Turhan Kaçar

Turhan Kaçar

YazarÇevirmen
7.4/10
13 Kişi
·
33
Okunma
·
2
Beğeni
·
443
Gösterim
Adı:
Turhan Kaçar
Unvan:
Türk Yazar-Akademisyen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
750 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Geç Roma İmparatorluğu Tarihi (284-641).

Kitabın anlatımı okuyana karışık gelebilir. Yerli tarihçiler kitap yazarken olayı iyi anlaşılsın diye giriş gelişme ve sonuç odaklı ele alır. Kronolojik sıra ön plandadır. Yabancı tarihçiler ise kitapları alanında uzman başka bir tarihçi ile sohbet eder tarzda yazıyor. Bu sebeple kitap karışık gelebiliyor. Sanki yazar daldan dala atlıyor hissi uyandırıyor. Ancak bu yabancıların yazdığı hemen hemen bütün kitaplarda böyle oluyor. Yazım ve anlatım tarları bizim yazım anlatım tarzımızdan farklıdır. İlk defa Roma Tarihi üzerine kitap okuyacaklara ağır gelebilir.


Günümüz İtalya'sının başkenti olan Roma merkezli kurulan önce İtalya yarımadası ile Sicilya ve Kuzey Afrika'yı ele geçiren Roma İmparatorluğu, zaman içinde İspanya, Fransa, Britanya, Afrika, Mısır, Yunanistan ve Anadolu'ya yayılarak Fırat Nehri havzasına kadar olan çok geniş bir coğrafyayı kapsamaktaydı.

Coğrafyanın çok geniş olması 250'li yıllardan itibaren bir dizi sorunları beraberinde getirdi. İmparatorluğun başkenti Roma olmasına karşın doğuda Sasaniler İtalya'nın kuzeyinde ve Doğu Avrupa'da göçebe kabileler birbirinden bağımsız olarak ama birbirini izleyen yıllarda Roma topraklarına doğru harekete geçtiler.

Dönemin imparatorları hem doğuda hem de batı ve kuzeyde eş zamanlı saldırı ve tacizlerle uğraşmak durumunda kaldı. Buna bir de imparator adaylarının birbiri ile yaptıkları mücadele eklenince 200'lü yıllara damgasını vuran III. Yüzyıl Krizi ortaya çıktı. 284 yılında İmarator olan Dioclatianus, tek imparatorun geniş bir coğrafyayı yönetemeyeceğini düşünerek "Tetrarşi" denilen aynı anda iki imparator ve iki yardımcı İmarator sistemini getirdi. Böylece Roma İmparatorluğu'nun doğu topraklarını bir imparator ile yardımcısı batı topraklarını ise diğer imparator ve yardımcısı yönetmeye başladı.


İşte Geç Roma İmparatorluğu denilen dönem bu süreçleri kapsamaktadır. Bu dönemin içinde günümüz İstanbul'unun küçük bir kasaba olan Byzantion'un büyük bir şehir olarak tasarlanması ve Constantinopolis adını alarak Roma İmparatorluğu'nun başkenti olmasına, imparatorluğun ikiye ayrılarak Batı Roma'nın çöküşüne ve Doğu Roma'nın İstanbul merkezli hayatına devam etmesine tanıklık edeceğiz.

Geç Roma İmaratorluğu dönemi aynı zamanda Hıristiyanlığın küçük halk kitlesinin dini olmaktan çıkarak III. Yüzyıl krizi ile birlikte tüm Roma topraklarına yayıldığı dönem olmuştur. Pagan olan Roma, tek tanrı inancından dolayı önce Hıristiyanları sindirmek istemiş geniş halk kitlelerinin yeni dine geçmesiyle birlikte ise 313 yılındaki Milano Fermanı ile Hıristiyanlığın meşru bir din olduğu kabul edilmiştir.

Roma İmparatorluğu'nda sıradan okuma yazma bilmeyen biri eğer yetenekliyse İmparator olabiliyordu. Bunun iki yolu vardı. Biri askeri güç ile yönetimi ele geçirmek diğeri ise ölen imparatorun karısı ülkeyi tek başına yönetemeyeceğinden onunla evlenerek imparator olmaktı. Askeri gücü olmayan ancak yetenekli olan pek çok isim dul imparatoriçe ile evlenerek imparator olmuştur. Evlilik yoluyla İmarator olmak bir bakıma sorunsuz zahmetsiz bir şekilde İmarator olmak anlamına geliyordu. Diğer türlü askeri güç ile imparator olan kişiler mutlaka bir meşruiyet kaynağına dayanmak durumundaydı. Askeri güç tek başına bunu sağlamaya yetmiyordu.


Roma İmparatorluğunda Hıristiyanlığın kabulu beraberinde bir dizi dini tartışmayı beraberinde getirdi. Örneğin İsa, baba-oğul- kutsal ruh üçlemesi teslis inancında neydi? İsa ölümlü ise tanrı olamazdı. Tanrı isé İsa'nın aynı anda iki tabiyatı vardı. İşte bu tartışmalar halkı ikiye bölerken imparatorların da araya girmesiyle dini tartışmalar kanlı olaylara dönüşmekteydi.


610 yılında İmparator olan Heracleus 641 yılına kadar yönetimde kaldı. Heraclius'un ömrü 630 yılına kadar Sasanilerle, 630'dan öldüğü 641 yılına kadar ise İslam Ordularıyla mücadele ile geçti. Sasanilerle Heraclius arasında yaşanan uzun savaşları Roma kazandıysa da kazanılan zafer hem Roma'nın hem de Sasanilerin askeri ve ekonomik gücünü tüketti. Bunun sonucu olarak İslam orduları kısa sürede Sasanilerin yıkarak İran'a Roma'yı yenerek Anadolu içlerine kadar girdiler.
118 syf.
·Beğendi·7/10
Kısa tutulmuş bir kitap olmuş, aslından çeviri gibi yapmak yerine, alıntı ve kaynakları da kitaba dahil edip konuyu biraz daha derinlemesine ve uzun anlatmış olsalardı bence çok daha güzel olurdu, bütün olaylardan çok üstünkörü bahsediliyor ki baya bir olaylar silsilesi var...
118 syf.
·Beğendi·6/10
Kitap Hadrianapolis (Edirne) Phiippopolis (Filibe), Chalcedon (Kadıköy), Chyrsopolis (Üsküdar) , Serdica ( Sofya) gibi şehirleri anar ve herşeyden daha önemlisi Byzantium adlı şehrin Costantinapolis'e dönüşmesini anlatan nadir bir eserdir. İsimler, yerler bize bir zamanlar Roma İmparatorluğunun, Avrupa'daki ve Anadolu'daki kavimlerin bambaşka yönlerini de veriyor. Ariusçuluğun güçlü oluşunu, yahudilerin yeri geldiğinde yönetimdeki etkilerini ve Roma İmparatorlarının din değişikliği ve din mensuplarına karşı tavırlarını ve devlet siyasetinin duruşunu da anlatıyor. Dipnot yöntemi kitabı keyifli yapmasa da kitap bir çırpıda bitiyor ve sanki m.s 4., 5. ve 6. yüzyılın fantastik dünyasına küçük bir sefer düzenliyor.
CEM AKDAG
CEM AKDAG Atilla Hunlar ve Roma İmparatorluğunun Çöküşü'ü inceledi.
352 syf.
·Beğendi·7/10
Muazzam bir araştırma, müthiş detaylar. Adeta bir ders kitabı gibi yazılmış. Ancak biraz tarihe meraklıysanız eminim çok hoşunuza gidecek.

Açıkçası bu konuda çok bilgi sahibi değildim. Size komik gelecek ama ben Orta Asya’dan yola çıkıp Karadeniz’in kuzeyinden geçerek Avrupa’ya gelen Hunların ortalığı yakıp yağma ettiklerini ve en fazla on senelik bir süreçte Roma İmparatorluğunu yıktığını düşünürdüm.

Halbuki, Hunlar ,MS 375 yılında Karadeniz’ın batısında Gotlara saldırdıktan bir kuşak sonra MS 455 yılında ( Atilla 453 de öldükten sonra ) Roma İmparatorluğu yıkılıyor.

Bu kitapta Hunlara ait fazla kalıntı ve bilgi olmadığını anlıyoruz.

Eldeki sınırlı bilgilerde Hunlardan nefret eden Romalı tarihçilere ait ve hep olumsuz.
Yazar daha önce hiç Hunları görmediğini tahmin ettiği Ammianus adlı tarihçinin, Hunlar hakkında aktardığı bilgileri veriyor , ardından Atilla ile yemek yiyen Doğu Roma’lı olan ve Kostantinopolis’de sarayada önemli bir görevde olan Paniumlu Priscus adlı tarihçinin bilgileri ile devam ediyor .
Tabii bu arada kitap 5. Yüzyılda istanbul ile ilgili çok ilginç bilgiler veriyor.

Örneğin ; Milet caddesinin surların sona erdiği yerin biraz güneyindeki Mevlevihane kapısı bir eşeği veya yetenekli bir motosiklet sürücüsünün geçebileceği büyüklüktedir. Kapını solunda dış duvarda silik bir şekilde , bir levha Constantinus’un 1500 yıldan daha fazla zaman önce yerleştirilmesini emrettiği yerde durmaktadır.
Mermer levha üzerinde öz Latince bir yazı hala okunabilmektedir.

Thedosius’un emriyle , Constantinius bu sağlam surları iki aydan kısa bir sürede başarıyla inşa ettirdi. Böyle kısa bir zamanda Pallas bile bu kadar güvenli bir hasarı zor inşa edebilirdi.

Çok detaylı ,belgeler ve mantıklı olasılıklar ile şekilendirilmiş bir tarih kitabı.
İlgiyle okudum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Turhan Kaçar
Unvan:
Türk Yazar-Akademisyen

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 33 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 31 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.