Yedikıta Dergisi

Yedikıta Dergisi

Dergi
9.6/10
324 Kişi
·
1.026
Okunma
·
260
Beğeni
·
2.373
Gösterim
Adı:
Yedikıta Dergisi
Herkesin İstanbul'u tarif edişi farklıdır. Turizmci yazar Çelik Gülersoy, "başka şehirler yaptıkça güzelleşir ama İstanbul yıktıkça güzelleşir!" diye tarif eder ve inceden dokundurarak kıymetli yapıların ucube binalarla karartıldığını anlatır.
𝐶𝑒𝑚’-𝑖 𝑘𝑢̈𝑡𝑢̈𝑏𝑙𝑒 𝑟𝑒𝑓’-𝑖 ℎ𝑢𝑐𝑢̈𝑏 𝑘𝑎̂𝑏𝑖𝑙 𝑜𝑙𝑚𝑎𝑑𝚤.
Bildim ki maksûd bilmek imiş, okumak değil.
Belki de sorun bizdeydi. Etrafımızda cereyan eden bunca hadisenin hikmetine mânâ verememek, olsa olsa bizim acziyetimiz olur. Kim bilir, Cenab-ı Hakk'ın bu sessiz kulları (hayvanlar) dile gelse, bize ne hikâyeler anlatır, ne nasihatler verirdi...
"Rahatu'l - hulkum" nedir, bilir misiniz? Boğazın rahatı, boğazı rahatlatan manasına gelir. Osmanlı Türkçesinde kullanılan bu kelime bizde galatlaşarak "lokum"a dönüşmüş. Fakat Sırbistan'da lokuma hala "Rahatlokum" denir.
Yedikıta Dergisi
Sayfa 50 - İlker Süleyman Doğan - Darü'l - Cihad Belgrad.
80 syf.
·2 günde
Yedikita 2008 yılında basım hayatına başlamış  11 yaşında olan kendi tabirleri ile aylık tarih ve kültür dergisidir. Genelde babamın okuduğu benim de göz attığım dergiyi ilk defa baştan sona okumak istedim ve hemencecik bitiverdi (keşke çok daha önce alsaydım bu kararı). Bu ayki sayısında Abdülhamit Han'ın Amerikaya yolladığı hediyelerden, Yahya Kemal' den, Küba Füze Krizinden de bahsedilmekle beraber  pek çok konunun  içinde bulunduğu çok güzel bir sayı daha olmuş.Gerek dili gerek görselleri (en önemlisi de kaynakçalarıyla) ile sizi yormadan ilme, tarihe doyuran,aklınızdaki sorulara yanıt verip  emin olduğunuz konularda yeni soru işaretleri oluşturup sizi araştırmaya yönelten, uzun süredir içinde bulunduğum "okuyamama buhranından" beni çıkaran canım dergi artık sıkı takipçin olmaya niyetliyim.
Kitap ve hakikat ile kalınız...
80 syf.
Ecdadımızın ilme ve Kuran-ı Kerim’e hassasiyeti ilmek ilmek işleyen bir dergi Yedikıta...

Bu sayısında “3 kıta 7 iklimde islam tarihinin ilk Hânedan Devleti” Emevileri ele almış.
Emeviler (ümmeyyeoğulları) Kureyş kabilesi içinde iki itibarlı kabileden birisi. Diğeri Haşimoğulları.
Dört Halife’den sonra hilafete Peygamber efendimizin vahiy katipliğini yapmış ve iltifatına mazhar olmuş Hazret-i Muaviye (r.anh) geçmiştir. Hz. Muaviye (r.anh) Mekke-i Mükerremenin fethinde müslüman olan Ebu Sufyanın oğlu. Kız kardeşi Ezvac-ı Tahirattan... kendisi Sahabe-i Kiramdan
Peygamber Efendimiz “ashabım hakkında Allah’tan korkun. Ashabımı bana bırakın.” Dediği Ümmet-i Muhammed’e nur saçan yıldızlardan... (Rabbim Şefaatlerine nail eylesin)

Halifeleri sırasıyla

1- Muaviye b. Ebû Süfyan (r.a.)
2- Yezid b. Muaviye (oğlu)
3- Muaviye b. Yezid
4- Mervan b. Hakem
5- Abdülmelik b. Mervan
6- Velid b. Abdülmelik
7- Süleyman b. Abdülmelik
8- Ömer b. Abdülaziz
....

Ömer bin Abdülaziz islam tarihinde “beşinci Halife” ve “ikinci Ömer” diye anılan bir zattır. Hilafeti (2 sene 5 ay) 30 senelik Efendimizin buyurduğu hilafete dahildir.
Onun zamanında da büyük dedesi Hz. Ömer (r.a.) zamanındaki gibi adalet mevcut idi. Beytülmale çok hassasiyet göstermişti.

“İnsanlar hükümdarlarının yolu üzeredirler.”
Sözünün sırrı zahir oldu. İbadete çok düşkün idi. Onun zamanında halk ibadet ve taat yoluna girdiler. Onun emriyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadis-i şeriflerinin tedvini (yazıya geçirilmesi)yapıldı.

Daha o kadar çok şey var ki yazılacak. Mutlaka ve mutlaka pişman olmayacağınız bir dergi...
Ecdadımızın izinden gidebilmek onları tanımakla, onlarla aynı itikadı paylaşmakla mümkün olur. Başka şeyler ile değil....
doğru bilgi doğru kaynaktan alınır.

Son olarak
“Seçkin okur seçerek okur” diyelim
Selametle...
80 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
10 yılı aşkın bir süredir yayın hayatına devam eden, 'Doğru bilgi, doğru kaynaktan alınır' düsturuyla hareket eden, yakın tarihimizin gerçeklerini ve ecdadımızın kalbe ve ruha dokunur yanlarını göz önünde bulundurmaya çalışan Tarih ve Kültür dergisi... Bana tarihimizi sevdirdiğini söyleyebilirim. Tarih merakı olan herkese tavsiye ediyorum..
80 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yedikıta Dergisi.. Kolay değildir, okumak sabır gerektirir. Tarih ve gelenekle iç içedir.

Bunları biliyor olduğum halde okumaya başladım bu sayıyı da. Önce atom bombası ile ilgili bir yazı okudum. Amerikalı subayların sözleri, beni rahatsız etti. İnsan bu derekeye nasıl iner, nasıl alçalır bu kadar dedim, okumaya devam ettim.

Ardından hiç duymadığım Şabdan Bahadır ve onun mücadelelerini okudum. Çektiği sıkıntılar beni mutsuz etti. Sonra düşündüm, eğer bu dergide Şabdan Bahadır'ı okumasaydım, bu dergiyi okumasaydım, mutsuz olmayacaktım. Tam o esnada, siyasal bilimler okuyan bir dostumun,
"Limonata içerken, limonataya dâhi ötv ödediğimiz aklıma geliyor, mutsuz oluyorum. Keşke bilmeseydim." dediği aklıma geliyor. Okuyup dert sahibi olmanın daha iyi olduğunu düşünerek devam ediyorum.

Sultan Üçüncü Selim Han'ın Mescid-i Nebevî'ye yaptığı hizmetler ile karşılaşıyorum. İçimi ayrı bir huzur kaplıyor.

Sonlara doğru ise önceden okuduğum, el an okutmaya çalıştığım Emâlî Risalesini görüyorum. Risaleyi ilk okuduğum zamanlar aklımda, hisli hisli okuyorum mevzu edilen beyitleri..

Ve 80 sayfalık dergide bu kadar farklı duyguları yaşamış olduğum halde, dergiyi kapatıyorum.
80 syf.
·63 günde·Beğendi·10/10 puan
Ağustos sayısını gecikmeli olarak okusamda sonuç olarak okuduk Elhamdülillah :)
Farkı konular olsa da çoğunlukla Kabe-i Muazzama Örtüsü ele alınmış şahane bir sayı. Kutsi Elbise ; Kisve...
Örtünün Osmanlı zamanın da İstanbul da dokunması ama daha sonra bu hizmetin bizlere nasip olmaması.... Çok önem vermiş ecdadımız onları anlayıp anlatmak da gerçekten aciz kaldığımızı bir kere daha anlamış bulunuyorum.

Ayrıca dergide ilk defa İstanbul dan, Türkiye den röportaja gidildiğini belirtmiş Kabe-i Muazzama Örtü Fabrikası Müdürü. Ve teşekkür etmiş.

Herkes okumalı...
80 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Özellikle hoşuma giden bir sayı diyebilirim,gündelik hayatımızda kullandığımız şekerin bu kadar geniş bir tarihi olduğunu,ecdadımızın her konuda olduğu gibi bir miğferde bile dünyaya örnek olduğunu çok şaşkın bir şekilde öğrendim,diğer sayıları da tavsiye etmekle beraber tarihe meraklı herkesin bu sayıyı okumasını öneririrm
80 syf.
·Puan vermedi
Bu ayki sayısında Ehli Sünnet'in Selçuklular ve Osmanlılar zamanında dahi nasıl korunup geldiğinden, ecdâdımızın gösterdiği hassasiyetlerden bahsedilmiş. Aslında olması gerekenin, önceden olduğunu, yaşandığını görmek insana huzur veriyor bence. Böyle güzel devirler yaşanmış, olmuş kardeşim..

Akarsuların önemine binâen etraflarına kurulan güzel, sevimli şehirlerden de bahsetmiş kısaca..
Şam, Amasya, Edirne, Üsküp, Saraybosna..
Bu önemi yakın zamanda gittiğim Karadeniz yolunca görmüş oldum.

Okumaya, takip etmeye devam..
80 syf.
·10/10 puan
Yine bir Osmanlı rüzgarı esti geçti Dergi boyunca. Osmanlıda çocuk olmak nasılmış, bunu hissettirdi bize adım adım.. En güzel bölümü ise 'Osmanlı'nın Ehli Sünnet Hassâsiyeti' başlıklı yazı idi..
71 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Abonesi olduğum bu dergi gerçekten tarih ambarı her ay dolu dolu gelip bittikten sonra yeni bilgiler ile kendimi sorgular buluyorum.
Bu ay Vak'anüvislerden türklerin kadim silahı yaya oradan ahşap İstanbul'un nasıl beton şehre döndüğüne oradan marifetname kitabı ve tabiki muhterem yazarın hayatına oradan daha nicelerine baya yolculuk yaptım. Güzel dolu dolu bir dergi okuması oldu yine. :)
Ve bu ay kapak çok canlı olmuş. İnsanı daha çok hevese getiriyor.
80 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yedikıta Kasım ayı sayısında muhtelif bilgi ve konular olmakla beraber, iki konu var biri beni çok üzen, sinirlendiren diğeri de sevindiren, kalbimi yumuşatan, tebessüm etmeme sebep olan.
İlki;
Cemaleddin Afgani den, gerçek yüzlerinden bahsetmiş. Yüzleri diyoruz çünkü çok yüzlülük yapmış. Az çok bunlar hakkında bilgim vardı ama onun tebaasının ecdadımız Osmanlıya yaptığı bir teklif var ki hayret ettim ve tarihin tekerrür ettiğini esefle anladım. Bu teklif; Caferiliğinde mezhep kabul edilmesi....!
Şimdi okullarda ki ders kitaplarına bakarsak hemde birinci sırada yer alan ceferilik diye saçma, uydurma bir mezhep vardır. Adamlar ne çalışmış ama...! Yoksa güzel yurdumun insanı bu kadar mı uzaklaştı Ehl-i Sünnet inancından. Allah yardımcımız olsun.
Bu sinirlendiğim, üzüldüğüm konu.
Birde çok hoşuma giden, adeta kalbimi hızlandıran bir konu var oda Kabe-i Muazzama'nın kapısının tarihi. Ne güzel bir kapıdır o, ne mübarektir. Hatta çok dikkat çekici ve ilk olarak yapılan bir şey var ki; Kabe-i Muazzama'nın kapısı yenilenir ve eski kapı hürmete binaen zamanın halifesine gönderilir, ahşaptır o zamanlar kapı. Halifede vefat ettiğinde bunun tabutu olmasını ister nitekim vefatında onun için tabut kapılır bu mübarek kapıdan ve ilk defa böyle bir hadise vuku bulur tarihte.
Vesselamü...

Yazarın biyografisi

Adı:
Yedikıta Dergisi

Yazar istatistikleri

  • 260 okur beğendi.
  • 1.026 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 176 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları