Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Zbynek A. Zeman

Zbynek A. ZemanDevrim Taciri yazarı
Yazar
7.0/10
1 Kişi
3
Okunma
0
Beğeni
217
Görüntülenme

Zbynek A. Zeman Gönderileri

Zbynek A. Zeman kitaplarını, Zbynek A. Zeman sözleri ve alıntılarını, Zbynek A. Zeman yazarlarını, Zbynek A. Zeman yorumları ve incelemelerini 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Parvus'un gazete imparatorluğunu bu kadar büyük boyutlar­da tasarlaması meselenin ahlaki açılarından daha az şey anlatmı­yordu. Herhangi bir işe küçük araçlarla başlamak ve ortalama dozlarla yetinmek hiçbir zaman onun tarzı olmamıştı. Ancak olup bitenler değerlendirildiğinde savaşın sonuna doğru Helphand’ın fantezilerinin ve hayalgücünıın
Siyonistlerden hiçbir şey beklememek gerekir, çünkü 1) Parti bağlantıları çok gevşektir. 2) Savaş sırasında saflarında Rus-yurtseverliği güçlü bir akım olarak gelişmiştir. 3) Balkan savaşlarından sonra, merkez yönetim, İngiliz ve Rus diplomasisine yaranmak amacıyla çok uğraşmasına rağmen imparatorluk hükümetine yaltaklanmak zorunda kalmaktan kurtulamamıştır. 4) Genelde hiçbir politik eylem yapma becerisi yoktur.
Reklam
Kutay Eyaleti’nde, küçük-köylü kitlelere dayanarak kendi yönetimlerini, kendi mahkemelerini kurabilir, kendi ülkelerinin efendisi olabilirlerdi, fakat hareketin başında ayrılıkçı güçler değil, sosyal-demokratlar vardı. Ermeniler ise kısmen sosyal-demokrasi saflarında mücadele ediyor, kısmen de ayrılıkçı eğilimlerinden çoktan vazgeçen ulusal Ermeni
Korktuğu şey olmuştu: Yazar ve entelektüel.
...Seçmeci değerlendirmenin suçlusu büyük ölçüde Parvus’un kendisiydi. Çünkü evrimle devrimi birleştirmek isteyen devrimci gerçekçilik teorisi, bölük-pörçük, başını sonu olmayan kocaman bir taslak, büyük bir fikir olarak kalmıştı. Taşları bir türlü üst üste koyamayan Parvus’un düşünce ve planları, çağdaşlarının kesinlikle görmezden gelemeyeceği sayısız makale ve broşür içine dağılmıştı. Kurduğu sistemi toparlamayı ihmal eden Parvus, yaşamının son yılarında sözünü ettiği büyük eseri tamamlamaya da fırsat bulamadı. Dolayısıyla kendisini Peer Gynt’le kıyaslamakta son derece haklıdır. Teorisi, kitlelerin beyinlerinde yer edemediği için neredeyse hiçbir etki bırakmadan sönüp gitmiştir. Ordusu olmayan bir stratejisit olarak sonunda hayatı boyunca olmaktan korktuğu şey olmuştu: Yazar ve entelektüel
İkinci kez fiili siyaset yapmayı denediğinde ise daha hazırlıklıydı. Çıraklık dönemini, daha sonra başarıyla pratiğe geçirdiği belirli bilgileri edindiği Türkiye’de geçirmişti. İktidar mücadelesi her türlü araçla sürdürülmeliydi. Eğer hedefe hizmet edecekse hiç bir silah hor görülmemeli, hiçbir müttefik küçümsenmemeliydi. Parvus eskiden, kurulu düzenin bütün kalelerini işgal etmeyi, geçici her koalisyon ortağından amaçlan doğrultusunda yararlanmayı öğütlerken, artık bu reçeteyi topyekun siyasi mücadele stratejisi olarak genişletmişti. Bu dramada kendisinin hangi rolü oynayabileceğini de Türkiye'deki deneyimlerinden öğrenmişti. Onun yeri kulislerin bulunduğu ve talimatların verildiği sahne arkasındaydı. Parvus -servete ve saygınlığa ulaştıktan sonra- güçlülerin masasında oturmanın yararlarını görmüştü. Aslında kendi başına güç ne iyi ne de kötüydü; önemli olan gücün nasıl kullanılacağını bilmekti...
O sosyalist olamaz, şampanya seviyor
Devenin iğne deliğinden geçmesini, zengin olmuş bir sosyalistin inançlarına sadık kalmasından daha olası gören kökleşmiş düşünceye karşı boş yere direndi. Alman sosyalistlerden birinin zamanında Belçikalı Vandervelde için söylediği şu sözler Parvus için de geçerliydi: “O sosyalist olamaz, şampanya seviyor."
Reklam
....Başarılarından duyduğu gururun, kendisinin neden olduğu başarısızlıkların ikrarını yeterince gizleyemediği görülüyor. İnsan olarak Parvus’la birlikte teoriysen Parvus da unutulmuştur. Ancak bunun nedeni kişisel olmaktan çok nesneldi. Güçlü bir iyimserlikle belirlenmiş sözün gücüne inanan Parvus da Marx gibi dünyayı sadece tarif etmek veya açıklamakla yetinmiyor, değiştirmek istiyordu. İktidara giden yolu göstermeyi amaçladığı yazılarının fazla başarılı olduğu söylenemez. Parti’yi ileriye doğru itmek için kullandığı kırbaç darbeleri, kötü niyet ve demagoji olarak suçlandı. Pek az partili, onun düşünce ve planlarını gerçekten anlayabilmişti. Teorisi, kitle ajitasyonunda kullanılamayacak kadar karmaşıktı. “Hem, hem de”nin devrimci pratikle ilgili orta yoluna işaret eden düşünce sistemi; eylem için kılavuz olarak tamamen akla dayanılarak geliştirilmişti ve dolayısıyla Partinin ne sol, ne de sağ kanadım ateşleyebiliyordu. Radikaller, gündelik işleri fazla önemsemesi ve sendikaların işlevini abartmasıyla, reformistler ise, devrimci palavraları ve polemikçi saldırganlığıyla dalga geçiyorlardı. İki kanadın da teorik yapının bütününü göz önüne almadan parçada eleştiri yaptıkları söylenmelidir
Parvus’u tiksinti ve utanç duymadan anımsayan arkadaşlarının sayısı yok denecek kadar azdı. Georg Gradnauer’in cenaze töreninden Helphand’tan alıntıladığı “yaşamın yüksek dalgalarını seviyoruz" sözleri, sanırız onu oldukça iyi anlatmaktadır. Arkadaşları, dalgaların üstünde gezinmeyi seven bu yürekli adamın peşinden gitmemiş olsalar da, sahnelediği oyunu büyülenerek ve hayranlıkla izlemişlerdi. Helphand’ın kişiliğinin kutsallık inancından, ruh ve karakter uyumundan, düzen ve alçakgönüllü insancıllıktan yoksun olması rahatsız etmiyordu onları. Parvus'un başına buyruk davranışlarına; güvenilirlik ve itaat değil ama canlılık ve düşünsel cesaret konusunda ön sırayı kimseye kaptırmamasına aldırmıyorlardı. Bu kişiliğin hakkı ancak, bu arkaik görkemi, yasa tanımazlığı ve eşsiz olma halini anlayabilecek sonsuz hissedebilme yeteneğinden kaynaklanan uygun bir hoşgörüyle verilebilirdi. Zaten Parvus’un kişiliğinin hakkını vererek değerlendirenler sıradan insanlar değillerdi. Profesör Bonn, Parvus’u Balzac’ın roman kahramanlarının ete kemiğe bürünmüş hali diye tanımlamıştı. Haenisch "vahşi Rönesans insafından söz ediyordu, Maximilian Harden ise Dostoyevski tarafından betimlenmeyi hak ettiğini düşünmekteydi.
Parvus 17 Aralık’ta Wilmersdorf krematoryumunda yakıldığında, hiç bir parti bürosu ve hiç bir resmi makam bayrağını yarıya indirmedi. Basın ölüm haberini açık nefret duygulan, ferahlama biraz da ölçülü bir saygıyla vermişti. Az sayıda arkadaş ve dostunun geldiği törende, Parvus’un yaşamına uygun olarak ne tutku, ne de duygusallık vardı. Çeşitli
1923 yılı sonlanırken, Parvus’un çevresi gözle görünür biçimde sessizleşti. Dostları daha seyrek ziyaretine geliyor, daha kısa kalıyorlardı; sohbetler önemsizleşmişti. Parti çevrelerinde Parvus’un siyaset sahnesinde son rolünü oynadığı ve artık sahneden çekilmesi gerektiği konuşulmaktaydı. Sadece cumhuriyet düşmanı basın saldırısına bir türlü son
199 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.