Zekeriya Kitapçı

Zekeriya Kitapçı

Yazar
5.3/10
15 Kişi
·
36
Okunma
·
1
Beğeni
·
437
Gösterim
Adı:
Zekeriya Kitapçı
Unvan:
Yazar
Doğum:
1937
Prof. Kitapçı, Isparta’nın Yalvaç Kazası’nda doğdu (1937). Orta ve Yüksek tahsilini Türkiye’de tamamladı. Bu arada KARAÇİ ÜNİVERSİTESİ’nden temin ettiği bursla Pakistan’a giderek Edebiyat Fakültesi’nde “Doktora” çalışmalarına başladı. Çeşitli yönleri ile “Abbasiler Devrinde Türkler” konusundaki tez çalışmaları ile “Doktora Ph.D.” payesini kazandı (1968). Prof. Kitapçı, Pakistan’da bulunduğu yıllarda çeşitli kültürel faaliyetlerin yanısıra “Pakistan Radyosu Türkçe Program Servisi Karaçi” de uzman olarak çalıştı.


Türkiye’ye döndükten sonra Devlet Planlama Teşkilatı’na girdi. Sosyal Planlama Dairesi Uluslararası Teknik İşbirliği Şubesi’nde “Uzman (RCD. CENTO)” olarak çalıştı (1971). Türkiye İran ve Pakistan arasında kurulan Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (RCD) çerçevesinde bir çok önemli kültürel program toplantılarına katıldı. Daha sonra Atatürk Üniversitesinde (Erzurum) açılan ve şimdiki adıyla “İlahiyat Fakültesi” nde görev aldı. Prof. Kitapçı, buradaki ilmi çalışmaları ile “İslam Tarihi Doçenti” oldu.

Prof. Kitapçı, 1978 yılında Jos Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin teklifini kabul ederek Nijerya’ ya gitti. Orada Öğretim Görevlisi olarak beş sene çalıştı. Bu arada fakültenin Dini Eğitimler Bölümünde Osmanlı Türk Tarihi, İslam Tarihi ve Medeniyeti derslerini okuttu. Ayrıca Dini Eğitimler Bölümü Başkalığı ve Dekan Vekilliği gibi idari görevlerde bulundu.
Ekim 1982’ de kendi isteği ile Türkiye’ ye dönen Prof. Kitapçı, Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi (Elazığ)’ da görev aldı. Burada Tarih Bölümü Başkanlığı yanısıra, bir çok akademik, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Prof. Kitapçı, 1987 yılında Tarih Profesörü olarak Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi ‘ne (Konya) tayin oldu. Prof. Kitapçı burada da Dekan Yardımcılığı, Bölüm Başkanlığı yapmış, ayrıca ilmi araştırma ve yayınları yanısıra kültürel faaliyetlerine de devam etmiştir.

Prof. Kitapçı, Milli ve Milletler arası bir çok kongreye katılmış, ilmi tebliğler sunmuştur. İngilizce ve Arapça’yı çok iyi bilen Prof. Kitapçı’nın bu dillerde yayınlanmış kitap ve araştırmaları vardır. Ayrıca Farsça ve Urduca’ yı da bilmektedir. 2004 yılında emekli olan Prof. Kitapçı, ilmi araştırma ve çalışmalarına aralıksız devam etmektedir. Kitapçı’nın şimdiye kadar yazmış olduğu bütün kitaplar “YEDİKUBBE YAYINLARI” vasıtasıyla basılmış ve Türk okuyucusuna sunulmuştur. Bu eserler kendi kültür tarihimizin yapı taşlarını oluşturmaktadır.
İlk müslüman olan Türk Hükümdarı Oğuz Han'dır. Hz. İbrahim'in Haniflik dinine girmiştir. Hz. İbrahim ile Batı cihetine çıktığı seferde karşılaşıyor. Yazara göre Hz. İbrahim, Oğuz Han'ın kızı Kantura ile evleniyor. Kantura Hatundan Zimran, Yeksan, Medün, Medyan, Esbuk ve Şuh diye altı evladı oluyor. Oğuz Han'da Hz. İbrahim'in oğlu İshak'ın kızıyla evleniyor. Yazara göre Kuran-ı Kerimde Zülkarneyn olarak zikredilen kişi Oğuz Han'dır. Yazar bu görüşünü çeşitli kaynaklarla desteklemiş.
İslam Dininin Türk tarihi ve toplumunda ayrı bir yeri olduğu gibi, bunun tam aksine Türklerin de, İslam tarihi ve müslüman milletler camiasında çok ayrı, adeta hiçbir millete nasip olmayan son derece mümtaz ve şerefli bir yeri vardır.
Bu yönü ile Orta Doğu herkesi ürkütmüş ve buralarda yaşayan insanlar için hemen her devirde kara bir bela, bir sıkıntı yeri ve bir cehennem yurdu olmuştur ki bunun bir çok sebepleri vardır.
Bunların belki de en önemlisi Orta Doğunun bu ilahi yönü sebebi ile uzun tarihi seyri içinde milletler ve dinler arası mücadelede çok kanlı bir arena olmasıdır. Zira insanlık tarihinde en kanlı dini ve siyasi mücadeleler hep bu topraklarda cereyan ettiği gibi, bu topraklar asırlar var ki hem de defalarca insan kanı ile yoğrulmuş ve bir bataklık haline gelmiştir.
Zekeriya Kitapçı
Sayfa 41 - Yedi Kubbe Yayınları
''Bazı istisnai olaylar dışında, İslamiyetten önce, Arabistan da, yıllarca süren kan davalarının aksine, kabileler arası bir dini çatışma, daha açık bir ifade ile dini bir fitne ve anarşiden söz etmemiz mümkün değildir.
Arabistan'da her ne kadar, Cahiliye devrinde çok aşırı ''din'' kavgaları ve mezhep çatışmaları olmamışsa da ''dil'' kavgaları olmuş, dil, şiir ve edebiyat iklimin bu dev temsilcileri arasında güzel söz söyleme güzel ve hikmetli konuşma, hitabet, Fasahat, Belagat, güzel şiir ve kaside söyleme yarışında kıyasıya bir mücadele başlamıştır. Onların şiir dünyası ve hitabet meydanlarındaki dilleri harp meydanlarında yalın kılınç çarpışan kahramanların kılıçlarından daha keskindi.
Bu sebeple; Arap'ların doğuştan şair tabiatlı kimseler olmaları, büyük şair ve hatiplerin o devirlerde toplumda çok saygın ve müstesna yeri olması, Haram aylarda başta Mekke olmak üzere büyük yerleşim merkezlerinde kurulan büyük panayırlarda hikemi konuşma, hitabet ve şiir yarışmalarının yapılması idi. '' Okuyucu Notu: Muhammed'in şairlere olan düşmanlığı onların halk üzerinde etkileyici bir dile sahip olmaları idi. Muhammed şairler hakkında şöyle demiştir. ''Bir kişinin içinin irinle dolması, şiir söylemesinden daha iyidir.'' Şairlere düşmanlığını Kuran'da da devam ettirmiştir. Şuara Suresi 224 Ayet: ''Şairlere de sapıklar uyar.'' demekten kendini alamamıştır.
Zekeriya Kitapçı
Sayfa 47 - Yedi Kubbe Yayınları
Hazret-i Sultan Satuk Buğra Han, bu dünyada henüz vücuda gelmeden önce onun ruhunu, Miraç Gecesi Yüce Tanrı, bütün diğer peygamberlerin ruhunu Hazret-i Peygamber’e [‘aleyhi’s-selam] tanıtırken, onun ruhunu da tanıttı. Hazret-i Peygamber [salla’llahu ‘aleyhi vesellem], Satuk Buğra Han’ı görünce acaba bu hangi peygamberin ruhudur, diye merak etti. Burada, yüce yerde bile bulunduğuna göre çok önemli bir kişidir diye düşündü. Hazret-i Muhammed, bu kişiyi çok merak etti. Onun kim olduğunu, hiç beklemeden, Hazret-i Cebrail’e sordu. Hazret-i Cebrail, ona: “Ya Resulullah! Bu, herhangi bir peygamberin ruhu değildir. Bu, sizin ümmetinizden önemli bir kişinin ruhudur. Siz bu dünyadan gittikten üç yüz otuz yıl sonra vücuda gelecek, yani doğacak bir kişidir. Bu kişi, Türkistan vilayetlerindeki insanlara İslam dinini kabul ettirecek, yani İslam ile müşerref kılıp sizin şeriatinizi halk içinde açıkça uygulayacak önemli bir şahıstır. Bu kişinin adı, Hazret-i Sultan Satuk Buğra Han'dır”, diye
cevap verdi.
İslam farklı fikirlere saygısı olmayan bir savaş dinidir. Alıntı:''Kuteybe, Buhara'da had-i zatında bir İslam inkilabı Yapmıştır. O eski ve orta çağlar boyunca Ari, Sami ve Hindui dinlerinin merkezi ve buluşma yeri olan bu şehirde, İslamiyet'in önüne çıkan bütün dinleri yasaklamış, mabedleri kapatmış, buralardaki heykelleri parça parça etmiş ve halkın tercihi: olarak, hem de kesin bir şekilde Müslüman olmalarını istemiştir. Bu İslamiyet namına bir terör değil miydi? Konunun ayrıntılı bir şekilde münakaşası bir yana değerli tarihçi Narşahi buna 'hayır' demekte ve şu ilginç yorumlarda bulunmaktadır; Böylece onlar, ister istemez Müslüman olmuşlardı. İşte, İslam dini bu şekilde Buhara'da yayılmış ve halk da şeriatın hükümlerini uygulamaya mecbur olmuştu. Böylece şehirde küfrün (diğer inançlar) bütün izleri silinip süpürüldü. Zer-düştlüğün alametleri yok olup gitti; bunların yerine bir çok mescid yapıldı. Kuteybe bu yolda büyük gayretler sarfetti ve İslamiyet'e uymakta ihmali görünenleri cezalandırmayı da ihmal etmedi.
Zekeriya Kitapçı
Sayfa 16 - Yedi Kubbe Yayınları
Neslihan
Neslihan Doğu Türkistan ve Uygur Türkleri Arasında İslamiyet'i inceledi.
346 syf.
Aslında kitap Uygur Türklerinin dinlerinden çok maniheizm inanışı üzerinde duruyor. Kapgan Kağan döneminde çin düşkünlüğü artmıştır Türklerde. Çinliler ise çok güçlü olan, kendilerinden iki kat daha iri olan, sağlam bünyeli bu milleti ancak maniheizm inanışı ile yıkacağını düşünüyorlar. Aslında bu inanış budistlerin bir öğretisi et yemek yasak savaşmak yasak... Yani Türklerin yaşam damarlarını kesen bir inanış. Bu süreçte Türk milletinin bu dini kabullenemeyisini anlatıyor.
307 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
İslam'ı bilmeden inanan herkes, kurnaz hocalar ve diyanet sayesinde, İslam'ın barış ve hoşgörü dini olduğunu ve Türklerinde isteyerek İslam'a girdiği yalanına inanmıştır veya inandırılmıştır. Oysaki durum hiç de öyle değildir. İslam Türklerin benliğine kılıçla, şiddet ile ve katliamlarla girmiştir. İslamcı yazar Zekeriya Kitapçı, gerçekleri olduğu gibi aktarması takdire değerdir. Bunun yanında Arap İslam orduları, Türkleri katlederken, İslamcı yazar Zekeriya Kitapçı neredeyse katliamcı Kuteybe bin Müslim'in yerine geçerek, elinde kılıç katliamlara katılacaktır. Ve hatta İslamcı kimliği ile kafir Türkler demekten de kendisini alamaz. Türklerin nasıl kılıç zoruyla Müslüman olduğunu bilmek açısından okunması gereken bir kitap.
351 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Zekeriya Kitapçı, Arapların özelliklerini belirterek aslında Gerçek İslam'ı tarif etmiştir. Şöyle ki: '' Çöl hayatının zor şartları, bu bedevi Arapları, öylesine çetin bir yaşama mücadelesinin içine sürüklemiştir ki, bu mücadelenin ana temel unsuru yağma, talan, çapulculuk, baskın, dolayısıyla deve, at, kadın, kız ve çocuk kaçırmadır. Çoğu halde bu bir yaşayış düzenidir. Dünyada yağma, talan ve çapulculuğun bedevi Arapları sevindirdiği kadar, başka hiç bir milleti memnun etmediği görülmektedir.'' İslam'da biz buna ganimet diyoruz.
308 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kitabın yazarı Zekeriya kitapçı, İslamcı kimliği ile Türk tarihini, İslam tarihi olarak düşünmektedir. Ve onun için akan kanın, yok olan canların hiç bir önemi yoktur. Yeter ki İslam olsun. Bu düşüncedeki insanlarla barış ve kardeşliği yakalamak mümkün mü? İşte İslam ülkelerindeki sonu gelmez katliamların, gözyaşının ve anaların feryatlarını bu tür saplantılı düşüncelerde aramak gerekir. İnsan hayatını İslam adına yok sayan Zekeriya Kitapçı şöyle der: '' Ancak bu takdirde parlak kılıcını asırlarca İslamın azizliği ve Kuran'ın yüceliğine adayan ve bu uğurda kanı, oluk, oluk akmış ve kemikleri dağlar kadar yığılıp kalmış olan Türk milletinin bu şerefli hizmeti, onun İslam tarihindeki yeri, ortaya konulmuş olabilirdi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zekeriya Kitapçı
Unvan:
Yazar
Doğum:
1937
Prof. Kitapçı, Isparta’nın Yalvaç Kazası’nda doğdu (1937). Orta ve Yüksek tahsilini Türkiye’de tamamladı. Bu arada KARAÇİ ÜNİVERSİTESİ’nden temin ettiği bursla Pakistan’a giderek Edebiyat Fakültesi’nde “Doktora” çalışmalarına başladı. Çeşitli yönleri ile “Abbasiler Devrinde Türkler” konusundaki tez çalışmaları ile “Doktora Ph.D.” payesini kazandı (1968). Prof. Kitapçı, Pakistan’da bulunduğu yıllarda çeşitli kültürel faaliyetlerin yanısıra “Pakistan Radyosu Türkçe Program Servisi Karaçi” de uzman olarak çalıştı.


Türkiye’ye döndükten sonra Devlet Planlama Teşkilatı’na girdi. Sosyal Planlama Dairesi Uluslararası Teknik İşbirliği Şubesi’nde “Uzman (RCD. CENTO)” olarak çalıştı (1971). Türkiye İran ve Pakistan arasında kurulan Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (RCD) çerçevesinde bir çok önemli kültürel program toplantılarına katıldı. Daha sonra Atatürk Üniversitesinde (Erzurum) açılan ve şimdiki adıyla “İlahiyat Fakültesi” nde görev aldı. Prof. Kitapçı, buradaki ilmi çalışmaları ile “İslam Tarihi Doçenti” oldu.

Prof. Kitapçı, 1978 yılında Jos Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin teklifini kabul ederek Nijerya’ ya gitti. Orada Öğretim Görevlisi olarak beş sene çalıştı. Bu arada fakültenin Dini Eğitimler Bölümünde Osmanlı Türk Tarihi, İslam Tarihi ve Medeniyeti derslerini okuttu. Ayrıca Dini Eğitimler Bölümü Başkalığı ve Dekan Vekilliği gibi idari görevlerde bulundu.
Ekim 1982’ de kendi isteği ile Türkiye’ ye dönen Prof. Kitapçı, Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi (Elazığ)’ da görev aldı. Burada Tarih Bölümü Başkanlığı yanısıra, bir çok akademik, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Prof. Kitapçı, 1987 yılında Tarih Profesörü olarak Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi ‘ne (Konya) tayin oldu. Prof. Kitapçı burada da Dekan Yardımcılığı, Bölüm Başkanlığı yapmış, ayrıca ilmi araştırma ve yayınları yanısıra kültürel faaliyetlerine de devam etmiştir.

Prof. Kitapçı, Milli ve Milletler arası bir çok kongreye katılmış, ilmi tebliğler sunmuştur. İngilizce ve Arapça’yı çok iyi bilen Prof. Kitapçı’nın bu dillerde yayınlanmış kitap ve araştırmaları vardır. Ayrıca Farsça ve Urduca’ yı da bilmektedir. 2004 yılında emekli olan Prof. Kitapçı, ilmi araştırma ve çalışmalarına aralıksız devam etmektedir. Kitapçı’nın şimdiye kadar yazmış olduğu bütün kitaplar “YEDİKUBBE YAYINLARI” vasıtasıyla basılmış ve Türk okuyucusuna sunulmuştur. Bu eserler kendi kültür tarihimizin yapı taşlarını oluşturmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 47 okur okuyacak.