Vedia Tatarağası

Vedia Tatarağası

Çevirmen
6.3/10
4 Kişi
·
11
Okunma
·
0
Beğeni
·
9
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
39 syf.
·1 günde·9/10
José Saramago'ya Körlük kitabını yazmasında ilham veren oyun buymuş diye bir rivayet bulunmakta.

- BİR TİYATRO METNİ NE KADAR SPOILER İÇEREBİLİRSE O KADAR SPOILER İÇERİR!!! -

Maeterlinck'in bu oyununda Kör olarak tasvirlediği kesimin kilise rehberliğindeki toplum olduğu belirtilir. Oyundaki lider(rahip) öldüğünde gidecekleri yeri bilmeyen hatta hiçbir konuda herhangi bir fikirleri olmayan körler ..

Öncelikle aşırı tekinsiz hissettiğimiz bir ada tasviri var oyunda. Karakterler kör olduğu için sadece uzaktan gelen bir deniz sesi.. Gece mi gündüz mü belirsiz… Yurttan uzaktalar mı, neredeler bilmiyorlar.. Rahip dönecek mi dönecekse ne kadar beklemeleri gerekiyor bilmiyorlar. Deniz ya taşarsa, ya sular onları da yutarsa, ya başlarına bir şey gelirse… Yaban ellerde kurda kuşa yem olurlarsa… Ormanlık, ağaçlık bir açık alandasınız ve adanın pek büyük olmadığını ve sürekli kabaran deniz ile çevrili olduğunu biliyorsunuz ve göremiyorsunuz.

Bildikleri, güvende oldukları konfor alanlarından çıktıkları için hayıflanır dururlar.(Düşkünler yurdu). Aslında kendileri çıkmak istememişti rahip hadi gidelim demiş onlar da sormadan, sorgulamadan onu takip etmişlerdi. Adada “kimsenin çıkmadığı bir dağ, kimsenin inmekten hoşlanmadığı vadiler ve şimdiye kadar hiç kimsenin görmediği mağaralar var.” Ben aslında bu bilinmeyenin endişesini yeni bir yurt, bir vatanda yabancı olmak gibi düşünmüştüm ama kastedilen bilimin yoluymuş. Birbirlerini sürekli telkin ediyorlar “Dışarıda görülecek bir şey yok!” yani kilise cici bilim kaka. Oturun oturduğunuz yerde başımıza icat çıkarmayın, bakın şimdiye kadar din ve din adamları önderliğinde ne güzel yaşayıp gidiyorduk vurgusu var sık sık. Bir de hep bilmiyorum, bilmiyoruz, kimse bilmiyor lafları dönüyor metinde. Çünkü onlara bilmeleri gerekeni söyleyen rahip yok artık! Bunca zamandır bilgisizler ve bilmekten de korkuyorlar.

Kilise vs bilim dersek yine, kilise bunca zaman görmeleri ve bilmeleri gerekeni söylediği için kendilerinin görüyor olmasına gerek kalmadığından, bilgiden de yoksundurlar. Zaten doğuştan kör olanlar gibi sonradan kör olanlar da vardır. Yani bir zamanlar sorguluyorlarsa da zaman içinde körleşmişlerdir. Şimdi bilim onlara yeni bir yol göstermektedir ama kendileri görerek ilerlemek zorundadıdırlar. Burada "deniz feneri ışığı" gibi bir metafor vardı ama görevliler hiç körlerden tarafa bakmıyorlardı. Belki de burada bilim ve kilise arasındaki düşmanlıktan dem vurmak istiyor olabilir. Aslında kilise ne kadar bilime doğru bakmak istemiyorsa, bilim de kiliseyi görmeyi reddediyor da diyebiliriz. Bunlar tamamen benim uydurmam da olabilir. Bir yerde rahibin nereye gittiğini tartışırlarken "fenere doğru" gideceğini söylüyorlar. Ben fener =ışık = ölüm gibi kodlamıştım ama belki de rahip orta yolu bulmak, bilim ve kiliseyi barıştırmak istiyordu. Körlerin arasında da sık sık "uyuyordum, neden uyandırdınız?" serzenişi edenler bulunuyor.

Sonunda rahibin öldüğünü fark ettiklerinde de aralarında kendilerine önderlik edebilecek tek kişinin annesini emen bebek olduğuna karar veriyorlar, çünkü gözleri gören sadece odur. Ama yine absürd tabi görse bile önderlik edebilecek yetkinlikte değildir.

Son kısımda da kar yağmaya başladığı anda birinin yürüdüğünü duyarlar, yapraklar hışırdar vs. Ayak sesleri gelip aralarında durur. Oyun burada biter, muhtemelen gelen ölümdür ama kurtuldular mı öldüler mi bilemeyiz.

İlginç bir okuma oldu benim açımdan çünkü çok basit ya da çok kötü bekliyordum sanırım. Ama 40 sayfacık bir metni mümkün olduğunca fazla sembol ile donatmış yazar. Kitaplarının baskısı yok maalesef keşke yeniden basan olsa da tertemiz, mis gibi okunsa bu kıymetliler. Yetkililere sesleniyorum buradan, basın arkadaşım şunları artık. :)
200 syf.
·3/10
Colette’i daha önce duydunuz mu? Döneminin Fransa’sında ne rüzgârlar estirmiş. Colette hem kadın hem de yazar olarak birçok zorluklar yaşamış. Aslına bakarsanız Fransız edebiyatına meraklı olan bir toplum olmamıza rağmen Colette ilk kez duydum. Bu heyecanla başladım Claudine’nin Evi kitabına. Doğrusu okuma furyası oluşturacak ne gördü eskiler anlayamadım. Dümdüz sıradan ve bağlantısız küçük öykülerden oluşuyordu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Vedia Tatarağası

Yazar istatistikleri

  • 11 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.