Yusuf Selman İnanç

Yusuf Selman İnanç

Çevirmen
7.6/10
14 Kişi
·
22
Okunma
·
1
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Yusuf Selman İnanç
Unvan:
Gazeteci, Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
3008 syf.
Sene içerisinde hocamızın şarkiyat mantığını anlamamız için tavsiye ettiği Binbir Gece Masallarının geniş ve kaliteli bir baskısını araştırdım ve ilk cildini alıp okudum. Temmuz ayının son günleriydi, günlük yüz küsur sayfa okuyarak en kısa zamanda bitirmeye çalıştım. Ilk günler yeni okumaya başladığımdan ve kitaplari yarim bırakmayı sevmedigimden sabirla okumaya devam ettim ama 4. günden sonra kitap bitmeyecek gibi geldi. Kitabı eylülün 1inde bitirdim anca...Kötü demiyorum ,yoğun edebiyat severlerin , bu tarz kitaplardan hoşlananların beğenisine hitap edebilir. Kitabın ayrı ayrı 752ser sayfadan oluşması ve aynı bağlamda ilerlemesi (padişahın kızı dünyanın en güzeli vezirin oğlu en yakışıklı erkek ,ama diger ülkenin sultanı veya sehzadeside görülmemiş güzellikte, satırlar süren betimlemeleri, anlatıldığı dönem insanlarının her hikayeye mutlaka cinsellik katmaları , çoğu hikayenin birbirine benzemesi vs. vs. vs. ) beni çok sıktı. Kitaptan (Arap dili ve edebiyatı öğrencisi olarak) sosyolojik manada ve hocamın da dediği gibi şarkiyat mantığını bi nebze de olsa kavramak açısından yararlandım. Diğer ciltlerini okumayacağım. Teşekkürker.
Ali Baba ve Kırk Haramiler,Alaaddin'in sihirli lambası, Sinbad .. Masallarına sıra gelsin diye heyecanla okuyorum 32. gecedeyim 4 ciltlik bir seri, Alfa yayınlarından benim aldığım kitabın sayfaları okumakta zorluyor sayfalar kalın olduğundan olsa gerek kitabın iç kısımlarına doğru ne yazıyor diye iyice gözlerime yaklaştırmaktan gözlerim bir süre sonunda puslu görmeye başlıyor bu nedenle acele etmeden her gün uyumadan önce birkaç masal okuyarak devam etmeye karar verdim , sürükleyici , eğlendirici ,ibretlik masallarlarla dolu .Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabının, Umberto Eco’nun Baudolino romanının Binbir gece masalların etkisini taşıdığını,Voltaire kendi öykülerini yazmaya başlamadan önce bu masalları defalarca okuduğu, Borges 'in ilham kaynağı olduğunu öğrendim ayrıca 4 cildi bitiren ölür diye Efsane varmış hiiççç acele etmeyim o halde :)
336 syf.
·187 günde·10/10
Ali Haydar Paşa’nın Hatıratlarıyla: Arap İsyanı

Osmanlı yönetimi, Arabistan yönetimini ellerinde tutmak için ve Arap İsyanını başlatan Şerif Hüseyin’e karşı, Şerif Ali Haydar Paşa’yı 1916'da tayin etmişlerdir. Böylece Şerif Ali Haydar Paşa, son Osmanlı Mekke Emir’i olarak karşımıza çıkar. Ancak İngilizlerin desteklediği Şerif Hüseyin’e karşı Şerif Ali Haydar Paşa başarılı olamadı. 1866 ile 1935 yılları arasında 69 yıllık bir ömründe yaşadıklarını bir günlük tarzında yazarak ortaya çıkartmıştır. Türkçe olan bu günlüğü ikinci eşi İngiliz asıllı Sultan Fatma Haydar, İngilizceye tercüme ederek, aile dostları George Stitt’e gönderilerek gerekli eklemeler yapılarak neşrettirilmiştir. Alanında çok farklı bir yere sahip olan bu eseri çevirmen Yusuf Selman İnanç tarafından Türkçe’ye çevrilerek Kronik kitap tarafından yayınlandı.
Şerif Ali Haydar, Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul’un Nişantaşı’nda tarihi bir konakta dünyaya geldi. O dönemde dedesi Şerif Abdülmuttalip, Mekke Emiri olarak tayin edilmesini bekliyordu. Babası Şerif Ali Cabir, annesi de dokuz yaşındayken ölen güzel bir Çerkez hanımmış. Ali Haydar'ın ilk hanımı, Sabiha Hanım’dır. Bu hanımından Şerif Abdülmecid, Şerif Muhiddin Targan, Şerife Nimet, Şerif Muhammed Emin Bey ve Şerif Faysal Targan isimli çocukları olmuştur. Müslüman olan ikinci hanımı Fatma Hanımdan da Şerife Süfeyne ve Şerife Misbah adında iki kız çocuğu olmuştur. Ayrıca Şerif ailesinin hemen hepsi sanatla ilgilenirlerdi.
Şerif Ali Haydar Paşa, adını pek fazla duymamışızdır. Bunun bir çok sebebi vardır. Özellikle kurulan Yeni Türkiye devleti ile beraber var olanı ortadan kaldırma/değiştirme faaliyetleriyle bir inkılap dönemi yaşandı. Yeni devletin, alt temellerini oluşturacak iki önemli alan var: Tarih ve Dil alanları. Kurulan Türk Tarih Kurumuyla, var olan tarih birikimi yeniden yazıldı. Halka; eğitim ve öğretim seferberliğiyle farklı/yeni bir bilgi, anlayış, bakış açısı verilmeye çalışıldı. Sancılı biçimde bir süreliğine, bu durum devam etti. Bu konuda Osmanlı Tarihi ret edilmedi, eğitimde Osmanlı Tarihi öğrenilme seviyesi, ihtiyacı azaltıldı. Tamda bu konuda Şerif Ali Haydar Paşa ve bu padişaha benzer şahsiyetler; gündelik hayattan ve devletin müfredatında az anlatılma ihtiyacı gerek duyuldu. Bu ismin bilinmesi için Ortadoğu yada Arap İsyanı konularında okumaların yapılıp, eğitimin alınması gerekli oldu.

Şerif Ali Haydar’ın günlüklerine baktığımızda ilk çocukluk yıllarından, dedesi Şerif Abdülmuttalip’in üçüncü kez Mekke Emiri tayin edilmesiyle Mekke’ye yolculuğu, okul günleri ile başlayıp gençlik, evliliği ikinci bölümden devam eder. Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Harbi ne kadar oradan da Şerif Hüseyin’e karşı mücadelesi ve ömrünün son yıllarına kadar devam eder.

Stıtt, bu kitabın anladım konusunda günlüklerde anlatılan konuları öncesinden açıklık getirir. Yer yer günlüklerin aralarına girerek bütünlük sağlamaya çalışır. Böylece anlatım gücünü arttırarak, sade bir üslup kazandırır. Bütün bunlar, bir Şerif ve Osmanlı padişahın gözünden padişahlardan Abdülmecid, Abdülaziz, II. Abdülhamit, Sultan Reşat ve Sultan Vahdeddin dönemlerini öğrenme Balkan, Birinci Dünya Savaşı ile Arap İsyanlarını anlama konusunda birinci derece bir kaynak haline gelir. Bütün bu olaylardan sonra 1935’e kadar ortaya çıkan yeni devletleri kavramamız konusunda yardımcı olacaktır.

Şerif Ali Haydar Paşa’nın ömrünün son dönemlerine baktığımızda, çok zorluklar içinde geçtiğini görmekteyiz. Bir hanedan içinde bir çoğu İngilizlerin sömürge topraklarına yönetici oluyorlarken, Ali Haydar Paşa’nın düşmanla olmadığı için Barut’ta fakirlik içinde son yıllarını yaşamıştır. Öyle ki fakirlikten satacak bir şeyi kalmadığında üstündeki rozetleri mücevher zannedip, satmak istediğinde renkli cam parçaları olmasından başka bir şey değildir.

Çözülen Ortadoğu’da yükselen ve yıkılan Portreler: bu konuya dair portre analizi yapmak, çok meşakkatli bir iştir. Bu zor işe yeltenmek, cesaretle başlayıp bir ömre sığacak sabırlı bir yolda ince ince yürümek gibi bir şeydir. Ancak biz elimizde ki Şerif Ali Haydar Paşa’nın hatıratını/günlüğünü baz alarak portre kısmını incelemeye çalıştığımızda Ali Haydar Paşa, Fahrettin, Cemal ve Muhiddin Paşalara karşı, Serif Huseyin ile İngiliz ajan T. E. Lawrence başta olmakla Edmund Allenby, I. Faysal ve Şerif Hüseyin’in oğlu Abdullah ile mücadele ettiler. Şerif Ali Haydar Paşa, Osmanlıya sadık bir insandı. Kendi ailesinden bazıları böyle sadık iken bazıları ise Osmanlıya ihanet ederek İngilizlere bağlı, Ortadoğu’da krallık kurmuş ve günümüzde de bir çok krallıkların devam etmesine sebep olmuştur.

Mekke Emirliği, kavramına değinmek istediğimizde kendine has belli özellikler taşımaktadır. En başta Mekke’nin yönetim, güvenlik, asayiş gibi görevlerle en iyi biçimde bir yönetim birimidir. Bu özelliklerin yanında başka bir özellik ise Sevgili Peygamberimizin (sav)’in mübarek soyuna kadar gitmektedir. Bir anlayış/gelenek/kanun olarak tarih boyunca merkez Mekke, sonra Medine ve Hicaz Bölgesini Sevgili Peygamberimizin(sav); soyundan gelenlere verilir ve o kişilerin hakkıdır. Mübarek soyu, torunu Hz. Hasan'dan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyin’den gelenlere ise Seyyid denilmektedir. Osmanlı'nın Hicaz bölgesinin yönetimi I. Selim’in Memluklerden bu toprakları almasıyla başlar. Osmanlı I. Dünya Harbi ne kadar Hicaz topraklarını koruyup, yönettiler.

Arap Hayali yada İngiliz Oyunu: Büyük Arap Devleti

Osmanlı Devleti, güçsüzleştiği ve denge politikası izlediği bir dönemde kendi sınırlarını ve varlığını korumaya çalışmıştır. Bu denge politikası ile çok uzun süre varlığını devam ettirmeyi başarmıştır. Ancak dünya siyasetinde yaşanan olaylar bazı devletleri birbirine yaklaştırırken, bazı devletleri de birbirine yaklaştırılmıştır. Ali Haydar Paşa’nın hatıratında da siyasi olaylar çok güzel bahseder. Reval görüşmesine baktığımızda İngilizler, Rusların Osmanlı üzerindeki hakimiyet ve çıkarlarına izin verme kararı almışlardır. Bu karar, Osmanlı’nın denge politikasını da çok önemli değişimlere sebebiyet vermiştir. Elbette bu değişim durup dururken ortaya çıkmamıştır. İngilizlerin çıkarlarını tehlikeye koyacak yeni ve güçlü bir devlet ortaya çıkmıştı, o da Almanya’ydı. Birinci Dünya Harbine kadar, Osmanlı ile Almanya yakınlaşması gerçekleşecekti. Reval görüşmesinden 6 yıl geçtikten sonra Birinci Dünya Harbi’ne Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa katılır.

Birinci Dünya Harbi’ne büyük/temel sebebiyet olan İngiliz ve Alman sömürge mücadelesinde, Osmanlı da büyük bir zarar görmüştü. Dahası Osmanlı'nın yıkılmasına sebebiyet verdi. İslam coğrafyaların Osmanlı Halifeliği etrafında toplanma amacıyla ne kadar mücadele edildiyse de Arap İhaneti/İngiliz Oyunlarıyla bu gerçekleşemedi. İngiliz ve Alman sömürge mücadelesi, jeopolitik öneme sahip Ortadoğu’ya kayınca bu mücadele İslam Coğrafya üzerinde devam etti. “Büyük Arap Devleti" İngiliz yalanıyla/kandırmacasıyla, Osmanlı’ya ihanet/coğrafyanın parçalanmasına sebep oldu. Keza bu parçalanma düzen üzerinde kurulup; sükuneti, huzuru getirecek bir parçalanma değildi. Huzursuzluğu ve yıkımları getirdi. Büyük ihanetlerin acısı, durmayacak bir pişmanlığın başlangıcı da olmuştu. “İngiliz Oyunu"n kuklası olan Şerif Hüseyin, Kıbrıs da son günlerinde vicdanın sesiyle, pişmanlık ve azap için de olduğunu dile getirir. Çünkü İngilizler sözünde durmayarak, vaat ettikleri “Büyük Arap Devleti” değil de Fransa ile paylaştığı bir çok bölünmüş sömürge krallıklarını oluşturdular, üstüne de bir İsrail devletini kurdular.

Yakın Dönem Ortadoğu Tarihi, günümüze kadar gelen ve devam eden cereyanların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yapılarının içinde bulunduğu durumlarının oluşturmasıyla; geleceği de etkileme gücüne sahiptir. Biz Ali Haydar Paşa’nın bu hatıratı ile o dönemin önemli kişilerin hatırat, günlük tarzlarda yaşanmış tarihi belgelerin ışığında, karanlık Ortadoğu Tarihi’nin aydınlata biliriz. Alanında nadir bir eser olan bu kitap, analiz çalışmaları konusunda ağırlığı olan bir hatırattır. Böyle sadık, haklı bir duruşa sahip ve bu duruşun bedellerini ödeyen Ali Haydar Paşa’nın emin olmamamla beraber günümüze gelen tek eseri olabilir.

Şerif Ali Haydar Paşa, Son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa Anlatıyor, Çev. Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, Haziran 2018.

Yunus Özdemir.
336 syf.
Günlükleri ve mektupları önemsemek gerekiyor. Çünkü bunlar en sıradan insanların bile, yaşadıkları devirlerle ilgili önemli bilgilere ulaşmamıza sebep olabiliyor. Kaldı ki, Şerif Ali Haydar, Peygamber soyundan gelen, Osmanlı bürokrasisi içinde yer edinen, bir dönem adı Mekke Emirliği için geçen ve resmi olarak oraya atanan bir isim.

Şerif Ali Haydar’ın bir İngiliz subaya teslim ettiği hatıratından ortaya çıkarılan bu eser, 1900’lerin başından itibaren Osmanlı Anadolu-Arap coğrafyasının hikayesini görmemizi sağlayabiliyor. II. Abdülhamid, İttihat Terakki, Cihan Harbi, Vahideddin ve son olarak ise Halife Abdülmecid dönemlerinin işlendiği hatıratta Şerif Ali Haydar’ın Türklere sadık bir kişi olduğunu görebiliyoruz. Tercümanın önsözde belirttiği gibi, Arap isyanını yok sayamıyoruz ama Arapların topyekün isyancı olduğunu da söylemek doğru değil.

Özetle, Şerif Ali Haydar’ın hayatı Osmanlı’nın yıkılışı ve yeni bir Arap dünyasının kuruluşu ile yeni Türk devletinin ortaya çıkışını kişisel bir hayat ile birlikte anlatılıyor.
294 syf.
·8 günde·5/10
Kitabı okudum yada öyle üzerinde gözlerimi gezdirdim de diyebilirim. Alırken içeriğini karıştırdığımda heyecan yapmıştım doğrusu. İslam dünyasının en orjinal adamlarından birisiydi sonuçta İbni Haldun. Lakin kitabı beklediğimden baya bir zayıf buldum. Kitap İbni Haldun hakkında yan mevzularda aşırı teferruata girip okuyucuyu sıkarken kendisinin yetkinliklerine pek değinmiyor ve Haldunu hakkı ile anlatamıyor. Haldunun düşüncelerini öğrenmek isteyenlere tavsiyem kendisinin devlet kitabı. Orada fikriyatının temelini edinebilirler. Kendisi hakkında bilgi edinip fikirlerini öğrenmek isteyenler için de Ahmet Arslanın "İbni Haldun" kitabı tercih edilebilir. Daha da derin okuma diyenler ise elbette Haldun'un Mukaddimesini okumalıdır. İbn-i Haldun Ahmet Arslan İbni Haldun
336 syf.
Şerif Ali Haydar, Türkiye'de büyüdüğü için birçok olaya tanıklık etmiştir. 2.Abdülhamid dönemi, meşrutiyet, Birinci Dünya Savaşı, Arap isyanı, Şerif Hüseyin ve oğulları, İbn-i Suud, Cumhuriyet dönemi ve Lozan'dan sonra hızla değişen Türkiye gibi bir çok olayı kendi gözünden anlatmıştır. Şerif Ali Haydar isyana katılmamış hatta karşı çıkmış Osmanlı'yı desteklemiş, ama hep beklenti içinde olmuş. Bana göre şöyle düşünmüş olabilir;isyan başarısız olur ve ben Osmanlı yönetimi sayesinde Mekke Emirliği yada o bölgenin kralı olurum diye düşünmüş. Şerife göre Arap bölgesi kendi kendini yönetsin, ama Türklerin hakimiyetinde olalım görüşünü savunmuştur. Cumhuriyet dönemi anlatılırken aklıma Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam🥀 adlı kitabı aklıma geldi. Yazar İngiliz olduğundan yorumlarda İngiliz damgasını görüyorsun, Lawrence ve Shakespeare'da olduğu gibi... Böyle kitapları okumak, tarihi olaylara farklı bir gözle bakmak ve bir olaya birçok yönden bakmaktır.
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap İngilizlerin gözünden Osmanlı'ya bir bakış aynı zamanda Araplar ın iktidar mücadelesini anlatan bir hatırat. Kitabın ismi bence yanlış. Osmanlı Arabistanı Nasıl Kaybetti ismi bu kitapta pek incrlenmemiş. Ancak çok önemli bir ders var. Mustafa Kemal Atatürk ne yaptıysa doğru yapmış. Çünkü Arap Emirleri, şeyhül islam lar Halifeler dini siyaset aracı olarak kullanmış ve faydalanmış. Tek dertleri koltuk ve makam sevdası daha doğrusu kendi ikballeri ve gelecekleri olmuş. Güç merkezi neredeyse oraya yanaşmış. Arap tan Türk e dost olmayacağını bir kez daha gösteren iyi bir kitap olmuş. Hatıratı yazan kişi Osmanlı'nın Arabistanı ihmal ettiği ve aç bıraktığı için kaybettiğini söylüyor ki kitabın tamamını okuyunca kendi anlattıkları bu savı yalanlıyor. Zira tek fakir olan Arap bölgesiymiş gibi Anadolu'dan bahsetmiyor bile. Arap ihanetinin para makam uğruna olduğu bu kitapla belgelenmiş hemde kendi ağzından.
336 syf.
·8/10
Dönemin dinamiklerini anlamak, ihanete giden süreçte bizim de hata ve zulümlerimizle ortamı uygun hale getirdiğimizin farkına varmak için okunması gereken bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yusuf Selman İnanç
Unvan:
Gazeteci, Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 22 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 59 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.