Yakut Devrim

Yakut Devrim

5.8/10
5 Kişi
·
13
Okunma
·
0
Beğeni
·
580
Gösterim
Adı:
Yakut Devrim
Unvan:
Yazar
Halet Efendi'nin bürokraside yaptığı katliam ve tasfiyeler yüzünden Osmanlı devletinde siyasi müzakerelere katılabilecek ve başka ülkelere çalışmayan ileri düzeyde batı dillerini bilen bürokrat yoktu.
Sovyetlerin en büyük şanssızlığı, Stalin gibi ince diplomasiden habersiz kaba bir diktatörün başlarında bulunmasıydı.
Bizi tembelliğe, sağlığı korumaya riayetsizliğe, direncimizi kırmaya yönelik neler varsa düşman propagandasıdır.

Örnek olarak sağlık için:
"Akarsu kir tutmaz."
"Bit yiğitte bulunur."
Mikrop benim gibi oluncaya kadar ben dağ gibi olurum." gibi...

İktisat ve ahlak için:
"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar."
"Her iş bitti de iş buna mı kaldı?"
"Geç olsun da, güç olmasın."
"Akşamın hayrı sabahın şerrinden fenadır."
"Evvelimiz Şam, ahirimiz Şam."
"Devlet malı deniz, yemeyen domuz."
"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." gibi...

Bu tür zehirli propagandalar senelerce fikirleri çürütmüştür.
I. Murat zamanında da casuslardan faydalanıldığı kaynaklarda sabittir. Balkanlarda yapılan fetihlerin hemen hepsinde kullanılan casuslar sayesinde haberler alınıyor ve bu haberler doğrultusundan hareket edilerek fetihler gerçekleştiriliyordu. Edirne'nin alınışı sırasında Hacı İlbey, casusuna Dimetoka kalesini gözetlemesini ve orada olup biteni haber vermesini istemiş. Dimetoka tekfurunun kaleden çıktığını gören casus, bu haberi hemen Hacı İlbey'e getirerek Dimetoka kalesinin alınmasına yardımcı olmuştu.
Abraham Stern isimli biri, Hitler'in Yahudi aleyhtarlığını kendi ulusu için değerlendirebileceklerini düşündü. "Siz Yahudileri Avrupa'dan temizlemek istiyorsunuz. Buna evet. Gönderin hepsini Filistin'e, kurtulun... Öldürmek, kamplar kurmak masraflı ve askeri oyalayan bir şey." dedi.
ABD cani, katil, suikastçı, provokatör, sabotajcı, işkenceci ve darbecileri yetiştiren okullardan çıkan adamları vasıtasıyla, gerektiğinde devlet terörü ile bir bakıma gözetim altında tutuyor dünyayı.
Kolombiya'da Medelin ailesi, solcu gerillalar ve CIA, FBI, MI5'in militer kanatları arasında iki cephe halinde çıkan büyük iç savaşın, İngiliz petrol imtiyazı süresinin bitimine yaklaşık 7 yıl kala başlaması oldukça dikkat çekicidir. Bunu üzerine İngiltere ve Amerika, "iç güvenliği sağlamak şartı ile" Kolombiya hükümeti ile yeni bir petrol imtiyaz anlaşması yapmışlardır.
Kilise, derebeyler ve büyük toprak sahiplerinde oluşan sermaye birikiminden sonra iktidar gücünü kaybetmemek için yüzyıllar süren savaşlarda yüz binlerce insanı katletmekten geri durmamıştır. Bu anlamda semavi dinler arasında sicili en bozuk din malesef Hristiyanlığın Katolik yorumudur.
İlk bölümde önemli istihbarat örgütlerinden bahsedilmiş ve "Türkiye bunlardan ne kadar etkileniyor"dan bahsedilmiş. Petrolün kısa tarihi ve istihbaratla olan ilişkisinden bahsedip, önemli casuslardan da kısa kısa bahsetmiş. Bu konuda merakınız varsa hiçbir şey kaybetmezsiniz. Fakat kitap ders kitabı gibi olduğundan sıkıcı olmak mecburiyetinde kalmış. Onun dışında gayet başarılı.
Osmanlı'nın kuruluş yıllarından itibaren önemli istihbarat olaylarından örnekler ile başlıyor. Kayda değer olaylar ilerledikçe, tarihin kaderini değiştiren savaşlardaki istihbarat akıcı bir şekilde anlatılmış. Daha sonra Osmanlı'nın son döneminde, parçalanmaya karşı kurulan Teşkilat-ı Mahsusa kuruluyor. Yaptığı işler göz önüne alınınca; bu gizli istihbarat olmasaymış şu anki topraklarla uzaktan yakından alakamız olamayabilirmiş.
İngilizlerin propagandaları, oynadığı oyunlar ve MİT'in kuruluş, işleyiş ve ilerleyişiyle ilgili de kaynak niteliğinde bir kitap.
Kitap bayağı baştan konuyu ele alarak başlıyor. Hatta o kadar iyiydi ki, ilk insanlara kadar götürülmüş olay. Hatta Adem ile Havva arasındaki İncil’de geçen ‘Yılan’ konusuna başvurulmuş.
Tabi asıl konumuza gelince başlangıç Osmanlı Devleti üzerinden yapılmış ve yer yer padişah sıraları bozulmadan verilmiş, yapılanlar. Bu konuda benim de başlangıçta bir alıntım vardı zaten.
Kitapta işlenen konular güzel. Yani bu Osmanlı dönemine girişten sonra Osmanlı’ya karşı yapılanlar işlenip hemen ardından da Teşkilatı Mahsusa kurulmasına geçiş de güzeldi ancak birazdan bir isme dikkatini çekip hemen ardından bu konuya dair de yorumlarımı unutmazsam yazacağım.
Dikkatinizi çekeceğim isim Halet Efendi. Bu zat Osmanlıyı en çok karıştıran, casusluk faaliyetlerini her tarafa yapan bir Osmanlı kişiliği. Gerçekten böyle birisi var ve bu kişi kimin resminde sizce ? Bu adamın resmini kim yapıyor dersiniz ? Napolyon’un resmi ressamı: Jacques-Louis David. Kinciliğiyle Osmanlı’nın en büyük Sadisti olarak belirtebileceğimiz bu isim sarayda öldürdüğü aydın ve akıllı kişilerle Avrupa Birliği ya da Birleşmiş Milletlerin temelinin atıldığı o döneme Osmanlı’nın tek isim dahi gönderememesinin nedenidir. Bu nedenle kendisi çok önemli ve beddualar ile anılan bir şahsiyet olmuştur.
Diğer konumuz Teşkilat-ı Mahsusa ise başlangıç olarak aslında biraz eksik geldi bana. Mehmet Reşat dönemini konu edinse de insana ‘Madem bu kadar sıralı anlatıyorsun Abdülhamid nerede’ dedirtiyor.
Tabi sadece bu kadar mı? Değil. Mehmet Akif dersin tamam ona laf edilmez. Teşkilat çalışanları için konuşuyorum. Atatürk dersin gene tamam ama herkesin adını verip ucuz insanların bile soy adlarını yazarken parantez içinde veya değil ATATÜRK yazamamak mı sorun olmuştur yazara sorarım size ? Hadi bunları da es kaza dikkat etmedik de geçtik. Vatan için millet için çalıştığı söylenen Teşkilatı Mahsusa’da Özellikle Atsız’dan okuduğum için bildiğim ve geçmişinde Osmanlı aleyhine yazılarıyla tanınan ve -her nasıl olduysa- Hoca sıfatı alan Said Nursi’nin de bu teşkilatta geçmesi beni ikileme sokar.
Hatta ve hatta bunun yanında milletimizin tarihi denilince akla gelen Nihal Atsız mı yoksa bu kitabın yazarı Yakut Devrim mi derseniz insan sadece güler.
Maalesef tarihi sadece araştıran ve duyduklarını ekleyerek bir tarih kitabı oluşturma çabasına giren bu yazarımızın da Tarih alanında boşa çıktığını ve bana bir fayda getirmeyeceğini düşünerek kitabını okumaya son veriyorum. He tabi ben çok mu iyi tarih biliyorum? Hayır. Ancak belli bir birikim ve Atsız gibi bir öğretmenin, manevi öğrencisi saydığım için kendimi, bazı şeyleri araştırarak okumak zorundayım. Özellikle bunu sabah 9 gibi başlayıp sadece 75 sayfa kitapta araştıra araştıra geldiğimi düşünürsek açıkçası beğenmedim. Zaten fiyatı da (30 TL) içime sinmemişti. Bu da tuzu biberi oldu. Gereksiz yere zaman kaybetmemenizi öneririm bu kitap için. İyi günler, iyi haftasonları dilerim efendim.. 

Yazarın biyografisi

Adı:
Yakut Devrim
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 13 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.