Yunus Bektaşoğlu

Yunus Bektaşoğlu

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
3
Okunma
·
2
Beğeni
·
62
Gösterim
Acıda eşini bulan insan kendinde sesini bulur. Ne bitip tükenmez bir sustur sesin içinde halkalar halinde savrulduğu; her yön bir kayboluşa peygamberdir. Sonra ki kırık eşik, toz mu duman mu olur yoksa yer mi yeksan olur bilinmez, sadece sancının o kırık kaburgasından bir can saçılır ve insan en çok da ona ölürken insanlaşır. Bilmez yaşamak denilen kafesin nimetlerini; eller, kollar, yüz ve sima bir pranga halini alır, işte o zaman insan kendi olduğu her şeyin sonu olarak anılır. Suçlanır, yargılanır, yüzüne tükürülür, hakaret edilir. Çünkü insan kendi kendinin cinayetidir. Çünkü olduğu ne varsa hepsinde azar azar öldürür kendini. İnsan reddedilmiş hiçliktir.
Yunus Bektaşoğlu
Sayfa 143 - undefined
İnsan doğar ve bu bir cinayettir!
İnsan ölür ve bu o cinayetin anlaşılmasıdır! 

Yaşarken bu cinayeti anlayana ne mutlu
Bize düşen yaşamak değil,ölüm denilen memuriyeti layıkıyla yerine getirmektir.
Doğarak oluşunu yitiren insan,ölümde yok oluşun yerini alır.
Bu yüzden ‘benliği olan yokluğun içinde kaskatı kesilerek orada kıpırtısızca durur.’
Bu yüzdendir ki yokluk, ölümün kendini hatırlayamayışının ta kendisidir!..

İçimde bir ölü terliyor!
İçimde kıpırdanıp kendi kabrini arıyor!
Yunus Bektaşoğlu
Yitik Ülke Yayınları
Herkes bir acının içinde unutulmuş,
herkes bir bilinmezin içine terk edilmiştir.
Kimisi yarasını bir sessizliğin içine saklar,
kimi de hep bir başka olarak adlandırıla gelen bir insana benzetir yarasını;
yitirmiş, kaybetmiştir onu ama bir yerde olduğunu bilmektedir.
Gün gelecek bir şey olacak ve o insan yeniden
o acı olarak çıkacaktır karşısına.
En acısı da o acı o kadar uzaklaşmıştır ki;
ait olduğu yere geri dönüp de
“Sen benim acımsın” denildiğinde buna inanmamak için direnecektir!..
Yunus Bektaşoğlu
Yitik Ülke Yayınları
Baktı ki dokunmak bir süre sonra tuzun içinde
yitmekle aynı.
Yaranın içine sızıp bir tarih,bir anı olana değin
içinde gezindi.
Olmak da bir teşebbüstü;
bir teşebbüs içinde oldurdu kendini!..
Yunus Bektaşoğlu
Yitik Ülke Yayınları
Yaşam zamana bağlı olarak biçimini,
şiddetini değistiren ceza mıydı?
Yunus Bektaşoğlu
Sayfa 13 - Yitik Ülke Yayınları
Ve bu hayat bana verilecek bir cevap sunmuyor! İsimler, anlamlar, tanımlar çıkartıyor
karşıma ama bunların hiçbirini istemiyorum ben!
Yunus Bektaşoğlu
Yitik Ülke Yayınları
İnsan hayata inanıyor gibi davranan bir yalancıdır.
Söylermisiniz neden onca yıllık ömürlerimizde tek başarımız sadece ölümdür?
Yunus Bektaşoğlu
Sayfa 80 - Yitik Ülke Yayınları
İnsan; etin,kemiğin,kilometrelerce uzunluktaki damarların ve bir avuç yüzün temsilinde kendi seyrinde boğulan ceset;
karın bölgesinde büyüyen bir bezenin derinindeki irinin içinde esas benliği olan vebayı edinerek hayata bulaştığı ilk andan son
ana değin o hayatı,o hayatın sirayet ettiği her şeyi zehirleyip yok etmek isteyen salgın!
Böylesi bir illet nasıl bulunabilir bir yerde?
Nasıl, "Ben buradayım," der?
Yunus Bektaşoğlu
Sayfa 77 - Yitik Ülke Yayınları
Yunus Bektaşoğlu'nun ilk kitabı olmasına rağmen oldukça güzel buldum. Cümleleri, kafanızdaki tilkileri birinine dolayan cinsten. Kitabı bitirdiğimde karmaşık duygular ve düşünceler kafamdan bir film şeridi gibi akıp gitti.İnsan, kendinden doğan bir hiçliktir. Her doğum bir ölümdür. Gerçeklik,rahim odalarında kendini bulup asla bütün olamamak ve camdan her şeyi camdan hissetmektedir. Tanrı'ya karşı yapılan atfedilmeyen bir suçtur insan. Bunlar gibi binlerce cümle geçti aklımdan kitabı taklit ederek kurulan.
Cümlelerin sınırlarını zorlayan bu distopik eser okuyucuyu zor bir labirent oyununa sürüklüyor. Kaybolduğunuzda yeniden bulunma garantisi olmayan bir labirent.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yunus Bektaşoğlu
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 6 okur okuyacak.