Yeşim Mısırcı

Yeşim Mısırcı

ÇevirmenEditör
7.7/10
69 Kişi
·
137
Okunma
·
1
Beğeni
·
93
Gösterim
Adı:
Yeşim Mısırcı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
720 syf.
·7/10
Talih serisinin ilk kitabı olan "Kör Talih", genç yaşta bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmiş bir iş adamı olan Arda ile mimarlık öğrencisi olan Hazal'ın hikayesini anlatıyor.
Kitabı aslında kapak resmine bakıp almaya karar vermiştim, çünkü ne yazarı tanıyordum ne de daha önce bir kitabını okumuştum. Kapak resminden eğlenceli bir kitap izlenimi bırakmıştı bende, yani romantik-komedi türü bir şeydir diye düşünmüştüm, fakat romantik-komedinin komedilik kısmı pek fazla yoktu açıkçası. Olaylar örgüsü insanda merak uyandırıyor, fakat yer yer yeşilçam filmi havasında ilerliyor.
Aşk kitabı okumayı sevenlerin hoşuna gidebilecek türden bir kitap. Serinin bu ilk kitabında Hazal ile Arda'nın hikayesi en can alıcı ve merak uyandıran yerinde bitiyor, en azından bende serinin ikinci kitabını merak ettirecek kadar etki bıraktı ve alıp okumama neden oldu.
Herkese keyifli okumalar..
720 syf.
·Beğendi·10/10
Yine bir romantik-komedi kitabıyla geldim :D Kitaba dramatik bir girişle başlıyoruz ve sinirleri bir güzel hoplatıyoruz daha giriş bölümünde haydaaa diyerekten bir güzel sinirlerimi bozdum ve sonra kitabımız 1 yıl önceden yani o dramatik olaydan 1 yıl öncesine dönüyor ve karakterlerin o ana nasıl geldiğini anlatmaya başlıyor. Kız karakterimiz Hazal zeki, akıllı, patavatsız, fevri, sivri dilli, sinirli,huysuz ve kendini çirkin bulan 21 yaşındayım deyip aslında 20 yaşında olan genç bir kızımız. Arkadaşının kendi projesini çalıp hocasına kendi yapmışçasına sunmasına sinirlenip deniz kenarında bağırıp çağırırken kafasını dinlemeye gelen genç bir adamın yanına oturup sibirle bağırmaya devam ederken genç adamın bacaklarını ellemesi ile tacize uğradığını düşünüp tüm sinirini adama yöneltir fakat kızımızın bilmediği bir şey vardır o da adamın görme engelli olması ve evet erkek karakterimiz Arda!
Arda genç yaşta görme yetisini bir kaza sonucu kaybetmiş, büyük bir şirketin yakışıklı, kontrol manyağı, sert, mesafeli, zeki, çevik ve ahlaklı sahibidir. O olaydan sonra Hazal ve Arda tekrardan karşılaşırlar ve Hazal kendini bir anda Arda'nın özel asistanı olarak bulur ve o andan itibaren Arda'nın her anında yanında olmaya başlar ve kader ağlarını örmeye başlar. Kitapta Hazal ve Arda'nın laf dalaşmalarını okumak çok keyifliydi bazı yerlerde Hazal'a gıcık oldum bir insan kendini neden bu kadar aşağılar ve çirkinim diye tutturur ki adam görmeyen gözleriyle seni sevip beğenirken üstelik! Kitabın sonuna diyecek lafım bile yok o nasıl bir sondu öyle ve tabi ki kitabın başındaki o dramatik olayı ilk kitapta göremedik ne oldu veya neler olacakta o hale gelecekler bunu 2. kitapta göreceğiz.
720 syf.
·2 günde·Puan vermedi
O AŞKA İNANMAZ VE ARKASINI KİMSEYE DÖNMEZ...
Büyük holdinglerin karizmatik başkanı,sınırsız servetin deskop sahibi : Arda Mertoğlu!
Topluma mal olmuş eşsiz bir CEO... Kadınların yüreğine taht kurmuş pervasız bir kral. Çalışanlarının iyilik timsali, sert görünümlü müsamahasız patronu... Ama işler hiç ummadığı anda tersine döndü!
Ufacık bir kız; eskaza hayatına giriş yaptı,yaşamının tüm merkezine bir kraliçe idamesinde izinsizce oturarak,yüreğindeki yasak toprakları savaşmadan teslim aldı. Ve tüm dengeler altüst olurken, terazinin kantarı kaçtı.
Evet Arda patavatsız oldu, Hazal düşünceli... Arda milyonlarla banyo yapıyordu; Hazal babası para vermezse;
meteliğe kurşun değil kurusıkı bile atamıyordu... Asiydi ama gurursuz değil... Tamam, mahalle arası,edep yuvası,her çetrefilli işin olduğu arka mahalle bir ortamda büyümüş, ünlüleri televizyonda görüp, beyaz atlı prensle ilgili hayaller bile kurmamıştı. Keza asosyal hayatında,masalların gerçekleşmeyeceğini bilen ender genç kızlardandı.
Okulunun birincisi,babasının şamar oğlanı,abisinin bezelye beyinlisi,annesinin biricik kuzusu,ailenin dil yumağı,asi bebeciği...Çirkin ördek yavrusu; Hazal... O,daracık kaderin çemberinden inadına geçmek isteyince, istediklerinin arasında sıkışıp kalarak, Kör bir Talih'e denk geldi!
720 syf.
·6/10
Kitap fena değil bildiğimiz ceo adam ve normal yaşam standartlarındaki asistanı ile ilgili. Belli bir yere kadar akıcı gidiyor ama sonra sıkıcı bir hale geliyor oda bana göre evlenme teklifinin hemen akabine denk geliyor. Tekrara düşen aynı hisler anlatılmış. Sonra yazar kendini biraz toparlıyor ve merak uyandırıcı bir sonla serinin birinci kitabını bitiriyor.
720 syf.
·5 günde·7/10
Yeni çağ romanlarından biri. Çok fazla aşk vardı kitapta. Öyle ki inandıramadı beni ve uzun süre aşk romanı okumayacağım. Yazar çok fazla ayrıntıya girmişti satır atlayarak okuduğum yerler mutlaka vardı. Konuya gelince iyi denebilir.
720 syf.
·2 günde·7/10
Allah ım bizim yazarları anlamıyorum gerçekten yediyüz sayfa ne demek yahu
Ve dönüp bakıyorum çoğu şeyde aynı sürekli aynı şeyler dönüyor. Arda ile Hazal in tanışması güzeldi sonrası da güzeldi fakat kızımızın sürekli benim söylediğim olacak durumları oğlumuzun kıskançlık ve despot tutumları kitap boyunca devam ediyor. Aşık olmasını okuyoruz kitap boyu ikilinin fakat anlamadığım kız sürekli kıskanıyor fakat arda kıskanma yapınca yok ben kimsenin sözü ile hareket etmem yok şöyle yok böyle abes kalmış çoğu yerde. Ama Türk yazarları okumayı seviyorum bazen bu yazarda kendini okutturdu .aşk okumayi sevdiğim için sanırım neyse kitap öyle bir şekilde başlıyor ki zaten hemen anlıyorsunuz ve öyle bir yerde bitiyor ki ne oluyor diyorsunuz şimdi ikinci kitaba bakalım nasıl devam etmiş yazar korkuyorum oda altıyüz sayfa
320 syf.
Şiirde Solmayan Çiçekler: Soneler
19.10.2020 - Ülker Gündoğdu
Şiirde Solmayan Çiçekler: Soneler
Öyle eserler vardır ki; dört mevsimi birden yaşatır. Sonbahar kış, ilkbahar yaz… Bu mevsimler çeşitli duygulara sürükler insanlığı. Her mevsimin tadı, hissettirdiği, gösterdiği farklılıklar vardır. Hatta kokuları bile farklıdır. Eserler de bu şekildedir. Her kitap okuyanda farklı mevsimleri yaşatır. Bu kitaplardan biri de Shakespeare’in Soneler adlı eseridir. Eser, poetik manada dünya çapında çokça okunan, çokça değerlendirilen bir eser olmasının yanında yayınlandığı dönemden bu güne kadar da milyonlarca kişi tarafından alınıp okunmuştur. Biz de eserin teorik yanlarından ziyade, bizde uyandırdığı hisler bağlamında bu esere yaklaşacağız.
Soneler, hüzün, umut, umutsuzluk, aşk, özlem, ölüm, acı, gibi insanoğlunun evrensel duygularını yansıtır. Gece okuduğunuzda gecenize yakamoz olacak bir eserdir, gündüz okuduğunuzda bir dinginlik veren bir eserle karşılaşacaksınız. İnsan ruhunu eşsiz bir analizle ortaya koymakla kalmayan Shakespeare, duygu kaynağını, duygunun etkisini, duygunun zaferini ve yenilgisini okura, şiirleriyle yaşatarak bunları sunmaktadır. Shakespeare, öldükten sonra ölümsüzleşenlerin arasına yazdırmış adını. Yazdıklarıyla yaşayan bir isim… Yazmasaydı peki… Kesinlikle bu günlere kalmayacaktı ismi.
“Nasıl ki güneş her gün hem eskidir hem yeni; sevgim de yeni baştan söyler her söyleneni.” diyen Shakespeare, alçakgönüllülüğüyle dilde ve ifade gücündeki ustalığını eserlerinde zamanı aşan bir yetenekle bunu okura yansıtmaktadır. Eser 254 soneden oluşmaktadır. Soneler’de zaman, aşk, güzellik, fanilik, sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklılığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili karşısında benliğin değersizliği, sevgi uğruna her acıya katlanma, ölüm korkusu temalarına duygulu ve lirik bir aktarımla değinmektedir.
İlk 17 sone, güzelliğinin gelecek nesillere aktarılması için genç bir adama evlenme ve çocuk sahibi olma çağrısını içermektedir. Diğer soneler aşktan, zamanın geçiciliğinden, ölümden ve yalnızlıktan söz etmektedir. Son iki sone de küçük Aşk Tanrısı Kupid’den söz eder. Güzel genç, Düşman Şair ve Kara/Esmer Kadın sonelerin de bahsettiği karakterlerdir. Shakespeare, çoğu eserinin yazım düzeniyle bir kısa bir uzun hece ölçüsüyle şiirlerini üç dörtlük ve bir beyitten oluşturmaktadır.
“Olmak ya da olmamak! İşte bütün mesele bu!” Bu sözünü çoğunluğun bilincine yerleştiren Shakespeare, yazmakla yetinmeyip davası haline getirdiği bu sözünün gerçekliği günümüze taşan yapıtlarıyla kanıtlanmaktadır. İngiliz Edebiyatı’nda en büyük şair olarak anılmaktadır.
Bir Örnek:
Sone 17
“Senin meziyetlerinle dolduysa mısralarım
Kim inanır şiirime yaklaşan gelecekte?
Ama Tanrı bilir, yaşamını gizleyen mezardır dizelerim
Saklar yarını göstermez bütünüyle.
Yazsam gözlerinin güzelliğini bir bir
Saysam tükenmek bilmeyen değerlerini
İleride derler ki “Yalancıdır bu şair”
“Tanrı dünyadaki yüzlere hiç böyle değmedi.”
Böylece yıllara yenik düşmüş sayfalarım sararmış
Hor görülecek, lafı bol gerçeği az yaşlı bir adam diyecekler
Hakkın olan övgü bir şairin saçması olarak anılmış
Eski bir şarkının bol keseden lafları diyecekler.
Ama olsa çocukların o günlerde
İki kez yaşarsın hem onda hem dizelerimde. (S.45)
İnsanlığın yaşam özeti niteliğinde olan bu sone, insan ve insana dair olanların bir özeti niteliğindedir. Sevdiğine övgü dolu mısralarıyla süslediği sonelerini sevmeye ve anlama dair hakikati büyüterek sunar. Sevmek, olgusu üzerine düşünmeye sevkeder. Sevgi, bir tür metafor olarak kullanılır ve çok çeşitli anlamlara gelecek biçimde kullanılır. Sevgiliye dairdir bütün anlatımları. Onun fiziksel özellikleri yanında duygusal ve anlamsal boyutlarını Soneler’de işler.
Hakkı olan sevgiye ulaşamadığından, hakkı olan değeri göremediğinden yüreği hazan doludur. Hayata olan güvensizliğini belirtirken “değerli ödül hırsız eder doğruyu” diye belirtir. Derdini önüne, sevincini ardına koymuştur. Sessizlik umut etmektir, eserleri o sessizken onun umudu olmaktadır. Shakespeare, sevdiğine övgülerini sunarken diğer yandan sitemini dile getirmektedir. Benden uzak başkalarına yakınsın diyerek karşılıksız sevgisinin ıstırabı kaleminden dökülmüş sonelere. Ruhunun şiiriyle kalacağını düşünmektedir.
“Kıyaslayabilir miyim seni bir yaz günüyle?
Çok daha güzelsin sen çok daha sıcaksın.”
Soneler
Shakespeare
Paraf Yayınları
Ülker Gündoğdu - 19.10.2020
Ülker Gündoğdu Soneler William Shakespeare
http://www.kitaphaber.com.tr/...r-soneler-k3719.html
208 syf.
Hırçın kız, SShakespere'in komedi türündeki oyunlarından biri.Asi bir kadının uysal bir eşe dönüşmesini anlatan komedi.Eskiden beri gelen kadınları uysallaştırma fikrini hala yok etmiş sayılmayız.
Başaran kadınlar kurtlarla koşmaya devam etsin.
720 syf.
Hazal&Arda nin hikayesi. Genç ve güzel bir kızın, áma ve aynı zamanda genç yakışıklı bir şirket CEO sunun yanına asistan olarak başlamasıyla olaylar basliyor. İki kahramanımız da zamanında yüreklerine büyük bir vurgun yemişler. Biri aşka inancını yitirirken diğeri gerçek aşkı aramakta. Bakalım yürekleri vuslata erecek mi? Bende merak ediyorum.Hikayeleri tabiki burada bitmedi serinin ikinci kitabıyla devam etmekte. İyi okumalar.
208 syf.
·1 günde·6/10
William Shakespeare'ın oyunlarını severim. Hatta okuduklarımı da sevmişimdir ancak bu oyunu sevemedim.


"Hırçın Kız, yazar ve şair William Shakespeare tarafından tahminen 1594 yılında yazılmış bir komedi oyunudur.
Shakespeare, bu oyununda kadın-erkek ilişkilerine ve Ortaçağ Avrupası’ndaki sosyal statülere dem vurmaktadır."

Aslında o dönemde yaşayan kadınlara nasıl bakıldığı anlatılıyor. Kadını sadece bir mal, eşya olarak gören bir zihniyet. Kadın kocasına itaat etmeli, kocasının sözünden çıkmamalı, kocası ne ders o doğrudur (!) Peki bir kadın nasıl davranmalı?

Aslında oyun iç içe geçmiş iki olayı anlatıyor. Yani kitabın içinde iki tane oyun var. Ben ilk başta ne oluyor diye yanlış kitabı okuduğumu sandım ancak benim bildiğim kısım ikinci oyunmuş. Bu yüzden bu bilgi doğrultusunda kitabı okursanız sizin için daha iyi olur.

İlk kısım, içki içmekten zevk aldığı için bunu abartılı bir şekilde yapan daha sonra da sarhoş olan fakir Sly'i oyun oynamak isteyen Lord'un Sly'i oynadığı oyunu okuyoruz. Lord, sarhoş Sly'i konağa götürerek onun zengin bir Lord olduğunu inandırarak kendine eğlence sağlayacaktır. Burada üst sınıfın alt sınıf ile dalga geçmesini okuyoruz. Çünkü Sly'in şaşkınlığı ve dedikleri Lord'un eğlencesi olacaktır. Hatta uşaklarından biri Sly'in karısı olduğuna ona inandırarak kendi eğlence seviyesini yükseltecektir. Bu kısımları okurken güldüm.Çünkü Sly bu duruma inanacaktır. Oyun böyle devam edecek diye düşünürken Sly'i tiyatro oyunu seyrettirmek için başka bir yere götürülür. Ve ikinci oyunun kapıları açılmış olur.

Karşıma çıkan ikinci oyun benim konusunu bildiğim oyun. Padua'da yaşayan zengin olan Bay Baptista'nın karakter olarak birbirinin zıttı olan iki kızı vardır. Büyük kızımız Katherina kimsenin dediğini yapmayan, başına buyruk, sivri dilli, hırçın. Küçük kız Bianca ise sevimli, sakin, itaat eden biri.

Tabi Bianca'nın talipleri kapıda sıra olurken Katherina için kimse gelmez. Çünkü kimse onun davranışlarını çekmek istemez. Babası da bu durumdan dolayı Katherina evlenmeden Bianca'nın evlenmeyeceğini söyler. İşte bu durumdan dolayı Bianca'nın talipleri kendi aralarında plan yaparak Katherina için bir talip aramaya başlar. Tam da o sıralarda para için evlenmeye gelen Petrochio aradıkları kişidir. Durumdan ona bahsederler ve kızın davranışlarını da dile getirirler. Petrochio da onunla evleneceğini söylediğinde herkes şoka girer. Çünkü herkes Katherina için evde kalmış biri olarak bakıyordu.

Kitapta Katherina'nın değişime şahit olacaksınız. İşte bu yönüyle kitabı sevmedim. Bir insanı kendi çıkarları için başka bir şekle sokmaya çalışmak beni kitaptan soğuttu. İlk başta okuduğum başına buyruk Katherina'nın şok eden değişimi o dönemdeki kadınların nasıl davranışlara sahip olması gerektiğini anlatıyor. Eşine buyruk, sadık, uslu bir kadın... Asıl soru kadınların düşünceleri neden önemsenmiyor?

İşte bu acı gerçeğin kabullenişi ile Katrehina'nın karakteri 180 derece değişmeye başlar. Dört yüz yıl önce kadın olmak zormuş. Kadının değerinin az olduğu bir dönemi Shakespeare oyununda bizlere aktarmış. Shakespeare'in mükemmel dili ile yaşadığı çağı okuyucuya anlatarak o dönemde yaşananları günümüzde hissetme şansına tanık oluyoruz.

Eğer Shakespeare okumaya başlayacaksınız, bu kitabı ile başlamanızı önermem ama bu kitabı da okuyup o dönemde kadınların durumunu, sınıf farkının yarattığı özellikleri okumanızı isterim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yeşim Mısırcı

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 137 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.