1000Kitap Logosu
Zekeriya Kitapçı
Zekeriya Kitapçı
Zekeriya Kitapçı

Zekeriya Kitapçı

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
6.3
27 Kişi
66
Okunma
7
Beğeni
720
Gösterim
Unvan
Yazar
Doğum
1937
Yaşamı
Prof. Kitapçı, Isparta’nın Yalvaç Kazası’nda doğdu (1937). Orta ve Yüksek tahsilini Türkiye’de tamamladı. Bu arada KARAÇİ ÜNİVERSİTESİ’nden temin ettiği bursla Pakistan’a giderek Edebiyat Fakültesi’nde “Doktora” çalışmalarına başladı. Çeşitli yönleri ile “Abbasiler Devrinde Türkler” konusundaki tez çalışmaları ile “Doktora Ph.D.” payesini kazandı (1968). Prof. Kitapçı, Pakistan’da bulunduğu yıllarda çeşitli kültürel faaliyetlerin yanısıra “Pakistan Radyosu Türkçe Program Servisi Karaçi” de uzman olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra Devlet Planlama Teşkilatı’na girdi. Sosyal Planlama Dairesi Uluslararası Teknik İşbirliği Şubesi’nde “Uzman (RCD. CENTO)” olarak çalıştı (1971). Türkiye İran ve Pakistan arasında kurulan Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (RCD) çerçevesinde bir çok önemli kültürel program toplantılarına katıldı. Daha sonra Atatürk Üniversitesinde (Erzurum) açılan ve şimdiki adıyla “İlahiyat Fakültesi” nde görev aldı. Prof. Kitapçı, buradaki ilmi çalışmaları ile “İslam Tarihi Doçenti” oldu. Prof. Kitapçı, 1978 yılında Jos Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin teklifini kabul ederek Nijerya’ ya gitti. Orada Öğretim Görevlisi olarak beş sene çalıştı. Bu arada fakültenin Dini Eğitimler Bölümünde Osmanlı Türk Tarihi, İslam Tarihi ve Medeniyeti derslerini okuttu. Ayrıca Dini Eğitimler Bölümü Başkalığı ve Dekan Vekilliği gibi idari görevlerde bulundu. Ekim 1982’ de kendi isteği ile Türkiye’ ye dönen Prof. Kitapçı, Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi (Elazığ)’ da görev aldı. Burada Tarih Bölümü Başkanlığı yanısıra, bir çok akademik, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Prof. Kitapçı, 1987 yılında Tarih Profesörü olarak Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi ‘ne (Konya) tayin oldu. Prof. Kitapçı burada da Dekan Yardımcılığı, Bölüm Başkanlığı yapmış, ayrıca ilmi araştırma ve yayınları yanısıra kültürel faaliyetlerine de devam etmiştir. Prof. Kitapçı, Milli ve Milletler arası bir çok kongreye katılmış, ilmi tebliğler sunmuştur. İngilizce ve Arapça’yı çok iyi bilen Prof. Kitapçı’nın bu dillerde yayınlanmış kitap ve araştırmaları vardır. Ayrıca Farsça ve Urduca’ yı da bilmektedir. 2004 yılında emekli olan Prof. Kitapçı, ilmi araştırma ve çalışmalarına aralıksız devam etmektedir. Kitapçı’nın şimdiye kadar yazmış olduğu bütün kitaplar “YEDİKUBBE YAYINLARI” vasıtasıyla basılmış ve Türk okuyucusuna sunulmuştur. Bu eserler kendi kültür tarihimizin yapı taşlarını oluşturmaktadır.
Furkan Uzel
Şağab Hatun'u inceledi.
64 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
Bu eser, temel kaynakları ve rivayetleri bulundurmasından dolayı kıymeti haizdir. Ancak Zekeriya Kitapçı Hoca, bir akademisyen olduğu için, tarih metoduna uygun bir üslup kullanır diye düşünmüştüm. Kitabı okurken gördüm ki yargılayıcı ifadeler mevcuttu. Örneğin "aşağılık halife" yakıştırması gibi. Anlatma tarzını hikâyevarî bir şekle bürümeyi tercih etmiş. Verdiği bilgilerden mütevellit okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Zaten bu alanda yazılan tek biyografi olması hasebiyle kendisini üst mertebelere taşıyor.
Şağab Hatun
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Derviş Bey
Araplar'ın Türkistan'a Girişi'yi inceledi.
170 syf.
TÜRKLER VE MÜSLÜMANLIK!
Türklerin müslüman olması süregelen bir tartışmadır. Bu konuda yaygın iki görüş vardır. Bunlardan ilk akla geleni tarih kitaplarında bize öğretilen Türklerin, eski inançlarına benzerliği ile İslam dininin bir takım konularda benzer özellikleri sayesinde bu dini kabul etmeleridir. Diğer bir görüş ise çok az kişinin kabul ettiği daha doğrusu kabul etmeye cesaret edemediği Türkler kılıç zoruyla müslüman oldular tezidir. Kitap aslında bize Türklerin müslüman oluşunun tam bir sürecini anlatmıyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere yazar bize Türklerde dini değişim sürecinin başlangıcını anlatıyor. Yazar, maalesef diğer İslam hocaları gibi konuyu yorumlarken yer yer objektif olamıyor. Yazar, yapılan katliamları ve bu katliamlara sebep olan etmenleri kaynaklar ışığında gayet objektif anlatıyor fakat sıkıntı şurada; Sanki Türkler Müslüman olmasaydı başka bir dini benimseseydi yok olup gideceklerdi gibi bir düşüncesi var. Tarihte birçok Türk devleti farklı dinler benimsediler. Maniheizmden tutunda Yahudiliğe kadar Türkler farklı dinleri kabul ettiler ve şartlar ve koşullar izin verdiği sürece de varlıklarını korudular. Yani kitabı okumak isteyen arkadaşlar için belirteyim yazar tipik ümmetçi anlayışına sahip. Ama Yazar, çok kapsamlı bir araştırma ile tarihi vesikalara da ulaşarak konu hakkında bilgilendirici bir eser ortaya çıkarmış. O yüzden anlatılanlar konusunda inanmayan varsa kaynakça kısmından yararlanabilir. Kitapta iki önemli kişi üzerinde duruluyor. Biri Haccac b.Yusuf, biri de Kuteybe. Türklere yapılan çoğu katliamın mimarları bu iki Araptır. Olaylar Türkistan'ın fetihinden sorumlu olan Emevilerin Irak valisi Haccac b.Yusuf'un bölgeye atanmasından sonra başlıyor. Bilinenin aksine bölgeye yapılan fetihler halkı müslüman yapmak için değil İpek yolunun geçtiği Aşağı Türkistanda bulunan zengin kentleri yağma ve talan etmek için yapılıyor.(#74544145) Bölgede güçlü bir Türk devlet bulunmadığından dolayıda Arapların, bölgeye girişleri kolay oluyor. Fakat hesaba katmadıkları biri var. Türgişler'in dinamik hükümdarı Sulu Han! Nasıl ki Kafkasyada bulunan Hazarlar, Araplara karşı Türklerin kurtarıcısı olmuşlarsa; Orta Asyada da Araplara karşı direnen Türgişler, Türk halkının kurtarıcısı olmuşlardır. Araplar bu dinamik genç Türk hükümdarına "Ehi Müzahim; Araplar'a zor günler yaşatan zahmet veren" kimse lakabını takmışlardır. Kuteybe'nin bölgede yaptığı katliamlara, karşı duran Sulu Han'ın müslüman Araplar karşısındaki üstün başarıları Türkistan'daki yerli halk için bir ümit olmuştur. Fakat kısa bir zaman sonra Sulu Han, yine Türklerin mankurtlukları yüzünden ve tabi ki kadim düşmanımız olan Çin'in entrikaları sonunda öldürülüyor. Onun öldürülmesi ile bölgede yeniden Araplar'ın baskısı hissediliyor. Kuteybe'nin ölümünden sonrada Türklere yapılan katliamlar bir nebze olsun azalıyor. Sizlere, yapılan katliamları da detaylı bir şekilde anlatayım. Türk Tarihi 670 ila 740 yılları arasındaki dönem sansürlüdür, neden biliyor musunuz? Çünkü din kardeşlerimiz Araplar tarafından; 100.000'in üstünde Türk katledilmiştir. 50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır. Şehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın her şeyi talan edilmiştir. Tüm zenginlikler , tarihi eserler yok edilmiş , yakılmış , yıkılmıştır. Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan "Talkan Katliamında" 40.000 Türkün kesilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır. (#74740811 #74735820) Aynı şekilde "Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır. "Teslim olursanız canınız bağışlanacak" sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş, "Şeriat söz tanımaz" denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir. Araplar yaptıkları bu, büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir. Türkler böyle bir vahşet ve mezalimi kadim düşmanları olan Çinlilerden dahi görmemişlerdir. Bu tarihi gerçekler "islam etkilenmesin" düşüncesiyle gizlenmekte, bahsedilmemektedir. İşte gerçekler bu şekilde. Bizlere genel okul kitaplarında anlatıldığı gibi Talas Savaşında Türkler-Araplar kucaklaştı, dost oldular ardından müslümanlığı seçtiler şeklinde anlatılan hikaye koca bir yalan! Anlatılan bazı gerçekler dine inananları rahatsız edip işlerine gelmeyebilir ama yazar belgeleriyle yazmış. Hem de yazılan kaynaklar Arap tarihçiler ve hadisçilerin tarafından kaleme alınmış. Yani adamların ağzından Türkler'in nasıl müslümanlaştırıldığını görüyorsunuz. Anlamayanlar için birde Tarihçi kimliğim ile yorumlayacak olursam; Türklerin Müslüman olması bir süreçtir. Hem de 300 yıllık bir süreçtir. Fakat bu süreç KATLİAMLAR ile başladı. Türklerin Araplar ile karşılaşmasını iki dönemde ele alabiliriz. Biri mevali politikası güden Emeviler dönemi biri de bu politkadan uzak olan Abbasiler dönemi. Emeviler, Arap olmayan bizden değildir mantığı ile hareket ettiler ve diğer halklara karşı fetih yaparken sert davrandıkları için Türklerin müslümanlığa kötü bakmalarına sebep oldular. Bu dönemler müslümanlığa geçişler tek tek olmuştur. Abbasiler ise halifeliğin başına gelmesiyle bu mevali politikasından uzaklaşıp daha ılımlı bir politika takip ederek Türklerin İslamiyet ile tanışmasının yolunu açmışlardır. Asıl toplu geçişler bu dönemde olmuştur. Şahsi düşünceme gelirsek, kılıç zoruyla başlayan bir süreç var ortada. Türk'ün kanıyla sulanmış ekmeği yiyen bir Arap komutanının ne dinine ne de halkına karşı bir sempati duymamı beklemeyin!(#74741239) Ülkede şöyle bir zihniyete sahip kitle var; Türklük beden İslam ruhumuz diyor, İslam ile şereflendik diyor yani İslamiyetten önce ruhsuz, şerefsizdik diyor. Bu zihniyette biri için müslüman olmak yeterli. Böyle millet yerine ümmet anlayışına sahip birine istediğiniz kadar Genel Türk tarihi anlatın, milliyetçilik ruhu aşılamaya çalışın hatta tüm dünyayı belgeli bir şekilde Türk gösterin yine de o, Arap değerlerini tercih edecektir ve onun gözünde Türklere yapılan katliamların hayırlı(!) bir olay olduğunu söyleyecektir. Okumayı düşünenlerin tabularını göz ardı etmesi gerekli. Okurken şunu göreceksiniz ki tarihte hiç kimse güle oynaya, elini kolunu sallayıp din, inanış ve düşüncelerini değiştirmemiştir! Türkler için "hemen müslümanlığı seçtiler" gibi resmi tarihte anlatılan yalanlardan sıkıldıysanız bu kitabı mutlaka okuyun!
Araplar'ın Türkistan'a Girişi
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
54
proMetHeus
Türkler Nasıl Müslüman Oldu?'u inceledi.
416 syf.
·
13 günde
·
1/10 puan
yazık bizim prof lara
Türklüğün gururunu kurtarma islamın ise gerçek yüzünü saklama adına resmi tarihin bize dayattığı Talas savaşı uydurmasını belgeleriyle gözler önüne serip Türklerin yüzbinlercesinin zalim arap komutan kuteybe tarafından suçsuz yere katledilerek geriye kalanların nasıl zorla müslüman yapıldığını anlatan bu kitabı aynı zamanda ülkemizde ünvanların ne kadar önemsiz değer verilmemesi gereken bir kavram olduğunu ve inancın insan beynini nasıl zincire vurup örümcek ağlarıyla sardığını göstermesi adına ibretle, dehşetengiz bir şekilde okuyabilirsiniz. İyi okumalar.
Türkler Nasıl Müslüman Oldu?
OKUYACAKLARIMA EKLE
4