Virginie Despentes

Virginie Despentes

Yazar
8.1/10
24 Kişi
·
58
Okunma
·
4
Beğeni
·
261
Gösterim
Adı:
Virginie Despentes
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Nancy, Fransa, 13 Haziran 1969
1969 yılında Nancy’de (Fransa) doğdu. 1997 yılında kendisine Flore Ödülü kazandıran, Grasset tarafından yayınlanan ilk romanı Les Jolies Choses, 2001 yılında Gilles Paquet-Brenner tarafından sinemaya uyarlandı. Despentes, 1993 yılında Florent Massot Yayınları’ndan çıkan Baise-moi (Düz Beni) adlı sansasyonel romanını 2000 yılında Corelie Trinh Thi ile birlikte sinemaya uyarladı. Film Fransa’da karşılaştığı sansür sayesinde dünya çapında başarı kazandı. Dördüncü romanı Teen Spirit’den uyarlanan ve Vincent Elbaz ile Elodie Bouchez’in oynadığı film Tel père telle fille adıyla Olivier De Pias tarafından 2007 yılında ekrana taşındı. 2009’da Mutantes: Feminisme Porno Punk adındaki ilk belgeselini yayınladı. 2010’da tekrar yazın dünyasına dönerek Apocalypse bébé’yi yayınladı ve aynı yıl bu romanıyla Trop Virilo ve Renaudot ödüllerini aldı. Lydia Lunch’ın Will Work for Drugs adlı kitabını İngilizceden Fransızcaya çevirdi. 2012 yılında Beatrice Dalle ve Emmanuelle Béart’la Bye Bye Blondie adlı, lezbiyen bir aşk hikayesini konu eden filmini yayınladı. Virginie Despentes 2016’dan beri Gouncourt Akademisi üyesidir.

King Kong Teori, 18. Avignon Festivali’nde Cécile Backes’ın ve Salima Boutebal’in uyarlamasıyla tiyatro sahnesine kondu.
Tecavüz bir iç savaştır, bir cinsiyetin diğerine, "senin tüm haklarını elinden alıyorum, seni kendini küçük, kabahatli ve aşağılanmış hissetmeye zorluyorum" diye ilan ettiği politik bir örgütlenmedir.
Paris Hilton sınırı aştığında sahneye dört ayak üstünde düşer ve dünya çapında tanınması için seks kaydının yayılmasından yararlanır. Bu noktada önemli bir şeyi kavrarız: Bu onun cinsiyetinden değil. toplumsal sınıfından kaynaklanmaktadır. “Nulle Part Ailleurs" programında jamel Debbouze’un karşısında ilginç bir sahne cereyan eder.. Genç bir komedyen erkek, bu düşen kadına yerini bildirir: “Seni tanıyorum, gördüm, internette seni gördüm.” Adam kendi cinsi adına konuşmakta, onu zor bir duruma düşürmek için gerçek üstünlüğüne güvenmektedir. Fakat Paris Hilton küçük bir porno yıldızı değildir, amını gördüğümüz bir kadın olmanın öncesinde, Hilton otellerinin mirasçısıdır. Toplumsal tabakanın daha aşağı konumundan bir erkeğin onu bir an bile tehlikeye atması düşünülemez. İstifini bozmadan, hiç sarsılmadan güçbela ona bakar. Burada bize özel bir kişilik sergilemez. Herkesin önünde sikişebileceğini hepimize bildirir. O tarihsel olarak skandallar yaşama hakkına sahip olan, halka uygulanan kurallara itaat etmeyecek bir kasta mensuptur. Bir erkek bakışına sunulmuş bir kadın olmadan önce toplumsal bir egemendir, ondan daha az zengin olanların yargılarını görünmez kılabilecek bir güce sahiptir.
Çünkü baştan çıkarıcı ama orospu olmayan, iyi bir evliliği olan ama geri plana atılmamış, çalışan ama erkeğini gölgede bırakmamak için aşırı başarı sahibi olmayan, zayıf ama kafayı rejimle bozmamış, estetik cerrahların müdahalesi olmadan her daim genç kalan, bebek bezleri ve okul ödevlerinden bezmeyen ama hür bir anne olan, evi çekip çevirmeyi beceren ama geleneksel ev kadını gibi de olmayan, bir erkekten daha az olmak kaydıyla kültürlü olan beyaz kadın ideali, her ne kadar kendini haybeye paralıyormuş gibi görünse de sürekli başımıza kakılan ve onun gibi olmak için çabalamamız gereken bu mutlu beyaz kadınla şu veya bu şekilde hiçbir zaman, hiçbir yerde karşılaşmadım. İçimden bir ses bu kadının var olmadığını söylüyor.
Başımıza neyin geldiğini anladığım an bizden daha güçlü olduklarına ikna olmuştum. Bir zihniyet meselesi. Mevzu ceketlerimizi çalmak olsaydı tepkim daha farklı olacaktı. Yürekli değildim ama kolayca şuurumu kaybetmiştim.
Fransa'da tecavüze uğraşmış kadınları öldürmüyoruz fakat onlardan kendilerini kirletilmiş, defolu bir mal olarak ilan etme edebine sahip olmalarını bekliyoruz.
Virginie Despentes
Sayfa 37 - *sel yayıncılık
Sanki başkaları bizim sorunlarımızla doğru düzgün ilgilenebilirmiş gibi ya da belirli öncelikli mevzularımız o kadar da önemli değilmiş gibi davranıyor fakat yanılıyoruz.
Her zaman en gözetici olan devlet, ne yememiz, ne içmemiz ve yutmamız gerektiğini, neyi izlemeye, okumaya, anlamaya ehil olduğumuzu, bir yerlere nasıl gitmemiz, paramızı nasıl harcamamız, nasıl kafa dağıtmamız gerektiğini bizden daha iyi bilir.
104 syf.
Yeni bir feminizm manifestosu olarak görülen King Kong Teori, (King Kong Théorie) Virginie Despentes tarafından 2006 yılında kaleme alınmıştır.

Doğrudan kendi hayatıyla ilgili olan bu eser, deneyim ve düşüncenin iç içe geçtiği otobiyografik bir deneme niteliğindedir. Başka bir deyişle, erkek-kadın ilişkilerinde cinselliğin ne anlama geldiğine dair bir vizyondur. Despentes bu eserinde kadın cinselliğini ve dişinin orijinal tanımını sorguluyor. Toplumumuzdaki kadınlara ve cinsiyete keskin ve alakalı bir bakış atıyor. Kendisinin de kurban olduğu (travma olan) bir tecavüzden bahsediyor. Kadınların geniş, çelişkili ve özgürce hareket etme hakkını savunuyor. Kadınlık, kadın ve cinsiyet üzerine düşüncelerini dile getiriyor. Günümüzdeki kadınların yaşamlarının oldukça yüklü bir hesabını sunuyor. Tanınmış bir yazar olmadan önce, kişisel yolculuğunu, kadınlık ve erkeklik, baştan çıkarma ve güç ilişkileri üzerine şekillendirdiğini söylüyor. Bu feminist söylem, düşünmeye, farklı bakmaya ve tartışmaya açık bir çağrıdır, diyebiliriz. Bütün teorilerini paylaşamasak bile, ele aldığı konu dinlenecek ve saygı duyulacak kadar ciddidir. Sosyolojik, psikolojik, felsefi açıdan sizi düşündüren küçük bir denemedir. Kimliğine geçişini ve hayata dair düşüncelerini harmanladığı bu metin, kadınlık ve erkeklik hallerinin baskılanma biçimlerini, yok saymak istediği ne varsa hepsini toplumun suratına fırlatıp atıyor. Kendi yolunda olan yazarın, şimdiki zamandaki gözlemini çiziyor ve olası gelecekler alanını açmaya çalışıyor. Feminizmle ilgilenen, erkek davranışını analiz eden ve bir suçu cinsiyete göre değil sosyal sınıfa göre atfeden yazar, erkek-kadın ilişkilerinin gerçekliğini doğrudan gözler önüne seriyor. Erkekleri ve kadınları kendilerini meta olarak gören bir sistemin kurbanı olarak görüyor. Bu teori kadınsı (ve eril) durumun ve gerekli evriminin tartışmacı, hassas ve iyi formüle edilmiş bir yansımasıdır, diyebiliriz. Bizi sorgulayan, aydınlatan ve düşündüren gerçek şu ki: 'erkekler bir devlet için özgür bir cesetken, kadınlar erkekler için köleler' dir.
104 syf.
·Beğendi·8/10
Feminist kitaplara devam :)
Yazarın kendi hayatından anlatılarla düşüncelerini harmanladığı otobiyografik bir deneme kitabı niteliğinde. Porno sektöründen normal hayatın akışına kadar geniş çaplı bir bağlamda kadına bakış açılarını ve bunların altında yatan düşünceleri açık açık anlatmış. Bu demek değil ki yazarın her dediği doğru. Bu demektir ki yazarın söylediği bakış açıları üzerine de düşünmek gerek...
Kadına ve erkeğe bakış; pornoda, evin içinde, yazarlıkta, giyinirken ve soyunurken, konuşurken ve fikrini söylerken... kadınların ve erkeklerin kadına bakış açısı, tarihsel ve kültürel süreç kapsamında kadına dair görüşleri ve düşünceleri. Bizim iyi ve sevecen olarak nitelendirdiğimiz davranışlara bile getirilen farklı yorumlar...
Söylenenlere katılıp katılmamak size kalmış ancak öncesinde, mutlaka okumalısınız.
104 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Selam,uzun bir süredir inceleme yazısı kaleme almıyordum.Okumuş olduğum kitabın bende uyandırdığı geniş çağrışım duygusu ve algımı altüst eden derin konu başlıkları, beni inceleme yazısı kaleme almaya teşvik etti diyebilirim.Sizlere elimden geldiği kadarıyla toplumun bize dayattığı cinsel ve kültürel tabuları yıkmaya azmetmiş bu değerli kitabı anlatmaya gayret sarfedeceğim.
"King Kong Teori"bir zamanlar kendisi de seks işçisi olan,Goncourt Akademisi üyesi,yazar ve senarist aynı zamanda da koyu bir feminist Virginie Despentes tarafından yazılan ve tecavüze bağlı travma,fahişelik,porno film çevrelerinin içinde bulunduğu vahim meseleleri, kişisel deneyimlerinden de faydalanarak harmanlamış olduğu "yeni bir feminizm manifestosu"metni olarak kabul edilebilir.

Kitabın içinde ana hatlarıyla neler var?Kadınlık ve erkeklik halleri ve bunların toplum tarafından baskılanma biçimleri;kadın-devlet,erkek-devlet,kadın-erkek arasındaki iktidar ilişkilerindeki bağ ve burjuvaların konfor alanlarından çıkmamak için yaratmış olduğu,hakikatini yok saymak istedikleri, cinsel ve kültürel tabular...

Araştırmalarım neticesinde;birçok defa tiyatroya uyarlandığını ve dünya dillerine çevrildiğini öğrendiğim,burjuva konformizmine savaş açarken,yoksul proleteryasını savunmaktan da geri durmayan bu provakatif metni okumanızı tavsiye ederim.Sizi farklı düşünmeye,tartışmaya sevk ederken,artık kadın-erkek ilişkilerine,cinselliğe üst perdeden bakmaya başladığınızı fark edeceksiniz.Büyük bir keyif ve ısrarla öneririm.İncelememe son verirken kitaba dair birkaç alıntı kullanmam,size yol haritası olması bağlamında faideli olacaktır kanaatindeyim.Şimdiden keyifli okumalar kitap dostları:

Çünkü baştan çıkarıcı ama orospu olmayan, iyi bir evliliği olan ama geri plana atılmamış, çalışan ama erkeğini gölgede bırakmamak için aşırı başarı sahibi olmayan, zayıf ama kafayı rejimle bozmamış, estetik cerrahların müdahalesi olmadan her daim genç kalan, bebek bezleri ve okul ödevlerinden bezmeyen ama hür bir anne olan, evi çekip çevirmeyi beceren ama geleneksel ev kadını gibi de olmayan, bir erkekten daha az olmak kaydıyla kültürlü olan beyaz kadın ideali,
her ne kadar kendini haybeye paralıyormuş gibi görünse de sürekli başımıza kakılan ve onun gibi olmak için çabalamamız gereken bu mutlu beyaz kadınla şu veya bu şekilde hiçbir zaman, hiçbir yerde karşılaşmadım. İçimden bir ses bu kadının var olmadığını söylüyor.
*Her zaman en gözetici olan devlet, ne yememiz, ne içmemiz ve yutmamız gerektiğini, neyi izlemeye, okumaya, anlamaya ehil olduğumuzu, bir yerlere nasıl gitmemiz, paramızı nasıl harcamamız, nasıl kafa dağıtmamız gerektiğini bizden daha iyi bilir.
*Kadınların bedeninin erkeklere ait olmasının tek karşılığı, erkeklerin bedeninin de barış zamanı üretime, savaş zamanı devlete ait olmasıydı. Kadın bedenine el konulması erkek bedenine el konulması ile bir arada vuku bulmakta.
*Amerika'da ve diğer kapitalist ülkelerde tecavüz üzerine yasalar, bir kural olarak, kızları ve eşleri saldırıya uğrayabilecek olan kaymak tabakadan adamları korumak için düşünülmüştür. İşçi sınıfı kadınlarının başına gelenler adaletin umrunda değildir; öyle ki çok az beyaz erkek işçi sınıfından kadınlara uyguladığı cinsel suçlar nedeniyle yargılanmıştır.''
104 syf.
Kitap 9 bölümden oluşmaktadır:

Kokuşmuş Vekiller
Ben mi Seni Beceriyorum, Sen mi Beni?
Bu Ahlaksız Kadına Tecavüz Etmek İmkansız!
Düşmanla Yatmak
Porno Cadıları
King Kong Kızı
Selam Kızlar
Erkekler Ne Zaman Özgürleşecek?
Bibliyografya

King Kong Teori Virginie Despentes
208 syf.
Çağdaş Fransız yazarlarından biri olan Virginie Despentes, “İkiz Yaşamlar” (Les Jolies Choses) adlı eserini 1998 yılında yayımlamıştır. Kendi tarzı ile ele aldığı bu eseri, ilk edebi ödüllerini almasını sağlamıştır.

Uzlaşmayı reddeden ve memnun etmeyi seven iki zıt karakter arasında gelişen hikayeye tanık oluyoruz. İki ortak kız kardeşin hikayesidir, ancak daha sonra ortak bir yanı olmadığını görüyoruz. Pauline ve Claudine görünüşte çok farklı olsalar da, temelde birbirlerine çok yakınlardır. Birincisi, otoriteye ve kadın klişelerine karşı isyan eden, ikincisi, başarılı olmak için uzlaşmaya hazır olan başarısız bir sanatçıdır.

Pauline ve Claudine ikiz kardeşlerdir ve zamanı gelince her şey onları ayıracaktır. Müzik dünyası kayıtsız bir şekilde tanımlanır. Claudine bir yıldız olmak için gereken her şeye sahiptir, fakat sesi yoktur. Tüm erkeklerin bakışlarını üzerine çeker, zengin ve ünlü olmak ister. Ancak yetenekli ve iyi şarkı söyleyen Pauline'dir. Claudine intihar ettiğinde, kız kardeşi onun yerini alır ve hayali bir dünyaya geçer. Kimliğini gasp eder. O andan itibaren Pauline, kız kardeşinin kimliğini almaya karar verir. Claudine olacaktır fakat yaşam tarzı hakkında hiçbir fikri de yoktur. Pauline adı altında, şov dünyasının karışık dünyasına girer. Claudine'nin arkadaşı olan Nicolas ile kararlar almaya başlar. Diğer yandan, Pauline kurtulmak için yeterli bir para birikiminin olmasını umuyor çünkü erkek arkadaşı Sébastien yakında hapisten çıkıyor. Sonunda Pauline'in hayatının "komik" olduğunu, ama yolculuğunun kolay olmadığını görüyoruz.

Her iki tarafta da karakterler, cinsiyetlerinin kendilerine dayattığı toplumsal yapılardan ayrılmayı başaramazlar ve ilişkileri neredeyse sadece baskın / egemen ilişkinin prizmasıyla izlenir. Virginie Despentes toplumumuzun karanlığını her zaman bu feminizm dokunuşuyla ele alıyor. Çağdaş toplumdaki kadınlara atfedilen yeni rolle ilgili konuları ortaya çıkarıyor. Yazarın bu feminist endişeleri çağdaş Batılı kadınların belirli bir yabancılaşmasına dikkat çekiyor. İki cinsiyet arasındaki iletişimdeki bu kopuşa tek taraflı bir şekilde yaklaşıyor. Kendine saygı duymanın önemini güzel bir şekilde uyandırıyor. Erkek cinsiyete boyun eğmiyor. Despentes, kadın durumunun karmaşıklığı, kızlar arasındaki rekabet, erkek / kadın ilişkileri, baskın erkek, kimlik hırsızlığı, güç, para kazanmak için sapkınlık ve boyun eğme, egemenlik, şiddet, bir birey ve imajı üzerindeki sonuçları, farkındalık, sorunlu ilişkiler, kalabalık, yalnızlık, saflık, cinsiyet ve hassasiyet gibi konuları eserinde işliyor. Bu nefret ve sevgi hikayesinin ardında, tüm acıları, geçmişin tüm izlerini, ikizlerin yaşam çizgilerini diğerleriyle aynı şekilde yazılmayan tüm sevgi belirtileri gizlenir. Bu yazarın, erkeğin beyni olan bir kadın olduğunu, kendine söylemediğini, ayaklarına düştüğünü ortaya çıkarıyor. Keyifli okumalar dilerim..
104 syf.
·2 günde·9/10
Paris Hilton neden porno kasedi yüzünden ayıplanmadı? Porno izlemeyi kaç kişi haz tespiti olarak gördü? Neden biz kadınlar, ikinci tür olarak adlandırılıyor ve yaşatılıyoruz? Kadın olmanın mücadelesini vermek zorunda neden bırakıldık? Peki hiç düşündünüz mü ya bindiği dalı kesen kesim kadınsa? (şikayetçi olunan erkekleri kim yetiştiriyor di mi?)
Mükemmel ötesi bir kitabı, bir şahsın karşıma en yalın haliyle gelmesi olarak tanımlarım. Argo gelmez söyledikleri. Kadına biçilen lanet kılıflar içinde değerlendirmediğimden kendisini; erkeksi, yollu vb sıfatlara da büründürüp sunmam kendisini.O şahsı. Bu şahane kadın yazarı. Bir erkeğin Marquis De Sade gibi davranması cesurcadır ama kadının davranması mucizevi bir olaydır. (bir diğeri için bknz Colette)
O yüzden satranç oyununu en çok kendisiyle oynamayı seven, yargıç olup karşısına cüretkarca kendi geçebilen, kısaca kendini taşıyan bir atlas olan insanlar için ama en önemlisi KADINLAR İÇİN yazılmış bu manifestoyu, lütfen edinin,okuyun,süzgecinizden geçirin.
Hamiş:Kucak kapamayı bırakın.Argo da bir dildir.
104 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Birkaç yerde karşıma çıkınca okumaya karar verdim ama çok da bana hitap eden bir kitap olmadı.
..
..
Dünya üzerinden yaşanan kadın erkek eşitsizliğine feminist bir manifesto niteliğinde olan bir kitap. Cesurca kullanılmış bir dil karşısında cesaret isteyen bir okuma, şayet hazır değilseniz okumayın.:p

Yazarın biyografisi

Adı:
Virginie Despentes
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Nancy, Fransa, 13 Haziran 1969
1969 yılında Nancy’de (Fransa) doğdu. 1997 yılında kendisine Flore Ödülü kazandıran, Grasset tarafından yayınlanan ilk romanı Les Jolies Choses, 2001 yılında Gilles Paquet-Brenner tarafından sinemaya uyarlandı. Despentes, 1993 yılında Florent Massot Yayınları’ndan çıkan Baise-moi (Düz Beni) adlı sansasyonel romanını 2000 yılında Corelie Trinh Thi ile birlikte sinemaya uyarladı. Film Fransa’da karşılaştığı sansür sayesinde dünya çapında başarı kazandı. Dördüncü romanı Teen Spirit’den uyarlanan ve Vincent Elbaz ile Elodie Bouchez’in oynadığı film Tel père telle fille adıyla Olivier De Pias tarafından 2007 yılında ekrana taşındı. 2009’da Mutantes: Feminisme Porno Punk adındaki ilk belgeselini yayınladı. 2010’da tekrar yazın dünyasına dönerek Apocalypse bébé’yi yayınladı ve aynı yıl bu romanıyla Trop Virilo ve Renaudot ödüllerini aldı. Lydia Lunch’ın Will Work for Drugs adlı kitabını İngilizceden Fransızcaya çevirdi. 2012 yılında Beatrice Dalle ve Emmanuelle Béart’la Bye Bye Blondie adlı, lezbiyen bir aşk hikayesini konu eden filmini yayınladı. Virginie Despentes 2016’dan beri Gouncourt Akademisi üyesidir.

King Kong Teori, 18. Avignon Festivali’nde Cécile Backes’ın ve Salima Boutebal’in uyarlamasıyla tiyatro sahnesine kondu.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 58 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.