Yirmisekiz Mehmet Çelebi

Yirmisekiz Mehmet Çelebi

8.0/10
7 Kişi
·
20
Okunma
·
0
Beğeni
·
1.140
Gösterim
Adı:
Yirmisekiz Mehmet Çelebi
Unvan:
Osmanlı Devlet Adamı
Doğum:
Edirne, 18.Yüzyıl
Ölüm:
1732
1. Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin Hayatı

Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, Edirne civarında doğmuştur. Babası, Süleyman Ağa isminde bir zattır. Gençliğinde yeniçeri ocağına girmiş, ocağın 28. ortasında kayıtlı olduğu için, zamanla Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi diye tanınmıştır. İyi bir eğitim görerek yetiştiği için yeniçerilikte çabuk ilerlemiş; Yeniçeri Efendisi, darphane nâzırı ve üçüncü defterdar olmuştur. Pasarofça Antlaşması’nı yapan Osmanlı heyetinde de ikinci murahhas (delege) sıfatıyla bulunmuştur (Banarlı, 1987: 791). Osmanlı Padişahı III. Ahmet zamanında Fransa Devleti ile olan ilişkileri geliştirmek amacıyla Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi Fransa'ya geçici büyükelçi sıfatıyla gönderilmiştir. Çelebi'nin, Raşid Tarihi'nde aktarıldığı üzere: "…mükâleme-i mezbûrede tertîb-i muhâverât ve desâis-i nasaraya tahsîl-i ıttılâ etmiş bir kârdan-ı dakîka-şinâs…"1 (1282/1865: 212-213)bir kişiliğe sahip başarılı kariyerinin yanı sıra Osmanlı Devleti'ni yabancı ülkelerde başarıyla temsil edebilecek yeteneklere sahip olması nedeniyle, Fransa'ya elçi olarak gönderilmesine karar verilmiştir. Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi elçilik vazifesinden sonra, 1721 yılında defter emini, 1723'te ise ruznâme-i evvel olmuştur. 1725'te baş muhasebeci olup; daha sonra 1726'da Mısır'a memur olmuştur (Dirim, 1951: 12; aktaran, Polatcı, 2011: 251). III. Ahmet’in Patrona Halil İsyanı ile tahttan indirilmesinin ardından Yirmisekiz Çelebi de gözden düşmüştür. Mısır’daki görevinden alınarak son diplomatik görevi, I. Mahmut’un tahta çıkışını bildiren mektubu Lehistan’a (günümüzdeki Polonya) sunmaktı. Daha sonra da öncekilerle kıyaslanamayacak kadar sıradan bir makama, Kıbrıs valiliğine atanmış ve 1732 yılında orada vefat etmiştir (Rado, 2010: 95).

2. Çelebi’nin Fransa’ya Elçi Tayin Edilmesi

Osmanlı tarihinde Lale Devri diye bilinen 1718-1730 yıllarında tahtta III. Ahmet, Sadaret makamında ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa bulunuyordu. 1718 yılında imzalanan Pasarofça Antlaşması’ndan sonra başlayan Islahat Hareketleri ve Devletin takip ettiği yeni dış siyaset icabı Batı’yı müşahede etmek amacıyla Fransa'ya elçi gönderme lüzumu görülmüştür. Devletin Fransa'ya yollamaya karar verdiği ilk elçi, Bâbıâlî tarafından seçilen, Kapucıbaşı Kara İnci unvanlı bir kimseydi. Ancak bu kişi dönemin Fransız Elçisi Marquis de Bonnac'ı tatmin etmemiş ve Fransa'ya daha liyâkatli birinin gönderilmesi icap etmiştir (Banarlı, 1987: 791). Bunun üzerine Pasarofça Antlaşması’nda ikinci delege sıfatıyla yer alan ve dış ilişkilerde tecrübe sahibi olan Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, Fransa’nın fen ve sanatını müşahede etmek, hakkında daha fazla bilgi edinebilmek ve iki devlet arasındaki dostluk münasebetlerini geliştirmek maksadıyla Fevkalâde Elçi2 pâyesiyle Paris’e gönderilmiştir (Akyavaş, 1993: v). Elçi henüz küçük yaşta ve ileride sadrazam makamında bulunacak olan oğlu Sait Efendi’yi de yanına alarak yaklaşık seksen kişilik maiyetiyle birlikte 7 Ekim 1720’de Fransız Elçisi Marquis de Bonnac’ın temin ettiği bir gemi ile yola çıkmış ve hareketinden kırk altı gün sonra Toulon’a varmıştır.Yirmisekiz Çelebi, İstanbul’dan ayrıldığı günden dönüş tarihine kadar (8 Ekim 1921) olan hatıra ve gözlemlerini bir edebiyatçı titizliğiyle son derece zarif, samimi ve özgün bir üslupla nakletmiştir.
Daha garip olanı bu ki, kral yatağında nasıl yatar ve nasıl kalkar ve nasıl giyinir, seyrü temâşâ ederler imiş. Bu yüzden bize dahi bu türlü tekliflerde bulunarak ağırlık verirlerdi.
Yirmisekiz Mehmet Çelebi
Sayfa 33 - Yirmisekiz Mehmet Çelebi
Fransa Memleketlerinde kadınların itibarı erkeklerden üstün olmağla istedikleri ne ise, işlerler ve murad ettikleri yere giderler
Yirmisekiz Mehmet Çelebi
Sayfa 19 - İş Bankası Kültür Yayınları
Kanal ile gelirken halkın bizi seyretmeye rağbeti öyle bir mertebede idi ki, dört-beş saatlik yerlerden gelüp nehrin kenarından bizi seyrederlerdi ve birbirlerinin önüne geçmek isterken nehrin kenarından suya düşerler di
Bordo (Bordeaux) şehrinin, gördüğümüz şehirlerde benzeri yok. Gerek yapılış bakımından, gerek binalarıyla gayet rana, yapılışı güzel, tarzı hoş, mamur şehirlerdir
Oldukça kısa ve bol resimli bu kitap insanın içini ısıtıyor. Mehmet Çelebi’nin yorumları oldukça sempatik. Kitabı okurken benzetme ve deyişler Çelebi’nin zarif biri olduğu izlenimini uyandırıyor.Kitapta dönemin Fransa’sına dair bir sürü örnek gözler önünde. En çok hoşuma giden de Fransız kadınlarının Çelebi ve heyetini sürekli izlemek istemeleri ve heyetİn buna izin vermesi oldu. Çelebi ve yanındakileri iftar yemeğinde teravih namazını kılarken mücevherlerini takmış hanımlar izlemeye geliyor. :)
Özellikle saraylardaki bahçe düzenlemesine ben de Çelebi gibi hayran kaldım. Şevket Rado‘nun yayına hazırladığı kitap okunacaklar listesinde.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yirmisekiz Mehmet Çelebi
Unvan:
Osmanlı Devlet Adamı
Doğum:
Edirne, 18.Yüzyıl
Ölüm:
1732
1. Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin Hayatı

Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, Edirne civarında doğmuştur. Babası, Süleyman Ağa isminde bir zattır. Gençliğinde yeniçeri ocağına girmiş, ocağın 28. ortasında kayıtlı olduğu için, zamanla Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi diye tanınmıştır. İyi bir eğitim görerek yetiştiği için yeniçerilikte çabuk ilerlemiş; Yeniçeri Efendisi, darphane nâzırı ve üçüncü defterdar olmuştur. Pasarofça Antlaşması’nı yapan Osmanlı heyetinde de ikinci murahhas (delege) sıfatıyla bulunmuştur (Banarlı, 1987: 791). Osmanlı Padişahı III. Ahmet zamanında Fransa Devleti ile olan ilişkileri geliştirmek amacıyla Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi Fransa'ya geçici büyükelçi sıfatıyla gönderilmiştir. Çelebi'nin, Raşid Tarihi'nde aktarıldığı üzere: "…mükâleme-i mezbûrede tertîb-i muhâverât ve desâis-i nasaraya tahsîl-i ıttılâ etmiş bir kârdan-ı dakîka-şinâs…"1 (1282/1865: 212-213)bir kişiliğe sahip başarılı kariyerinin yanı sıra Osmanlı Devleti'ni yabancı ülkelerde başarıyla temsil edebilecek yeteneklere sahip olması nedeniyle, Fransa'ya elçi olarak gönderilmesine karar verilmiştir. Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi elçilik vazifesinden sonra, 1721 yılında defter emini, 1723'te ise ruznâme-i evvel olmuştur. 1725'te baş muhasebeci olup; daha sonra 1726'da Mısır'a memur olmuştur (Dirim, 1951: 12; aktaran, Polatcı, 2011: 251). III. Ahmet’in Patrona Halil İsyanı ile tahttan indirilmesinin ardından Yirmisekiz Çelebi de gözden düşmüştür. Mısır’daki görevinden alınarak son diplomatik görevi, I. Mahmut’un tahta çıkışını bildiren mektubu Lehistan’a (günümüzdeki Polonya) sunmaktı. Daha sonra da öncekilerle kıyaslanamayacak kadar sıradan bir makama, Kıbrıs valiliğine atanmış ve 1732 yılında orada vefat etmiştir (Rado, 2010: 95).

2. Çelebi’nin Fransa’ya Elçi Tayin Edilmesi

Osmanlı tarihinde Lale Devri diye bilinen 1718-1730 yıllarında tahtta III. Ahmet, Sadaret makamında ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa bulunuyordu. 1718 yılında imzalanan Pasarofça Antlaşması’ndan sonra başlayan Islahat Hareketleri ve Devletin takip ettiği yeni dış siyaset icabı Batı’yı müşahede etmek amacıyla Fransa'ya elçi gönderme lüzumu görülmüştür. Devletin Fransa'ya yollamaya karar verdiği ilk elçi, Bâbıâlî tarafından seçilen, Kapucıbaşı Kara İnci unvanlı bir kimseydi. Ancak bu kişi dönemin Fransız Elçisi Marquis de Bonnac'ı tatmin etmemiş ve Fransa'ya daha liyâkatli birinin gönderilmesi icap etmiştir (Banarlı, 1987: 791). Bunun üzerine Pasarofça Antlaşması’nda ikinci delege sıfatıyla yer alan ve dış ilişkilerde tecrübe sahibi olan Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, Fransa’nın fen ve sanatını müşahede etmek, hakkında daha fazla bilgi edinebilmek ve iki devlet arasındaki dostluk münasebetlerini geliştirmek maksadıyla Fevkalâde Elçi2 pâyesiyle Paris’e gönderilmiştir (Akyavaş, 1993: v). Elçi henüz küçük yaşta ve ileride sadrazam makamında bulunacak olan oğlu Sait Efendi’yi de yanına alarak yaklaşık seksen kişilik maiyetiyle birlikte 7 Ekim 1720’de Fransız Elçisi Marquis de Bonnac’ın temin ettiği bir gemi ile yola çıkmış ve hareketinden kırk altı gün sonra Toulon’a varmıştır.Yirmisekiz Çelebi, İstanbul’dan ayrıldığı günden dönüş tarihine kadar (8 Ekim 1921) olan hatıra ve gözlemlerini bir edebiyatçı titizliğiyle son derece zarif, samimi ve özgün bir üslupla nakletmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.