Vladimir Nabokov

Vladimir Nabokov

Yazar
Derleyen
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.7
1.176 Kişi
okuyor-dolu
3.710
Okunma
v3_begen_dolu
563
Beğeni
goz
20,2bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Vladimir Vladimiroviç Nabokov
Unvan
Rus Asıllı Amerikalı Yazar
Doğum
St. Petersburg, Rusya, 22 Nisan 1899
Ölüm
Montrö, İsviçre, 2 Temmuz 1977
Yaşamı
Vladimir Vladimiroviç Nabokov (22 Nisan 1899 – 2 Temmuz 1977) Rus asıllı ABD'li yazar. İlk eserlerini Rusça yazdı, uluslararası ününü İngilizce yazdığı romanlarla kazandı. En tanınmış eseri Stanley Kubrick ve Adrian Lyne tarafından filme de çekilen Lolita adlı romanıdır. 1899'da St. Petersburg'da aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Özel eğitim gördü ve küçük yaşta İngilizce öğrendi. Bolşevikler iktidara geldiğinde aile Rusya'dan ayrılarak önce Londra, sonra Berlin'e gitti. Öğrenimini Cambridge Üniversitesi, Trinity College'de tamamladı. 1923 ile 1940 arasında anadilinde romanlar, hikâyeler, oyunlar, şiirler yazdı ve kuşağının seçkin Rus göçmen yazarlarından biri olarak ün kazandı. 1940 yılında karısı ve oğluyla ABD'ye göç etti ve 1941'den 1948'e kadar Wellesley College'de dersler verdi. 1955'te yayımlanan Lolita'nın dünya çapındaki başarısından sonra, 1959'da Cornell Üniversitesi Rus edebiyatı profesörlüğünden emekli olarak İsviçre'ye yerleşti. İngilizce ilk romanı olan The Real Life of Sebastian Knight'ı 1941'de yayımladı ve bu dili şaşırtıcı bir yaratıcılıkla kullanarak eserlerini İngilizce yazmaya devam etti. Nabokov, 1977'de İsviçre'nin Montreux kentinde öldü. Yazarlığının yanı sıra, ünlü bir kelebek toplayıcısı ve satranç problemleri yaratıcısıdır.
kamera
Lolita
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Göz
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Karanlıkta Kahkaha
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Maşenka
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Solgun Ateş
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Cinnet
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
223 syf.
Nabokov, Seni Şakacı!
Bir kitap okuduktan sonra, mutlaka onu okuyan diğer okurların yorumlarına bakarım.Benim yakalayamadığım ayrıntılar, farklı bakış açıları her zaman dikkatimi çeker.Okumak hepimizin nasiplendiği hudutsuz bir okyanussa eğer, haliyle ağa takılan balıklar da farklı olur. Bu kitaba yapılan en yaygın eleştirilerden biri de fazla zorlama ve sıradan bir hikayeyi konu alması.Sanki sonu ve başı belli hayatların içerisine kafesteki kuş misali hapsedilen bizler değilmişiz gibi.Benim söyleyeceklerimse tam tersi bir görüşü savunacak.Bu kitap benim için oldukça sıradan bir hikayenin bile usta bir yazarın kalemiyle nasıl devleşeceğini gösteriyor. Korunaklı ve ihtişamlı hayatının tekdüze ilerleyişinden bezmiş, azalan yaşama tutkusunun çaresizliğiyle kabuğuna çekilmiş talihsiz bir adamdır Albinus.Bir gün tamamen tesadüflerin çizdiği şekilde kendinden yaşça genç Margot’a aşık olur.Ne yazık ki insana içkin her duygu gibi aşk da yanlış kişilerce kullanıldığında istikameti felakete çevirebilir pekala.(Ve bundan da çok iyi sanat eserleri çıkar.) Aşkın insanı hakikate karşı sırt çevirmeye iten bir yönü olduğu muhakkak, yazarın bu konuda kullandığı metafor ise onun ustalığını kanıtlar nitelikte.Albinus’un gözlerindeki esrar perdesini kaldırmak için onu zifiri bir karanlığın kucağına atmak! Yazarın karanlıkta attığı kahkahaları duyar gibiyim. Huzursuz okumalarınız olsun. Senin de alacağın olsun Nabokov.
kamera
Karanlıkta Kahkaha
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.9/10 · 221 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
205 syf.
Bir absürt drama
Vladimir Nabokov bir söyleşisinde onu tanınan eseri Lolita’yı yazarkenki motivasyonunda ‘kalplere dokunma gayesini’ taşıyıp taşımadığını soranlara şöyle cevap veriyor; “İlk olarak kalplere dokunmak ya da zihinleri etkilemek gibi bir gayem pek yok.Şahsen daha çok okuyucunun boğazında bir düğüm bırakmak istiyorum. Nabokov’un Lolita için bahsettiği bu gayesini, İnfaza Çağrı’da da sürdürdüğünü, hatta bu sefer Lolita’ya nazaran daha kısa ve bir hicv havasında olmasının verdiği akıcılıkla hedefi daha iyi tutturduğunu düşünüyorum. Henüz ikinci kitabını bitirmiş olmama rağmen, Nabokov kitaplarında en az karakterler kadar onun dehasını gösteren çok önemli bir unsur var; Mekan.Hatta -bu eser için- dekor dememiz daha doğru olur.Kitap daha çok teatral bir dekorun içinde sahnelenen absürt bir drama oyunu gibi.Hangi karakter zihinde, hangi karakter gerçek hayatta onu anlamlandırmak epey güç.Yazar gerçeklikle hayali kesin bir çizgiyle ayırmaktan imtina ediyor.Yine de dikkat çekmek istediği noktayı anlamak zor değil.Başlarken
kamera
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
‘nündeki gibi insanlık onuruna aykırı olan ölüm cezası üzerine yazılmış bir manifesto beklentisi, sayfalar ilerledikçe -bunu da içerisine alan- daha geniş bir perspektifle devam ediyor; Toplumsal yozlaşma. 1917 yılındaki Bolşevik Devrimi’nden sonra Almanya’ya kaçan, daha sonra orada yükselen faşizmden dolayı tutunamayıp çareyi Amerika Birleşik Devletleri’ne sığınmakla bulan Nabokov için, bu sancılı süreçlerin izlerini İnfaza Çağrı’da görmek mümkün.Toplumu tamamen homojen yapılar haline getirme amacı taşıyan bu iktidarlar, kitapta günün yirmi dört saati gözetlenen bir mahkumun cılız, pespaye bedeni üzerinden ustalıkla hicvediliyor. Sürekli astın üste yaranmaya çalıştığı devlet memurlarından, mahkumları dansa kaldıran(!) gardiyanlara kadar; kokuşmuş bir sistemin sergilendiği acı bir pandomim gösterisi.Verilen infaz kararından çok, bu kararın yerine getirileceği tarihin belirsizliği altında ezilen zavallı Cincinnatus’un ruh hali, ne zaman karaya çıkacağını asla kestiremeyen hezeyanlar içindeki kayıp bir denizcinin ruh haline benziyor.. Sonunda Cincinnatus’un celladının kimliğinin bir şölen havasında açıklanması, ve gerçek hayatta bir entolomog olan yazarın ana karakter Cincinnatus ile hücresindeki örümceği özdeşleştirmesi -ya da örümceğin ağına yakalanan kurbanlarla kim bilir?- benim için en keyifli bölümlerdi.(Çünkü bu bozuk sistem için hepimiz zamanı gelince ezilmesi gereken bir böcekten ibaretiz, Gregor Samsa’ya selam olsun.) Spoiler vermemek adına kitabın kafa karıştırıcı sonuyla ilgili fikirlerimi kendime saklıyorum :) Celladın arkasından okuyucuya gülümseyen Nabokov’un belki de en başından bize vermek istediği o boğazımızdaki düğüm, tam olarak budur. Keyifli okumalar!
kamera
İnfaza Çağrı
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.0/10 · 66 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
364 syf.
·
Puan vermedi
Bu Kitap hakkında inceleme yapabilmek için, yazarın iki eserini daha okuduğumu, sadece Lolita üzerinden bir değerlendirme yapmadığımı itiraf ederek başlayayım. Hassas bir konu olduğunu düşünürsek, objektif olabileceğime dair öz güvenimin çıtası oldukça düşük seviyelerdeydi çünkü. Tahmin edileceği üzere okunması oldukça zor, yorucu bir kitap.. Öyleyse neden okuyoruz böyle bir içeriği? Evet kimse bizi zorlamıyor, okuyalım diye kafamıza silah dayamıyor neyse ki. Ancak gelin görün ki böyle bir konu, "Özendirmeden nasıl anlatılır?" merakı, bizi kitabı okumaya itiveriyor, kendimizi durduramıyoruz. Çünkü bu gerçekleştirilebilirse müthiş başarı olurdu bir yazar için, bir insan için. Klasik bir okur olarak da bu başarıya tanık olma isteği ile başladım Nabokovu okumaya, hatta öyle ki yazarı ilk Lolita ile tanıma cüretini gösterdim. Yazarımız, anlatımdaki ustalığı ve parlak zekası ile sizi hemen yakalayıveriyor, ilk cümleden kiminle dans ettiğinizi anlıyorsunuz. Bu konuda emin ellerde olduğunuza güvenerek Nabokov ile yolculuğa çıkabilirsiniz. Lolita adlı eseri, içerik olarak, kendimce üç aşamaya ayırdım; 1. aşama; karakterin hiçbir savunmaya girmeden, çürümüş bir organizma olduğunun kabulü ile başlıyor, başlangıçta biz bağnaz okurlara kolaylık olsun diye olsa gerek. (yazar gerçek bir insan sarrafı çünkü bunu cebimize koyalım, okuru nasıl kendinden uzaklaştırıp, nasıl tekrar kendine çekeceğini çok iyi biliyor) 2. aşamada karakterin ham tutkusuna tanık oluyorsunuz; 9-12 yaş arasında Lo adlı, supericiği adını verdiği bir kıza nasıl tutku ile bağlandığını, akla hayale gelmez tabirlerle okumaya başladığınızda, yola devam edebilmek için kendinizi teskin etmeniz gerekecek, özellikle bir ebeveyn iseniz işiniz biraz daha zor olabilir. Ama ipleriniz yazarın elinde malum, çağrınıza kulak verip hemen size yardım elini uzatıveriyor, baş karakterin kendiyle dalga geçmesi, kendinden iğrenmesi okuduğumuz satırlardaki çürümüşlüğü azaltmasa da, yazar aklımızdan geçeni okuduğunu, adeta ensemizede olduğunu bize tekrar tekrar ispatlıyor. Sabrınızı zorlayan çoğu paragraftan sonra Nabokov'un alaycı bir tabirle size şöyle seslenişini duyuyorsunuz: “Çok kızdığını anladım, ama burada bırakamazsın, hadi bir yumruk at ve okumaya devam et.” Ya da alaycı yerine keskin mizah yeteneğini kullanarak diyelim en iyisi, yazarı çok sevenler gücenmesin. 3. aşamada da karakterimiz yavaş yavaş kendi acılarına iniyor olsa da, bu kısımda da fazla rahatlamayın, çünkü size bir özür sunmak niyetinde değil. Nihayetinde yazarın özendirici olup olmadığı ile ilgili garanti verircesine bir yorumda bulunmam yanlış olur, ancak o dönemde Amerikan toplumunu çok iyi topa tutmuş, arka planda ebeveynlere de çok iyi eleştiriler de var kabul, ama bunlar öyle zekice ve üstü kapalı iliştirilmiş ki onları yakalayabilmek için tüm dikkatinizi vermelisiniz, aksi halde o sihirli cümleler kaçıp gidebilir ellerinizden. Peki bu eser bana göre ne zaman keskin bir mesaj verebilmiş olurdu; Bu çürümüş beynin içinde bu kadar yüzeceğimize, on iki yaşındaki bu küçük kızın penceresinde daha mı fazla oyalansaydık, o pencerede de sıkıntı büyük çünkü ve bu taraf çok yüzeysel tutulmuş, kitabın sonlarına doğru satır aralarından yakalayabilirsiniz ancak. Bataklığın içine girmeye cesaret etmiş Nabakov, iyi de yapmış, ancak bu cesaret bize neyi anlatmış, size neyi anlatır, sizlerin takdiri... Yani iyi bir okur olduğunuzu kendinize yazarın başka kitaplarıyla ispatlayacaksanız, kendinizi başka bir eserle sınayacaksanız sizi kimse durdurmaz, çok bıçak sırtı bir konuya, herkes tarafından farklı anlaşılabilecek, kimine göre de hiç anlaşılmayacak bir açı ile yaklaşmış. O halde aklın yolu bir değil mi, bu kitabını geçelim diğerlerini okuyayım derseniz, onlarda da sizi bu kitaptaki kadar etkileyen zeka kıvılcımını yakalayamayabilirsiniz. Yazarın akıcı dilini, zekasını ve mizacını çok takdir ettiğimi tekrar tekrar hatırlatıyorum, ancak böyle hassas bir konuda o da çok takdir edilesi görünmeyebilir size ya da laubali gelebilir; gardınızı alarak, yazara bol şans vererek okumaya başlamanız tavsiyedir. Kitabı bitirdiğimde benim aklımda kalan tek şey; “Baba” figürünün bir kız çocuğunun hayatındaki kilit yerini anlamak oldu. Biz geleneksel bir bakış açısıyla Anne her şeydir diye düşünürüz ya hani, evladının ihtiyaçlarını daha o konuşmadan bilir, onu anlar. Belki de çok yanlış bir açıdan değerlendiriyoruz meseleyi. Bir kız çocuğu yetiştirmek ihtiyaçlarını kolay anlamanın çok çok öteside bir şey olmalı. Keyifli okumalar.
kamera
Lolita
kamera
Vladimir Nabokov
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.5/10 · 2.060 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;