Zeynep Yılmaz

Zeynep Yılmaz

YazarÇevirmen
8.4/10
43 Kişi
·
100
Okunma
·
1
Beğeni
·
116
Gösterim
Adı:
Zeynep Yılmaz
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Çünkü ancak bu şekilde kalbim kandırabilirim. Koştuğum için hızlı atıyorsun... Bağırdığım için titriyorsun... Başka sebebi yok.
'' Üzülürsem aklım çıksın! ''
'' Ama insan hep mutlu olamaz ki Morfin, '' dedim
"Aklı çıkarsa mutlu olur,"dedi
Aklımı çıkardım, bir kenara koydum.
" Üzlürsem aklım çıksın! "diye bağırdım, dünyaya.
İyi ama bu nasıl iş, kaptan?
Yüzün bana dönükken sana sarılmak istiyorum... Sırtın bana dönükken göğsümü tamamla istiyorum... Çocuk kalmak istiyorum, yapamıyorum...
Korkarım, çocukluk hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir pazartesiydi.
Bir daha asla dönmeyecek, renki bir pazartesi.
"Bir zamanlar annenin karnındaydın, Rapunzel." dedim. "Doğum o zamanlar ölüm gibi bir şeydi. Rahme tutunmak için elinden geleni yaptın, kolay kolay çıkmadın dışarı. Rahim kadar gerçek, rahim kadar güvenli bir yer yoktu senin için ama kaçınılmaz olan gerçekleştiğinde kendini dünyada buldun. Ve bu kez de işte burası gerçek, buradan daha yaşanılası bir yer yok dedin. Şimdi de dünyadan ayrılmayı ölüm gibi görüyorsun. Ama bilemezsin ki Rapunzel, neresi daha gerçek? Yapmamız gereken tek şey, bir zamanlar rahme bütün gücümüzle tutunduğumuz gibi, şimdi de dünyaya bütün gücümüzle tutunmak. Çünkü ancak bu şekilde yaşadım diyebiliriz, elimden geleni yaptım... Ötesini düşünmek şart değil. Şu an buradasın. Gidenleri düşünme, çünkü sen o küçücük ellerinle dünyaya sımsıkı tutunmaya devam ediyorsun."
Kollarını boynuma dolayıp sarıldığında ve çenesi omzuma yaslandığında sonsuza kadar ağlayacakmışım gibi geliyordu. Eliyle sırtıma hafif hafif vuruyordu. Teselli vermekte o da ben de pek iyi değilizdir aslında.
“Özür dilerim,” dedi. “Her şey için.”
“Hasta mısın?” dedim ağlamaya devam ederken.
“Hayır.” dedi. “Gerçekten, iyiyim.”
“Neden kendini zehirliyorsun? Anlamıyorum!”
“Kendimi zehirlemiyorum.”
“Sen tanıdığım en büyük yalancısın,”dedim hıçkırarak.
“Bir gün aynı zamanda dünyanın en bencil ve en korkak adamı olduğumu da anlayacaksın,” dedi. “Ve o gün geldiğinde şans eseri hâlâ yanında olursam, sana her şeyi anlatacağım.”
456 syf.
·10/10
Tel solukta okuyacağınız bir kitap. Yazarın kalemini de fazlası ile beğendim. Özellikle Vitamin’in yazılarındaki o derin uslûp, hoşuma gitti. Olayın aslında böyle değişeceğini, bu denli çığrından çıkacağını asla tahmin etmiyorsunuz. Kimi yerde Morfin’e koca bir ağız dolusu hakaret etmek isterken, kimi yerde mutluluktan ağlayasınız geliyor. Son zamanlarda ki; ana konu olarak ‘aşk’ı ele alan, badboylarla dolu bir kitap değil. Aksine iki yakın arkadaşın hayatını anlatıyor. Maceraları, bazı yerlerde olan şeyler, insanı sürüklüyor. Mesela artık soğan doğramayı seviyor insan. Yeni bi depresyon çeşidi öğreniyorsun .d Ya da aklına senaryo gelmediği zaman, amuda kalkmayı denemeye karar kılıyorsun. Karakterlerin hepsi birbirinden eğlenceli. Absürt neredeyse hiç sahne yok. Safi dostluk hakkında bir kurgu. Ve bazı sahneler o kadar hoşuna gidiyor ki, kendini KKT üyesi hissediyor insan...
‘Yıllar önce yetimhanenin birinde iki tane kundak bulundu. Birinin içinde supradayn şişesi, birinde ise bir tüp morfin. Lakap olarak, dalga amaçlı kullanılan ‘morfin’ ve ‘vitamin’ isimleri ise onlara artık hayatları boyunca eşlik edecekti. Bazı nedenlerden dolayı yurttan, reşit olmadan kaçmaları gerektikten sonra İzmir’de sakin bir hayatları vardır. Taaa ki, Umutsuz Amatörler Atölyesi’nin ilanını görene kadar! İşler o denli karışmaya başlar ki; artık İzmir’deki eski hayatlarına büyük bi özlem duyarlar...’
232 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Hep kişilerin, şehirlerin, binaların tarihi yazılacak değil ya! Burada anlatılan tarihler ise tali yolların dillenmesi gibi düşünülebilir. Farklı bir şey okumak, duymak isteyenlere; yeni bir tat almak gibi bir şey diyebiliriz. Kitaplar ilginç başlıklara sahip. Kıskançlığın, öpüşmenin, kem gözlerin, şişmanlığın gibi. Kişi, mekan, şehirlerden sıkıldıysanız ya da bunları da merak ediyorsanız birileri bizler için derin ve ayrıntılı şekilde bunları araştırmış. Bu seriyi okudukça, kitapların içinden yeni ufuklara yelken açacak bilgilere de ulaşabilirsiniz. Doğan Kitap Yayınları, 'Renkli Tarih' adına sahip bu seri ile 'renkli' ve ilginç şeyler anlatıyor. Bu seriye ben de bir ilave kitap ekledim (Bu seriye ait değil ama kapak tasarımı bunlara benzediği için). Farklı, ilginç ve eğlenceli kapak tasarımlarına sahip. Bu seri aşağıdaki kitaplardan oluşmaktadır ve bu yazı serideki kitaplarda üst bilgi olarak yer alacak.


>> İfritler'den Dracula'ya Modern Vampir Mitinin Doğuşu: İfritler'den Dracula'ya Modern Vampir Mitinin Doğuşu

>> Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi: Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi

>> Kara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar Kitabı: Kara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar Kitabı

>> Öpüşmenin Tarihi - Popüler Kültürün Doğuşu: Öpüşmenin Tarihi - Popüler Kültürün Doğuşu

>> Ortaçağ'dan 20. Yüzyıla Şişmanlığın Tarihi: Ortaçağ'dan 20. Yüzyıla Şişmanlığın Tarihi

>> Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık: Edebiyatta Sanatta ve Popüler Kültürde Kıskançlık

+++
>> Avrupa'da Cinsellik: Avrupa'da Cinsellik
++++

Dagmar Herzog, Avrupa'da Cinsellik, Bir Yirminci Yüzyıl Tarihi alt başlığına sahip kitapta, yirminci yüzyıldaki cinsellik tarihini beş bölüme ayırarak inceliyor:
1.) Bölümde: Cinselliği yeniden düşünmek 1900 - 1914
2.) Bölümde: Devlet müdahaleleri 1914 - 1945
3.) Bölümde: Soğuk savaş kültürleri 195 - 1965
4.) Bölümde: Haz ve isyan 1965 - 1980
5.) Bölümde: Partnerlik ve pratikleri 1980 - 2010 yılları yer almaktadır. Bu çerçevede içinde ilerliyor.

Savaşlar dolaysıyla nüfusun azalmasına istinaden doğumların artması için çeşitli yollar denenir. Ayrıca doğum kontrolü yöntemleri ve kadınların çeşitli yollardan çocuk düşürme yolları hakkında bilgiler de veriliyor.

Cinselliği üremeden ayırmaya çalışan çabalar yirminci yüzyılın ilk dönemlerinde çeşitli Avrupa ülkelerinde rahat bir şekilde yapılırken bazı ülkeler de ise bu işlemler endişeyle gerçekleşir. Avrupa'da özellikle Katolik nüfusun yoğun olduğu yerler ile Protestan nüfusun olduğu yerlerde cinsellik anlayışlarının farklılığına değinilerek, Katolik anlayışın daha katı ama Protestan anlayışın ise daha esnek bir yapıya sahip olduğu ifade edilir.

Nazi Almanya'sı, Mussolini İtalya'sı, Stalin Rusya'sı, İspanya, Portekiz, İsveç, İsviçre gibi ülkelerden kürtaj, eşcinsel durumlar ve bunlarla ilgili yasal işlemler hakkında bilgi de veriliyor.

Nazi toplama kamplarında esir tutulan insanlar üzerinde yapılan çeşitli deneyler yanında, tecavüz, ırk ıslahı ve keyfi uygulamalar da kitap içinde anlatılmış.

Her şeyin tarihinin yazıldığı bir ortamda cinselliğinde tarihinin yazılmamış olması olmazdı. Avrupa'da cinselliğin tarihi de bu açıdan incelenebilir. Eğer kişi veya mekan tarihi dışında bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitaba şans verebilirsiniz. 20. yüzyıl içinde yaşanan feminist, eşcinsel, kürtaj, doğum kontrol yöntemleri; bunların siyasi, dini, toplumsal ve kişisel tepkileri de kitabın içinde yer alıyor. Bunu da yirminci yüzyılı 5 döneme ayırarak yapıyor. Avrupa kıtası özelinde bir anlatım yapılıyor. Ayrıca toplumun dışına itilen bazı cinsel sapmaların yirminci yüzyıl içinde geçirdiği evreler hakkında da bilgi veriyor. Özellikle okumak isteyenlere önerilir.

Bu kitabı 20 - 23 Ağustos 2019 tarihleri arasında okuyup inceleme yazısı ise 16 Şubat 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
456 syf.
·Beğendi·8/10
Okurken insana verdiği heyecan ve samimiyetin yanında insanları sürekli düşünmeye ve bunu bırakmamaya da teşvik ediyor. Kitabı basılmadan önce wattpad platformunda okumuştum. Vitamin kitabın başında bir yayınevine gidiyor. Adam da Ona kitapların ilaç etkisinde rahatlatıcı olması ile ilgili bi şeyler söylüyor. Vitamin ise açıkça kitapların bir amacı olması gerektiğinin bilincinde olan biri. Morfin parmak arası terliklerle gezen harika bir adam:)) Dostluğun en güzel hâli bu olsa gerek. Unutulan kavramların gerçekleştiği bi dünya. Düşündüren ve insanları bir amacın çevresine toplayan bu güzel kitap için yazara ve hayal dünyasına teşekkür ediyorum. ))
232 syf.
Cinselliğin gelişimi, 1900-2010 yıllarını kapsayan bir dönem beş bölüme ayrılarak incelenmiş. Bu sayede evreler arasındaki geçişleri daha net görebiliyorsunuz.
Örneğin, I. Dünya Savaşı öncesi dönemde devletlerin cinsellik üzerine yürüttüğü politikalar, cinselliğin bu dönemde nasıl algılandığı, evliliklerde cinselliğe bakış açısına değinmiş.
Genel hatlarıyla da; Kiliselerin doğum kontrol yöntemlerine, kürtaja ve cinselliğe karşı yaklaşımları, bu yaklaşımların toplum ve devlet politikaları üzerindeki etkisi ve Dünya Savaşları’ndan sonraki dönemde Kilise’nin cinselliğe karşı duruşu mercek altına alınmış.
Nazi Almanyası’nda yaşanan toplu katliamlara ek olarak gerek toplama kamplarında bulunan insanlara gerekse dışardaki eşcinsellere yapılan cinsel tacizler, cinsel aşağılamalar ve zaman içinde Nazizmin cinselliğe karşı duruşundaki değişime yer verilmiş.
Günümüzde ise cinselliğe yüklenen yeni anlamlar, cinsellik üzerinden yürütülen devlet politikaları anlatılmış.
Kitapta beni en çok etkileyen kısımlardan biri şüphesiz ki Nazi Dönemi Almanyası’nda yaşananlar, devletlerin ve kutsal kabul edilen mercilerin doğum kontrol yöntemleri ve kürtaja karşı yaklaşımlarının altında yatan nedenler oldu.
232 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Dagmar Herzog 20. yüzyılda cinselliğin izini sürüyor... Kalın perdelerle gizlenmiş sır dolu yatak odalarının içinden çekip çıkardığı cinselliğin izini, yirminci yüzyıl Avrupası’nın savaş meydanlarında, toplama kamplarında, ucuz kabarelerde, mahremiyeti unutmuş genelevlerde sürüyor Dagmar Herzog. Eşcinsellik, heteroseksüellik, fahişelik, tecavüz, kadın bedeninin ve doğurganlığının denetlenmesi konusunda gösterilen ısrar, kanunlar, cezalar, işkenceler… Herzog, cinsel olanın aynı zamanda politik olduğuna ilişkin kanıtları bir bir sıralarken, cinselliğin zevkle olduğu kadar acıyla ve utançla da yoğrulmuş tarihini sunuyor okurlarına.
281 syf.
·22 günde·9/10
Bu kitap bir feminist manifesto değil, bir kariyer rehberi değil, kişisel gelişim kitabı değil, hatta sadece iş hayatındaki kadınlara yol gösterecek nitelikte olduğunu dusunuyorsanız o kadarla da sınırlı değil.
Okurken yer yer kendinizle yüzleşecek, farkında bile olmadiginiz aşağılayıcı kulturel yaklaşımları içsellestirdiginizi göreceksiniz.
Dolu dolu bir kitap okuyacak ve bitirdiğinizde size bir seyler kattığını goreceksiniz.
Uzun ismine ve kapağina bakinca katı bir üslup bekleyebilirsiniz ama son derece samimi bir anlatimla ve sık sık yazarın kendi deneyimleriyle anlatilmak istenen aktarilmis.
Altını çizdiğim bol bol satır , kitabı tekrar açıp baktigimda hızlı hatırlatıcılar olacak
Anna
Anna Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz'i inceledi.
228 syf.
·Beğendi·8/10
Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz
Makbul olmayan kadınların öldürüldüğü birçok ülkeden birinde doğdum ben.Bu şekilde başlıyor kitabın ilk satırları...
Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz Zeynep Yılmaz
Kitabı okurken öyle akıp geçti ki anlatmam ama birde bu olayları yaşayan yazarı düşündüm,ben okurken akıp giden bu hayatlar,yaşayanlar açısından ne kadar uzun ve yorucu geçmiştir,diye düşünmeden edemedim. Dili,dini, ırkı,siyasi görüşü ne olursa olsun bir insanın neler yaşadığına dair empati duygumuzu kaybetmeyelim, korkmayalım empati yapmaktan çünkü birbirimizi ancak bu şekilde hoş görebiliriz,ancak bu şekilde insan olabiliriz. Feminist bir insan değilim,tek tarafın haklılığına asla inanmam.Yazar her ne kadar feminist olsa da anlatmış olduğu kadınların yaşamlarında hep erkekler mi suçlu? hayır anneler,babalar, kız kardeşler, ağabeyler, akrabalar yani toplum suçlu...Bence feminizm kalıplarına sıkışıp kalmamalı kadın,bir kadın her şeyden önce annedir ve merhameti tek taraflı değil tüm insanlara olmalı...Yazmak istediğim o kadar çok cümle var ki bu kitapla ilgili ama sizleri kitaptan bazı alıntılarla baş başa bırakmak istiyorum çünkü ben ne söylesem de kitabın yazarı kadar etkili olmayacaktır...
*Arzu var bir de."Arzu"...Neler düşünülerek konmuştur ismi değil mi?Belki de sadece babaannesinin adıdır.Ya da babası Arzu adında bir kadına aşıktı bir zamanlar...Ne umutlarla sarılmıştır kundaklara,ninniler söylerken ne hayaller kurulmuştur geleceğiyle ilgili.Ya ilkokul forması giydiğinde?"büyüyünce doktor olacak benim kızım"demiş midir kimse.Ah Arzu!Kimlerin hayal kırıklığısın söylesene,diyesi geliyor insanın.Sonra birden sahne değişiyor kafamda;istenmeyen bir çocuk belki de Arzu.Dövüle dövüle büyütülen...Ah Arzu!Kim bilir hangi hayal kırıklıklarının camı battı canına da bu hale geldin?Elinde idrar torbası,donuk ve uyuşmuş halde,bir durup bir yürüyen Arzu'dan söz ediyorum.Tanımazsınız Arzu'yu. Çoğunuzun tanısa da 'görüşülecekler' listesine almayacağı Arzu'dan söz ediyorum...Sen kamburu musun bu dünyanın Arzu?Yoksa bütün dağlar yük mü senin sırtına?
*Babasının ölümünü anlatmış...
Onuydu kasımın.Hava çok soğuktu.Toprağı kazmışlar,kefeninden tutup mezara koyarlarken seni"gitme Baba" diye bağırışım geliyor aklıma.Çok soğuk.Aylardan Kasım.Üşüyorum.Seriyorlar babamın bedenini soğuk toprağa.Babamın bedeninde üşüyorum toprağa değerken.bak yine Kasım geldi,ben yine üşüyorum.Koru beni baba.Kötü adamlardan, haksızlıktan... Üşüyorum yine.Kasımdan mı babasızlıktan mı? Bilemiyorum...
*Her görüşten öğrencilerimiz oldu,her dilden ve her inanıştan.Birini diğerine üstün tutmadık ama hangisi mazlumsa onun yanında durduk biraz.Ülkemizin kalbimiz kadar büyük olduğunu,kalbimizi ne kadar sevgiyle büyütürsek o kadar güçlü ve huzurlu bir ülke olacağımızı söyledik...
*Felsefe dersinde "Anadolu Bilgeliğinin Ahlâkî Anlayışı"nı anlatırken,genel olarak "yaradılanı sev yaradandan ötürü"düsturuyla hareket ettiklerini söylerdim.
Tek bir şey daha söylemek istiyorum kitapla ilgili;siz sadece sonuç paragrafını görüyorsunuz.İnsanların giriş ve gelişme bölümlerinde neler yaşadığını bilmeden özet çıkartmayın. İyi okumalar...
Kapalı Kadın Psikiyatri'ye Hoş Geldiniz
Parçalanmış Ruhlar Bütün Bedenler
Zeynep Yılmaz
Öteki Yayınevi
346 syf.
·Beğendi·9/10
Basit bir köylü olan Tomasu'nun, onurlu ve erdemli bir savaşçı olan Takeo'ya dönüşümünü anlatan güzel ve sürükleyici bir roman. Samuray ve Japon efsanelerini sevenler için güzel bir seçim olabilir.
kennedy benim için hiç kimse mükemmel değil ama sen gerçekten mükemmel bir yazarsın. kitapların ayrı bir mükemmel sana bayılıyorummmm.bu kitabı bititrdikten sonra ''BEŞİNCİ BÖLGEDEKİ KADIN'' olacak.
281 syf.
·32 günde·Beğendi·8/10
Kadınların is hayatında var olma çabasını destekleyen ve çaresiz kaldığı durumlara yol gösteren çok etkileyici bir rehber. Gerçek hayat hikayeleriyle desteklerek anlatılan yönlendirmeler mevcut. Kitabin sonunda katilabilecegimiz topluluklara da yönlendirmeler var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zeynep Yılmaz
Unvan:
Yazar, Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 100 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 96 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.