Yedikıta Dergisi

Yedikıta Dergisi

Dergi
9.7/10
186 Kişi
·
554
Okunma
·
180
Beğeni
·
1508
Gösterim
Adı:
Yedikıta Dergisi
Herkesin İstanbul'u tarif edişi farklıdır. Turizmci yazar Çelik Gülersoy, "başka şehirler yaptıkça güzelleşir ama İstanbul yıktıkça güzelleşir!" diye tarif eder ve inceden dokundurarak kıymetli yapıların ucube binalarla karartıldığını anlatır.
Belki de sorun bizdeydi. Etrafımızda cereyan eden bunca hadisenin hikmetine mânâ verememek, olsa olsa bizim acziyetimiz olur. Kim bilir, Cenab-ı Hakk'ın bu sessiz kulları (hayvanlar) dile gelse, bize ne hikâyeler anlatır, ne nasihatler verirdi...
"Rahatu'l - hulkum" nedir, bilir misiniz? Boğazın rahatı, boğazı rahatlatan manasına gelir. Osmanlı Türkçesinde kullanılan bu kelime bizde galatlaşarak "lokum"a dönüşmüş. Fakat Sırbistan'da lokuma hala "Rahatlokum" denir.
Yedikıta Dergisi
Sayfa 50 - İlker Süleyman Doğan - Darü'l - Cihad Belgrad.
Ey fikri bozuk Acem İsmail, Allah seni ıslah eylesin. Bu mektubum sana ulaşınca dikkatle dinleyesin. Malumun ola ki, İslam'ın perdesini yırtarak, Seyyidü'l-Enâm Aleyhisselam Hazretleri'nin sünnetini yıkmaya çalıştığın haberlerini alıyorum. Fitne ve fesadınla birleştirdiğin kılıcını kırmak ve kıyamete kadar ortadan kaldırmak, bize vacip olmuştur. Bu hususta ulemanın önde gelenleri -Allah sayılarını kıyamete kadar artırsın- fetva vermişlerdir...
Biz bugün beton şehirler inşa ediyor ve beton şehirde beton insanlar meydana getiriyoruz, çocuklar çiçek görmeden büyüyor. Ne acı bir manzara!
Altı asır sürecek devlete ilk padişah olup ismini veren Osman Gazi’nin hükümdarlık devrinin en dikkat çeken hususiyeti, bir çok alim, Şeyh ve tarikat erbabının hizmet için Osmanlı Beyliği’ne katılmasıdır. Selçukluların tarih sahnesinden çekildiği yıllarda her taraftan gelen bu kişiler, meşru güç olarak Osmanlıları kabul etmişlerdir.
80 syf.
·2 günde
Yedikita 2008 yılında basım hayatına başlamış  11 yaşında olan kendi tabirleri ile aylık tarih ve kültür dergisidir. Genelde babamın okuduğu benim de göz attığım dergiyi ilk defa baştan sona okumak istedim ve hemencecik bitiverdi (keşke çok daha önce alsaydım bu kararı). Bu ayki sayısında Abdülhamit Han'ın Amerikaya yolladığı hediyelerden, Yahya Kemal' den, Küba Füze Krizinden de bahsedilmekle beraber  pek çok konunun  içinde bulunduğu çok güzel bir sayı daha olmuş.Gerek dili gerek görselleri (en önemlisi de kaynakçalarıyla) ile sizi yormadan ilme, tarihe doyuran,aklınızdaki sorulara yanıt verip  emin olduğunuz konularda yeni soru işaretleri oluşturup sizi araştırmaya yönelten, uzun süredir içinde bulunduğum "okuyamama buhranından" beni çıkaran canım dergi artık sıkı takipçin olmaya niyetliyim.
Kitap ve hakikat ile kalınız...
80 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
10 yılı aşkın bir süredir yayın hayatına devam eden, 'Doğru bilgi, doğru kaynaktan alınır' düsturuyla hareket eden, yakın tarihimizin gerçeklerini ve ecdadımızın kalbe ve ruha dokunur yanlarını göz önünde bulundurmaya çalışan Tarih ve Kültür dergisi... Bana tarihimizi sevdirdiğini söyleyebilirim. Tarih merakı olan herkese tavsiye ediyorum..
80 syf.
·Beğendi·10/10
Yedikıta Dergisi.. Kolay değildir, okumak sabır gerektirir. Tarih ve gelenekle iç içedir.

Bunları biliyor olduğum halde okumaya başladım bu sayıyı da. Önce atom bombası ile ilgili bir yazı okudum. Amerikalı subayların sözleri, beni rahatsız etti. İnsan bu derekeye nasıl iner, nasıl alçalır bu kadar dedim, okumaya devam ettim.

Ardından hiç duymadığım Şabdan Bahadır ve onun mücadelelerini okudum. Çektiği sıkıntılar beni mutsuz etti. Sonra düşündüm, eğer bu dergide Şabdan Bahadır'ı okumasaydım, bu dergiyi okumasaydım, mutsuz olmayacaktım. Tam o esnada, siyasal bilimler okuyan bir dostumun,
"Limonata içerken, limonataya dâhi ötv ödediğimiz aklıma geliyor, mutsuz oluyorum. Keşke bilmeseydim." dediği aklıma geliyor. Okuyup dert sahibi olmanın daha iyi olduğunu düşünerek devam ediyorum.

Sultan Üçüncü Selim Han'ın Mescid-i Nebevî'ye yaptığı hizmetler ile karşılaşıyorum. İçimi ayrı bir huzur kaplıyor.

Sonlara doğru ise önceden okuduğum, el an okutmaya çalıştığım Emâlî Risalesini görüyorum. Risaleyi ilk okuduğum zamanlar aklımda, hisli hisli okuyorum mevzu edilen beyitleri..

Ve 80 sayfalık dergide bu kadar farklı duyguları yaşamış olduğum halde, dergiyi kapatıyorum.
80 syf.
·10/10
Yine bir Osmanlı rüzgarı esti geçti Dergi boyunca. Osmanlıda çocuk olmak nasılmış, bunu hissettirdi bize adım adım.. En güzel bölümü ise 'Osmanlı'nın Ehli Sünnet Hassâsiyeti' başlıklı yazı idi..
80 syf.
·Puan vermedi
Bu ayki sayısında Ehli Sünnet'in Selçuklular ve Osmanlılar zamanında dahi nasıl korunup geldiğinden, ecdâdımızın gösterdiği hassasiyetlerden bahsedilmiş. Aslında olması gerekenin, önceden olduğunu, yaşandığını görmek insana huzur veriyor bence. Böyle güzel devirler yaşanmış, olmuş kardeşim..

Akarsuların önemine binâen etraflarına kurulan güzel, sevimli şehirlerden de bahsetmiş kısaca..
Şam, Amasya, Edirne, Üsküp, Saraybosna..
Bu önemi yakın zamanda gittiğim Karadeniz yolunca görmüş oldum.

Okumaya, takip etmeye devam..
80 syf.
·63 günde·Beğendi·10/10
Ağustos sayısını gecikmeli olarak okusamda sonuç olarak okuduk Elhamdülillah :)
Farkı konular olsa da çoğunlukla Kabe-i Muazzama Örtüsü ele alınmış şahane bir sayı. Kutsi Elbise ; Kisve...
Örtünün Osmanlı zamanın da İstanbul da dokunması ama daha sonra bu hizmetin bizlere nasip olmaması.... Çok önem vermiş ecdadımız onları anlayıp anlatmak da gerçekten aciz kaldığımızı bir kere daha anlamış bulunuyorum.

Ayrıca dergide ilk defa İstanbul dan, Türkiye den röportaja gidildiğini belirtmiş Kabe-i Muazzama Örtü Fabrikası Müdürü. Ve teşekkür etmiş.

Herkes okumalı...
80 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yedikıta Kasım ayı sayısında muhtelif bilgi ve konular olmakla beraber, iki konu var biri beni çok üzen, sinirlendiren diğeri de sevindiren, kalbimi yumuşatan, tebessüm etmeme sebep olan.
İlki;
Cemaleddin Afgani den, gerçek yüzlerinden bahsetmiş. Yüzleri diyoruz çünkü çok yüzlülük yapmış. Az çok bunlar hakkında bilgim vardı ama onun tebaasının ecdadımız Osmanlıya yaptığı bir teklif var ki hayret ettim ve tarihin tekerrür ettiğini esefle anladım. Bu teklif; Caferiliğinde mezhep kabul edilmesi....!
Şimdi okullarda ki ders kitaplarına bakarsak hemde birinci sırada yer alan ceferilik diye saçma, uydurma bir mezhep vardır. Adamlar ne çalışmış ama...! Yoksa güzel yurdumun insanı bu kadar mı uzaklaştı Ehl-i Sünnet inancından. Allah yardımcımız olsun.
Bu sinirlendiğim, üzüldüğüm konu.
Birde çok hoşuma giden, adeta kalbimi hızlandıran bir konu var oda Kabe-i Muazzama'nın kapısının tarihi. Ne güzel bir kapıdır o, ne mübarektir. Hatta çok dikkat çekici ve ilk olarak yapılan bir şey var ki; Kabe-i Muazzama'nın kapısı yenilenir ve eski kapı hürmete binaen zamanın halifesine gönderilir, ahşaptır o zamanlar kapı. Halifede vefat ettiğinde bunun tabutu olmasını ister nitekim vefatında onun için tabut kapılır bu mübarek kapıdan ve ilk defa böyle bir hadise vuku bulur tarihte.
Vesselamü...
80 syf.
·16 günde·10/10
Dergilerle büyüyen birisi olarak, uzun zamandır hala dergileri çok sevmeme rağmen bir türlü alıp da okuyamıyordum. Bu gidişe bir dur demek amaçlı bir kaç araştırma sonucu Yedikıta Dergisinde karar kıldım. 6 aylık deneme olarak abonelik başlattım üstelik çok uygun bir fiyata. (İlk ay 3 çeşit dergide hediye geldi üstelik) İnternetten tek tek alındığında daha pahalıya geliyordu. Ve her ay başında dergimin gelmesini beklemeye bayılıyorum....
Nisan ayı sayısında farklı şehirlerden, farklı kültürlere ve birçok konuda yeni bilgiler edindim. Çok keyif alarak okuduğum bir dergi oldu. Ve sanırım dergiler her zaman vazgeçilmezim olacak. Sizlere de şiddetle tavsiye ederim!

Almak isteyenler için içindekilerden biraz bahsedeyim;
•Hitler'in Kayıp Denizaltıları (Fatih Sultan Mehmed'i örnek alarak onlarda denizaltılarını karadan yürütmüş)
•İtikadın Muhafızları Osmanlılar
•Tatarların Kahraman Anası Süyünbike
•İçinden Hayat Akan Şehirler (Edirne, Üsküp, Saraybosna, Amasya, Şam)
•Kafkasya'da İslamiyetin İlk Adımları
•Temizliğin Zerafeti, Sanatın İnceliği; İbrik
80 syf.
·Beğendi·8/10
Dergimiz gene oldukça iyi. Özellikle Türklük üzerinde durulması çok hoş olmuş. Bunun yanında ekleyeceğim bazı noktalar olacak.
Mesela Avusturya – Viyana’da sergilenen ve Dünyanın en büyük 2. Osmanlı müzesini tanıtmaları gibi.
Ya da Osmanlı için Cihan Devleti denilmesi ve Cihana 7 yardımı de tema olarak işlenmiş. Bunlar önemli.
Ahıska Türkleri için ayrılan bölüm de beni mest etti diyebilirim. Bu sefer sanki yayın yönetmeni, ‘Milliyetçilik böyle olur’ anlayışını çok iyi yansıtmış. Yaşadıkları, yaşananlar, şuan bulundukları yerler. Her şey oldukça iyi yansıtılmış ve ben bir tarihçi olarak isimlerini bile duymadığıma utanacak kadar okudum. Gereksiz hiçbir bilgi yok. Tamamen öğretici ve sıkmayan bilgiler ışığında oldukça öğretici bir yazıydı ve etkisinde kaldım diyebilirim.
Vesiletü’n-Necat. Yani bilinen adıyla Mevlit ve nereden nasıl geldiği. Biraz da bu aya bağlı bir hadise olsa da bağlantısı oldukça iyi olmuş.
Bu ay ki dergimiz de gene dopdoluydu. Ne ara okudum ne ara bitirdim anlayamadım ama bu dergiyi iyice okuyorum. Çünkü çoğu zaman kısa kısa değinilip geçilen şeyler burada bir şekilde ve detaylıca karşımıza çıkıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yedikıta Dergisi

Yazar istatistikleri

  • 180 okur beğendi.
  • 554 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 143 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları