Xavier de Maistre

Xavier de Maistre

Yazar
7.0/10
85 Kişi
·
224
Okunma
·
12
Beğeni
·
810
Gösterim
Adı:
Xavier de Maistre
Unvan:
Yazar, Ressam
Doğum:
Saint Petersburg, Rusya, 10 Ekim 1763
Ölüm:
Saint Petersburg, Rusya, 12 Haziran 1852
Savoie’da aristokrat bir ailede dünyaya geldi. Rus çarı I. Alexandr’ın ordusunda asker olarak görev yaptı. Aydınlanma ve Fransız Devrimi karşıtı düşünceleriyle tanınan ünlü monarşist Joseph de Maistre’in kardeşidir. 1794’te devrimci Fransız birliklerine karşı savaşırken yakalandı ve Odamda Yolculuk’u kırk iki gün oda hapsine mahkûm edildiği bu süreçte yazdı. Yazarın Le Lépreux de la Cité d’Aoste (1811), La Jeune Sibérienne (1820), Expédition Nocturne Autour de Ma Chambre (1825) ve Les Prisonniers du Caucase (1825) başlıklı eserleri de bulunmaktadır.
Binlerce önyargının istilası altındaydık; dünyayı ve insanları hiç tanımıyorduk, fakat yine de ilişkimizde nasıl bir sıcaklık vardı! Ne yakın bir ilişki! Nasıl da sınırsız bir güven!
Bizler hatalarımızla mutluyduk. Ah, ya şimdi! Artık her şey değişti; başkaları gibi, bizim de insan kalbini okumamız gerekti ve hakikat, ortamıza bir bomba gibi düşerek, yanılsamanın büyülü sarayını sonsuza dek yok etti.
120 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Odamda Yolculuk". Evet, kitabın isminden de anlaşıldığı gibi bir yolculuktan söz ediliyor. Bu yolculuğun odanıza mı yoksa bir nebze de olsa hayatınıza mı olduğuna siz karar verin.
Size kitabı anlatmayacağım, Sevgili Okur.
Sadece kitabı okuduğunuzda görebileceğiniz bir noktaya değinmek istedim. Yazara göre kendisine ev hapsi verilmesi özgürlüğünü asla kısıtlamadı. Aksine hayalleri, hayal gücü onu ev hapsindeyken daha da özgür kıldı. Bizler de böyleyiz aslında, yalnızca kendi kendimize sınırlarımızı koyuyoruz. Unutmayın Sevgili Okur; hayallerimiz, hayal gücümüz var. O yüzden hiçbir zaman gerçek anlamda hapsolamayız. Sevgiler...
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Selam herkese
İlginç ve pek bilinmeyen bir kitap önerisi ile geldim dostlar.

Yazar, yaptığı bir düello sonucunda otuz altı adımdan oluşan odasında kırk iki günlük hapis cezası alır ve odasına hapsolur. İşte bu süre içerisinde tutsaklığını özgür bir ironiye dönüştürür ve sanki seyahat ediyormuşcasına odasının her adımını metne döker.

Her eşya her karış bir anlam kazanır ve anılarla bütünleşerek bir seyahat havası oluşturulur.

Yazarın bir tespiti ilgimi çekti; insan iki şeyden oluşur: ruh ve hayvan. Anladığım kadarıyla duyguyu ve ruhu katmadan yapılan her şey hayvanımız tarafından yapılıyor. Yani bedenin alıştığı mekanik eylemler. Bazen satırlar boyunca okuduğumu fakat aklımızın düşünce ve duygumuzun başka yerde olduğunu fark ederiz, işte bu durumda ruh ve hayvan birbirinden ayrılmıştır ve hayvanımız mekanik bir şekilde okumasını devam etmektedir. Bu kitapla ilgili kendi yorumum umarım doğru anlamışımdır
Aslında Schopenhauer’ın söylediği gibi yapıp; iyi bir okuyucu olarak kitap biter bitmez yeniden okusam güzel olurdu ama maalesef ben o iyi okuyucu tanımına bir kere bile uymadım

Özetle ilginç bir kitaptı, yine de ben daha çok seveceğimi düşünüyordum. Odada turlarken eşyalardan daha büyük anlam çıkaracağımı bekliyordum... Ama buna rağmen okumanızı isterim. İlginçti çünkü
Mutlu yarınlar hepinize
Selam ve dua ile️
120 syf.
Sürpriz kaçıracak bir olay olduğunu düşünmediğimden uyarısız bir incelemedir !!
42 bölümden oluşan yer yer hüzünlü yer yer sitemli kimi zaman alaylı çeyrek saatinizi alacak bir seyahat. Şimdi kitap bir yana odanızdaki eşyaları ve yatağınızı kısacası odanızı bir turlayın gözünüzle. Bir bakın sizin için ne anlam ifade ediyorlar? Sadece eşya olsun diye mi odanızdalar? Yoksa sizde farklı hissiyatları var mı ? Daha önce bakmış mıydınız eşyalarınıza bu açıdan ?
Kitaba dönecek olursak misafirliğe gittiğinizde ev sahibinin çocuğu size odasını gezdirir ya yabancı bir odaya girdiğinizde en ufak detay bile sizi ilgilendirir artık, hah işte bu tadı aldım kitabı okurken. Yazar adım adım gezdiriyor kelimelerle odayı size.
Sevgili Maistre sizi bu yolculuğa zirzop fikirlerle çıkarmıyor. İnsanın ruh ve bedenden ziyade ruh ve hayvandan oluştuğunu öne sürüyor. Nasıl hayvan şöyle ki ; aynı anda yaptığımız çoklu işleri göz önüne alırsak , yemek yaparken telefonla konuşmak veya müzik dinlerken yürümek ... bu gibi çoklu işlevleri yerine getiren yani yasama ve yürütme gücüyle kuşanmış iki ayrı sentez. İnsan müzik dinleyen hayvan ise yürüyen kısım tabi ki :)
Gelelim kitabın hikayesine ... 1790 baharı , Fransız subayımız o çafçaflı olayların içerisinde bir düello sonucu 42 günlük ev hapsiyle(?)cezalandırılıyor. Evde bir köpek bir yardımcı var. Bir buçuk ay boyunca evde kapalı kalsanız siz napardınız? Bu yolculuğu da sıkıntıdan ya da da tiye almak için yaptı herhalde. Gerçi kardeşi Joseph de Maistre katkısıyla hayalperest kardeşinin kitabı basılmış.
Bknz: #27101682
#27105709

Hayalperestliği sayesinde aristokratların boynunu kesen devrimden kaçmış da oldu bi nevi ama neyse :) Keyifli okumalar
120 syf.
·2 günde·8/10
Maistre, yazdığı bu eser ile klasik edebiyat tarihine başarılı bir şekilde adını yazdırıyor ve tutsaklığın aslında bir takım özgürlük olduğunu biz okuyuculara anlatmaya çalışıyor.
Yazar yattığı yatağın renginin pozitif bir enerji verdiğinden bahsederken aynı zamanda yataktan bahsettiği bölümü depresif, olumsuz bir paragrafla bitiyor ve her bölümün sonunda bunu yapacağını itiraf ediyor. Kitabı bitirdikten sonra bardağa vuran güneş ışığına bile farklı bakabiliyorsunuz. Kitabın her bölümünde Maistre, ona verdikleri odada yer alan her eşyayı konuşturuyor, hikayeleştiriyor, bizim betimlememiz için ısrar ediyor.
Kitabın sonunu odasındaki yolculuğu tamamlayamadığı için yazar biraz kızgın getiriyor. Cezası bittiği için özgürlüğe değil toplum ve toplum kurallarına karışacağını, bunun asıl özgürlük olmadığı belirtiyor...
120 syf.
·7 günde·Puan vermedi
36 adımdan ibaret olan odasında kırk iki günlük zorunlu bir hapse mahkum edilen yazarımızın zihinsel yaptığı bir takım seyahatleri anlatıyor. Zaman zaman resimlerden yola çıkıyor, felsefi düşüncelere, insan doğasına dalıyor bir takım çıkarımlar yapıyor oralarda nefeslenip tekrar yolculuğuna devam ediyor. Kitap içerisinde kısa kısa bölümlerden oluşan anlatılar kişiyi sıkmadan ilerliyor. Dili yalın anlaşılır bir şekilde. Gün içinde bitirilebilecek çerezlik bir kitap (bir takım nedenlerden dolayı ben bir günde bitirememiş olsamda ).
120 syf.
·2 günde·5/10
42 günlük oda hapsi cezası süresince kendi iç dünyasına yolculuk yapan yazarın kendini tanıma yolculuğuna şahit olacaksınız. 1794´lü yıllarda kaleme aldığı bu kısa romanda 36 adımdan oluşan odasını okura tanıtırken ne kadar zengin bir iç dünyası olduğunu görüyorsunuz. Çok akıcı bir dili olmasa da farklı şeyler okumak isteyen kitap severlere önerebiliriz.
28 syf.
·9/10
Cüzamlı olduğu için tek başına yaşayan adamın bahçesine bir yabancının sessizce girmesiyle başlıyor her şey. Yabancıya kendisinin hasta olduğunu ve gitmesi gerektiğini söylüyor. Yabancıysa bunu dert etmeyerek yanına geliyor ve aralarında uzun zamandır okuduğum en mükemmel diyaloglar gerçekleşiyor... Kız kardeşini kaybetmesinin ardından ona kalan 'çirkin' köpek de ellerinden kayınca yalnızlığı somutlaştırıyor bedeninde.. Yabancıya hayatını anlatıp şehrin kendini hapsettiği kalenin kapısını kapadıktan sonra bir damla yaş süzülmüş müdür yanaklarından? Belki de taşlaşmış kalplerimizi yumuşatabilecek kadar kalabalık hissedemeyip kardeşiyle geçirdiği güzel zamanlara sığınmıştır, kim bilir..
133 syf.
·2 günde·10/10
Eşsiz bir anlatı. Sade ve insancıl. Özellikle bu günlerde eve tıkılanların okumasını şiddetle öneririm.

Xavier de Maistre ev hapsinden sonra bir de gönüllü gece yolculuğuna çıkar odasında. Onu oradan oraya fırlatan düşüncelerini cesurca yazmaktan korkmaz. Yapıtın yazıldığı dönemi düşününce ne kadar içten olduğuna da ayrıca şaşırıyorum. Ne romantik ne bir klasist. Tam anlamıyla sabun köpüğü gibi kaybolan hislerimize odaklanmamızı örtülü şekilde tembihleyen bir seyyah.
Kitabı tekrar okurken bir kere daha sevdim.

Özellikle gece okumak ve duygudaşlık yaşamak istedim.
116 syf.
·2 günde·3/10
Vakit kaybı olarak gördüğüm bir kitap oldu. Başından sonuna kadar bir anlamı yoktu aslında. Yazar herhangi bir olayı anlatmıyor, herhangi bir duygudan bahsetmiyor. Kitabı aldığımda herhalde bir hayali yolculuktan bahsedecek diye düşünmüştüm. Ama baktım ki sadece boş satırlardan ibaret, böyle bir yolculuk yok, sadece oda içinde volta atması imiş yolculuktan kasıt. Kısaca; ben beğenmedim ama siz içinde bir şey bulabilirsiniz tabi ki. Denemeye değer mi bilemiyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Xavier de Maistre
Unvan:
Yazar, Ressam
Doğum:
Saint Petersburg, Rusya, 10 Ekim 1763
Ölüm:
Saint Petersburg, Rusya, 12 Haziran 1852
Savoie’da aristokrat bir ailede dünyaya geldi. Rus çarı I. Alexandr’ın ordusunda asker olarak görev yaptı. Aydınlanma ve Fransız Devrimi karşıtı düşünceleriyle tanınan ünlü monarşist Joseph de Maistre’in kardeşidir. 1794’te devrimci Fransız birliklerine karşı savaşırken yakalandı ve Odamda Yolculuk’u kırk iki gün oda hapsine mahkûm edildiği bu süreçte yazdı. Yazarın Le Lépreux de la Cité d’Aoste (1811), La Jeune Sibérienne (1820), Expédition Nocturne Autour de Ma Chambre (1825) ve Les Prisonniers du Caucase (1825) başlıklı eserleri de bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 224 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 194 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.