Türkkaya Ataöv

Türkkaya Ataöv

Yazar
8.6/10
16 Kişi
·
48
Okunma
·
5
Beğeni
·
579
Gösterim
Adı:
Türkkaya Ataöv
Tam adı:
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
Unvan:
Türk Akademisyen, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Yazar
Doğum:
Gelibolu, Çanakkale, Türkiye, 1932
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Türk akademisyen, uluslararası ilişkiler uzmanı. Uluslararası ilişkilerin çeşitli alanlarında verdiği çok sayıda eserle tanınmış bir Türk bilim insanıdır. Cumhuriyet ve Türksolu gazetelerinde yazmaktadır.
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
 yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.
 
 Hasret 1-2

   
ZOYA kimdir?
Zoya Kosmodemyanskaya, bir gerilladır. 332.nci Alman Alayı onu Petrişşevo Köyünde asmış ve bedenini ipte asılı bırakmıştı. Zoya'nın gerila adı Tanya dır. Görevi yurdunu çiğneyen düşmanın gerisine sızıp onlara zarar vermektir. Nazi işgali altındaki Petrişşevo köyüne ikinci sızışında yakalanır...
Ve Aralık ayının beşin de ipe çektiler... Donmuş ve rüzgarla sallanarak 25 Aralık gününe kadar öylece bıraktılar.
Zoya nın öyküsünü, Nazım hapiste, annesi Celile Hanımı ın getirdiği Fransız gazetesinden öğrenir. O gece oturup yazdığı şiir şöyle başlıyor:
Zoya idi adı...
Senin memleketini sevdiğin kadar
Bende seviyorum memleketimi
Seni astılar memleketini sevdiğin için.
Ama ben Yaşıyorum.
Ama sen öldün.
Sen çoktan dünyada yoksun
Zaten ne kadar az kaldın orada
On sekiz senecik.
Doyamadın güneşin sıcaklığına bile.
Sen asılan partizan,
Ben mahpusta şair.
Nazım, Zoya için şiirini yazadığı sıralarda ünlü sovyet yazarı Konstantin Simonov onun hakkında bir oyun kaleme alıyor, kompozitör Kovaleviski bir opera hazırlıyor, heykeltıraş Zelinski ve Ledeva heykellerini yapıyorlar, Alma Ata 'da hayatı filme alınıyordu. Kitapları, mektupları, güncesi müzelere kaldırılıyordu.
Hele geceleri ışıklandırıldığında renk renk, motif motif bir rüya beldesine benzerdi Kızıl Meydan. Zaten bu sıfatın yüz yıllar önceki anlamına göre, adı: "Güzel Meydan" dı.
Kitap ortada. Okuyucunun da aklına, fikrine güveniyorum. Zaten güvenmesem, kitabımı okusun diye önüne sürmezdim. Öyleyse, önsöze, hele benim yazacağım önsöze ne lüzum var?
Moskova'daki Mayakovski kitaplık-müzesini gezen Nazım bir kenara şunu yazmış: "Güneşin çeşitli nebatlara ışık ve ısı vererek büyümelerini sağlaması gibi, Mayakovski de öteki ozanların kendilerini bulmalarını yardım eder."
Bir Avrupalı gezgin şöyle buyurmuş: "Burası bir kent değil, büyük bir müze. Kent olsaydı, emlak komisyoncuları bulunurdu."
Türkkaya Ataöv
Sayfa 6 - MAY Yayınları
381 syf.
·Beğendi·7/10
15 Temmuz 1976 da Siyasal Bilgiler Fakültesi 3. sınıf öğrencisi iken yardımcı ders kitabı olarak almışım. Bu gün kitaplarımın arasından tekrar elime düştü., Yine siyah mavi ve kırmızı çizgiler satıların altında tazeliğini koruyor olduğunu gördüm. Bir sürpriz de, O dönem sınav takvimi sayfalar arasından merhabayı çaktı bana. heyecanlandım.7 eylül tabi 1976 yıl: istatistik/maliye 2 sınav aynı gün. 9 eylül: Siyaset bilimi/ Medeni hukuk, 2 sınav. 11Eylül: İdare Hukuku, 13 Eylül: Devrim Tarihi, 15 eylül İktisat makro/ iktisat mikro, 29 Eylül: Uluslar arası ilişkiler, 1 Ekim: Ceza Hukuku, 5Ekim: Yönetim Bilimi, 7 Ekim: Kamu Hukuku/ Devletler hukuku...
İlhan Selçuk bu kitap için şu yorumu yapmış:" Milli bilincin kör közünü açmak için keskin bir operatör neşteridir Ataöv'ün kitabı. Çok çok doğru yerinde kullanılmış bir ifade. Bu gün, Yakın coğrafyamızda neler oluyor?, dünyada neler olup bitmekte, işte bunların menşeine inebilmek için bu tür araştırma kitaplarının tüm aydınların, siyasete ilgi duyanların okuması gerektiğine inandığım bir yapıt. Emperyalizmin son hareketliliği Sadece bizim coğrafyamızı değil, dünyayı ilgilendiren bir husus olduğu için gerek bizim gerekse tüm aydın kitlelerin okuması gerek, Ayrıca bu bilimsel, siyasal araştırmaların dünya basınından da takibinin yapılması şart...
Belki kitaptaki sayısal veriler, yön ve stratejiler değişmiş olsa bile ( Soğuk savaşın bitmesi, SSCB nin dağılması, Milliyetçilik kavramlarının farklı mecralara yol alması vs. gibi)Artık 20nci yüz yılın ve 21 y. yıl da, kapitalizmin emperyalizm aşamasına vardığı ayan beyan bir gerçektir.
Ben tekrar okuyacağım... Okunmasında gerçeği görebilmek, oynanan oyunların şifresini bozmak en azında anlamak için okunmalı....
170 syf.
·Beğendi·7/10
Prof. Dr Türkkaya Ataöv, 1970- 72 yıllarında S.S.C.B' ne Ankara Üniversitesince Nazım Hikmet hakkında incelemelerde bulunmak üzere görevlendirilince, ortaya bu eser çıkmış. İyi de olmuş. 1976 yılında baskıdan da çıkınca aynı yıl bizlerle buluştu Değerli hocamızın bu eseri.
Hocamız diyorum, çünkü 1974 de benimde eğitim, öğretim gördüğüm Siyasal Bilgiler Fakültesinde Hocaydı. Benimde hocam oldu.. Zaman zaman bizzat kendisinden gezi ve kitap hakkındaki değerlendirmelerini, gözlemlerini dinleme şansına nail olan kişilerdenim.
Kitabın inceleme ve baskı aşamasındaki Türkiye'nin Politik ortamını hatırlamak gerekir. 12 Mart Tezkeresinin atmosferinin sıcak ortamı, ardından Milliyetçi Cephe Hükümetleri, Öğrenci olaylarının tavan yaptığı atmosfer, Ders kitaplarını okula sokarken Sıkı Yönetim Komutanlıklarından alınan belgelerin polise ibrazı v.s
Bu kitabı okuyacakların bir edebi eser umudunda olmamalarını, bir biyografi ile karşılaşmayacaklarını, Nazım Hikmetin Hayatını anlatan bir eser olmadığını kendilerini hazırlamaları gerekir.
Kitap, adında olduğu gibi Nazımın Çektiği hasret ateşinin anlatımı var. O da özetle "Memleketim, Memleketim" dizelerinin de ele verdiği gibi 'memleket hasreti' olduğunu belirtmeliyim.
Ayrıca Nazımın,hakkında ki bazı yersiz yakıştırma ve asılsız suçlamaların açıklanması da var,
Ayrıca, Nazımın yaşamından kesitler verilirken; onun sanata bakışı, tüm sanatlara,olan yaklaşımı da var.Birde kitabın sonlarına doğru Şairin o günlere ait bir çok fotoğrafı ve kendi el yazısı ile şiirleri de mevcut.
Dünyanın dönemindeki büyük şairlerin, yazarların, ressamların bazı tanıtımlarını ve onlarla Nazım'ın yakınlaşmalarını da ihtiva etmekte.
Bu kitabı okumak isteyenlere bir tavsiyem daha olacak; Osman Balcıgil'in CELİLE'si ile ardaşık okurlarsa bu kitap size farklı bakışların kapısını da açmış olacaktır.
Dediğim dedik, ve bildiği doğrudan şaşmaması nedeniyle, Sovyetler de geçirdiği yaşam süresinde de başını dertlerden eksik etmediğine de şahitlik etmekte kitap.
Benim dikkatimi cezbeden ve okurken tebessüm ettiğim bir hususu da belirteyim..
İşte o 1970 yıllar boyunca Ankara'nın havası o kadar kirliydi ki radyolar bazen sokağa çıkılmamasının tavsiyesini ederlerdi. Akşam oldu mu bilhassa kış mevsimin de göz gözü görmez nefes alamazdınız. Değerli hocamız bunun etkisinde kalmış ki, Kendisini, bir mimarın mihmandarlığında Moskova'yı gezdirirler iken havanın nedenli temiz olduğu, şehrin ikinci dünya savaşı sonrasın da imarına nedenli önem verildiğini, yeşil alanların parkların büyüklüğü, Eski eserlere nasıl sahip çıkıldığını izah etmekten kendini alamamış. Ama illa ki o hava durumu var ya beni aldı götürdü, Ankara nın o günlerine. Yüzümde hüzünlü tebessüm, Kulağımda "Ankara nın Taşına bak, Gözlerimin Yaşına bak" ezgisi gitti, geldi, gitti geldi...
46 syf.
·Beğendi
Ressam Eşref Üren hakkında yazılmış nadir eserlerden birisidir. Alanla ilgili olanlar için okunma listesinde olması gereken bir eserdir. İngilizce öğrenenler de kitabın dilinin İngilizce olması hasebiyle istifade edebilirler.
128 syf.
·3 günde·7/10
Yazar'ın kitaplarından bir kaçını kitap fuarından almış ve kitapları imzalatma imkanım da olmuştu. Kendisi ileri yaşına rağmen dimağ ve beden olarak son derece sağlam ve sağlıklı. Öz geçmişini okuyunca büyük bir adam ile karşı karşıya olduğumu anladım.

Yazar'ın Afrika kıtası konusunda uzmanlığını bizim ülkemizde pek bilen olmasa da yurtdışında ve özellikle kara kıtada kendisi bir hayli meşhur. Zaten ülkemizdeki bu vurdumduymazlıklara da kitapta bir kaç noktada sitem ediyor.

Yazar'ın akademik çalışmalarından bir özet ve hatta not denebilecek bu kısa kitapta Afrika'nın kısa tarihi, önemi ve emperyalizmden başına gelenler kısaca anlatılıyor.

Yazar kitapta özetle emperyalistlerin "Afrika'yı keşfettik" yalanına "Keşfedilen bir yer varsa bu belki Avustralya olabilir ama zaten yüzlerce yıldır ticaret yaptığınız yeri keşfedemezsiniz", "Afrikalı vahşileri medenileştirmek için oraya gidiyoruz" yalanına "Vahşi olan, yaptığınız katliamlarla sizsiniz, zaten yüksek bir medeniyet sahibi olan insanları medenileştiremezsiniz" cevaplarını ve bunların örneklerini veriyor.

Kitapta Güney Afrika'daki ırkçı rejim tarihçesi, Kongo'da Belçika'nın yaptığı katliamlar, İtalya'nın beceriksiz Habeşistan işgal girişimi gibi ilginç konulara da değinilmiş. Kitap içinde siyah-beyaz da olsa zengin görsel içerik de mevcut.

İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Türkkaya Ataöv
Tam adı:
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
Unvan:
Türk Akademisyen, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Yazar
Doğum:
Gelibolu, Çanakkale, Türkiye, 1932
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Türk akademisyen, uluslararası ilişkiler uzmanı. Uluslararası ilişkilerin çeşitli alanlarında verdiği çok sayıda eserle tanınmış bir Türk bilim insanıdır. Cumhuriyet ve Türksolu gazetelerinde yazmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 48 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 68 okur okuyacak.