Vahdi Hatay

Vahdi Hatay

Çevirmen
6.8/10
11 Kişi
·
25
Okunma
·
0
Beğeni
·
73
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
229 syf.
·18 günde·Beğendi·5/10
Bu kitapla ilgili söyleyebileceğim beğeni cümleleri en çok kitabın düzenleniş, yayına hazırlanış şekliyle ilgili. Günümüzde yayınevleri çok fazla kitap çıkarıyor, birçoğu çok fazla okunuyor. Ama çeviriler kötü değilse bile kitap ile ilgili bilgiler kitaplara eklenmiyor, kimilerine önsöz bile yazılmıyor, okurlara bir ön okuma kitapla ve yazarla ve dönemle ilgili ufak ipuçları vermek zahmetine girmiyor ne çevirmenler ne de yayına hazırlayanlar. Ön okuma metni hazırlayan yayınevlerinin kitaplarını ayrı ayrı çok seviyorum. Çünkü yalnızca ana metni okumak, altı çizili o büyülü cümleleri bulmamıza her zaman yetmiyor ve ufak yönlendirmeler bu konuda çok iş görüyor.

Kitap öncelikle kitabın çevirmeni Vahdi Hatay'ın önsözü ve ardından Fransızcaya çeviren Amelot de La Houssaye'in önsözü ile başlıyor.

Fransız tarihçi Houssaye önsözünde insanların genelde Makyavel'i okumadıklarını, okuyanların da birçoğunun onu anlamadığını söylüyor. Dinsiz olmadığını söylüyor, bunu savunabilecegini ama bundan çıkarı olanların bunu yapmasını tercih edeceğini söylüyor. Sonrasında Frederik buna karşılık: "Bir adam dünyaya cinayet ve zehirleme dersleri veriyor, mütercimi ise onun dindarlığını ağzına almaya kalkışıyor !" diyerek eleştiriyor. Kitap diziminde Makyavel'i savunan Houssaye ve Büyük Frederik'i onun ardına koyan okunması çoğalması gerektiğini söyleyen Voltaire'in önsözü ard arda. Sanki sırtlarını bu önsözlere dayamışlar gibi. Ayrıntılı bahsettim belki ama çok beğendim böyle olmasını. Bir şeyi eleştirisiyle birlikte okumak ikisi arasında git gel yaşamak gayet keyifli.

Frederik: " İnsanlığı mahvetmek isteyen bir canavara karşı onun savunmasını cesaretle üzerime alıyorum; panzehir hemen zehirin yanında olsun diye de eser hakkındaki düşüncelerimi Makyavel'in her bölümün sonuna ekledim." diyor gururla. Voltaire de bunu çevirmek ve herkese okutmak ile görevli görüyor kendini.

Ben de kitabı bölüm bölüm Makyavel ve çürütülme denemesi şeklinde okudum. Bu biraz zahmetli yorucu bir okuma oldu. Ama Frederik birebir yorum yaptığından böyle okumak şarttı.

Makyavel aslında hükümdarın nasıl olması gerektiğini anlatmıyor örnekler ile düşüncelerini temellendiriyor ve dayanak buluyor söyleyeceklerine. Kendisi hiç söylenmemiş, hiç yaşanmamış bir şeyi ortaya koyuyor değil. Kitabın başında verilmiş mektuba göre Makyavel bu kitabı Laurent Medicis'e hükümdarlıkta kolayca yükselsin ve orada kalabilsin diye yazmış.

Makyavel ile ilgili hep aynı eleştiriler yapılır, mübah kelimesi kesin kullanılır bu eleştirilerde , hiç kimse okuduğundan bahsetmez tanıtım yazılarından yararlanır genelde bu da beni hiç memnun bırakmaz.

Bence Makyavel'in yazdıklarının eleştirilmesinde ana sebep orantısız olması, hatta bir yöne yatmış bakış açısı. Çünkü Makyavel kendine belli düşünceler seçmiş onları destekleyecek örnekler bulmuş. Kötü örnekleri kötü adamlarla örnekleyerek iyi bir sonuca varmaya çalışmış. Makyavel yalnızca kendini kanıtlayacak olan kısımları almış kalanları yok saymış. Evet insan nankördür ama nankör olmayanlar da vardır, evet insan iki yüzlüdür ama dürüst olanları da vardır, evet insan en çok korkudan eğilir ama başkaldıran cesurlar da vardır. Zaten bu böyle olmasa dünya devrilirdi bir yana doğru, dünyayı dengede tutun bu zıtlıklar değil mi?

Makyavel'in anlatımını çok kuru buldum. Söylediklerine ikna etmek amaçlı verdiği örnekleri herhangi biri tamamen anlayamaz bence daha ayrıntılı aktarılsa herkes için anlam ifade ederdi. Sonra çok dar kapsamda kalmış, yönetimi yalnızca insanların kötü olduğu ve hükümdarların da kötü olması gerektiği düşüncesine göre inşa etmiş. Bu da onu sürekli zorba ve dinsiz olarak eleştirmelerine yol açmış. Verdiği örneklerin de öyle çok kapsamlı olduğu yok, mesela defalarca Borgia'dan bahsediyor. Aslına bakılırsa verdiği bu örnek kişilerin de sonu hep felaket olmuş. Sonrasında her sayfada yeni bir şey söylemediğinden sürekli tekrarlayan kalıplar sıkıyor insanı. Onu okuduğumda birçok hak verdiğim cümlesi oldu ama Frederik'i okuduğum zaman onun fikirlerinin ne kadar olgun ve kapsamlı olduğunu gördüm. Makyavel güzel cümleler kuruyor ama ilerisini çok da düşünmüyor. Ileriyi görme, başka varsayımlarda bulunma marifeti pek yok. Nasıl ki bu hükümdarlar için çok kötüdür diyor aynı şekilde kendi yazısı için de bir başarısızlık örneği.

Frederik'in Çürütme Denemesi çok daha zihin açıcı. Makyavel'in yazdıkları mantıklı gibi gelecekken Frederik onun söylediklerini yerle bir ediyor. Çok çok az bir yerde Makyavel'e katılsa da genelde her öğüdünü yanlışlıyor. Frederik akıl verebilecek kadar yetkin en azından Makyavel'e kıyasla ancak o da eleştirme işini öylesine abartmış ki bir zaman sonra sıkıcı olmuş. Çünkü 100 sayfalık bir kitaba 150 sayfalık bir eleştiri yazmış. Düşünceleri hem fikir hem ahlak açısından her seferinde tekrar tekrar yorumlamış. Bir zaman sonra hükümdarla ilgili dediklerinde olduğu gibi ahlakla ilgili sözleri de sürekli tekrar ediyor. Bir çürütme tezi ancak bu kadar kitap yazarının kişiliğine indirgenebilirdi. Bu sebeple bir zaman sonra fikri bir şey katmamaya başlıyor. Metni okurken de fark edilen bir şey var ki o da Frederik sanki Makyavel'in karşısına geçmiş de onu azarlar gibi.

Çürütme Denemesi ile birlikte okuma yapmak hem doyurucu hem yorucuydu. Ancak yine söylemek isterim ki kitap hazırlanış şekli ile dolu doluydu. Ben çok iyi bir okuma yaptığımı hissediyorum.

İyi okumalar!
132 syf.
·2 günde·7/10
Sahip olduğuyla yetinmeyi bilemeyen bazı sermaye sahiplerinin,
kendilerine nispetle daha büyük, ama kısa yoldan para kazanma konusunda aynı tıynette bir başkası tarafından, hisse senetleri piyasası üzerinden oyuna getirilerek, yutulup, iç edilmesini konu alan,
ekonomi bilimine aşina olanların bile okurken anlamakta zorlanabileceklerini tahmin ettiğimden,
yoğun bir konsantrasyonla okunması gerektiğini düşündüğüm,
günümüz finans dünyasında yaşadıklarımıza dair dersler çıkarabileceğimiz,
çok kısa ama çok şey anlatabilen bir eser olmuş.
229 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Hükümdar, Machiavelli'nin üzerine çok konuşulan eseridir. Ancak sanırım bu konuşmaların birçoğu onu ve eserini kötülüklerle itham etmek üzerinedir. Okuduğum basıda, Remzi Kitabevi'nden çıkan, Vahdi Hatay'ın Türkçe'ye çevirdiği, içinde eseri, Fransızca'ya çeviren Amelat de la Houssaye'nin önsözü, Büyük Frederik'in çürütme denemesi, Voltaire'in de ona yazdığı önsözüyle birlikte sunmuş Hatay. Hatay kendi yazdığı önsözde eserden biraz bahsettikten sonra, Houssaye'nin Fransızca'ya çevirdiği eser için yazdığı önsözde satış güdüsüyle tarafsız olamayacağını, Voltaire'in de Frederik'in sarayında bulunduğundan tarafsız olamayacağını işaret ediyor. Zaten tarafsız da olmamaları gerekiyor bence. Hatay da bu tarafsız olma durumuna katılmayıp ya Machiavelli'yi kötülüğe mahkum etmeliydi ya da onu politikanın dahi kuramcısı diye göklere çıkarmalıydı demiyorum ama yargısını bildirseydi en azından ilgili bir kişinin fikrini öğrenmiş olurduk.

Nedense bu aralar sıklıkla karşılaştığım bir durum olarak insanların "apolitik"leştirilmeleri olgusu revaçta. Sanırım Hatay da bu güdüyle geri durmuş eser üzerinde yargısını belirtirken. Ama ben tarafımı seçeceğim, hem de bu politikayla ilgisizleşmeye, tarafsızlığa da karşı çıkarak. Her zaman sözü edilen bir diğer olguyla birleştireceğim bunu, o da insanların uzman olmadıkları konularda konuşmamalarının gerektiğinin düşünülmesi. Hayır, bence insanlar konuşabildikleri her konuda konuşmalıdırlar zaten konuşabildiklerine göre bir ilişikleri var demektir. Hatta bu yığınlaşan konuşmalar faydalıdır da çünkü kirlilik temizlik gereğini doğurup, uzmanları harekete geçirir. Ayrıca politika konusunda ise insanların konuşmalarından ve taraf tutmalarından daha doğal bir şey olamaz çünkü hüküm olgusunun bulunduğu bir sistem içerisinde dünyaya gelen her insan politik bir kişidir. İnsanları böyle konularda tarafsızlığa itmenin, hastaya, rahatsızlığını doktora söylememesi gerektiğini söylemek gibi olduğunu düşünüyorum.

Benim Machiavelli'nin bu eseri üzerine olan düşüncelerime gelecek olursam. Hükümdar bir kere politika kitabı değil İl Principe (Prens)'e yazılmış bir öğütler kitabıdır. Politik düzenin hükmedenine yönelik yazılan bu kitabı politika kitabı olarak görürsek, politik düzen içinde yaşayan, hükmedilen insanlara yönelik yazılan kitapları da politik kitap olarak saymak gerek diye düşünüyorum. Buna bir örnek verirsem daha açıklıkla ortaya koyabilirim diye düşünüyorum; örneğin toplu yemeklerde nasıl davranılacağı, komşularla nasıl geçinileceği, oy kullanma işleminin neler dikkate alınarak yapılacağını anlatan bir kitap, yani kısaca vatandaş el kitabı nasıl politik değilse Hükümdar'da politik bir kitap değil.

Şöyle ki eserin ilk bölümlerinde yazar, inceleme dışında bırakacağı alanları sayıp, çıkararak, sonunda yeni başa gelmiş bir hükümdara tavsiyelerde bulunuyor, bazısı bugün de iyi sayılabilecek, bazısı bugün hoş karşılanmayan. Zaten politik olmasının dışında, Machiavelli'nin yaşadığı dönem İtalya'sının karışık siyasi havası ve kendi hayatındaki, Floransa Cumhuriyeti'ndeki sekreterlik görevi dikkate alınırsa, eserinin özü daha iyi anlaşılabilir. Bunun dışında yine Machiavelli'nin kaderinde de diğer yazarların uğradığı bir başka felaket de onun kötü değerlendirilmesine yol açıyor. Machiavelli'nin Titus Livrus isimli Romalı tarihçinin 142 ciltlik, Roma Tarihi Ansiklopedisi'nin, Roma'nın cumhuriyet dönemini anlatan ilk 10 cildine yazdığı açımlamalardan oluşan Discorsi isimli eseri de göz önünde tutulmaz. Bunu bir de 1500'lerde yaşamış, Machiavelli'nin eserini 1700'lerde değerlendiren Voltaire ve Frederik'in yapmamaları şaşırtıcı bir eksiklik olmuş.

Aslında yöntem olarak da birbirine çok benzeyen Hükümdar ve çürütme denemesinin yan yana konulması bir açıdan iyi olmuş, çünkü okuyucu şunu yakalayacaktır ki nasıl Machiavelli okuduğu tarihlerden hükümdara tavsiyelerde bulunuyorsa Frederik de aynısını yapıyor. Hatta öyle ki Frederik de bir yerde hükümdarların iç işlerinde dürüst dış işlerinde kurnaz ve hileci olmalarını öğütlüyor. Ancak bunu Machiavelli yapınca o suç profesörü oluyor. Erdem, iyilik, adalet her yerde aynıdır, kötünün de hakkı olduğu gibi insanların vicdanlarıyla yapacakları değerlendirmeler ve eleştiriler hor görülememelidir, hele ki o insanın yaşadığı bağlam tartılmadan. Böyle yapıldığı zaman biz de Frederik'i hor görme yetkisine sahip oluruz ki, onun da eserinde çelişkiler ve ahlaksızlıklar vardır, çıkar onun da eserinin temel dayanaklarındandır. Son olarak söyleyeceğim ki eserin içerisinde her ne kadar eski dönem düşünceleri hakim olsa da (Surlar, piyadeler, Krallar), modern dönem için de birçok nokta gözetilerek okunabilir, anlaşmalar, savaşlar, vatandaşlar, özel ve genel çıkarlar.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 25 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 64 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.