1000Kitap Logosu
Resim
Yavuz Bülent Bakiler

Yavuz Bülent Bakiler

Yazar
Derleyen
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
9.0
1.198 Kişi
4.170
Okunma
1.601
Beğeni
31,4bin
Gösterim
Unvan
Avukat, Şair, Yazar, Çevirmen
Doğum
Sivas, Türkiye, 23 Nisan 1936
Yaşamı
Aslen Azerbaycan göçmeni bir ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bakiler, 23 Nisan 1936 günü Sivas’ta dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Sivas, Malatya ve Gaziantep’te tamamladı. İlk şiirlerini 1953 yılında Türk Sanatı dergisinde yayınladı. Hisar Dergisi Şairleri arasında yeraldı. 1960 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.Kısa bir süre Yeni İstanbul Gazetesinde çalıştı.TRT Ankara Radyosu Merkez Program Dairesinde Raportör olarak çalışırken çeşitli kültür programları sundu. 1969-75 yıllarında Sivas’ta avukatlık yaptı. 1975-76 yıllarında Başbakanlık Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığında Hukuk Müşavirliği yaptı. 1976-79 yıllarında Ankara Televizyonunda çalıştı. 1979-1980 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptı. 12 Eylül sonrası müşavir kadrosuna atandı. 1992 yılına dek bakanlıktaki bu hizmetini sürdürdü. İki yılda Başbakanlık Müşaviri görevini yaptıktan sonra 1994 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Şiir kitapları Yalnızlık, (1962) Duvak, (1971) Seninle, (1986) Harman, (2000) Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin Sen Sen Sen Gezi notları Üsküp'ten Kosova'ya Türkistan Türkistan İncelemeleri: Şiirimizde Ana Sivas'a Şiir Âşık Veysel Elçibey Mehmet Akif'te Çağdaş Türkiye İdeali Sözün Doğrusu 1-2 Sevgi Mektupları Gidenlerin Ardından Arif Nihat Asya İhtişamı
198 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Muhsin Başkan...
Yavuz Bülent Bakiler'in kendisi gibi Sivaslı olan Muhsin Yazıcıoğlu'nu, daha iyi tanıtabilmek ve okuyucuları ile buluşturmak için onu tanıyan yakın dostları, yazar, gazeteci, siyasi kişilerin kaleminden, vefatının ardından üzüntülerini dile getirdikleri ve Muhsin Yazıcıoğlu ile olan anılarını paylaştıkları derleme kitabı.. Muhsin Yazıcıoğlu'na 12 Eylül 1980 darbesinin olduğu dönemlerde zulmettiler...MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'ndan ötürü yargılandı. Öyle ki 5,5 yılını 2 metrekarelik bir hücrede her gün ölerek geçirdi.Toplamda 7.5 yıl işkenceye tabi tutularalak nice çileler çekerek Mamak Cezaevi'nde kaldı. Hiçbir suçu yokken, 7,5 yıl dayandı, kaderine razı geldi. Onca şeye rağmen hiçbir zaman duruşunu bozmadı, kişiliğinden taviz vermedi. Dik durdu, düz yaşadı. Mazlumların hamisi, ağabeyi oldu. Onların dertleriyle dertlendi. Onun için Derviş siyasetçi diyorlar. Çünkü zulmü alkışlamadı, zalimi asla sevmedi. Çıkar siyaseti yapmadı. O aslında bir politikacı değil dava adamıydı ve ardından çok güzel şiirler bıraktı. O, "sonsuzluğun sahibi"ne hoş bir seda bırakarak gitti... Sevgi, saygı, özlem, muhabbet ve rahmetle. ⚘ Esselamualeyküm
Okuyacaklarıma Ekle
248 syf.
·
4 günde
Harman, dövenle dövülmek üzere bir araya getirilmiş ekin demetleri yığını demek sözlükte. Bizim memlekette de öğütülen buğdayların elenip serildikleri yüksek kayalıklara deriz harman diye. Şehrin en yalnız en çirkin en korkak sokaklarının bile alenen göründüğü tepedir. Yılları devirmiş meşe ağaçlarının kök saldığı düzlüklerdir. Bir yanda öğütülmüş buğdaylar bir yanda hâlen güneşin altın rengini gururla yansıtan rüzgarın sadık yâri başak taneleri... Başakların arasında ordan oraya savrulan cahil çocukluğum. Cahil dedimse yanlış anlamayın; ayrılıktan, hayal kırıklığından, büyük olmanın getirdiği sorumluluktan, gurbetten, yalnızlıktan, sevdadan habersiz, bir çareliğimi kastettim. Benim bilgeliğim, gökyüzünde yalnız başına süzülen uçurtmamın ipini ellerimden kayıp gitmeden tutabilmemden, tırmandığım ağaçların hangi dalına basacağımı seçmemden, bulutların neye benzediğini isabetli söylememden, mızıkçılık yapan oyun arkadaşlarımı affetmemden, bakkala ekmek almaya gittiğimde canım çok çekse de o kırmızı kaplı gofretten almayıp zar zor tamamlanan ekmek parasını eksiltmememden, sevilmediğimi bile bile hep çok sevmemdir olsa olsa... Harman; annemlerin badem ağacı altında soluklanıp çay içtikleri, benimse aç karna demeden ellerim kararana kadar kırdığım taze bademlerin evidir. Ne olurdu elimin karasını gönlüme bulaştırmasaydım ama ben hep sakardım. En sevdiklerimi kaybederdim köşebaşlarında, tutacağım eller kayardı ellerimden, gözlerimi tam kapatamazdım korkardım herkesin gideceğinden, içimden 10'a kadar sayamazdım korkardım biteceğinden, saklambaç sevmezdim hiç kaybolurdum sokaklarda. Boyumu aşan kayaların ardına gizlenirdim ağlarken, tırmanırken yaralardı ellerimi ama ben kızmazdım bilirdim düşmemi istemediğindendi. Boyumla aşık atan dağdan ağaçları sarılırdı korkunca. Meyvelerinden uzatır yüzümü gıdıklardı. Dağdağanların rengini görenler beğenmez, çürümüş derler kahvesine, serttir bu acıtır derler almazlar bile ellerine. Dağdağanlar serttir, kahvedir ama o minik cüsseleri rüzgara boyun eğmez, topladıkça bereketlenir, yemek zahmetlidir ama bunca cefanın ardından buruk bir tatlılığı olur, parmaklarınıza siner kokusu. Dağdağanlar gibiydim ben çocukken, belki de halen öyleyim... Kimse bilmez içimin nasıl olduğunu... İşte kitabın ismi olan "Harman" ı okuduğum anda içime süzülen duygu hüzmesinden birkaçı bu cümlelerim. Her satırında beni, annemi, çocukluğumu, kaybedişlerimi, ülkemi, sevdiklerimi bulduğum eşsiz bir kitaptı. Elimde ki kitap : Size Dergisi Yayınları 12.Basım. 12.04.2009 tarihinde Yavuz Bülent Bakiler tarafından imzalı. Kütüphaneye bu kıymetli hediyeyi bağışlayan güzel yürekli insan kimse selam olsun... Tekrar iade edecek olmanın hüznü olsa da elimden geldiğince şiirleri bu hesapta ve şiir defterimde saklayacağım. --Yüreğimde saklayacaklarımın yeri baki.-- Kabuk bağlayan ama izi geçmeyen yaralarımın üzerinden nice şiiri geçti. Dökmekten kaçındığım gözyaşlarımın süzülmesine sebep olup her satırıyla birer birer sildi. Unutmadığım anıları hatırlattı bana, imkansızlığı bile sevmenin mümkün olduğunu, kabullenişinde sevdaya dahil olduğunu, gideni beklemenin yorgunluğunu, çaresizliğinde çaresi olduğunu, bir şiirle yüreğimi göğüs kafesimde tutmanın zorluğunu yaşattı, geçmiş, şimdi, gelecek demeden zaman kavramını sevmeye dahil etmeden Zamansız Sevmeyi öğretti. Susmuyor yüreğim durmuyor kalemim. Son olarak sizlere en sevdiğim şiiri bırakıyorum. Bilmem ki n'emsin? Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle Çarpsam kara sevdayı En azından yüzbinle Nasıl bağlandığımı Anlarsın kemendinle Kaç defa çıkıp gittim Buralardan yeminle Ama her defasında Geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür Nazla, sitemle, kinle Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Bazen kız kardeşimsin Bazen öp öz annemsin Sultanımsın susunca Konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin Orada ufuk çizgim Burda yanım yöremsin Beni ruh gibi saran Sonsuzluk dairemsin Çaresizim çaremsin Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin? youtu.be/kLz9P144imA
Harman
9.0/10 · 11 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
236 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Demedim mi? şiiri sana her şeyimi bıraktım... DEMEDİM Mi? Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme!İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz.... Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım, inanma!Bir gün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen zindana döner bu şehir... Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir Demedim mi gözlerim bakma!Demedim mi bu ürperten sıcaklık... Bu taze güzellik kaybolur birgün? Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün Demedim mi ellerim dokunma!Demedim mi bir gün susar şarkılar Sesine ses veren rüzgar olur... istediğin kadar artık bekle dur...k Demedim mi kulağım duyma!Birgün çıkıp gideceği belliydi Ayan-beyan belliydi anlayamadın. Başka bir rüyada şimdi o kadın Demedim mi kollarım sarma!Bütün çektiklerim senin yüzünden Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden Demedim mi gururum kırılma! İçinde kayboldum bu şiirin son satırlara gelene kadar diyar diyar zaman zaman gezdim de geldim Kalemine, yüreğine, her şeyine sağlık Yavuz Bülent Bakiler
Harman
9.0/10 · 909 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
250 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
- Çok güzel bir kitabın yorumu ile geldim. Yavuz Bülent Bakiler’den okuduğum ilk eser oldu. Bir kitap okursunuz ve siz de bıraktığı etki uzun süre devam eder. Hatta kitaptan aldığınız lezzeti nasıl tarif edeceğinizi bilemezsiniz. Ben yine de sizlerin de bu faydalı eseri okuması için bir kaç kelam edeceğim. Yazar Türkçe kelimelerin kullanımına oldukça önem verdiğini bu eseri ile belli etmiş. Aslında ağzımızdan çıkan kelimelerin her birinin vardığı bir anlam durağı var. Meğer ne çok yanlış kelime telaffuzları yapıyor ve onlar ile amel ediyormuşuz. İşte bu eser bize sevgili dilimizi ne denli özverili ve kelimelerimizi seçerek kullanmamızı tavsiye ediyor. Kitap gayet akıcı oldu benim benim için. Kitabın içinde düz metin anlatımları dışında soru-cevap kısımları da mevcut. Benim ise bu kısımlar daha çok hoşuma gitti. Oğuz Çetinoğlu bey soruyor ve sevgili yazarımız Yavuz Bülent Bakiler güzel noktalara değinerek, gayet açıklayıcı bir üslup ile cevap veriyor. Siz de kelimelerinizi seçerek kullanmak için ve kullandığınız kelimenin kökünün nereden geldiğini öğrenmek için bu eserden faydalanabilirsiniz. Güzel bir okuma oldu. Baya istifade ettik elhamdülillah.
Okuyacaklarıma Ekle
256 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yavuz Bülent Bakiler'i her okuduğumda her dinlediğimde daha çok okumam daha çok tarihimi öğrenmem gerektiği hissine kapılıyorum. Evet gerçekten de daha çok okumamız daha çok araştırmamız, tarihimizi kendi okuduklarımızdan mukayese ederek gönlümüzdekilerin ve diğerlerinin kimler olacağını belirlememiz gerektiğini düşünüyorum. Dolu dolu bir kitap okumanızı tavsiye ederim...
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
26
260 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.