Zeynep Ece

Zeynep Ece

Çevirmen
7.9/10
114 Kişi
·
143
Okunma
·
0
Beğeni
·
776
Gösterim
Adı:
Zeynep Ece
Tam adı:
Zeynep Ece Kumruluoğlu
Unvan:
Çevirmen
İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümünden 1995 yılında mezun olmuştur. Serbest çevirmenlik yapmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10 puan
Martin Mystere (Atlantis) çizgi romanının ülkemizde Lal kitaptan çıkan 198. macerası. Orijinali, 2019 yılı Ekim ayında İtalya'da "La Grande Epidemia" ismiyle Martin Mystere'in 365. sayısı olarak basılmış. Hikayesi Marco Belli tarafından yazılan maceranın çizimleri Giovanni Romanini ve Antonio Sforza tarafından yapılmış.

Yaşlı Marty amcamız bu kez şu an sürekli gündemimizde olan bir şeyle, bir salgınla boğuşuyor. 2019 yılının Ekim ayında İtalya'da henüz salgının adı bile yokken yayınlanan öykünün zamanlaması tamamen tesadüf gibi görünüyor. Zaten hikayemizdeki salgın ölümcül olsa da bambaşka nedenlere dayanıyor ama öykünün esas ilginç yanı bir salgını anlatmasından çok, bizleri ve tarihimizi yakından ilgilendiren "Viyana Kuşatması'ndan bahsediyor olması. Sergio Bonelli yazarları Osmanlı ordusunun Viyana'yı alamamasını aklımıza gelmeyecek bir nedene bağlamışlar.

Viyana'da son günlerde bir intihar salgını baş göstermiştir. Görünüşte hiçbir sorunu, problemi olmayan insanlar birdenbire en olmadık anda, hatta insanların gözleri önünde intihar etmektedirler.

Bu konuyla ilgili verilecek her türlü detay gerçekten keyif kaçırıcı bir unsur olabileceğinden dolayı incelemeyi fazla uzatmadan burada kesiyorum.

Herkese iyi okumalar dilerim.
376 syf.
Fransızca orijinal adı “L'Ascension du Haut Mal”, Orta Çağ'da epilepsiye verilen isimdir. Normalde 6 ciltten oluşmasına karşın hepsi tek bir kitapta toplanmış. Altmışlı yılların ortalarında bir ailenin hikayesidir. En büyük çocuk Jean-Christophe yedi yaşındayken epilepsi nöbetlerinden etkilenmiştir. David olan küçük kardeşi Fafou, abisinin krizlerinin ailede meydana getirdiği karışıklık üzerine, yetişkinlerin, ebeveynlerin, doktorların, yoldan geçenlerin, şarlatanların, guruların gösterdiği tepkileri ve Jean-Christophe’u tedavi etmeye çalışılan yolda ki bakışları konu ediniyor. Yer yer ailenin atalarının anıları görebiliyoruz. Bunlar, Fafou'nun dünyasında yarattığı hayal gücüne, onu çevreleyen ve haline geldiği tasarımcının inşasına katılan olaylardır.
Epilepsi hastalığına merak duymayanların bile ilgisini çekebilecek nitelikte bir çizgi roman olduğunu düşünüyorum. Çizimleri ise oldukça yaratıcı gerek mitolojik, gerekse tarihi figürlere yer veriyor. Bununla birlikte, nesnel ve doğrusal bir anlatı olmaktan uzaktır, epilepsinin baş göstermesi, aile resminin çerçevesinin çok ötesine geçiyor ve bazıları için merkezi olandan çok uzak birçok sayıda temayı ele alıyor. Birkaç örnek vermek gerekirse, kültürel miras, aile anıları, alternatif tıp, bir çizgi roman yazarının hayal gücünün gelişimi, rüyalar, hayaletler, kısır döngü ve yalnızlık hakkında fazlaca zengin bir dünyanın içerisinde kendinizi bulabilirsiniz.
Epileptik David B.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Martin Mystere romanlarında en sevdiğim şey, kahramanın ağzından son derece öz bir şekilde tarihi ve mitolojik unsurların okuyucuya aktarılması. Bu macera da MezoAmerika denilen dönemde (İspanyolların işgalinden önceki dönem) oldukça geniş bir alanda tapınılan Quetzacoatl adlı tanrıya olan inanış ve yine döneme ait olaylar akıcı bir şekilde sunulmuş. İspanyolların 1519'da Hernan Cortes liderliğinde çıktıkları Orta Amerika işgalinde, bu inanıştan nasıl faydalandığı, mistik ögelerle de süslenen birçok varsayım çerçevesinde anlatılmış.

Macera, Meksika'nın derin çukurları ve yeraltı mağaraları ile meşhur yeri Sótano de las Golondrinas'da ( https://en.wikipedia.org/wiki/Cave_of_Swallows ) başlıyor. Henüz keşfedilmemiş pek çok dehlizden birinde gizlice aramalar yapan 2 kişi dev yumurtalar bulurlar. Ne tür bir canlıya ait olduğu bilinmeyen bu yumurtaların kaynağını ve sonrasını merak edenler için okunmasını tavsiye ettiğim güzel bir kurgu. Ben kendi adıma memnun kaldım.
CacavS
CacavS Martin Mystere Sayı 182 - Yeşil Adam'ı inceledi.
160 syf.
·2 günde·6/10 puan
Tarihin bazı gizemli söylencelerini hikayelerine konu etmeyi seven “ Alfredo Castelli ” bu defa çeşitli çağlarda dünyanın farklı yerlerinde yaşamış halkların folklorik efsaneleri arasında yer alan tipik karakterlerden "Yeşil Adam" ı (Green Man) günümüze aktarmayı amaçlamış. Bu amacını “ Enrico Lotti ” ile birlikte senaryolaştırırken “ Giovanni Romanini “ de çizimleriyle kendisine destek olmuş.

Yapraklarla ve dallarla kaplı, üzerinde çiçeklerin, sebzelerin, meyvelerin bulunduğu ve muhtemelen doğanın güçlerini ya da mevsimleri simgeleyen bir figür olan bu insan şeklindeki gövdelerin kökeninin çok eskilere dayandığı biliniyor. Bazı iddialar yeniden doğumun ve dirilişin simgesi olan ve genelde yüzü yeşil olarak gösterilen Mısır Tanrısı Osiris ile bağdaştırır. Rönesans döneminin ünlü İtalyan mimarı, mühendisi ve ressamı olan Giuseppe Arcimboldo’nun bahsi geçen meyve ve sebze bileşimlerinden oluşan meşhur resimlerinin esin kaynağı belki de bu efsanelerdir. (Ref: https://www.wikiart.org/en/giuseppe-arcimboldo )

Gerçeğin yine mitlerle harmanlaşmasından oluşan olay örgüsü içerisinde hikayemizin baş kahramanı bay meraklı Martin Mystère, hızla ağaçsızlaştırılan Amazon ormanlarının nasıl yağmalandığını gündeme getirirken, aynı anda paha biçilmez arkeolojik eserleri kaçıranlarla mücadele eder. Suçlular ve sorumlular belalarını bulurken bizler de geleceğe dair küçük iyimser beklentiler büyütürüz içimizde.

Bu hikayeden çıkarabileceğimiz en temel ders ise; “Doğayı Sev, Yeşili Koru!” olmalıdır.
160 syf.
·1 günde·7/10 puan
Martin Mystere (Atlantis) çizgi romanının ülkemizde Lal kitaptan çıkan 197. macerası. Orijinali, 2019 yılı Ağustos ayında İtalya'da "il Cervello Quantico" ismiyle Martin Mystere'in 364.sayısı olarak basılmış. Hikayesi Giovanni Eccher tarafından yazılan maceranın çizimleri Giovanni Nisi tarafından yapılmış.

Bu sefer ki macera konusu günümüzden, gizli askeri projelerden, yetkisini aşan yetkililerden oluşuyor.

25 yıl kadar önce ABD'de Deniz Kuvvetlerine bağlı bir grup asker, bir dizi gizli deney için gönüllü olmuştur. Hedef insan beynini geleceği görebilir kılmak üzerine modifiye etmekti. Böylece suikastlar, küresel terörizm gibi olaylar daha gerçekleşmeden önlenebilecekti. Ancak deneye gönüllü olarak katılanların beyin güçlerinde hiçbir değişiklik olmadığı gibi denekler birer birer ölmeye başlamıştı. İlginç bir şekilde sadece 2 denek üzerinde beklenmedik bir gelişme görülmüş ancak hayatlarını tehlikede gören bu 2 denek gizli üsten kaçarak izlerini kaybettirmişlerdi.

Denekleri elinden kaçıran yetkililer ise tahmin edileceği gibi, gelişmelerin basına sızmaması için yıllarca kaçakların peşinde koşmaya devam etmiş ve böylece fenomen günümüze kadar gelmişti.

Hikayemizde bu durum Quantum Beyin teorisiyle anlatılmaya çalışılmış. Bazı teorilere göre zihin ve madde arasındaki ilişkiyi açıklamak için beynin fiziksel dünyanın iç içe geçmiş modellerini üç boyutlu yapılara dönüştürdüğü iddia ediliyor. Bu durum aslında bildiğimiz "gerçeklik" olarak tanımlanıyor. Bu durumda bizim algıladığımız biçimde uzay ve zaman yalnızca beynimiz tarafından oluşturulan bir canlandırma olarak da tanımlanabiliyor. Bu canlandırma üzerinde belki de bazı kimyasal tetikleyiciler aracılığıyla geçmişi ya da geleceği görüntülemek mümkün olabilir.

Martin Mystere karakterinin yaratıcısı Alfredo Castelli konuyu biraz daha anlaşılır kılmak adına şöyle bir açıklama getirmiş:

Kuantum fiziği, bilimden büyüye kadar uzanan bir çeşit "Kova Çağı" kültünün merkezindedir. Bir anlamda, bilim ve ezoterizmin birleştiği simyaya bir dönüş biçimidir. 1970'lerde "New Age" kültürü, parapsikolojik olayların kuantum fiziği tarafından yönetildikleri fikrini yaydı; Fundamental Fysiks Group kuruldu ve The Tao of Physics (1975) - Fiziğin Tao'su - adlı kitap bir çeşit "New Age Kuantum Fiziği" İncil'i haline geldi. Bu sözde bilim, Nobel ödüllü Murray Gell-Mann tarafından "Kuantum Saçmalıkları" gibi bir anlama gelen "Quantum Flapdoodle" sözcükleriyle tanımlanmıştır. Fizikçi Sean Carroll'a göreyse, "Hiçbir teori, kaçıklar ve şarlatanlar tarafından kuantum mekaniği kadar sömürülmemiştir."

1998'de Deepak Chopra, "Yaşama, özgürlüğe ve ekonomik mutluluk arayışına uygulanmış kuantum yorumu için" IgNobel Fizik Ödülü'nü (en saçma teorilerin sahiplerine verilen Nobel Ödülü parodisi) kazandı. Chopra'ya göre, kuantum parçacıklar sayesinde her hastalıktan kurtulabiliriz, yaşlanmayı önleyebiliriz, sonsuza kadar yaşayabiliriz. Bunların ve diğer birçok söylentinin kökeninde Quantum Mind (Kuantum Zihin) ya da hayal ürünü çizgi maceramızda kullanılan adıyla, "Kuantum Beyin" konusundaki araştırmalar var. Klasik mekanik "bilinç" ya da "farkındalık" ("kendi varlığının bilincinde olma" anlamında) dinamiklerini asla tam olarak açıklamamışken belki de kuantum mekaniği bunu yapabilecektir. Kanıtlanmamış ve güçlü tartışmaların merkezindeki bu varsayımdan, beynin çizgi romanda tarif edilenler gibi güçlere ve hatta kuantum fiziğinin nasıl çalıştığını anında anlayabilme yeteneğine sahip olduğu gibi yaratıcı görüşler ortaya çıktı.

Eh, herhalde abartıyoruz!
CacavS
CacavS Martin Mystere Sayı 181 - Büyük Oyun'u inceledi.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Büyük İskender'in Afganistan'a kadar uzanan seferlerinde elde ettiği ve gizlediği efsanevi hazineden yola çıkan hikaye, bu hazinenin ve etrafında dönen gizemin günümüze kadar uzanan etkilerini yine kahramanımız Martin Mystere'in meraklı girişimleri ve gayretleriyle çözüme ulaştırıyor. Öte yandan İtalyan yazar ve çizerlerin, Amerika hakkındaki son derece isabetli görüş ve fikirleri beni her zaman şaşırtmıştır. Tarih boyunca insan hırsının değişmeyen karakterinin bu kişilerin öngörülerinde büyük payı olduğunu düşünüyorum. Keyifli bir macera ve meraklısı için kaçırılmaması gereken arşivlik bir çizgi roman...
CacavS
CacavS Martin Mystere Sayı 184 - Sabaha Karşı Toplantı'ı inceledi.
161 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Geçen yıllara ve ilerleyen yaşına rağmen enerjisinden ve merakından hiçbir şey kaybetmeyen profesörümüz Martin Mystere, bana göre heyecan yüzdesi ortalamanın üzerinde olan güzel bir macerasıyla karşımızda. Bu sefer karşı karşıya olduğumuz komplo ve gizem arkeoloji ve bilinmeyen uygarlıklara değil, bilakis oldukça yakın bir tarihe dayanıyor. ABD'nin SSCB ile kıyasıya mücadele ve yarış içerisinde olduğu nükleer deneylerin ve uzay araştırmalarının ilk yıllarına. O dönemde SSCB egemenliği altındaki geniş toprakları kullanarak nükleer denemeler yapmaktadır. Özellikle Kazakistan'ın Semipalatinsk step bölgesinde kayda geçmiş 450'den fazla nükleer bomba denemesi ne yazık ki bölge ve insanları üzerinde pek çok kalıcı etki bırakmış. Sovyetlerin, 1947lerde başlayan bu deneyleri sırasında insan hayatına yönelik etkileri minimize edeceği önlemleri aldığını söylemek maalesef mümkün değil. Hikayemizin ana teması da bu sayısız nükleer denemelerden biri sırasında meydana gelen bir anomalilik üzerine kurulmuş. Patlamalardan etkilenen bir grup insanın hikayesi günümüzde ABD'de devam etmekte. ABD gizli servisinden bazı karanlık kişiler çoktan rafa kaldırılmış bazı deneylerin sonuçlarının ortaya çıkmaması için cinayetlerine devam etmektedirler.

Kurgu ile gerçek olayların harmanlandığı maceralarının çok daha başarılı olduğu düşündüğüm bu çizgi romandan öğrendiklerime gelince:
- Sovyetler Birliği ve ABD nükleer patlama deneyleri yaptıkları yıllarda, bu deneylerin yapıldığı bölgelerin yakınlarında yaşayan yüzbinlerce insanın radyoaktif etkilere maruz kalmalarına neden olmuşlar. Dönemin sorumlu yöneticileri, bunu gizli tutmak için cinayet işlemekten çekinmemişlerdir.
- 1950li ve 60lı yıllarda ABD zihin kontrolü üzerine yoğun çalışmış hatta uzaya attıkları ilk uydulara insanların zihinlerini etkileyebilecek (gerekirse insanlara istem dışı telkinlerde bulunabilecek) cihazlar yerleştirerek deneyler yapmışlar.
- 1985te ABD Anayasa Mahkemesi zihin kontrolüne yönelik her türlü deneyi yasaklayıncaya kadar bu çalışmalar devam etmiş.

Rahatlıkla tavsiye edebileceğim güzel bir macera.

NOT: Çizgi romanı küçük görmeyin. Çocuklarınıza okutun. Cep telefonu, tablet ve internet oyunlarından çok daha zararsızdır...
CacavS
CacavS Martin Mystere Almanak 2012-2013-2014-2015'ı inceledi.
394 syf.
·4 günde·5/10 puan
Yılda bir kez yayınlanan Martin Mystere Almanak kitabı 2012-2013-2014-2015 yıllarında çıkan 4 kitabı kapsıyor.

İlk kitap olan Almanak 2012 "Fantoma'nın Gölgesi" adını taşıyor. Fransız gazeteciler Pierre Souvestre ve Marcel Allain tarafından 1911 yılında yaratılan "Fantoma" adlı karakter, yayınlandığı dönemde okuyuculardan büyük ilgi görmüş ve maceraları 33 cilt olarak yayınlanmış. Fantoma, en ufak ahlak anlayışından yoksun, acımasız ve yaratıcı bir suçlu olarak karakterize edilmiş. Genellikle yalnız hareket eden bu cani, çoğunlukla zevk için kötülük yapan bir sosyopattı aslında. Onun kötülüklerine mani olmak ve yakalamak için sürekli peşinden koşan müfettiş Juve ve gazeteci Jerome Fandor, tüm çabalarına rağmen onu asla durduramadılar. 1913 Eylül'ündeki son macerada ise hepsinin içinde bulunduğu Gigantic adlı transatlantik batar ve hepsi görünüşte ölürler. Dalgalar Fantoma'yı yutarken, o da müfettişe onun kardeşi olduğunu bağırır.

Fantoma adlı karakterin sembolize ettiği "kusursuz cani" tanımlı kişiler, klasik bir suçlu veya terörist gibi hareket etmiyorlar, herhangi bir talepleri olmuyor veya herhangi bir olayı üstlenmiyorlar. Adeta kötülük için kötülük yapıyorlar. Fakat bu sonucu değiştirmiyor. İyisiyle kötüsüyle dünya hâlâ dönmeye devam ediyor.

Bu yazılanlardan sonra doğal olarak Martin Mystere bu hikayenin neresinde diye merak ediyor olabilirsiniz? Bunu da ancak romanı okuduğunuzda göreceksiniz.

-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

2. kitabı oluşturan Martin Mystere Almanak 2013, "Oz Şövalyeleri" adını taşıyor. Gerçek hayatta sıradan insanlar olan ancak çocukluluk rüyalarının oluşturduğu hayal dünyasından kopmak istemeyenlerin oluşturduğu bir Süper Kahramanlar grubu konu edilmiş. Sıkıcı ve monoton hayatlarını hayal kurarak zenginleştirmek isteyen insanlar. Bu sayede büyük bir mekanizmanın sadece küçük çarkları iken, kendilerini önemliymiş gibi hissediyorlar. İnsanların onlara gülmelerine de aldırmıyorlar. Ancak bir gün hayal kurma yetisine sahip bu insanlar birer birer ortadan kaybolmaya başlıyor. Bu kaybolmaların nedenini bulma görevini Martin Mystere'den rica ediyorlar. Macera onları "Oz" dünyasına götürüyor ve orada kendilerini, insanların hayal kurma yetisini yok etmek isteyen kötü bir cadı karşısında buluyorlar.

Açıkçası olayları takip etmede biraz zorlandım diyebilirim. Bir şeyler dönüyor ama olan bitene ilişkin yeterli açıklamalar ve olay örgüsü içermeyen bu öyküyü fazla sıradan buldum.

-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

2014 Almanak'da yayınlanan "Denizaltı Hikayeleri" adlı öyküde kendimizi biraz belirsiz bir zaman diliminde buluyoruz. Okyanusta ilerlemekte olan bir transatlantik, seçkin yolcularını gezdirmektedir. Birden kimsenin anlamadığı bir şekilde bir denizaltı tarafından yakalanan transatlantik içindeki tüm yolcularla birlikte manyetik bir alan tarafından sarılarak okyanusun derinliklerinde yer alan şeffaf kubbeli bir şehre götürülür. Atlantis döneminden kalan bu şehirde eski bir tanıdık ve Martin'in ezeli dostu ve ebedi düşmanı olan Sergei Orloff ile karşılaşırız.

Gereksiz komedi ögelerinin ön plana çıkarıldığı, mantık hatalarının birbirini kovaladığı ve nerede başlayıp, bittiği belli olmayan bu hikayeyi, efsanevi bir Martin Mystere macerası olarak kabul etmek oldukça zor.

-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

Ciltte yer alan son Almanak olan 2015, "Satürn Dünyaya Karşı" adlı hikayeden oluşuyor. Tıpkı bir önceki hikayede olduğu gibi aynı belirsiz zaman diliminde, aynı karakterleri ve tabii ki aynı hata klişelerini barındırıyor. Dünyayı ele geçirmek isteyen Satürnlüler ile olan mücadele konu edilmiş. Orson Wells ve Dünyalar Savaşı adı radyo oyununa atıfta bulunması ve sürpriz sonu dışında hakkında çok fazla konuşmaya değmeyecek bir hikaye ve olay örgüsü..

Sonuç olarak yılda bir çıkan Martin Mystere Almakların 2012-2015 aralığını kapsayan bu ciltte ön plana çıkan tek hikaye olarak Fantoma'nın Gölgesi adlı macerayı görüyorum ve diğer 3 hikayeyi hiç beğenmediğimi ifade etmek istiyorum.
CacavS
CacavS Martin Mystere Sayı 183 - On Kabile'yi inceledi.
160 syf.
·2 günde·7/10 puan
M.Ö. 750 dolaylarında Asurlular, İsrail Krallığını yenip, halklarını sürgüne gönderir. Özellikle İsrail Krallığı’nın kuzey bölümünde yaşayan 10 kabile bulundukları toprakları terkederek, kuzeye ve doğuya doğru yüzyıllar boyunca ilerlerler. Zamanla gittikleri toplumlarda yerel halklara karışarak yol olurlar. Haklarında zaman içerisinde pek çok efsane oluşmuştur. Kafkasya ile Hazar Denizi arasında yaşamış Hazarlar veya bir Etiyopya halkı olan Falaşalar (Kara Yahudiler) gibi gerçek olanların yanısıra, Hindistan’dan Pakisan’a, Nijerya’dan Güney Afrika’ya hatta Amerikan yerlilerine kadar pek çok kültürde kayıp kabilelerin soyundan geldiklerine dair inançlar bulunmaktadır.

Hikaye Alfredo Castelli ile Enrico Lotti tarafından yazılmış ve Fabio Grimaldi tarafından çizilmiş. Öykümüzde konu edilen olaylar Asurluların işgali sonrası bir kısım İsrailoğulları kabilelerinin yaşadıkları topraklardan ayrılmalarıyla başlar. Sürekli doğuya doğru giden bir kabilenin ise önce Çin’e, sonrasında Japonya’ya gittiği ve orada yerel halkla karıştığı iddiası vardır. Hatta eski Japon gelenek ve törenleri ile İbrani törenleri arasında paralellik kuranlar da vardır. Japonya’ya kadar uzanan kabilenin bireyleri, geçmişlerini bir soy ağacı gibi kaydederek günümüze kadar ulaştırırlar. Ellerinde gizemli bir altıgen prizma vardır yıllar önce şehirlerinin Asurlular tarafından fethedileceğini önceden bildiren bu prizma ona sahip olanlara gelecekle ilgili olası haberler vermektedir.

Eski hediyelik eşyaları ve sahipsiz malları alıp satan bir satıcının eline geçen bu prizma, ne olduğunu araştırılması için Martin’e getirilir, ancak bu gizemli prizmayı ele geçirmeye kararlı biri de önüne çıkan her engeli aşmak pahasına Martin’in peşine düşer. Elinde bulunan prizmanın gizemleri yavaş yavaş ortaya çıktıkça kahramanımız bazen korkuya bazen de umutsuzluğa kapılır, ancak yine de tüm sorunların üstesinden gelmeyi başarır.

Bu hikayeden çıkaracağımız mesaj “iyiye veya kötüye evrilecek kararlar, doğru ellerde mi yoksa yanlış ellerde mi olduğuna göre değişir.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Zeynep Ece
Tam adı:
Zeynep Ece Kumruluoğlu
Unvan:
Çevirmen
İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümünden 1995 yılında mezun olmuştur. Serbest çevirmenlik yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 143 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 50 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.