibi karşıt kavramlar bir potada eritiliyor.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazarı hiç tanımıyordum. Ne büyük eksiklikmiş bu. Bir sahafcının tavsiyesi üzerine aldım. Ve diğer kitaplarına da mutlaka bakıcam.
Sanat açısından aşırı zengin bir kitap. İcerisinde denemeler var kısa kısa. Çoğunlukla bu denemeler sanatla alakalı. Kimisi resim ve ressamlarla ilgili kimisi ünlü müsizyenlerle ve kimisi de edebiyatla ilgili. Okurken çok fazla film ve yazar notu almanıza sebep oluyor. Bazı denemeleri ise kendi yaşamı ile alakalı, bir kaçı da gundelik olguları ele almış. Sayfalari çevirirken çok tanıdık sevdiğim isimlere rastladım, fakat "Mina Urganı okurken" adlı başlığı görünce ayrıca sevindim.
Yazar 1939 doğumlu ve o nesle ait saygıyı, insani zerafeti kaleminde fazlasıyla görüyorsunuz. Fazlasıyla ince ruhlu bir kalemle tanıştığım icin çok mutluyum. Keyifli okumalar dilerim. 🤗
Ayrıntılı yorum tabiki nisan okumalarında olacak. Fakat o zamana kadar dilerseniz başka videolarıma göz atabilirsiniz.
https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw

Yazarın biyografisi

Adı:
Turgay Gönenç
Turgay Gönenç, babasının görevli olarak gittiği Tokat'ta 10 Mart 1939'da ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. İlk ve ortaokulu İzmir'de, liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde okudu, yüksek öğrenimini Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde (1959-1963) yaptı. 1963-68 arasında Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü'nde çalıştı. Bu yılları kendisi "Tam bir karabasandı," diye anlatır. 1968'de görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. İzmir'de yaşamını özel matematik dersleri vererek sürdürdü. İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmakta. 1955 Nisanında İzmir'de açtığı ilk kişisel resim sergisiyle sanata ilk adımını atıyor. İlk yazarlığı `Gece Postası' gazetesine yazdığı köşe yazılarıyla başlıyor. O öğrencilik yıllarından beri dergilerde, gazetelerde şiirler, deneme ve edebiyat incelemeleri yanında resim yazıları da yazıyor. Şiir kitapları: Bozgunda (1962), Ben Severek Büyürüm (1973), Yüzün Senin (1983), Kuşların Göçerken Çizdikleri (1994) ve Oza (Andrey Voznezenzki'den çeviri şiirler), Şiirler (Abdül Vahap El-Beyati'den çeviri şiirler). Sanat günceleri: Zamanın Sularında (1989), Nedim Günsur (1993), Burhan Uygur (çıkacak). Denemeleri: Beni Irmak Boylarına Götür Anne (1998) ve Taşın İçinde Gizlenen (2000).

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 11 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.