Umur Çelikyay

Umur Çelikyay

Çevirmen
7.6/10
5 Kişi
·
11
Okunma
·
0
Beğeni
·
18
Gösterim
Adı:
Umur Çelikyay
Unvan:
Türk Akademisyen ve Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
320 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Ulysses ve Finneganın Vahı gibi çetin ve zor kitapların kendi kulvarına göre revaçta olmaları keşfedilmemiş, zor anlaşılır algısından kaynaklı bir durum. Gizli ve yasaklı olan her şeyin daha çok merak edilmesi gibi, pek az kişinin okuyup anladığı bir eserdeki bulmacaları, kelime oyunlarını çözen nadir kişi olma hevesinden başka bir şey değil. Belki binlerce gönderme içeren metinlerin estetik, mimetik ve retorik şifrelerinin tam olarak neyi ifade ettiğini bilmeden kitabı anlamak çok güç. Yabancı sözcükler ve kelimelerin değişimliği hakkında açıklayıcı dipnot düşmeye gerek bile duyulmayışı zorluğu bir anlamda katlıyor. Yorumlara göz gezdirdiğimde eserde yer alan Arapça, Fransızca, Türkçe, Almanca dillerinin sözcükleri olduğu ve bu sözcüklerin Joyce tarafından bükülüp farklı anlamlar kazandığını, dolayısıyla salt İngilizce ile metinlerin anlaşılamayacağı ve çevirinin zayıf kalacağı hakkında haklı ve detaylı bir eleştiri okumuştum. Umur Çelikyay zor bir işi başarmış olabilir fakat yazarın göndermelerde bulunduğu kavramları gerçekten anlayarak mı çevirdi açıkçası çok merak ediyorum bunu. Zaten zor olan bir eserde hiçbir dipnotun olmaması tam olarak anlam kargaşasına dönüştürüyor eseri. Sözün kısası, Ulysess sözlüğü gibi Finnegans Wake sözlüğüne-varsa eğer- mutlaka ihtiyaç duyulmalı.


Umberto Eco’nun: “Bir metni uyanıkken düş görmek için kullanmak yasak değildir, zaman zaman hepimiz yaparız bunu.” Sözünün bütünleşmiş hali olarak niteleyebilirim bu kitabı. Bilinçaltının konuşması; bir rüya konuşmacısının sayıklamaları ve iç monologlarla Joyce-vari kapalı cümlelerin birleştiği metinler olarak yorumlayabiliriz. Yüzlerce ve belki sayısı binleri bulan karakter, yine binlerce farklı kelimeden oluşan bir eseri bitirebilmek, tam olarak kendini adamayla ve sabırla mümkün. Kapağı gibi karanlık, geceyi anımsatan bir eser Finneganın Vahı. Çevirmenin dediği gibi, “Bilinçli halimizdeki uyanlık zihinlerimizden çok, uykudayken bizi uyandırmaya çalışan bilinçdışı zihinsel faaliyetlerimize yönelik kaleme alınmış kült bir metin.”

Gece hemen! Söyle bana, Söyle bana, Söyle bana, Söyle bana, karaağaç! Gece gece! Sap ya da taşın öyküsünü anlatbana! Nehirleyen sularının yanı sıra, gelipgiden sularının onun. Gece! (sf. 316)

BİR BAKIŞTA FİNNEGANS WAKE
Dil oyunları, bükülmüş klişeler, şifreler, gizemli semboller, kilise ve din, savaş sanatı, biracılık, avcılık, kasaplık, cinsel imalar, hiyerarşi, aristokrasi, motifler, ifadeler, deyimler, Peygamberler, felsefi göndermeler, mizah, farklı dillerin bükülen çok anlamlı sözcükleri… İçerisinde çokça göndermeler bulunan metinlerin kime/kimlere atıfta bulunduğunu kavrayabilmek o kadar güç ki. Biri üzerinde sonuca ulaşılsa bile kitabın bütününe işleyen kelime oyunlarıyla başa çıkabilmek neredeyse imkansız!


Birden fazla sözcükten oluşan tümce kombinasyonları ve içerisinde birçok anlamı taşımakla birlikte ayrı anlamları da eşzamanlı olarak içeren metinler eserin belirgin ve en önemli özelliği. Sanırım Joyce’un eserlerinde net olan şey, söyleyeceği bir şeyi doğrudan değil, uğraş veren kapalı bir anlatım biçimi kullanarak ifade etmesidir. Sürgünler ve Ölüler bu yönden Finnegans Wake ile karşılaştırıldığında dolaylı cümlelerin yalınlıkla ifade edilmesi ile ayrılıyor.


Kitapta çok sık geçen sıradan sözcük ve sayıklamalardan birkaçı; Hiyerarşimimariali. - Vikgörgit sen! - Çokk memnuonum. - Yüke Tanrım. - Kadın ağfıyla pelfek pelfek konuftu ona fundan bundan.- vs vs.
“Klşlökşjlkhaaskljajhuhjuhıugıaohkjdhjagodajhoaıshohkahjdıoaıuhşlkaljıobölüğğl” tarzında bir şey görürseniz random falan sanmayın, bilin ki Joyce, gök gürültüsünü harflere döküyordur…. :|

Soluk aldırmayan ve çaba gerektiren kitapların güzel bir yanı varsa bir sonraki kitabı rahat okuma hazzını daha derinden yaşatacak olmasıdır bana göre. Anlaşılmaz olan şeyi çekici bulmuyorum kesinlikle, yine de eserin kütüphanemde olması güzel bir his uyandırmıyor değil. Güçlü cümlelerin yalınlıkta saklanabilmesi edebiyatı, edebiyat yapan şeydir.
320 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10
GİRİŞSİZ İFADELERLE DALALIM YAVAŞÇA

Hayatın sıradanlığından sıkılmıştır herkes. Sıradanlık iliklerimize kadar işlemişken vazgeçmek, olağandışı şeyleri hayatımıza sokmak, farklı uygulamalar yapmak vs. imkansız hale gelir. Belki korkudan belki bilinmez oluşundan... Bunu genele yayabiliriz yani kitapları da katabiliriz. Hep aynı türden şeyler okuruz yahut aynı yazarın kitaplarını... Bu da tek bakış açısını sürdürüp bu şekilde hayatımıza yön vererek son nefesimize kadar aynı yaşamamıza yarar sadece.
Ancak bu noktaya gelinmiş ise yani James Joyce okunmaya karar verilmiş hatta bazı kitapları okunmuş beğenilmiş ise bitmiştir bu monotonluk. Abartı ise abartı! Sevme zorunluluğu olmadığı gibi okuma zorunluluğu da yoktur elbette. Seviyorsak sebebi var! diyerek gelelim meseleye:

Çeviri ile başlayalım öyleyse;
Gerek sevgili Turhan Yıldırım 'ın iletisinde belirttiği gibi (#46060836) gerekse özelde açıkladığı kadarı ile bu eser, Aylak Adam'ın üç parça Google Translate'e benzeyen çevirisi yerine Sel Yayıncılık'dan okunsa daha isabetli olur. Alıntılardan da zaten hangisinin iyi olduğu az çok belli oluyor. Her şeye rağmen Joyce söz konusu olduğu için sevdim kitabı. Zor olan kitabı çeviri ile daha bir zor hale getirmek de oldukça başarılı bir olay tabi. İlerleyiş ile birlikte yeni bir başlık:

TÜRLERİN KARMAŞASI

Tiyatro dili ile yazılmış bazı bölümlerde; komedi, ironi ve benzetmeler ile süslenmiş cümlelerin yanı sıra sanki sahnede izliyormuş gibi hissettim. Ancak bu his ile birlikte gözümde canlanan şeyler oldukça saçma ve komik olduğu için düşünmemeye çalıştım. Başarılı oldum mu? Hayır. Sonuç: Kahkaha!

Tekerlemeler de cabası tabiki. Neyseki bunlar fazla Türkçeleştirilmemişti. Yoksa vay haline...Bildiğimiz tekerleme değil tabiki. Dil sürçmeleri ve sesli /sessiz harflerin rastgele (tabi bize göre rastgele) dizilimi ile oluşan.
O da ne ki, neyden bahsediliyor? İşte buna ne yazık ki cevap veremeyeceğim. Anlamak için okumak lazım. Pardon anlamak için değil görmek için. Anlamak ne haddimize.

Bir diğer tür ise masalımsı ve destan karışımı cümleler. Ancak öyle normal değil. Yani giriş gelişme sonuç bölümleri ile karşılaşmak yok. Azıcık oradan azıcık buradan ortaya karışık tatlı tuzlu karışımı. Hamsi tatlısı gibi. Benzetmem saçma gelmiş olabilir belki ama ne desem saçma olacak zaten.

Gelelim asıl sorunlu yerlere... Dinleri birbirine katacak, sinirleri hoplatacak kelimeler cümleler... Kitabın büyük bir kısmında bu imalar yer almış. Yasaklanma sebebi Ulysses'i geçmiş. Yani bir Ulysses yasaklanmış ise bu kitaba ben ne diyeyim...
Hatta artık ben ne diyeyim? Zaten yazmayalı çok olmuşken, Joyce görüp dayanamazken, çok sevdiğim dahi ile ilgili neler söyleyebilirim ki artık?
Bu huysuz adamı seviyorum. Joyce okumaya devam! Bıkmadan yılmadan...

Yazarın biyografisi

Adı:
Umur Çelikyay
Unvan:
Türk Akademisyen ve Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 11 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.