Yasemin Aktaş

Yasemin Aktaş

Editör
8.7/10
3.220 Kişi
·
11,2bin
Okunma
·
1
Beğeni
·
450
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
383 syf.
·9 günde·10/10 puan
Hər zaman psixoloji romanları oxumağı çox sevmişəm. Ancaq bu kitabı oxuduğum digər psixoloji romanlardan fərqləndirən bir çox xüsusiyyətlər var. Sigmund Freud, Yalom kimi psixoloqların qələmə aldığı mövzular bizim cəmiyyətimizdəki psixoloji problemlərlə o qədər də uyğunlaşmır. Türk həyat tərzinin, düşüncə tərzinin bizə daha yaxın olmasından Gülseren Budayıcıoğlunun kitabında mən daha çox BİZ'İ tapa bildim....

  Psixoloqun yanına gələn hər xəstənin problemlərinin ortaq bir başlanğıcı var idi: SEVGİSİZLİK. İnsanlar sevgiyə, sevilməyə, dəyər görməyə necə də acdırlar... Xüsusən ailədə dəyər, sevgi görməyən insanlar,bu sevgisizliyi öz ailələrinə, öz şəxsi münasibətlərinə daşıyırlar. Nəticədə isə yenə bədbəxt ailələr, xoşbəxt olmayan insanlar formalaşır. Uşaq yaşlarından sevgisiz böyümüş bir insanın ətrafına sevgi yaymasına gözləmək olmaz. Bəzi insanlar isə ailədə tapa bilmədiyi sevgini başqa insanlarda axtarmağa çalışır.


   Kitabın dilidə çox axıcıdır. Bir çox psixoloji kitab  kimi qarmaqarışıq terminlərdən çox istifadə olunmayıb. Kitab daha çox həkim-xəstə söhbətləri üzərində qurulduğu üçün daha sadə və anlaşıqlıdır. Kitab bölümlərdən ibarətdir. Ən sevdiyim bölümlər "Kelebeğin Ömrü", "Çöp apartmanı" və "Cinini çıkardım" oldu. Bu bölümləri oxuyanda həmin hadisələrin real həyatda baş verdiyini bilmək məni çox üzdü. Amma bu insanların yenidən həyata qayıtması, cəmiyyətdə özlərinə yer tuta bilmələri məni bir o qədər də xoşbəxt etdi.


Fərqli həyatlarla, fərqli problemlərlə tanış olduqca insan başqalarını daha yaxşı anlamağa və önyarğılarından qurtulmağa başlayır. Əslində, mən insanlarla qarşı çox önyarğılı biri deyiləm. Amma kitabı oxuduqca, başqa problemlərlə tanış olduqca içimdə azda olsa qalmış olan önyarğılarımdan xilas oldum.


Oxunması lazım olan ən gözəl roman insandır. Hər insan başa düşülmək, sevgi görmək, dəyər görmək istəyir. Bunlar bizim həyati tələbatlarımızdır. Ətrafımızdaki insanları anlayaq, onlara sevgi göstərək ki, onlarda başqalarına həmin sevgini ötürə bilsinlər. Çünki, sevgi paylaşdıqca çoxalır. Son olaraq, bu kitabı oxuyun və mümkün qədər başqalarına tövsiyə etməyə çalışın. Əminəm ki, hər kəs özündən nəsə tapacaq bu kitabda.
368 syf.
·7 günde·10/10 puan
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı bu. Diğerleri gibi bunun da bitmesini hiç istemedim.
Daha önce okuduğum kitaplarındaki gibi burada da ailenin, sevginin, ilginin, hoşgörünün önemi sık sık hatırlatılıyor. Bu sayılanlar olduğu veya olmadığı zaman hayatımızın nasıl değişebileceğini birkez daha görmüş oluyoruz.
Toplum sağlığı için okuyun, okutun
383 syf.
·3 günde·Beğendi
Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Yazarın sade ve anlaşılır anlatımı hoşuma gitti. Kitaptaki hikayeler sanırım 2 diziye konu olmuş. Eşimin önerisi ile bende kitaba başladım.
Kitapta Gülseren Budayıcıoğlu 'nun hastalarının sıkıntıları anlatılıyor. Hikayelere ara vererek parça parça anlatması açıkçası hoşuma gitti şayet diğer türlüsü sıkıyor. Kitabı okudukça insanları yargılamadan neler yaşamış olabileceklerini düşünmem gerektiğini bir kez daha anladım. O kadar farklı, değişik, bakınca toz pembe gözüken fakat arkasında cehennem gibi hayat yaşayan insanlar varki insan bunu görünce ürperiyor resmen.
383 syf.
·4 günde·10/10 puan
Neden bu kitabı okumalıyız?
Öncelikle okuyacağınız kitap içinizden biri sizden biri anlatılan hayat hikayelerinden bu kitabı okumaya başladığınız andan okuma yolculuğunuza kadar kalbinize dokunan cümleler her sayfada tesirini gösterecek içinde yaşadığınız topluma hatta çevrenizde ki arkadaşlarınıza kadar bu bakış açısı size insanları anlamak için
yeni bir pencere açtıracak kalbinizde .
Yazarın kitapta kullanmış olduğu üslûp nasıl?
Akıcı ve ağdasız bir Türkçe kullanılmıştı. Hayat hikayelerini arka arkaya bitirmemesi okuyucuda ‘peki ya daha sonra ne oluyor?’sorusunu sordurtuyur ve o sırada başka bir hayat hikayesinde kendinizi buluyorsunuz. Kitabı okurken devamlı bir ilgi söz konusu oluyor . 𓅭𓅮 𓅯 𓅮
Bize güzel okumalar gerek ,okuyun🕊
352 syf.
·10 günde·9/10 puan
Doğan Cüceloğlu, kırktan fazla bilimsel makalesi  yayınlanan bir psikolog ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanıdır. Çok sayıdaki kişisel gelişim kitabı ile Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını inceler.

Sahi neydi mış gibi yaşamak. Böyle insanlar varmı gerçekten çevremize bakmamız lazım hatta biz bille çoğu zaman mış gibi yaşayan insanlardan biriyiz. Ben gibi yaşamak yerine biz gibi yaşamayı öğrenmeliyiz. Düşüncelerin altındaki niyetin, sözün arkasındaki düşüncenin, fikrimizin, aklımızın davranışlarımızın birbirine uymadığı biz insanların yaşamı demek mışgibi yaşamak. Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin ben duygusu ile hareket ettiği, yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak Ve yaşamadığının farkında bile olmamak. Kısaca kişisel gelişim kitaplarında okuduğum en iyi kitaplar arasında rahatlıkla yer alıyor.


ALINTILAR

Kadının insan olarak temel hak ve hukukunu bu toplum henüz tartışmış değil; yani tartışılmamış olduğunu sanıyorum.

Bir toplumun uygarlık düzeyini ben o toplumumun duygudaşlık, yanı empati düzeyinde görüyorum.

Turkiye'deki ana babalar çocuklarına birey olmamayı çok erken yaşta öğretmek için büyük çaba harcarlar. İçimizdeki çocuk utanca boğulup kendi kendimize söz verip bir birey olmama yemini ettiğimiz zaman ana, babamız, dedemiz, ninemiz, konu komşu, herkes bizi çok sever. Sürünün yeni üyesi olarak sevilirsiniz. Çok uslu maşallah, çok söz dinler, benim oglum/kızım benim sözümden hiç çıkmaz övgüleriyle yemininizin doğru bir yemin olduğuna inandırırlar.
383 syf.
·5 günde·10/10 puan
Birbirinden farklı insanlar ve anormal hayatlar... Bir psikiyatristin not defterinden, gerçek hayat hikayeleri. Okuyanların kendinden bir bölüm elbet bulabileceği ve o yerlerde sanki bir terapideymiş gibi hissetmenizi sağlayacak. İnsanın ailesini seçmesini mümkün değildir ve kaderimiz doğduğumuz evde oluşur. Ve bu kitabı okuduğunuzda öyle aileler ile tanışacaksınız ki halinize şükredecekcisiniz. Annesi dışarı çıkmasına izin vermiyor ve arkadaş edinmesine de, intihar edeceğini söylüyor ve umrunda olmuyor, sonra da intihar ediyor. Bu sadece kitabın içinden bir örnek. Başka kitabın içinde neler var? Ömrünün sonuna gelmiş ve ölecek birisi ve bu korkuyu nasıl yendiğini okurken sizde göreceksiniz. İlişkiler üzerinden örnekler, sanrılar üzerinde hareket eden ve dünyasını kafasının içine kurmuş birisi, kendisini Hz. İsa olduğunu düşünen bir doktor, apartmanlarında çöp biriktiren her şeyi on kez yıkayan bir aile, yemekleri bile ve neredeyse açlıktan ölecekler... Ve yüklü miktar parası olup açlıktan bayılmak üzere olan bir kişi. Bunların hepsini tanımak hayatınızda bir farklılık yaratacak. Her biri farklı dünya sadece bir hayata sahip olabiliriz fakat bu kitabı okursanız bir çok hayatı da yaşamış gibi olacaksınız. Keyifli okumalar.
1437 syf.
birinci cildi doğumundan 1919'a kadar olan, ikinci cildi kurtuluş savaşı dönemini, üçüncü cilt ise kurtuluş savaşı sonrası dönemi aktarır. ayrıntılı anlatmaya gerek yok tek kelimeyle şahane bir kitaptır. Atatürk ve cumhuriyet tarihine ilgisi olan herkesin okuması lazım.
383 syf.
·11 günde
Yargılamak nedir ? Ya da insanlara bu hakkı kim verir? Bizler neden sürekli yargılamak için yarışan koşu atları gibiyiz?
Bu kitapta en kültürlü zengin insandan tutunda en fakir insana kadar gerçek hayat hikayeleri acıları kokuları anlatılmış. Gülseren Hanım her hikâyede aynı şeyi vurguluyor aslında . İnsan ne yaşıyorsa kendi seçiyor. Bizler acı çekmeye alıştığımız için hep bildiğimiz yoldan yürüyoruz istesek de istemesek de. Aksini zaten içimize sindiremiyoruz. Çocukluğumuz geleceğimizin temel yapısı. Aslında ne kadar güzel bir çocukluk yaşadıysak o kadar bilinçli bireyler oluyoruz . Bu kitabı okuyana kadar çok yargıcı biriydim en acımasız olduğum kişi ise kendimdi. Şimdiyse bir olan karşısında sadece dinliyorum . Çözebilir veya faydam olabilirse müdahele ediyorum . Kimseyi yargılamamaya işlemediğim günahın beni bulmayacağını garantileyemediğim bu hayatta herkesi olduğu gibi kabul etmeye çalışıyorum. Dil,din,ırk,mezhep,meslek,makam,mevki-i insanları ayırmadığı müddetçe güzeldir. Kitabın kişiliğinize katacak çok şeyi olduğunu ve mutlaka okumanız gerektiğini düşünüyorum. İnsan acılarıyla, korkularıyla, hevesleri, hayalleri ile insan... Olduğu gibi kabul edebilen yüreklere ne mutlu .
368 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitabı okuduktan sonra mesleğimi seçtim. İster psikoloji ile ilgili olun, ister olmayın, her insanın o dünyanın derinliklerine inmesini sağlayan, belkide orada gördüklerinden dehşete düşüren bir kitap. Bir psikiyatristin anılarını okumanın bana böylesine ilham verebileceğini hiç düşünmemiştim.
383 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Budayıcıoğlu'nun okuduğum 4. kitabı olmasına karşın onun yazmış olduğu ilk kitabı. Her kitabında olduğu gibi kitap oyle bir akıyor ki bir bakıyorsun kitap bitmiş.. Bitmis bitmesine ama kitaptaki kişilerle o kadar ozdeslestirmiş ki kendisini ben de okurken olayların içindeymis gibi hissettim. Tam olarak hayatımızın içinden. Ben çok beğendim okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 11,2bin okur okudu.
  • 716 okur okuyor.
  • 5,1bin okur okuyacak.
  • 134 okur yarım bıraktı.