Geri Bildirim
  • İNCELEME DEĞİL, 90'LARA AĞIT :)

    Selam olsun o polaroid renkli 90'lara...

    İlgili şarkımız : https://youtu.be/QVbD9lKVszE

    Sene 2002. Hala ilkokul dörde gidiyorum. Okul bitmiş karneler dağıtılmış. Ben de kaideyi bozmadan, taktir teşekkür ne kadar saçma ve rencide edici şey varsa almışım.

    Öğretmen olan abim de bana yaz tatili için bu kitabı almıştı, küçük ilçemizdeki küçük kırtasiyeden. Kitap okumak ta neymiş arkadaş.

    Dışarıda şahane bir hava, güneş, orman arkadaşlar, bisiklet, uçurtma, misket, körebe, topaçlar tasolar, sporcu kağıtları, meybuzlar, atari salonları, mahalle maçları, kavgalar, kaçmalar, kızları kovalamalar, kuran kursunda tespih maçı yapmalar ve güreşmeler, çimenler üzerinde yuvarlanmalar, ormana pikniğe gitmeler, yaz geceleri ateş başı muhabbetler arkadaşlarla, bölgesel radyodan istek parçalar isteyip sevdiğimiz kızların da aynı anda aynı radyoyu dinleme ve sözlerimize şahit olma olasılığının vermiş olduğu kelebekli duygular... Güzel günlerdi be. Bazen düşünüyorum da, geçmiş sırtımızda bir kambur gibi. Onunla yaşanmıyor. Attığımız zaman ne de çok ferahlıyor insan kamburunu. Ne demişler;
    geçmiş güzel bile olsa can yakar en az kötü zamanlar kadar.

    Tüm bunlar varken hayatta hangi çocuk kitap okuyabilir ki? Ben de okumadım zaten.

    Aradan zaman geçti eski tatların rengi solunca yeni bir tat aradım. Bu kitabı hatırladım sonra. Aldım elime okudum ve o andan itibaren okumaktan ve özellikle öyküden-öykücülükten müthiş bir haz almaya başladım. O yaşımda başladım öyküler yazılar karalamaya. Benim de söyleyecek sözlerim, kağıtlara dökecek düşlerim vardı ve yazdım. Yazdım okudum yine yazdım.

    Belki de beni okumaya-yazmaya başlatan kitap bu olabilir. Çocuk kalbi ile aynı dönemde okumuştum. O yüzden hangisi önce kestiremiyorum.

    Kitapta küçük öyküler var. Çocukluk anıları ve öyküleri. O kadar sıcak ve içten ki, okuduğum zaman sanki o olayları ben yaşamış sanmıştım vaktiyle. Çok hoş bir derleme olmuş. Kitabın hala bir baskısı var. Abimin hediyesi. Kapağından ise adım soyadım sınıfım okul numaram... O çağlarda beni tanımlayan ne varsa yazmışım. :)

    Bu kitabı bulursanız okumanızı önerebilirim. Hatta ben yeniden okuyup bu yazıyı güncellemeyi düşünüyorum.

    Okuyacaklara selamlar sevgiler, çocuksu kalbinizden öperim. :)

    Çıkış şarkımız : https://youtu.be/4TYGM2f3830
  • Bu inceleme sanırım sadece Alpay Erdem okuyanlara hitap edecek. Çünkü onun dilinden konuşacağım.

    Alpay Erdem çizgisinin dışına çıkmayan, çıkamayan, az ünlülükten nemalanan, hayvan sever, Çiko ve Venüs'ün hatta 3.kitapla birlikte Hazar Boy'un babası. İlk iki kitabında sıkça yer alan Özlem'im ve Hayali kuzen hikayelerinin yerine bu sefer "Tankut Ağabey"in hikayeleri gelmiş çok da iyi gelmiş. Özlem ile olan hikayeler yine en çok güldürenler oldu beni. Özellikle evde yapılan Esra Erol programı mizansenine uzun süre güldüm. Ara ara çok kötü yazılar da sıkıştırılmış, fakat onların da farkında evet yazdım ama niye koydum bilmiyorum diyerek kendini savunmamış. Bu yüzden de seviyorum kendisini. 4'ü bekliyoruz bakalım. Renk renk kitapları yanyana yer alıyor kitaplıkta.
  • Merhaba arkadaşlar. ihtiyar geçenlerde kendi yazdığı bir hikaye paylaştı. Çok etkilenip, ben de üzerinden bir hikaye yazdım. Sonrasında o da devamını getirdi. Anlayacağınız ikimiz bir üçleme yaptık:) Yazılar birbirini besledi. Sitede yazan çok arkadaşımız var ve giderek çoğalmakta, bu da mutlu ediyor beni. Paslaşmak çok güzel. Hikayeleri sırasıyla paylaşıyorum.
    NERMİN ABLA: #28538356
    PENCERE KENARI: #29024617
    CENAZE: #29086692
  • Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları Yeni Gine'ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?” diye sordu.Bu basit bir soruydu ama Yali'nin tanıdığı şekliyle hayatın en can alıcı sorusuydu.Oysa Yali'nin basit gibi görünen sorusu yanıtlanması güç bir soru.Yali ile aramızda bu konuşmanın geçtiği günden bu yana insanlığın, tarihin ve dillerin evriminin başka yönleri üzerinde araştırmalar yaptım, yazılar yazdım. Yirmi beş yıl sonra yazılmış bu kitapla Yali'nin sorusunu yanıtlamaya çalışacağım.
  • Demek ki bulantı bu: göz kamaştırıcı bu apaçıklık. Üzerinde kafa patlattım. Yazılar yazdım. Şimdi biliyorum. Varım (dünya da var) ve dünyanın var olduğunu biliyorum. Hepsi bu. Benim için önemli değil. Benim için hiçbir şeyin öneminin olmaması çok acayip, korkuyorum bundan.
    Jean-Paul Sartre
    Sayfa 167 - Can Yayınları
  • Kitap için inceleme girmeyecektim aslında ama belki şaşıp yanılıp okumak isteyen olur, buralara bakıp benim gibi boş görüp şansa bırakmasın diye bir iki kelam etmek istiyorum.

    Kitabı ucuzkitapal.com'dan 2 liraya satın aldım fiyatı bu denli düştüğüne göre stok tüketmeye çalışıyorlar diye düşürüp beklentimi düşürsem de öncesinde isminden dolayı istemeden epey yükselmişti, belki değeri bilinememiştir diye.

    Gerçekten mükemmel bir tanıtımı var kitabın, esprili bir dil ve başarılı bir hiciv bekliyorsunuz.
    "Kıro Diktatör" aslında kitabın konusu bir nevi, günümüz iktidarına ve iktidar "yalaka"larına cinsellik üzerinden yöneltilmiş sövgü ve eleştiriler.

    İktidar yanlısı biri olmamakla beraber, bu denli sert bir üslubu yersiz buldum, bu arada kitap kısa yazılar ve manimsi şeylerden oluşuyor, bu da beni hayal kırıklığına uğratan bilmemkaçıncı nedendi. 45-50.ci sayfalardan sonra seviye epeyce yükselse de öfkeli üslup bir türlü sakinleşmek bilmedi.

    Hedef görmemeye çalışarak okuduğumda eleştirileri haklı ve yerinde buldum, güzel konulara güzel yaklaşımlar yapılmıştı.

    5 puanı aslında sadece alıntılarını paylaştığım 1-2 yazı ve paylaşmadığım başka birkaç yazı için verdim. Bunun dışında sokak ağzıyla yapılmış bir laf dalaşı gibiydi kitap benim için.

    Kitap hakkında düşünüp yazdıkça puanımı düşürecek gibi oluyorum, o yüzden incelemeye 5 yazdım ama her an değiştirebilirmişim gibi düşünün lütfen.

    Keyifli okumalarınız olsun. :)
  • Küçük Prens kitabı hakkında her küçük prens kitabı incelememe yazılar yazdım. Küçük prens kitabının muadil kitaplarını sevmiyorum. En güzel hikayesi denmesine gerek yok zaten tüm hikayesi güzel.