Xavier de Maistre

Xavier de Maistre

Yazar
7.1/10
29 Kişi
·
68
Okunma
·
4
Beğeni
·
535
Gösterim
Adı:
Xavier de Maistre
Unvan:
Yazar, Ressam
Doğum:
Saint Petersburg, 10 Ekim 1763
Ölüm:
Saint Petersburg, 12 Haziran 1852
... büyük kentlerin kalabalığı arasında yoksul insan, yapayalnızdır. Çevresinde korkunç bir büyünün etkisindeymiş gibi kendisine bakmayan gözler, yakınışlarını işitmeyen kulaklar vardır.
Gerçekten değerli ve iyi ruhlu insanlar, birbirlerini gördükleri zaman asla yeni tanışmış gibi olmazlar; onlar, birbirlerinden uzaklık ya da toplumsal koşulların uyuşmazlığı dolayısıyla ayrı düşmüş de yeniden görüşmüş eski dostlar gibidirler.
İtiraf edeyim ki, bir süreden beri bütün kalabalık meclisler bende belli bir korku uyandırıyor.
Kalbim soğudu, buz kesti ve kendimi yeniden yerkürenin üzerinde ağırlık oluşturan ilgisizler kalabalığının arasında buldum.
...bütün insanların kendilerini ahlaksızlıkları ve erdemleriyle görebilecekleri bir ahlak aynası icat etmeyi arzulamıştım.
Aşkın kafa karışıklığı, mutluluk umudu, kalbimizi canlı ve çeşitli hislere gömmez mi?
Kendimizi hayal gücümüze neşeyle teslim ederek o bizi nereye götürmek isterse, her yerde onu takip edeceğiz
Xavier de Maistre
Sayfa 8 - Kırmızı Kedi Yayınevi
İnsanın ezeli ve asla tatmin bulmayan arzusu, kendi gücünü ve yeteneklerini artırmak , olmadığı yerde olmak , geçmişi hatırlamak ve gelecekte yaşamak değil midir?
Bir işim olmadığı sürece dışarı çıkmayı pek seven biri değilim, kendi halimde evde vakit geçirmek, odaya kapanıp saatlerce aklıma gelen saçma işlerle meşgul olmak, dışarıya çıkıp gürültülü kalabalığa karışmaktan, hayatın telaşını her an hissetmekten hep daha cazip gelmiştir gerçi bu sene evde olmaktan da sıkıldım ama neyse şikayet etmeyeceğim yine amaçsız bir günün sabahına gözlerimi açtığımda; ismi evet sadece ismine güvenerek bu kitabı okumaya başladım, merak ettim doğrusu bir insan "odamda yolculuk" adıyla yazdığı bir kitapta ne anlatmış olabilir diye.
Merak edecek kadar güzel bir kitap değilmiş ama keşke okumasaydım, tamamen vakit kaybıydı da demem, neden demem? Sanki vaktimi hep dolu dolu mu geçiriyorum? Hayır, o yüzden bu kitabı okumak benim için vakit kaybı olmadı. Bir ressamla hayali bir yolculuğa çıkmış oldum. Odasını, köpeğini, tablolarını tanıdım. Ayrıca yazarın kadınlar hakkında bir şeyler yazdığı kısım da gözümden kaçmadı, pek
onaylamadım ama neyse artık:)
Kitabı okurken internete bir bakayım kitap hakkında neler yazılmış diye araştırırken, Mehmet Güreli’nin bu isimde bir albümünün olduğunu öğrendim, oturup albümdeki şarkıları da dinlemiş oldum. Albümün en güzel şarkısını da buraya ekleyeyim;

https://youtu.be/s7lLyjzW4zw

İyi okumalar...
Sürpriz kaçıracak bir olay olduğunu düşünmediğimden uyarısız bir incelemedir !!
42 bölümden oluşan yer yer hüzünlü yer yer sitemli kimi zaman alaylı çeyrek saatinizi alacak bir seyahat. Şimdi kitap bir yana odanızdaki eşyaları ve yatağınızı kısacası odanızı bir turlayın gözünüzle. Bir bakın sizin için ne anlam ifade ediyorlar? Sadece eşya olsun diye mi odanızdalar? Yoksa sizde farklı hissiyatları var mı ? Daha önce bakmış mıydınız eşyalarınıza bu açıdan ?
Kitaba dönecek olursak misafirliğe gittiğinizde ev sahibinin çocuğu size odasını gezdirir ya yabancı bir odaya girdiğinizde en ufak detay bile sizi ilgilendirir artık, hah işte bu tadı aldım kitabı okurken. Yazar adım adım gezdiriyor kelimelerle odayı size.
Sevgili Maistre sizi bu yolculuğa zirzop fikirlerle çıkarmıyor. İnsanın ruh ve bedenden ziyade ruh ve hayvandan oluştuğunu öne sürüyor. Nasıl hayvan şöyle ki ; aynı anda yaptığımız çoklu işleri göz önüne alırsak , yemek yaparken telefonla konuşmak veya müzik dinlerken yürümek ... bu gibi çoklu işlevleri yerine getiren yani yasama ve yürütme gücüyle kuşanmış iki ayrı sentez. İnsan müzik dinleyen hayvan ise yürüyen kısım tabi ki :)
Gelelim kitabın hikayesine ... 1790 baharı , Fransız subayımız o çafçaflı olayların içerisinde bir düello sonucu 42 günlük ev hapsiyle(?)cezalandırılıyor. Evde bir köpek bir yardımcı var. Bir buçuk ay boyunca evde kapalı kalsanız siz napardınız? Bu yolculuğu da sıkıntıdan ya da da tiye almak için yaptı herhalde. Gerçi kardeşi Joseph de Maistre katkısıyla hayalperest kardeşinin kitabı basılmış.
Bknz: #27101682
#27105709

Hayalperestliği sayesinde aristokratların boynunu kesen devrimden kaçmış da oldu bi nevi ama neyse :) Keyifli okumalar
Vakit kaybı olarak gördüğüm bir kitap oldu. Başından sonuna kadar bir anlamı yoktu aslında. Yazar herhangi bir olayı anlatmıyor, herhangi bir duygudan bahsetmiyor. Kitabı aldığımda herhalde bir hayali yolculuktan bahsedecek diye düşünmüştüm. Ama baktım ki sadece boş satırlardan ibaret, böyle bir yolculuk yok, sadece oda içinde volta atması imiş yolculuktan kasıt. Kısaca; ben beğenmedim ama siz içinde bir şey bulabilirsiniz tabi ki. Denemeye değer mi bilemiyorum.
Yazar bir düello sonucu 42 günlük oda hapsi cezasına mahkum edilmiş. Bu kitap da o 42 günlük hapsinde odasında geçirdiği zamanları anlatıyor. Büyük bir merakla başladım fakat bitirmem çok uzun sürdü kısacık kitabı. Yazar odasındaki tablolardan, anılarından, köpeği ile ilgili konulardan yola çıkarak, beden olarak odada olsa da ruhunun yaptığı seyahatleri anlatıyor. Kısa kısa bölümlerden oluşan kitabı, yazar okuyucu ile konuşur gibi yazmış. Samimi bir dili olsa da çok zorlama bölümler olmuş bana göre. Okurken hiçbir enteresanlığını görmedim açıkçası. Zaman kaybı olabilir bu kitap. Çok da bir şey kazandırmaz okunursa da.
Kitabin ilk beş sayfasında Alain De Botton'un harika önsözü var, herhangi bir kitapçıda okuyup başka reyona geçebilirsiniz. Bugün de Alain De Botton övdüm amen † ...
42 gün odasında hapis cezası alan bir askerin, yazarın, bir hayal dünyası kurarak kendi odasında "yolculuk" etmesini anlatıyor. Odadaki eşyalar, tablolar ve sair üzerinde durarak onlar ve birçok farklı konuda düşünce, görüş ve hayallerini dile getiriyor. Bir nebze günlük tarzı. Ancak aslında odasından çok kendi içine yolculuk ediyor, kendisini keşfetmeye çalışıyor ve buluyor...
https://kitapokurum.blogspot.com.tr/...odamda-yolculuk.html
Kitabın ilk bölümünde ki hikaye olan Sibarya'lı Kız,zamanında asker iken ceza yemiş bir babanın kızıdır.Bu kız büyüdükçe Tanrı'ya olan inancı artmaya başlamış ve gelen her iyiliğin yada kötülüğün ondan geldiğine inanarak küçük yaştan itibaren başkent Moskova'ya gidip imparator ile görüşerek babasının ve doğal olarak ailesine verilen Sibirya sürgünün son bulması için düşüncelere kapılmıştır.Seneler geçtikçe bu düşüncesini ailesine kabul ettirmeyi başaran kız,kendisi için başvurduğu pasaportunun gelmesiyle de Sibirya'dan yola çıkarak Moskova'ya gidene kadar başından geçen olayların ve bu işi başardıktan sonra bir manastıra kapanıp burada rahibe olarak genç yaşta hastalanıp ölmesini konu alıyor.

İkinci hikaye,Kafkas Tutsakları...Bu hikayede bir Rus komutanın ve emir erinin özgüveni sonunda yetersiz güvenlik önlemi ile yola çıkması sonucunda Çeçenlerin eline düşüşü ve onların elinde 15 ay süre ile tutsak kalmasını,emir erinin yardımı olur diyerekten Müslüman olması fakat öldürüleceklerini anladıklarında ellerine geçen fırsat anında tutsak tutuldukları evde ki bütün insanları emir erinin öldürmesi sonucu sarp kayalıklardan,dağlardan geçerek özgürlüklerine kavuşmalarını konu alıyor.
Tanıtım bültenini okuduğumda hoşuma gitti aldım okumaya başladım ama yok tanıtım bülteniyle bir alaka bulamadım yarım kalmasın diye okudum sıkıldığım yerden sonrasını.
İlginç bir kitaptı.
severek okudum.
Yaşadığı bir olay neticesinde yazarın kaleme aldığı çok güzel bir eser.. Tavsiye ederim. Ben okudum beğendim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Xavier de Maistre
Unvan:
Yazar, Ressam
Doğum:
Saint Petersburg, 10 Ekim 1763
Ölüm:
Saint Petersburg, 12 Haziran 1852

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 68 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 52 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.