Zeynep Büşra Bölükbaşı

Zeynep Büşra Bölükbaşı

Çevirmen
7.6/10
79 Kişi
·
191
Okunma
·
0
Beğeni
·
66
Gösterim
Adı:
Zeynep Büşra Bölükbaşı
Doğum:
İstanbul
Zeynep Büşra Bölükbaşı İstanbul’da doğdu. Sainte-Pulchérie ve Saint-Benoît’da okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Fransızca Öğretmenliği bölümünü bitirdi. “Luc Besson’un Angel-A Filminin Yapısalcı-Göstergebilimsel Analizi” konulu teziyle Galatasaray Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Bölükbaşı, Fransızca öğretmenliği yapmaya ve kitap çevirmeye devam etmektedir.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
80 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Emekli bir vergi müfettişisiniz ve aylık 2000 euro emekli maaşınız var. İlk evliliginizden sonra ömür boyu ödemeniz gereken 850 euro nafakanız var. İkinci evliliginizde bir şekilde sona ermiş, ikinci eşiniz pılını pırtısını toplayıp evden çıkınca aylık 1400 euro sabit ev giderleri de size kalmış. Yani geliriniz 2000 euro sabit gideriniz 2250 euro. Bu durumda alternatif ev bakıp yine sıkıntılarla dolu bir düzen kurmak yerine evin tüm eşyalarını satıp külüstür arabanızda yaşamaya karar veriyorsunuz.
Devamı: https://www.kitapofisihakan.com/...-bir-adamin-guncesi/
168 syf.
Yani bir solukluk bir kitap değil. Frédéric Gros, Sokrates'ten, Kant'tan, Aristo'dan, Hegel'den öylesi çıkarımlar yapmış ki. Kalemsiz okunacak bir kitap değil. 'İtaat etmek kendine ihanet etmektir.' sözü de kitabın altı çizilesi sözlerindendir. Kendini sorguya çekmeye amade zihinlere tavsiye ederim. İyi okumalar. Zira şu zamanlarda yapılacak en kıymetli iş. Çünkü zamanı iyi kullanmanın en şık yolu.
80 syf.
·Beğendi·2/10 puan
Yazarın ilk kitabı “Unutma Biçimleri’nden çok etkilenmiştim. Maalesef bu kitabından pek tat alamadım.

Yazar, ön sözde kitabın tarzını şöyle tanımlamış;
etnik kurmaca ; sosyal bir olguyu belli bir bireyin özneliği ile anlatan öykü olarak tanımlanabilir.

Kitap son yıllarda Avrupa’da yayılan yeni bir gurupla ilgili
Bu gurup “Sabit Evi Olmayanlar İnsanlar “ .
Yani evsizler değil ,çalıştığı yerdeki maaşı ev kirasına yetmediği için , arkadaş, misafirhane ve arabasında kalan insanlar . SDS ( sans domicile stable ) .

İşte böyle bir adamın evinden çıkmaya ve arabasında kalmaya karar vermesiyle başlayan bir hikaye , yaklaşık seksen sayfa ...
Okuması çok kolay , günlük şeklinde yazılmış.
Yaklaşık bir saate bitirdiğim bu kitap bana pek bir şey vermedi.

Ancak şunu da söyleyeyim , belki bu aralar biraz fazla felsefi kitaplar okuduğum için ,bu kitap hakkında böyle bir duyguya kapılmış olabilirim.
80 syf.
·5/10 puan
Evsiz Bir Adamın Güncesi'nde kahramanımız emekli vergi müfettişidir fena sayılmayan bir emekli aylığı vardır ,ancak boşanınca bunun yüklü bir miktarını nafaka olarak eşine vermek zorunda kalmıştır. Kendisine kalan aylık ile kira, faturalar ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyeceği için evinin tüm eşyasını satıp Mercedesinde yaşamaya karar verir.
80 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Girişte bahsedilen etnik kurmaca tekniğinden ve onunla ilgili olan yazarlar hakkında bilgim yoktu. Kitabı da bu şekilde okumadım dolayısıyla. Okuma nedenim benden önce okuyanın altını çizdiği yerlerdi.Bazı cümleler vardır ya insanın hayatını betimler ya da bakış açısını yansıtır, insanın bir parçasıdır ve çizilir fosforlu kalemle. Öyle cümleler buldum işte. Öyle de empati yaparak, içli içli okudum. Gerçek kitap yorumu için ise benden önce okuyanlar gayet güzel bir şekilde yapmış diyebilirim..
80 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Marc Augé kitabını etnik bir kurmaca olarak tanımlıyor ve bunun nedenlerini de kendisi ilk yazısında açıklıyor.

Bu anlatının dikkat çeken en önemli özelliği, aslında etrafımızda var olan ve fark ettigimiz ancak yokmuş davrandığımız insanlara dair kısa bir öykü olması. Anlatıdaki karakter gerçek bir karakter değil ama kendi içerisinde bu hayatı, bu duyguları yasayan gerçek insanların hayatlarına dair durum tespiti.

Çok farklı bir Kitap bir çırpıda okunuyor ve farklı bir tat bırakıyor.
80 syf.
·8/10 puan
"Bu kitap ne bir inceleme, ne bir roman, bu bir etnik-kurmaca" diyor yazar. Etnik-kurmaca, sosyal bir olguyu belli bir bireyin öznelliğiyle anlatan öykü olarak tanımlanıyor. Emekli olduktan sonra geliri, bir evin kirasını ve giderlerini karşılamadığı için arabada yaşamaya başlayan bir adamın güncesi. Yalnızlıktan ziyade hiç kimse bilmeden istediği her şeyi yapabileceği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor ve aslında bunun tadını çıkarıyor. Aslında bu kitapla birlikte günlük hayatta göz ardı ettiğimiz insanların gözünden bakıyoruz bir de dünyaya. Kitapçıda kitapları incelerken rastgele karşıma çıkan bir kitaptı, iyi ki de çıkmış. Okuduğum için mutluyum.
80 syf.
·2 günde·Puan vermedi
her seferinde keyif alarak okudugum bir yazar. Yer yer dusundurucu cumleleri de ince detaylarda gizli ;)
......
..., , ............., ....
....., ..................
..................
...................
......
616 syf.
Bu kitaba vereceğim puanı düşünürken bile epey düşündüm diyebilirim. Hikaye başlarda akıp gidiyor resmen, insanı içine alıyor, verdiği bilgiler ve aralara serpiştirilen güzel sözlerle insanda okudukça okumak isteği uyandırıyor (ki zaten Karıncaların Günü adlı kitabında da bu tip bilgileri, konuya adapte olmak adına gayet hoş bulmuştum. Lakin o kitaptaki heyecanı bu kitapta mumla aradım, neyse...) sonra neler oluyorsa oluyor ve birdenbire kitap sizi içine aldığı gibi balgam yapıp dışarı tükürüyor :) ayrıca da ağzında o kadar çok çeviriyor ki (burada kitabın geri dönüşlerinden ve tekrarlarından sıkıldığımı belirtiyorum :P ) başınız dönüyor resmen ve bu gerçekten de iyi bir şey değil benim adıma. Hikaye adına gerçekten büyük beklentilerim vardı ama bu beklentim, yazarın kitabı sırf biraz daha kalın olsun çabasıyla suya düşmüş oldu. Sonuç olarak, olabilirdi ama çok da güzel olmadı...
Not: Sevgili Bernard Werber, harika kitabın "Karıncaların Günü"ndeki harika karakterin 103683 nolu karıncanın numarasını, kitabın sonuna doğru basit bir fareye koydurmanı nasıl yorumlamalıyım sence? Şahsen ben o numarayı nereden hatırladığımı hatırladığımda, o kitabını mumla aradığımı anladım. Saygılar ;)
80 syf.
·7/10 puan
Aylak Adam'ımızın yabancı bir örneği. Tabi Yusuf Atılgan kadar başarılı kurgulanmış diyemeyiz. Yerleşik yaşama ilgisiz kalıp arabasında yaşayan bir adam olmasına rağmen arabasını ısrarla aynı yere park ediyor. Kitabın tamamında güzel tezatlsr oluşturmuş yazar.

Bir günde kolaylıkla okunabilir fakat herkesi içine çeker mi bilemem. Aylak hikayeleri sevenler için güzel bir tercih olabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zeynep Büşra Bölükbaşı
Doğum:
İstanbul
Zeynep Büşra Bölükbaşı İstanbul’da doğdu. Sainte-Pulchérie ve Saint-Benoît’da okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Fransızca Öğretmenliği bölümünü bitirdi. “Luc Besson’un Angel-A Filminin Yapısalcı-Göstergebilimsel Analizi” konulu teziyle Galatasaray Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Bölükbaşı, Fransızca öğretmenliği yapmaya ve kitap çevirmeye devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 191 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.